ABD Amerika’da silah hükümeti; Sinemadan gerçeğe



ID:20800
Yayınlanma:
10 Eki 17

Amerika’da 59 insanın ölümü ve 500’ü aşkın vatandaşın yaralanması, hem de çok rahat bir şekilde ve legal ve illegal yollardan onlarca uzun namlulu ve otomatik silah temin eden bir kişi tarafından yaşanması bu ülkenin çağdaş tarihinde ne bir ilk ve ne de son facia olacaktır, ama şimdiye kadar en korkunç facia olduğu kesin.

Amerika’nın Las Vegas kentinde yaşanan bu katliam medyanın iddia ettiğine göre bu ülkenin çağdaş tarihinin en korkunç katliamı telakki edilebilir. Bu cinayet 1 Ekim tarihinde açık bir alanda düzenlenen konserin yakınında bulunan bir otelin 32. Katından Poddack adındaki 64 yaşında olan bir kişi tarafından gerçekleşti ve katilin cenazesi bu cinayeti işledikten sonra kaldığı otelin odasında intihar etmiş halde bulundu.

 

Evet, tüm bu anlatılanlar, Las Vegas macerasının iki satırlık özetiydi. Ancak esas macera, Amerika’da silah üretimi, satışı ve yine bu ülkede başta sinema sektörü olmak üzere kitle iletişim araçlarında şiddetin yaygınlaştırılmasıdır.

İlk sebebe gelince, bu konu Amerika’da yıllarda görecede silahların kontrol edilmesini savunan demokratlar ve liberallerle silah satışı ve serbestisini savunan cumhuriyetçilerin arasında tartışılan bir konudur ve her tartışmaya açıldığında da kazanan taraf, silah üreticileri olmuştur.

 

Ancak ikinci sebep, daha çok araştırma gerektiren bir konudur, zira günümüzde medyanın etkisi ve insanların yaşamı üzerinde nüfuzu, kültürel bir süreci izlemekten ziyade ekonomi ile iç içe olmuştur, öyle ki hatta siyaset bile bu alanda ikinci plana itildiği anlaşılmaktadır.

 

Araştırmalar, Amerika’da her vatandaş günde ortalama 4 saat televizyon seyrettiğini gösteriyor. Her Amerikalı orta gelirli ailenin evinde genellikle iki adet televizyon bulunuyor ve bazen ailenin her yetişkin insanı kendine özel bir televizyonu bulunduğu belirtiliyor. Amerika’da TV kanallarında gösterilen şiddet, başta çocuklar ve ergenler olmak üzere seyircileri doğrudan etkiliyor. Amerika’da şiddet içeren görüntüler, zamanla anormallik özelliğini kaybedecek kadar fazladır ve uzun vadede sürekli kan, şiddet, silah ve patlama ve çatışma sahnelerinin bağımlısı olan bir filmde şiddet sahnesinin olmaması anormal bir durum gibi karşılanıyor.

 

TV programlarında sürekli şiddet olaylarını izlemenin bir başka sonucu, şiddeti sorunların çözümü için bir yöntem olarak benimsemektir. Nitekim Amerikalı çocuklar TV ekranlarında izledikleri görüntülerle zamanla şiddetin her türlü sorunu çözebileceğini ve insanı her türlü tehlikeli durumdan veya şer birinin elinden kurtarabileceğini düşünmeye başlıyor. Yaşamında sürekli medyanın etkisi altında bulunan sıradan bir Amerikalı vatandaş için şiddet, her türlü zor düğümü çözümleyen kestirme bir yol şeklinde ortaya çıkıyor.

 

Tüm bunlardan başka, yeni teknolojilerin sanal ortam kullanıcıları ve bu ortamdaki oyunların muhataplarına sunduğu yeni imkanlar da bu kesime mensup olan insanların arasındaki ilişkilerin de sanal bir havaya bürünmesine yol açıyor. Bu ortamda ve içinde yaygın olan oyunlarda kullanıcı çok soğukkanlı bir şekilde ve hatta kendini güçlü hissederek binlerce kişiyi katledebiliyor, üstelik eli kana da bulanmıyor. Karşı tarafa ateş ederek yok etmek, zafer kazanarak bir sonraki merhaleye geçmek için bu tür oyunların şartıdır ve bu durum gerçek dünyayı da sanal dünya gibi telakki edecek kadar tekrarlanıyor ve kullanıcılar bu kez sanal dünyada yaşanan olayları gerçek dünyada da uygulamaya çalışıyor.

 

Şimdi bu duruma bir de sinema filmlerinde daha gerçekçi ve hatta gerçek şiddet olaylarını da ekleyin ve içine biraz da heyecan, duygusallık, boş bakış ve psikolojik perişanlığı da ekleyin. İşte o zaman bir katilin nasıl üretildiği formülünü elde etmiş oluruz, hem de öyle bir katil ki korkunç bir cinayet ve toplu kıyımla gerçek dünyayı en az bir kez olsun hatta canı pahasına hissetmek istiyor.

 

İran’da yayımlanan bir gazetenin yazarlarından biri, Amerika’nın Las Vegas kentinde yaşanan katliam olayından bir kaç gün sonra şöyle yazdı: Las Vegas ve Hollywood, Disneyland’ın yanında yer aldığında, Amerikan yaşamının üçgenini oluşturur. Bu üçgenin her bir kenarı öteki kenarını kapsar ve hiç birini ötekilerden bağımsız görmek mümkün değildir.

 

Gerçekten de Amerikan filmlerini gözden geçirdiğimizde, Hollywood’un her zaman Las Vegas’tan rüya gibi görüntüler yarattığı ve bu kenti dünyada her türlü zevki tatmanın mümkün olduğu bir kent gibi gösterdiği anlaşılır, öyle ki her Amerikalı vatandaş Las Vegas’a gelip eğlenmeyi ve dolarlarını harcamayı başarabilecek kadar zengin olmayı arzulamaktadır.

 

Natan Gardles ve Mike Medavi adlı iki yazar, Irak’tan sonra Amerikan putu başlığı altında kaleme aldıkları kitapta Hollywood’un günümüz dünyasında rolünü ve dünyanın bu sinema devinin başarıları ve başarısızlıklarını masaya yatırdı. Eserin yazarları bu eserde, genel diplomasiden ve Hollywood’un nasıl onu özellikle 11 eylül 2001 saldırılarından sonra yönlendirdiğinden söz ediyor.

 

Harward üniversite öğretim üyesi Joseph Nay, yumuşak güç tezi ile ilgili sunduğu analizleriyle tanınan bir bilgindir. Nay bu esere bir önsöz yazmıştır. Nay önsözde sinema medyası ve Hollywood’un görsel endekslerinden yararlanma temeline dayanan ABD diplomasisinin imkanlarının nüfuz gücüne işaret ederek, Berlin duvarının yıkılması ve eski sovyetler birliğinin çöküşünde füze ve bomba hiç bir anahtar rol ifa etmediğini, bunu yapan yumuşak güç olduğunu, bu güç çok önemli olduğunu ve Hollywood bunun baş etkeni olduğunu belirtti. Nay’a göre, Amerika’nın imajı diğer ülkelerden farklı olarak sadece Amerikalıların oldukları ve yaptıkları şeylere göre dünyaya tanıtılmakla kalmıyor, aynı zamanda Amerikalıların küresel vitrinlerinin aracılığı ile kendilerinden gösterdikleri imaja dayanıyor. Hollywood sinemasında propagandası yapılan değerler mutlak, evrensel, insanların ve beşeriyetin kurtuluşu için gerekli değerler gibi sunuluyor.

 

Bu nokta, sermaye düzenine bu inançtan hareketle istediği şeyi üretme ve reklamını yapma amacına ulaştırmaya katkı sağlıyor.  Hollywood sineması ne zaman bir konuyu kendi çıkarları doğrultusunda ön plana çıkarmak istediyse, elindeki propaganda araçlarını en iyi şekilde kullanmıştır. Amerika’nın büyük silah firmaları da sinemanın bu gücüne dayanarak en yeni ürünlerini Amerikalı filmlerin kahramanlarının eline veriyor ve böylece bu inancı muhataplarının kafasına işliyor.

 

Gerçekte silah firmaları dünyanın dört bir yanında savaşlar çıkarmak ve sonuçta bu firmaların çıkarlarını ve bekasını temin etmek için siyasilerin desteği, propaganda kampanyaları ve daha da önemlisi ürettikleri ürünlerin etkinliğini gösterecek bir ortama ihtiyacı vardır. Bu yüzden Amerika’da silah firmaları ürettikleri silahları satmak için her türlü fırsattan yararlanıyor.

 

Burada ilginç olan bir nokta da şu ki Amerika’nın en büyük silah üretici firmaları olan Lockheed Martin, Boeing, Nortrop Graman, Kolt, Halibertone, General Dinamic gibi firmaları ve hepsinden daha da önemlisi silah milli derneği sadece medyada reklam yapmakla yetinmiyor. Bu çevreler amaçları daha fazla silah satmak ve sonuçta daha fazla gelir elde etmek olduğundan, ABD kongresindeki siyasi lobilerini kullanarak dünyanın dört bir yanında savaş çığırtkanlığı yapıyor ve böylece azami kazanç elde etmek için tüm kapasitelerini kullanıyor.

 

Tüm bu anlatılanlardan anlaşıldığı üzere, Amerika’da sinema, televizyon ve bilgisayar oyunlarında bunca şiddetin gösterilmesinin sebebi, silah üreticilerinin çıkarları ve ekonomi ile sıkı sıkıya bağlıdır ve hiç bir kültürel temele veya insani veya sanatsal ilkeye dayalı olmadığı açıkça ortadadır.

 

Amerikalı ünlü aktör Dustin Hafman,Hollywood’da bir aktör eline silah almayı kabul etmezse, başrol yerine ikinci rolle yetinmek zorunda kalabileceğini ve bu ısrarını sürdürürse, çok kısa bir rolle yetinmesi gerekir, diyor. Amerikan radyosuna konuşan Hafman, aktörlük yıllarında sürekli oynadığı filmlerde silah kullanmaya çalıştığını, fakat iki filminde silah kullandığını belirtiyor. Hafman bunun için şahsi gerekçeleri olduğunu ve silah eğlence sektörünün bir parçası olmaması gerektiğini düşündüğünü vurguluyor.

 

Amerikalı aktör Dustan Hafman şöyle devam ediyor:

 

Ben silahlarda hiç bir ilginç şey görmüyorum. Silahlar öldürmek için ve tehdit etmek içindir. Yönetmenler genellikle zayıf bir senaryoyu takviye etmek için silahtan yararlanır. Ancak daha önemli olan şu ki bazı aktörler silah kullanmayı reddettikleri için işlerini kaybetmiştir.

 

Gerçi Dustan Hafman silah kullanmayı şiddetin propagandasını yapmak şeklinde değerlendiren Hollywood sinemasının seyrek yıldızlarından biridir, fakat gerçek dünyada bu cehennemlik ilişki hala sanayi, sanat ve ekonomi arasında vardır ve sonucu da  ABD sineması ve eğlence dünyasında Las Vegas faciası gibi korkunç olaylar şeklinde yansımaktadır.