Kudüs Haberleri Trump’ın Büyükelçiliği Kudüs’e taşımasının on nedeni



ID:24455
Yayınlanma:
04 Oca 18

İşgal altındaki Filistin'de ve genel olarak dünyada bu kararın yasal boyutundan ve etkilerinden uzak olarak, İslam'a karşı savaş teorisini "İslami Aşırıcılık ile Mücadele" adı altında ardı ardına olaylar gerçekleşti.

Donald Trump’ın elçiliği Kudüs’e taşıma kararı, işgal altındaki şehrin Siyonist rejimin başkenti olarak tanındığı demektir ki bu karar Filistin çatışmalarının dünya meselelerin ön saflarında yer almasına ve bu karara karşı uluslararası muhalefetin yoğunlaşmasına yol açtı.

İşgal altındaki Filistin’de ve genel olarak dünyada bu kararın yasal boyutundan ve etkilerinden uzak olarak, İslam’a karşı savaş teorisini “İslami Aşırıcılık ile Mücadele” adı altında ardı ardına olaylar gerçekleşti.

Irak ve Suriye altyapısının tahrip edilmesinden ve bu iki ülkenin insanlarının yerlerinden edilmesinden ve bu grupların Sina’ya taşınmasından sonra, Siyonist rejime hizmet etme stratejisini uygulamak ve Çinlilerin bölgede nüfuzunu artırmak için bir araç olarak Nil ile Fırat arasındaki Arap bölgesinin işgali gibi çeşitli aşamalarda tüm bu olaylar gerçekleşmiştir.

Rusya’nın müdahalesi ve Türkiye’nin konumundaki değişiklikliği Amerika’nın planlarını bozmuştur ve bu duruma bölgesel siyasi çatışmalar ve güvenlik krizleri eşlik ediyor ve bu savaşın avantajlarından yararlanmak için ülkeler aralarında rekabet içindedirler. Trump’ın Kudüs’ü Siyonist rejimin başkenti olarak tanıma kararının ilk ve en önemli nedeni Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından oluşturulan Deaş’a karşı savaşın devam etmesidir.

Diğer dokuz neden şunlardan ibarettir:

İkinci: Trump, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın tepkisine karşılık olarak Trump’ın damadı Jared Kushner’ın Muhammed Bin Salman aracılığıyla Abu Dis’in başkent konusunu Mahmud Abbas’a teklif etmesi.

Üçüncü: Arap ülkelerinin Irak, Suriye, Libya, Yemen’de askeri gücünün çökmesi ve hepsinden önce Sudan bölünmesi ve ardından Mısır’ın etkisinin azalması.

Dördüncü: Körfez İşbirliği Konseyi’nin ortadan kalkması, Amerika Birleşik Devletlerle birliğine rağmen Suudi Arabistan ile Katar arasındaki diğer çatışmaların ortaya çıkması ve sınır ötesi terörist grupların maddi desteğinin durdurulduğu iddiası.

Beşinci: Başkalarının savaşlarıyla meşgul Arap ülkelerinin gerçek desteğindeki bölünme ve azalma nedeniyle Filistin’in duruşundaki zafiyeti ve Amerika Birleşik Devletlerin işgalciler karşısında direnişi önlemek için bir güvenlik koordinasyonu dayatması yoluyla, Filistin Yönetimi üzerinde nüfuz elde etmesi.

Altıncı: Yemen’de savaş harcamaları nedeniyle Suudi maliyesinin sona ermesi.

Yedinci: Suudi Arabistan ile İran arasındaki çatışmaların yoğunlaşması için ABD’nin çabası.

Sekizinci: Suudi Arabistan ve İran arasındaki çatışmalar ve Yemen, Irak ve Suriye adına askeri çatışma sonucunda Suudi Arabistan partiyi “terörizm” olarak adlandırdı ve Dışişleri Bakanı Adel El-Cebir’in Hamas hareketini “terörist” bir örgüt olarak adlandırması Filistinliler için hoş karşılanmadı ve savunucuların ve muhaliflerin siyasi ve sosyal tartışmaların medyaya yansımasına yol açtı.

Dokuzuncu: Arap Baharı döneminden sonra Sina çölündeki terörist gruplarla yüzleşen Mısır’ın zayıflamasıyla Mısır ve Suudi Arabistan arasında liderlik devretme veya paylaştırılması, Amerika Birleşik Devletlerin Arap karar mercilerini etkilemesini kolaylaştırdı.

Onuncu: Liderleri çok sayılı haline gelen Arap toplumlarının zayıflığı, kontrol ve karar alma gücünü kaybettirdi.