Günahkâr Muhalefet…



ID:15694
Yayınlanma:
17 Haz 17

Adına F Tipi, FETO, Nur tarikatı… Adına her ne deniyorsa; milliyetçi Osmanlıcı mezhepçi taşeron şebekenin geçmişini, geleceğini yüklenen misyonunu doğru anlamadan iktidarında muhalefetinde bunlara yaşam alanı olmaya devam edeceğini düşünün...

Başından beri izlenen etkisiz ve yanlışlar muhalefet; hayalperest siyasilerin akılcılıktan yoksun maceraperest siyaseti insanları adalet aramak için yollara döktü.  

Dışarıda; Var olan iktidar ve eklentilerinden farklı şeyler söylemediniz; aynı dil aynı zihniyetle hareket ettiniz. Amerika, İsrail, Suudi, NATO’nun bölge siyasetinde çokta farklı bir siyasi söylem ve eylem ortaya koyamadınız.

İçeride; Oyunu onların kurallarıyla oynayarak kazanacağınızı sandınız. Etkisiz ve edilgen politik söylemleriniz iktidarın ve eklentilerinin işini kolaylaştırmaktan başka bir işe yaramadı. Toplumu ikna edebilecek alternatif projeleri ortaya koyma ve halkı ikna etmekte yetersiz kalmanız cami cemaati ve ilkel deve tüccarı mantığıyla ülke yönettiğini zannedenleri tek seçenek haline getirdi ve gelecek 10 yılını da garanti altına aldırdı. Emin olun size minnettarlar ve aleni söylemeseler de kapalı ortamlarda bunu dile sıkça dile getiriler.

Sürekli kaybeden olmaktan kurtulmaktan için akılcı, köklü zihniyet değişimini düşünmediniz. Köhnemişleri ayıklayıp özgür düşünen beyinlerle zihinsel fırtınalar yaşamak/yaşatmak yerine geleneksel çürümüşlüğün yanına yenilik olarak iktidarın kullanıp attığı unsurları montajlayarak kendinize yalancı umutlar aşıladınız. Saraydan kovulduğu için feryat edenlere bir umut sarıldınız. Onları taklit ederek umut olabileceğinizi ve kazanacağınızı zannettiniz. Oysa onlardan hiç de farklı davranamadınız farklı olamadınız.

Sürekli kaybederken neden kaybettiğinizi, onların neden kazandığın düz ve basit mantıkla okumaya çalıştınız. Sorgulayan, özeleştiri yapabilen dinamiklere tahammülünüz olmadı, tıpkı alternatifi olduğunuzu iddia ettikleriniz gibi.

Gündem belirleyen değil gündeme eklemlenerek varlığınızı sürdürmeye çalıştınız. Gündemi belirlemenizde mümkün değildi zaten. Özgünlüğünüz farklılığınız olmadı. Neyi konuşacağınız neyi tartışacağınızı, hatta siyasetinizde kullanacağınız isimleri bile iktidar belirledi sizin için. Sistemin dışına çıkmak, önce kendi doğmalarınızı sonra sistemin doğmalarını yıkmak aklınıza bile gelmedi.

Hep yerel kaldınız kasabalaşan dünyada, hep geleneksel hep –eski politik aklı koruma anlamında- muhafazakâr davrandınız. Duvarları yıkıp da dünyada neler olup bitiyor diye bakamadınız; yoktu çünkü o ufuk o feraset. Geçmişten geleceğe bu günü okumak gibi bir düşünce hiç oluşmadı; çünkü kısa yoldan iktidar nimetlerine ortak olmaktan başka dert ve tasa yoktu.

Kasabalaşan dünyada kazananların neden kazandığını kaybedenlerin neden kaybettiğini sorgulayacak akıllardan yoksun kaldınız. Haklı ve başarılı örnekler üzerine analizler yapmak ve yeni metodoloji geliştirmek aklınıza gelmedi. Güçlü ve zorba olanı kıyasıya eleştirirken başkaca güçlü ve zorba olanın izinden gitmeyi ve ondan yardım umut etmeyi elden bırakmadınız.

Beni al onu alma demekten başkaca söyleyecek sözünüz olmadı.

Her söylem ve eyleminizle iktidarın destekçisi olmaktan; en kritik anlarda can simidi olmaktan başka işe yaramadınız kısaca…

İktidar ve eklentilerinin günahlarını ve adaletsizliklerini derleyip halkın önüne koyamadınız. Gerçekte adalet arayışınız yoktu çünkü. “Anayasaya aykırıda olsa desteklerizden”  Ortadoğu’da emperyalizmin yağmacılığına destek olmaya kadar aynileştiniz.

Aynı fonksiyonlara sahip unsurlardan daha kullanışlı olanının tercih edileceğini anlayamadınız.

Doğru yerde doğru zamanda doğru ve radikal adımlar atamadınız; çözüm olamadınız. Ülke siyasetinin bu noktaya evirilmesinde etkisiz ve pasif muhalifliğinizle katkı sunarken hayalperest, pragmatist ve maceraperest siyasilerin önünün açtınız. 

 Adaleti yürüyüşü için doğru karayolu seçildi mi tartışılır ama yürürken;

Ayrık otunun nasıl bitki olduğunu, nasıl kökleşip yayıldığını düşünün,

Tapınak şövalyelerinin nasıl örgütlendiğini ve nasıl varlığını sürdüğünü düşünün,

Adına F Tipi, FETO, Nur tarikatı… Her ne deniyorsa; milliyetçi Osmanlıcı mezhepçi taşeron şebekenin geçmişini, geleceğini üstlendiği misyonunu doğru anlamadan,  iktidarında muhalefetinde bunlara yaşam alanı olmaya devam edeceğini düşünün,

İktidarın dış ve iç siyasette attığı adımların batı yakasının gözetim ve denetiminde atıldığını, çözümün-adaletin-umudun asla batı yakasında olmadığını düşünün,

Spontane gündemlerin kavgasında, yerelliğin çıkmazlığında, batı yakasına yürüyerek adaleti bulamayacağınızı düşünün,

İktidara batı yakasının emperyal ittifaklarının gölgesinde onların yarattıkları canavarlarla mücadele edemeyeceğini, dışarıda kaybettikleri gibi içeride de masa-kasa-nisa hırsıyla doyumsuzluğun yarattığı adaletsizliklerin geri dönüşü olmayan felaketlere kapı aralattığını düşündürün.

Adalet Esastır, Her Şart ve Koşulda Herkese Lazım…