Sahte maskenizi çıkarın ve af dileyin!



ID:22725
Yayınlanma:
27 Kas 17

"Eğer mesele Allah'ın dini ise, sayı ve türbinler değilse, bunu yapmaları lâzım. Çünkü bu hamle, belki tabanda kopmalara sebep olur, Varsın olsun! Mesele çoklukla değil, çürüklerin aradan çıkması her toplum için ilerde başarı ve hedefe ulaşmada anahtardır."

Suriye olaylarına, “Vahdetciyiz” Vasatız diyerek, basiretsiz ferasetsiz bakıp, Mezhep savaşı olarak lanse eden İslâmcıların en yumuşak tavır koyanları bile, İran Ve Hizbullah’ı haksız eleştirip, akıl verme cüretine gitmişlerdi.

Aynı ya da farklı camia içinde Kimileri de, sosyal medyada TV ve gazetelerin köşe yazılarında, İslam inkılabına Hizbullah’a ve Aziz Liderlerine küstahça sözler sarf edip, resmen tekfircilerin safında yer aldıklarını bağıra bağıra dile getiriyorlardı. ve bu tavırları fitneye sebep olup geçlerin tekfircilerin kucağına düşüp Hizbullah’a düşman olmalarını sağlıyordu..

Kimi Aziz Rehbere alçakça dil uzatıp onu İmam Humeyni’nin yolunu terk etmek, zulmetmekle suçladı. Kimisi Şanı yüce Hizbullah’ı İsrail’e karşı başarısını inkâr etmeyip Suriye’de Mezhepçilik yaptığını Orda Sünnileri öldürdüklerini dillendiriyorlardı.

Daha nice iftiralara yalan ve dezenformasyonlara tellal olarak insanların gözünü hakka kör ettiler.

Ne acayip ki; Suriye’ye tellal olup direnişe dil uzatan bu insanlar Yemen’e, Nijerya’ya, Bahreyn’e kör sağır dilsiz oldular.

Ya da çok cılız bir tepkiyle alt telden name yaptılar, maksat dostlar alışverişte görsün...

Direnişin, İran ve Hizbullah’ın haklı savaşını biz 7 yıldır dillendirirken, onlar buna kulaklarını tıkayıp, gözlerini hakikatlere kapattı. Bizi Mezhepçilikle, baasçılıkla suçladılar…

Son zamanlarda, yeni yeni Direnişin ırak ve Suriye cephesinde Allah’ın verdiği zaferle, Katar’ın da Suud hattından kopması,  Türkiye’nin de direnişe yakın politikalar izlenmesiyle, Suriye’ye verilen tepkinin yüzde 5 i kadar olmasa bile, yavaş yavaş Suudi zulmü dillendirilip Yemen’deki mazlumlardan bahsedilmeye başlandı.

Yukarda yazdıklarıma muhatap olan kişiler, parti ve cemaatlerin hepsinin Allah’tan af dileyip hatalarını dillendirmeleri ve Direnişten özür dilemeleri gerekir. Bu onları küçültmez, bilâkis değer kazandırır.

Eğer mesele Allah'ın dini ise, sayı ve türbinler değilse, bunu yapmaları lâzım..

Çünkü bu hamle, belki tabanda kopmalara sebep olur, Varsın olsun!  Mesele çoklukla değil, çürüklerin aradan çıkması her toplum için ilerde başarı ve hedefe ulaşmada anahtardır.

Bunun aksi, esen rüzgârın yönüne yol almak olur, ki bu da, zayıf olanların tavrıdır..