Düşünce ve Alıntı Yazılar Türkiye'nin Avrupalı olma şansı neden yok?



ID:18190
Yayınlanma:
12 Ağu 17

Rus basınında geçen hafta...

Gazeta.Ru’nun mikrofon uzattığı Rus-Alman Forumu Bilim Müdürü Aleksandr Rar’ın deyişiyle Erdoğan’ın kurduğu “dikey yetki sistemi” Almanlar tarafından diktatörlük olarak algılandığı için Türk-Alman ilişkileri çok geriledi. Öte yandan gazeteye konuşan Çağdaş Türkiye Araştırma Merkezi Başkanı Yuriy Mavaşov'a göre, artık Türkiye’nin AB’ye katılacağına inanan yok gibi. Bununla beraber milli egemenlikten kısmen taviz vermeyi gerektiren AB üyeliği, Türkiye’nin kendi seçtiği bir paradigma olduğu için ülkenin bu amaçtan vazgeçmesi bir hayli zor olacak. Mavaşov “Sonuçta Türkiye açısından AB’ye katılım süreci, AB üyeliğinden daha önemlidir” diyor.
REGNUM Ajansı yorumcularından Stanislav Tarasov, Suriye’de Moskova-Ankara-Tahran ittifakının geleceğini değerlendirirken Ortadoğu’da yeni şartların oluştuğunu iddia etti.
Sebebi, ABD başkanının Rusya ile İran’a karşı yeni yaptırımları onaylaması. Tarasov’a göre bundan sonra Rus yapımı tank, savaş uçağı ve S-400 füzelerinin alımını gündeme alan Moskova ile Tahran’ın siyasi işbirliği yeni ivme kazanacak. Öte yandan, bölgenin en büyük Amerikan üssünü barındıran Türkiye’nin ABD’nin “bölgenin baş düşmanı” İran ile yakınlaşması sürerken bu iki ülke Katar’ın yanında yer aldı.

Yazarın deyişiyle Rusya-Türkiye-İran ve Katar-İran-Türkiye üçlü eksenlerinden rahatsızlık duyan Amerika’nın, Türkiye’yi “yeniden kazanarak” ittifakların ikisini de bozmaya çalışma ihtimali doğal. Ne var ki bunun ana şartı Suriye Kürtlerine desteğin kesilmesidir. Tarasov, “bu şartlar altında Türkiye’nin, bir taraftan Batılı güçler, diğer taraftan Moskova ve Tahran ile kesin seçim yapmadan oynadığı oyuna devam edeceğini tahmin edebiliriz” dedi.


 
Nezavisimaya gazetesinde yazısı çıkan Igor Subbotin Rusya, Türkiye ve İran’ın, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un dediği gibi, cihatçıların gittikçe güç kazandığı Suriye’nin en problemli ateşkes bölgesi konumuna gelen İdlib konusunda pazarlık yaptıklarını öne sürdü.

İngiliz RUSI Analitik Merkezi Uzmanlarından Michael Stefens’e göre hiçbir “dış gücün sözünün geçmediği” İdlib konusunda ortak çözüm bulmak çok zor olacak. Uzman, “Heyet Tahrir el Şam”a başarısız bir şekilde karşı çıkan Türkiye’nin bile Rusya’nın desteğine ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.

Gazeteye konuşan Moskova Ekonomi Yüksek Okulu Dış Politika Bölümü Başkanı Leonid İsaev, “İdlib’te hem ateşkes sağlamaya çalışan hem ‘Heyet Tahrir el Şam’ ile mücadeleyi sürdüren dış aktörlerin işi zor” dedi. Üstelik kendisine göre “Hayat Tahrir eş Şam” ile “terörist olmayan ama silahlı olan gruplar” arasındaki sınır oldukça esnek.

En baştan “Türkiye’nin payına düşen” İdlib’e “Heyet Tahrir el Şam” geldikten sonra Ankara’nın “manevra kabiliyeti”nin büyük zarar gördüğünü iddia eden İsaev, Türkiye’nin kontrol ettiği silahlı grupların çihatçılara karşı zayıf kaldığını söyledi. Dolayısıyla TSK’nın yeni alan operasyonunu “hesaba almamız gerektiğini” savunan uzman, Tahran ve Şam’ın buna karşı çıkacaklarını dile getirdi.

Gazeta.Ru’nun mikrofon uzattığı Rus-Alman Forumu Bilim Müdürü Aleksandr Rar’a göre “Türkiye’nin Avrupalı olma şansı yok”.

Uzmanın deyişiyle Erdoğan’ın kurduğu “dikey yetki sistemi” Almanlar tarafından diktatörlük olarak algılandığı için Türk-Alman ilişkileri çok gerilemiş oluyor.

Öte yandan gazeteye konuşan Çağdaş Türkiye Araştırma Merkezi Başkanı Yuriy Mavaşov‘a göre, artık Türkiye’nin AB’ye katılacağına inanan yok gibi. Bununla beraber milli egemenlikten kısmen taviz vermeyi gerektiren AB üyeliği, Türkiye’nin kendi seçtiği bir paradigma olduğu için ülkenin bu amaçtan vazgeçmesi bir hayli zor olacak. Mavaşov “Sonuçta Türkiye açısından AB’ye katılım süreci, AB üyeliğinden daha önemlidir” diyor.

Politexpert dergisine konuşan uzmanlar, YPG militanlarının Rakka’yı aldıktan sonra Deyr ez Zor istikametine dair olası ilerleme haberlerini değerlendirdi.

Rusya Bilim Akademisi Şarkiyat Enstitüsü’nden Boris Dolgov, Washington’un yönettiği Kürt gruplarının Deyr ez Zor petrol kaynaklarına göz diktiğini öne sürerek Rojava petrol yataklarının Suriye’de Kürt otonomisini ayakta tutacak kadar yeterli olmadığını söyledi. Dolgov’a göre bugün IŞİD’in elinde olan Deyr ez Zor petrol kuyuları, olası otonominin ekonomik bağımsızlığını sağlayabilecek.

Uzmana göre, YPG’nin arkasında duran ABD, Esad ordusu ile çarpışmaya yol açabilecek bu operasyonun Rusya, İran ve Şam karşıtı olması beklenen Kürt otonomisini bu şekilde güçlendirmeyi amaçlayabilir.

Doğu Bilimci Yevgeniy Satanovskiy ise IŞİD militanlarının Rakka’dan çekilerek Deyr ez Zor’a yerleştiğini ve orada ciddi direnişe hazırlandığını iddia etti. Kendisine göre ABD, kendi kontrolü altında olacak ve Esad rejimi, Türkiye ile İran’a düşman Kürt “yarı-devleti”nin kurulması için var gücüyle çalışıyor.

“Enerji gündemi”ne değinen EADaily ajansı, Gazprom’un “Türk Akımı”nın denizaltı kısmının yüzde 13’üne tekabül eden 125 km’yi tamamladığını yazdı. Geçen Haziran ayında projenin birinci hattının 2018’de, ikinci hattının ise 2019’da faaliyete gireceğini tahmin eden Gazprom Başkanı Aleksey Miller, Vladimir Putin’e verdiği raporda Türkiye’nin Rus doğal gazına talebinin gittikçe arttığını anlattı.

Bilindiği gibi Güney Avrupa’ya gidecek ikinci boru hattı projesine Gazprom, İtalyan Edison SpA ve Yunan DEPA SA katılıyor. Ne var ki ABD’nin Rusya karşıtı yeni yaptırımlarının “Türk Akımı”nı olumsuz bir şekilde etkileyeceğini tahmin eden ajans, Gazprom’un bu konuda hiçbir yorumda bulunmadığının altını çizdi.

Kommersant gazetesi, Gazprom-Media’ya ait KİT stüdyosunun Maya Productions ile beraber çekime başlattığı “Kalbimin Sultanı” adlı dizinin Rus pazarında en pahalı uluslararası proje olacağını tahmin etti. Gazetenin verdiği bilgiye göre Rus Birinci TV Kanalı’nda vizyona girecek ve Türkiye’de Türkçe çekilecek diziye Rus ve Türk oyuncular katılıyor. 24 bölümlük birinci sezon için sözleşme imzalanmış olup iki, üç, dört ve beşinci sezon için görüşmeler sürüyor.

Gazprom-Media yetkililerine göre yeni projeye, “Muhteşem Yüzyıl” dizisinin Rusya’da kazandığı başarıyı göz önüne alarak girişildi. Yıllarca “Muhteşem Yüzyıl”ı gösteren Domaşniy TV kanalının seyirci sayısı ikiye katlanmıştı.

Aynı zamanda “Russkoye” sinema şirketi, Türkiye’de “Uçta” adlı filmi çekmeye devam ediyor. Filme sadece Rus aktörlerinin katılması ve Suriye’de gelişen olayları anlatması ise projenin ilginç tarafı.Andrey İsaev/DuvaR