Kültür ve Sanat Bahtiyar Aslan: Entelektüel suikaste uğradığımızı düşünüyorum



ID:20879
Yayınlanma:
12 Eki 17

Türk Edebiyatı Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Bahtiyar Aslan, "Battalnâme geleneğini devam ettirmemiz mümkün değil fakat içinde barındırdığı ilke ve şuurlarla, gelecek nesillere yahut bize bir şekilde taşınması lazımdı. Bunun için çok sağlam ve inandırıcı sinema filmleri yapılabilirdi veya Battalnâme'de geçen birtakım isimler birer sembol olarak yani başka ve daha modern semboller içerisine yerleştirilebilirdi. Bizim bu konuda bilimsel veya entelektüel bir suikaste uğradığımızı düşünüyorum" diye

Türk Edebiyatı Vakfı'nın organize ettiği "Çarşamba Sohbeti" etkinlikleri kapsamında, "Anadolu'da Battalnâme Geleneğine Dair" konferansı verildi.

Vakfın Sultanahmet'teki merkezinde gerçekleşen programda konuşan Türk Edebiyatı Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Dr. Bahtiyar Aslan, eskiden köylerde akşam oturmalarında, Battalnâme geleneğinin yaşatıldığını belirterek, babasının da Battalnâme okuyucusu olduğunu fakat günümüzde bu geleneğin devam ettirilemediğini söyledi.

Aslan, Battalnâme okunmadan önce ve sonra duaların okunduğunu anlatarak, "Artık bu icraların günümüzde devam etmesi imkansız. Günümüzün sosyal yapısı bunu zaten kendisi yok ediyor. Fakat önemli olan bu kitaplarda Battalnâme, Hazreti Ali'nin hikayeleri anlatılıyor. Günümüzde ise bilgisayar teknolojisinin gelişmiş olmasından dolayı bu konuların artık devam etme gibi bir durumu kalmadı." dedi.

Günümüz dünyasından, kahramanlık hikayelerine bakıldığı zaman çok komik karşılanabileceğini işaret eden Aslan, Battalnâmede bahsi geçen, "Binbir Gece Masalları"nın Gemici Sinbad'ı ile Battal Gazi'nin savaştırıldığını, Battal Gazinin ise bu savaşı zaferle sonuçlandırdığını hatırlatarak, bu tarihleri denk gelmese bile İslam kahramanının bütün kahramanları nasıl yendiğinin anlatılmak istendiğini ve bunun başarıyla betimlendirildiğini vurguladı.

Bu anlamda İslam kahramanlarının yeni nesillere yeterince aktarılamadığını ifade eden Aslan, şöyle devam etti:

"Matriks'te gördüğümüz gibi bazı Batı kendi kahramanlarının ilkelerini, modern sinema teknikleri içerisinde insanlara verdigini görüyoruz. Bizim Battalnâme geleneğini devam ettirmemiz mümkün değil fakat içinde barındırdığı ilke ve şuurlarla, gelecek nesillere yahut bize bir şekilde taşınması lazımdı. Bunun için çok sağlam ve inandırıcı sinema filmleri yapılabilirdi veya Battalnâme'de geçen birtakım isimler birer sembol olarak yani başka ve daha modern semboller içerisine yerleştirilebilirdi. Bizim bu konuda bilimsel veya entelektüel bir suikaste uğradığımızı düşünüyorum. Battal Gazi sadece bir örnek, diğer bütün masalarımız ve destanlarımızdaki ilkelerin, ilkel olduğunu ve bilimsel olmadığını anlatan bilim adamları, entelektüelleri aslında bizim tarihi şuurumuza suikast düzenlediler ve bizi bu metinlerden kopardılar."

Battalnâme'nin eğitici yönü
Aslan, Battalnâme dinleyerek büyüyen çocukların, kahramanlık hikayelerinin yanı sıra birçok eğitimi de bir arada aldığını belirterek, "Dikkat ederseniz bu metinleri dinleyen çocuk , farkında olmadan musiki, şiir, aruz ve estetik eğitimleri de alıyor." diye konuştu.

Battalnâmede geçen, Battal Gazi ile aralarında gönül bağı olan Gülendam isimli kadının, saçlarından bir mendil örmesini ve bu mendili sevdiğine hediye etmesini anlatan ve örnek gösteren Aslan, böylece çocukların en sağlam kaynaktan sevgiyi ve hakiki aşkı da öğrendiğini işaret ederek, şöyle devam etti:

"Bu hikaye dünya edebiyatında örnek gösterilebilecek en uç hikayelerden birisidir. Biz küçümsüyoruz bugün belki, 'Yahu saç teliyle mendil mi örülür' diye ama bu hikaye, romantizmin müthiş bir örneğidir. Bunu dinleyen bir çocuk, muhtemelen nasıl aşık olması gerektiğini öğreniyor çünkü hikayede estetik bir şekilde aşk oluşuyor ve bu aşk harika bir şekilde anlatılıyor."

"İslam'ın kahraman anlayışının bir örneğini görüyoruz"

Anadolu'da anlatılan Battalnâme'de, kahramanlık öykülerinin ve destanlarının en önemli yanının ise belirlenen ilkelerin çok net bir şekilde ortaya konulduğuna işaret eden Aslan, "İlkelerden biri icra anında Müslümanların ve Müslüman Türk toplumunun küffarla karşı karşıya gelirken yaşadığı o heyecanın sürekli tekrarlanması ve anlatılmasıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Aslan, diğer ilkeleri ise şöyle anlattı:

"Bu ilkeler etrafında İslam medeniyetinin dünyaya sunduğu bir kahraman tipolojisi vardır. Tarihte Battalgazi'nin yanı sıra başka kahramanlar da var ama 13. yüzyıla geldiğimiz zaman bu kahramanlarımızın hepsinin özellikleri, ahlaki davranışları ve yiğitliği sanki Battal Gazi'de temessül ettiğini görüyoruz. Yani dünyaya sunduğumuz medeniyetin kahraman algısına ait, tarihte var olan bütün özelliklerinin bulunması lazım. Dolayısıyla Battal Gazi'nin gerçekte yaşayıp yaşamadığını bir tarafa bırakıyoruz ve burada biz, bir İslam medeniyetinin, İslam'ın kahraman anlayışının bir örneğini görüyoruz."

Konferansın sonunda konuşan Türk Edebiyatı Vakfı Başkanı Serhat Kabaklı da Battalnâme'lerde mutkala örnek alınması gereken bir kıssa olduğunu aktararak, "Bu hikayelerdeki kıssaları bulup çıkarmamız lazım, onları yaşatmak kıssalarla mümkündür." dedi.

Kabaklı, şunları kaydetti:

"Ayrıca diğer bir önemli konu da çocukların ve büyüklerin severek izlediği Şirinler diye bir çizgi film vardı. Şirinler bir komün hayatıdır çünkü Şirinler'in hayatında herkes eşittir, gider yoktur, herkes işçidir ve mutlaka bir şeyler yapar. Bazı televizyonlar bunu, 'Şirin baba nerde? Şirin baba Cuma'ya gitti' diye seslendirmişler. Yani biz, bu kahramanlarımızın çizgi filmlerini yapabiliriz ve kıssalar şeklinde devam ettirebiliriz. Bu gelenek hem bir inanç geleneği hem de töre mantığıdır ve bunların yaşaması lazımdır fakat gelenekleri yaşatırken, bugünün şartlarına uygun hale getirilmelidir."