Kültür ve Sanat Kalaycılıkla geçen bir ömür



ID:31592
Yayınlanma:
09 Tem 18

Tekirdağ’ın Malkara ilçesinde çocukken kalaycılığa başlayan Aktaş, mesleğini 70 yılı aşkın süredir devam ettiriyor.

İş azlığına rağmen ekmek parasını çıkarmak için dükkanından çıkıp mahalle ve köylere giden, sokak sokak gezerek mesleğini sürdüren Aktaş, çalışma azmiyle çevresindekilerin takdirini topluyor. Aktaş’a zaman zaman oğlu Kenan Aktaş yardım ediyor.

Kalaycı Bekir Aktaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çelik, teflon ve alüminyum tencerelerin, kapların piyasaya çıkmasıyla birlikte bakıra ilginin azaldığını, bunun da kalaycılık mesleğini olumsuz etkilediğini söyledi.

Kalaycılığın beceri isteyen meşakkatli bir iş olduğunu ifade eden Aktaş, bölgede kendisi dışında bu işi yapan kalmadığını, yılların mesleği olan kalaycılığın bölgedeki son temsilcisi olduğunu kaydetti.

“En iyisi bakırdır, bakır kaptan şaşmayın”
Aktaş, sağlıklı ve lezzetli yemekler pişmesi dolayısıyla hala bakır kap kullanan müşterilerinin olduğunu vurgulayarak, “Hiçbir kapta bakır kapta pişen yemeğin tadı, lezzeti yoktur. Alüminyum, çelik bunlar yaramaz. En iyisi bakırdır, bakır kaptan şaşmayın.” diye konuştu. İşini büyük bir özveriye yaptığının altını çizen Aktaş, “6 yaşından beri bu işi yapıyorum. İşçiliğim temizdir, hile hurda yoktur.” dedi. Aktaş, kendine getirilen bakır kabı önce temizlediğini, ardından kumladığını ifade ederek, yamuk olan yerlerin düzlenmesi, pudralama ve son temizlikle kalaylama işlemini bitirdiğini aktardı. Evindeki bakır kaplara kalay yaptıran Ayten Çekiç, “Bakır tencerede yemeğimiz daha güzel olur. Kalaylanmış kapta yemekler daha güzel ve daha tatlı olur.” dedi.

“Bakır kapların yılda bir kez kalaylaması lazım”
Kabine r Evindeki kapları Bekir Aktaş’a kalaylattıran İsmet Çekiç de şunları söyledi:

“Evlerimizde bulunan bakır kapların senede bir sefer kalaylanması lazım. Bu meslek de yok olmaya yüz tutmuş. Bekir amca mesleğin tek temsilcisi kaldı. Ondan başka bu işi yapan da yok. Meslek artık bitmiş. Evlerdeki kaplarımızın yılda bir kez kalaylanması lazım. Çelik tenceredir, bilmem nedir. Bunların tadı bakır kabın da yapılan yemeğin tadına benzemez.”