Röportaj Siyonist Rejim İle En Fazla İlişkisi Bulunan Hükümet Bahreyn’dir



ID:24927
Yayınlanma:
15 Oca 18

Bahreyn İslami Amel Hareketi Genel Sekreteri Yardımcısı, bu ülkenin sorunlarının iç meseleler olduğunu ve iktidar ailesinin yenilgilerini ve krizlerini başkalarının üzerine attığını ve Arap hükümetleri arasında Siyonist Rejim ile en fazla ilişkisi bulunan ülkenin Bahreyn olduğunu söyledi.

Bahreyn İslami Amel Hareketi Genel Sekreteri Yardımcısı Şeyh Abdullah Salih, bu ülkenin sorunlarının iç meseleler olduğunu belirtti.

Şeyh Abdullah Salih, İran basınına verdiği röportajda, Bahreyn Şiilerinin manevi lideri Şeyh İsa Kasım’ın durumu hakkında sorulan soruya şöyle yanıt verdi: ‘Şeyh İsa Kasım, birçok hastalıktan dolayı acı çekmektedir ve birçok ameliyat geçirmesi nedeniyle tam olarak sağlığına kavuşmamıştır.

Şeyh İsa Kasım’ın ev hapsi, geçmişe oranla daha da artmıştır. Çünkü önceden, Şeyh İsa Kasım’ın birinci ve ikinci dereceden akrabalarının onunla görüşmesine izin veriliyordu ama şimdi bu görüşmeler çok azaldı.’

Bahreyn İslami Amel Hareketi Genel Sekreteri Yardımcısı röportajın devamında, Al-i Halife’nin Şeyh İsa Kasım’a düşmanlık politikalarına değinerek şunları söyledi: ‘Al-i Halife yetkilileri, Bahreyn Şiilerine diz çöktürmek ve Şeyh İsa Kasım’ı da sahip olduğu konum ve taleplerinden geri adım atmamasını dikkate alarak, kontrolü altına almak istiyordu.

Şeyh İsa Kasım asla Al-i Halife Rejiminin isteklerine boyun eğmedi ve asla, gençlerin yasal taleplerini ve hareketlerini kınamadı. Bu nedenle de bu rejim, Şeyh İsa Kasım’a düşmanlık beslemeye başladı.’

Abdullah Salih, Bahreyn yetkililerinin Şeyh İsa Kasım’ın tedavi edilmesi konusundaki tutumlarını eleştirerek şunları söyledi: ‘Bahreyn yetkilileri,  Şeyh İsa Kasım’ın tedavi edilmesi konusunda, başta tam anlamıyla bahaneler üretmeye ve oyalamaya çalıştılar ama ülkeler, dini merciiyyet ve uluslararası alanda yapılan baskılar, Bahreyn Uluslararası Hastane Başkanı Faysal Zira’dan durumu sakinleştirmesinin istenmesine sebep oldu ve sonuç olarak, Şeyh İsa Kasım’ın tedavi edilmesini kabul etmek zorunda kaldılar.

Bahreyn yetkilileri, Şeyh İsa Kasım’ın evini çok sıkı bir şekilde kuşatmış, askeri kuvvetlerini evin etrafına konuşlandırmıştır ve bu kuvvetler, Şeyh İsa Kasım’ın sevenleriyle görüşmesine izin vermemektedir.’

Bahreyn İslami Amel Hareketi Genel Sekreteri Yardımcısı, bu ülkenin yetkililerinin Bahreyn Şiilerini ve muhalifleri vatandaşlıktan çıkarma eylemini yanlış bir karar olarak nitelendirerek, vatandaşlıktan çıkarılanların sayısının 510 kişi olduğunu ifade etti.’

Abdullah Salih, Bahreyn yetkililerinin bu kararı ile ilgili olarak şunları söyledi: ‘Onlar, aralarında önemli siyasi ve mezhebi şahsiyetlerin de bulunduğu kişileri vatandaşlıktan çıkararak, bunu, mahkumların serbest bırakılması gibi halkın temel isteklerinin uygulanmasını engelleyebilmek için gelecekte bir pazarlık aracı olarak kullanmak istiyorlar.

Al-i Halife bu eylemleriyle ve Şeyh İsa Kasım’ın yakınlarını ve rejim muhaliflerini tutuklayarak ve aynı zamanda korku ve dehşet ortamı oluşturarak, muhaliflerini susturmak istiyor.

Bahreyn’in sorunları dış sorunlar olmaktan ziyade, iç sorunlardır. İran’ın hassasiyeti dikkate alınarak, Bahreyn Rejimi, muhaliflerini İran ile ilişkilendirmeye çalışmaktadır.

Halkın, siyasi ve demokratik bir katılım sağlamak ve adil bir şekilde vatandaşlık haklarından yararlanmak istemesinin hiçbir şekilde Bahreyn dışındakilerle ilgisi yoktur ama Bahreyn hükümeti, yenilgilerini, krizlerini ve sorunlarını dışarı ile ilişkilendirmekten hoşlanmaktadır.’

Bahreyn İslami Amel Hareketi Genel Sekreteri Yardımcısı, “Özellikle ülkedeki Şiiler olmak üzere Bahreyn’in durumu, Muhammed Bin Salman’ın göreve gelmesiyle değişti mi?” sorusu üzerine şunları söyledi: ‘Durum hiçbir şekilde değişmedi. Çünkü Al-i Suud, Bin Salman göreve gelmeden önce Bahreyn’deydi ve bu ülkeyi işgal etmişti.

Bin Salman’ın gelmesiyle birlikte, Arabistan’ın Bahreyn’in işlerine müdahalesi eskisinden daha net bir hale gelmiştir ve Bahreyn Kralı geçmişte olduğu gibi, Arabistan’a danışmadan hiçbir karar almamaktadır.’

Abdullah Salih röportajın devamında, geçtiğimiz günlerde Filistin’e giden ve Siyonist yetkililerle görüşen Bahreyn heyetinin ziyareti hakkında şu ifadelerde bulundu: ‘Bahreyn hükümeti, 24 kişilik bu heyetin kendi isteğiyle gittiğini ve onlarla hiçbir ilgisi bulunmadığını söylese de bahsedilen heyetin, Bahreyn yetkililerinin onayı ile bu ziyareti gerçekleştirdiği ortadadır.

Bölgedeki Körfez Arap rejimleri arasında Al-i Halife Rejimi, Siyonist Rejimle en çok ilişkisi bulunan rejimdir. Bahreyn Kralı ve Veliaht Prensi, Siyonist Rejim eski Başbakanı Şimon Peres ve bu rejimin diğer yetkilileri olmak üzere, İsrail ordusunun yetkilileri ile görüşmüşlerdir.

Bahreyn rejimi, İsrail rejimi ile bütün alanlarda danışmanlık iş birliği yapmakta ve bu rejim ile danışman değişikliğinde bulunmaktadır.’

Bahreyn İslami Amel Hareketi Genel Sekreteri Yardımcısı, bu ülkenin Arabistan ile ilişkileri hakkında da şunları söyledi: ‘Bahreyn, 13 Mart 2011’de Al-i Suud tarafından işgal edildiği günden beri, Bahreyn’in bütün kararları Suudiler tarafından alınmaktadır ve Bahreyn Kralı her olayda Arabistan’a giderek, Arabistanlıların emirlerini dinlemektedir.’

Şeyh Salih, Al-i Suud tarafından 2016 yılında şehit edilen Şehit en-Nemr haftasının Bahreyn’de düzenleneceğini açıkladı.

Abdullah Salih röportajın sonunda şu ifadelerde bulundu: ‘Bölgede baskıcı Arap rejimleri var olduğu sürece, bu bölge, istikrar ve güvenlik görmeyecektir. Başta Muhammed Bin Salman olmak üzere Al-i Suud, Amerika Başkanı Donlad Trump’ın Kudüs’ü resmi olarak İsrail’in başkenti tanıma kararını uygulamaya çalışmaktadır. Suudi Arabistan, büyük şeytan ekseni olan ekseninin yardımıyla, Amerika’nın “Asrın Anlaşması” olarak adlandırılan planını uygulayarak, Filistin davasını sona erdirmek istemektedir.’

Amerika Başkanı Donlad Trump, 6 Aralık’ta Beyaz Saray’da yaptığı bir konuşmada, Kudüs’ü resmi olarak İsrail’in başkenti tanıdı ve Amerika Büyükelçiliğinin Tel Aviv’den Kudüs’e taşınması emrini verdi.