Röportaj 'Suriyelilere yapılan yardım asla 30 milyar dolar etmez'



ID:24274
Yayınlanma:
30 Ara 17

Göç uzmanı Prof. Dr. Murat Erdoğan’la, Türkiye'deki göçmenleri ve iç göçü konuştuk. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Suriyelilere harcanan parayla ilgili sorusunun hükümet tarafından açıklanamadığını söyleyen Erdoğan, 2018 yılında da göçmenlere dair olumlu politikalar beklemiyor.

Suriye’deki iç savaş 6 yılı geride bıraktı. Savaştan kaçanlara kapılarını açan Türkiye’deki göçmenlerin sayısı 4 milyona yaklaştı. Savaşın sona ermesi halinde zorunlu göçle Türkiye’ye gelen göçmenlerin büyük bir bölümünün ülkelerine geri döneceği siyasetçilerin açıklamalarına konu oldu. 2014 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi Gaziantep mitinginde konuşan Recep Tayyip Erdoğan Suriyeli göçmenlere ilişkin, “Bu kalıcı bir durum değil, bu ilelebet devam edecek bir durum değil” diye konuşmuştu.

Uzun yıllar Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi’nin (HÜGO) müdürlüğünü yapan ve geçtiğimiz aylarda istifa ederek Türk-Alman Üniversitesi’nde çalışmaya başlayan Göç Uzmanı Prof. Dr. Murat Erdoğan’la Suriyeli göçmenlere ve entelektüel göçe dair konuştuk.

‘TÜRKLER DE BİR YILLIĞINA GİTMİŞTİ AMA 55 YILDIR ORADALAR’

Hacettepe Üniversitesi’nde yıllarca yurt dışındaki Türklerin uyum sorunları ve zorunlu göç üzerine çalışan Prof. Dr. Murat Erdoğan bir ay önce göreve başladığı Türk- Alman Üniversitesi’nde ‘Göç ve Uyum Araştırmaları Merkezi’ni kurdu. Bir yıl içinde Almanya’da da aynı merkezi açıp burada çalışmalarına devam edecek olan Erdoğan Türkiye’nin uyum konusuyla ilk kez Suriyelilerle yüzleştiğini söyledi. Erdoğan, “Uyum sadece kalıcılık söz konusuysa insanların aklına gelen bir şeydir. Eğer Türkiye’ye göçen insanlarla bir arada yaşayacaksak uyum gerekiyor. Uzun süre devlet Suriyeliler konusunda şunu dedi, ‘Suriyeliler, savaş bitip Esad düşünce gidecek’. Toplumlarda sosyoloji her zaman siyaseti yener. Almanya’ya giden Türkler de bir yıllığına gitmişti ama 55 yıldır oradalar. Türkiye’ye gelen Suriyeliler de ikinci, üçüncü seneden sonra artık buralı olmaya başladılar. Sayılar arttı, her yere dağıldılar ve geri dönüş imkânları da kalmadı” dedi.

‘BİRLİKTE NASIL YAŞAYACAĞIZ ÜZERİNE ÇALIŞMAK GEREKİYOR’

Türkiye’nin Suriyeliler’le ilgili kalıcı uyum politikaları oluşturmaya geç başladığının ve gerekli adımların tam anlamıyla hâlâ atılamadığının altını çizen Erdoğan’a göre “Birlikte nasıl yaşayacağız” üzerine sistemli bir şekilde  çalışılması gerekiyor. Avustralya, Kanada gibi tipik göçmen ülkelerinin tüm hayatı uyum çalışmalarına göre organize ettiğini söyleyen Erdoğan, kalıcı göçmenlere dair uyum politikalarının uygulandığı dünyadaki örnekleri şöyle anlattı, “Bizim gibi ülkeler dışarıdan çok fazla insanın gelmesini istemez. Türkiye’nin göç politikaları sadece Türk soyluların ülkeye gelmesine izin vermiştir. Uyum süreçleri bu yüzden kolay olmuştur. Dünyadaki örneklere baktığımızda Almanya aklımıza gelir. 60’lı yıllarda Türkiye’den işçi talep eden Almanların, ‘Biz Türkiye’den işçi istemiştik onlar insan yollamış’ diye bir sözü vardır. İşçiyi üretim mekanizmasının bir parçası olarak görmüşlerdir. Uçaktan inen insanları havaalanından direkt fabrikaya götürmüşlerdir. Göçen insanlar hayat kurmaya başladıklarında 80’li yıllardan itibaren uyum programı yapmaya başladılar. Bu göçmenler hayatın her alanında eşit haklara kavuştular. Sadece Almanya ile sınırlı değil Avrupa’daki birçok ülkede göçmenler siyasetten spora her alanda görünür olmaya başladı. Bizim de oraya bakmamız lazım. Suriyelilerle oluşan durumda, huzurumuzu bozmamak adına, uyum politikalarını uygulayıp çalışmalar yürütmek gerekiyor.”

Erdoğan’a göre Türkiye hükümeti uyum politikaları hazırlamakta geç kaldı.

‘SURİYELİLER TÜRKLERİN TENEZZÜL ETMEDİĞİ İŞLERDE ÇALIŞIYOR’

Göçmenlerle Türkiye vatandaşları arasındaki gerilimler zaman zaman haberlere konu oluyor. Kitlesel göçlerle gelenlerin işlerini ellerinden alacakları düşüncesiyle gerilimin ortaya çıkabileceğini söyleyen Erdoğan’a göre sayısı 1 milyonu bulan kayıt dışı çalışan Suriyeli var. “1 milyon Suriyeli inanılmaz düşük ücretlerle emek sömürüsü çarkının içerisinde çalışıyor” diyen Prof. Erdoğan, “Türklerin asla tenezzül etmeyeceği işler bunlar.  Herkesin beklentisinin aksine Türkiye’de çok büyük iş kaybı yaşanmadı. Türkler zaten o işleri yapmıyordu. Türkler arasında ciddi bir iş kaybı yaşanmaması Suriyelilerin şansı oldu. İş kayıpları olsaydı nefret çok daha yükselebilirdi. Şimdi ‘sahillerde geziniyorlar etrafa zarar veriyorlar’ tepkilerini görüyoruz. Çok az insan, geldiler işimizi elimizden aldılar diyor” diye konuştu.

‘SURİYELİLERE YAPILAN YARDIM ASLA 30 MİLYAR DOLAR ETMEZ’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriyelilere 30 milyar dolar harcandığı yönündeki açıklaması üzerine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Nereye gitti bu 30 milyar dolar?” diye sorduğunu hatırlattığımız Prof. Erdoğan’a göre ‘Türkiye Hükümetinin en büyük yanlışı dünya kamuoyuna, çok yükün altına girdik biz, imajı çizmek oldu’. Prof. Erdoğan, “Hükümet yetkilileri belirli rakamlar söylediler harcadıklarına dair. Tamam harcadınız ama bunun nasıl harcandığının Türkiye ve dünya toplumlarına açıklanması lazım. Hükümet bunu açıklayamadı. Kemal Kılıçdaroğlu, bu para nereye gitti dedi. Hükümet sıkıştı. Doğrudan Suriyelilere yapılan yardım asla 30 milyar dolar etmez. Bu yaklaşık 10 milyar dolar civarında görünüyor. Dışarıya güçlü görünmek, çok harcama yaptık demek için afaki rakamlar veriliyor” dedi.

‘2019 SEÇİMLERİNDEN DOLAYI HÜKÜMET BU TOPA GİRMEZ’

Türkiye’nin 2016 yılına kadar Suriye sınırında “açık kapı” politikası izlediğini, bu yüzden Suriyeliler dışında 1 milyondan fazla diğer ülke vatandaşlarının da Türkiye’ye geldiğini söyleyen Prof. Erdoğan şöyle konuştu, “Savaş, zulüm varsa  ve insanlar ölümden kaçıyorsa insanları alacaksın ama kontrol edeceksin; kayıt yapacaksın. Hükümet son süreçte bu konunun çok ciddi olduğunu anladı. Fakat kapsamlı ve iddialı bir göç politikasını ortaya koymak için 2018 yılı hiç uygun değil. 2018’de Türkiye’de göçmenlere ilişkin çok radikal kararlar alınmasını beklemiyorum. 2019 seçimlerinden dolayı Hükümet asla bu topa girmez. Dünyada en fazla mülteci barındıran ülkelerden birisiyiz ama seçimlerde mülteciler konumuz dahi olmadı.”

Erdoğan, 2019 seçimleri öncesi hükümetin göçmenler adına olumlu adımlar atmayacağını söyledi.

‘AK PARTİ’Yİ GÖÇ PARTİSİ OLARAK NİTELEMEK MÜMKÜN’

Suriyeli göçmenler dışında ülke içindeki göç hareketliliğinin de önemli boyutlara ulaştığını söyleyen Prof. Erdoğan yılda 2.5 milyon Türkiye vatandaşının yer değiştirdiğini söyledi, “AK Parti’yi bir göç partisi olarak nitelemek mümkün” diyen Erdoğan, “Göç eden insanlar çok hırslılar. Başka bir hayata girdikleri için büyük bir motivasyonla geliyorlar. Ben daha iyi yaşayacağım, çocuklarım daha iyi okullara gidecek diyorlar. Bu politik alanda da kendisini gösteriyor” dedi. Bu insanların muhafazakârlıklarından da vazgeçemediklerini, geleneklerini bir şekilde sürdürmeye çalıştıklarını belirten Erdoğan, “Sonra bizler sokaklarda kurban kesen insanlar görüyoruz, ne oluyor kardeşim diyoruz. Türkiye’deki göç hareketliliği kafalarımızda, genelde doğudan  kalkıp İstanbul’a yönelen hareketler olarak kalmıştır. Bu göç hareketliliğinin niteliği çok değişti. İnsanlar on yıldır çoğunlukla Karadeniz’den aşağı akıyor. Birçok kent boşalıyor. Oradan İzmir’e, Bursa’ya yerleşiyorlar. Doğuda ise doğrudan İstanbul’a gelmek yerine Mersin, Adana gibi cazibe merkezlerine yöneliyorlar. Kontrol edemediğimiz için bu süreç siyasi ve kültürel olarak kendi handikaplarını beraberinde getiriyor” ifadelerini kullandı.

‘İNSANLAR TÜRKİYE’DE KENDİLERİNİ GÜVENDE HİSSETMİYORLAR’

Son dönemde Türkiye’den yurt dışına doğru göç hareketliliğinin de arttığını söyleyen Erdoğan bunun nedeninin “daha huzurlu ve iyi bir yaşam arayışı” olduğunun altını çizdi. Türkiye’de entelektüel olarak tanımlanan grubun ise güneye doğru indiğini ifade eden Prof. Erdoğan sözlerine şöyle devam etti, “Son dönemde yurt dışına göç etmek yaygınlaştı. Özellikle akademisyenlere, gazetecilere baktığımızda insanlar kendilerini Türkiye’de yeterince mutlu ve güvende hissetmiyor; yurt dışında yeni alanlar oluşturmaya çalışıyorlar. Uzağa gitmeye gerek yok, benim Hacettepe Üniversitesini bırakıp Türk -Alman üniversitesine geçme sebebim de önümüzdeki  süreçte ailemin yurt dışında  yaşama isteğinden kaynaklandı. Bazı ülkeler bunu ticarete dönüştürmüş durumda, yeni yasaları buna göre düzenliyorlar. Dünyanın her yerinde ülkeler nitelikli insanları kapmaya çalışıyorlar.”

DuvaR