Kültür ve Sanat “Ana meslekte” 52 yıl



ID:31591
Yayınlanma:
09 Tem 18

Ayakkabı tamir ustası Muzaffer Savaş, Balat’ta 52 senedir ayakkabı tamirciliği yaptığını belirterek, “Gedikpaşa’da oturuyorduk. Ailecek ayakkabı yapımı ve tamiriyle ilgilendik. Annem ve babam ayakkabıcıydı, eskiden bir de dükkanımız vardı. Allah’ıma binlerce şükürler olsun, sevgiyi de, saygıyı da onlardan öğrendim.” dedi.

74 yaşındaki Savaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Balat’ta geçen çocukluğunu ve annesinden öğrendiği ayakkabı tamirciliğini devam ettirdiğini anlatarak, yaşlanmasına rağmen çok sevdiği mesleğini bırakmak istemediğini söyledi. Annesinin ayakkabıcı olduğu için küçük yaşlarda öğrendiği, “ana mesleği” ayakkabıcılığın eskisi gibi itibar görmediğini dile getiren Savaş, “Şimdi, sipariş ayakkabı yapmak da kalmadı, bitti artık. Bugün 15-20 liraya ayakkabı satılıyor. Biz, tamirciyiz. Burada gördüğünüz ayakkabıları, 2. el ayakkabı olarak, icap ettiği zaman işçilere satıyorum. Bana soruyorlar, ‘Muzaffer ağabey ayakkabın var mı?’ Ben de, ‘Var, ayağına olursa alırsın, olmazsa almazsın’ diyorum.” dedi.

Savaş, ailesinin Çanakkale’nin Eceabat ilçesinden İstanbul’a yerleştiğini anlatarak, şöyle devam etti: “Aslen Eceabatlıyım ama Gökçeada-İmrozlu’da doğdum. Ailem, Çanakkale’den İstanbul’a gelmiş. Bu mesleği 8 yaşında, dükkanda annemden öğrendim. Gedikpaşa’da oturuyorduk. Ailecek ayakkabı yapımı ve tamiriyle ilgilendik. Annem ve babam ayakkabıcıydı, eskiden bir de dükkanımız vardı. Allah’ıma binlerce şükürler olsun, sevgiyi de saygıyı da onlardan öğrendim. Ayakkabıcılığı sırtta taşınan tamir ve boya çantasıyla yapmıyorduk. Çantayı sırtına alıp sepetle götürmek filan yoktu. Dükkana müşterilerimiz gelirdi. Müşteri ayakkabı yaptıracak yahut ısmarlama ayakkabı siparişi verirdi. Siparişi alır, müşterinin ayağının ölçüsünü alıp kalıp çıkarır, sonra da ayakkabı yapardık.”

Balat’ın eskiden çok daha kalabalık olduğuna dikkati çeken Savaş, “Ben erkenciyim, en geç saat 07.30’da burada olurum. Sabah namazından sonra insanlar kalkar, işine gelirdi. Ben 50 senedir buradayım. Bir zamanlar buradan bin kişi geçiyordu. Ama şimdi kimseler yok, sabah  yandaki Mustafa ağabey ile ben açığım, bir de Mehmet Ağabey var, çay ocağı, o açık. Eskiden İstanbul’un sanayisi buradaydı. Buralarda en az 7-8 tane fabrika vardı.” şeklinde konuştu.

“Biz sefillikle yetiştik zenginlikle değil”
Savaş, Balat’ın kalabalık olduğu günlerde, büyük küçük herkesin mutlu olduğunu, insanların birbirine sevgiyle baktığını belirterek, “Eskiden buralar çok kalabalık olurdu. Kasımpaşa’da, Taşkızak Tersanesinde gemi yapıyorlardı. Geminin kaplama ve güverte döşeme tahtalarının aralarına üstüpü doldurduktan sonra ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi olan kalafat yeri, gemi sanayisi, fabrikası gibi pek çok fabrikanın hepsi buradaydı.” dedi.

 “Sevilmek, sayılmak güzel bir şey”
Savaş, kazandığı parayla 7 çocuk okuttuğunu aynı zamanda rahatsız olan eşiyle ilgilendiğini dile getirerek, sözlerini, “Eşim hayatta fakat o da rahatsız. İlik kanseri oldu. Evdeyken eşimle ilgileniyorum. Çok güler yüzlüyüm Allah’a şükür, 50 senedir ömrümü geçirdiğim Balat’ta kimsenin kızına, karısına erkeğine söyleyecek bir acı sözüm yoktur ama çok sevilen birisiyim. Sevilmek, sayılmak güzel bir şey.” diye tamamladı.