Düşünce ve Alıntı Yazılar Farkında değiller ya da umurlarında değil / Ümit Kıvanç



ID:33176
Yayınlanma:
12 Ağu 18

“Hem enflasyonla mücadele hem de sağlıklı büyüme. Büyümenin iki tane p’si var diyorlar: Nüfus ve üretim. Üretim odaklı büyümeyi destekleyecek şekilde dönüşürse Türkiye’yi kimse tutamaz. (…) Türkiye çok ama çok önemli bir ülke. (…) Bugün yeni bir dönemin başlangıcındayız. (…) Türkiye’nin dostları, Türkiye ile kazanmaya varım diyen herkesle daha ileriye gidecek. Türkiye’nin çok güçlü bir sermaye yapısı var. O olur, bu olur… Her senaryoya hazırlıklı bir yapı var.”

Sahip olduğu herhangi bir şeyi kaybetme ihtimaliyle yüz yüze olan bir adam gördünüz mü onu izlerken? Ben, biz yerlerde sürünsek de bütün badireyi ufak zarar bile görmeden atlatacağından emin birini gördüm.

Öncelikle belirtmeliyim, Berat Albayrak’ın Yeni Yaklaşım Şeması’na (YYŞ) haksızlık edildiğini düşünüyorum. Merkezinde “Yeni Ekonomi Yaklaşımı” (YEY) dairesinin yer aldığı ve öbür gezegenlerin onun etrafında aynı dairesel yörünge üzerinde sıralandığı şema, hak ettiği ciddiyetle ele alınmadı. Halbuki, alınsa, burası çok önemli, YEY’in etrafındaki altı paydaşın aynı yörüngede sıralanmış olmasının sayısız mânâsı ortaya çıkacaktı. Bunun gibi, şemanın içerdiği pek çok gönderme de, Albayrak’ın âdetâ bir modern zamanlar yönetişicisi dansı (YD) kıvamındaki sunumunun (S) ışıltısına rağmen, karanlıkta kalmayacak, yeşil banknot üzerine resmi basılmış 100 Amerikan Büyüğü’nün gözlerini kamaştıracaktı.

Oysa şu Tek Devlet Tek Millet Tek Vatan Tek Adam (TDTMTVTA) günlerinde Tek Yörünge’nin (TY) ilk ve aslî çağrışımını zihinlerde canlandırmak hiç zor değil: Eğer bir şey merkezdeyse ve öbür şeyler onun etrafında dönüyorsa bugün buna ne mânâ verileceğinde sanırım herkes hemfikirdir.

Şu anda hep beraber Sevr’i dolar üzerinden canlandırmaya girişmiş küffar işte tam da bunu mesele ediyor. Bizi yönetenlerse, gözlerine gözlerine sokuyor. Ailenin ekonomiden sorumlu mensubu Berat Albayrak, 14:00’te başlaması gereken YEY deklarasyonunu bir saat on beş dakika erteliyor. Zira o esnada Tayyip Erdoğan Bayburt’ta halka seslenmektedir. Albayrak kürsüye çıkıyor, cumhurbaşkanının konuşması bitene kadar bekleneceğini duyuruyor. Buyuruyor, her neyse.

Sonra kendisi için “çok heyecan verici” o günde nihayet sahne sırası geldiğine hükmedip hazırladığı sunumu yapmaya koyuluyor ve arada şöyle diyor: “Belirlediğimiz yol haritasını güçlü prensipler üzerine inşa edip kişiler üzerine yürümediğini ortaya koyduğumuzda bu güzergahta hiçbir şekilde savrulmadan yoluna devam edecek. Ekonomimizi güçlü temeller üzerine inşa edecek bir yapı olması lazım.

Demek bir “kişiler üzerine yürüme-yürümeme” meselesi var ve yürümemesi daha iyi bir şey; ne ilginç! “Para politikalarının tam bağımsızlığını sağlayacağız,” diyor Albayrak. E, daha da ilginç! Merkez Bankası’ndakilerin, “bağımsızlığının gereği ile kalkıp, herhalde yürütmenin başı olan bir başkanın burada vermiş olduğu sinyalleri bir kenara koyacak hali” mi var yoksa? Tayyip Erdoğan böyle demişti?!

Albayrak ısrar ediyor: “Merkez Bankası’nın bağımsızlığı çok kritik esaslardan bir tanesi” diye devam ediyor. “Bunu ortaya koyacak yasal çerçeveler[i] … daha etkin biçimde yapacağız.”

Şimdi tabiî… Yasal çerçeve (YÇ) güzel bir şey. Kim istemez… Lâkin siz “kanun benim lan!” (KBL) felsefesini benimsediğinizi ve sadece kanunu değil, onu temsil edecek herhangi bir kurumu, hukuk adı verilebilecek mekanizmayı tanımadığınızı dünyaya ilan etmiş bir iktidarsınız. Meseleyi yerli yerine oturtmak için etraflıca sorayım: Nasıl olacak? (NO)

Bu yüzden, köşe yazarınız nâçizâne der ki, buraya takılmayalım. Zira bu saatten sonra dünya veya evrenin ulaşılabilir kısımlarında tek canlıyı dahi Türkiye adlı ülkede Tek Adam’ın iradesinin üzerinde bir hukuk olsun, yargı olsun, adalet mekanizması olsun, artık ne diyeceksek -daha önce de yüz yüze gelmediğimiz için gıyaben tanıyoruz- herhangi bir denetleyici kuvvetin bulunabileceğine, herhangi bir ciddî konuda Tek Adam dışında birilerinin inisiyatif kullanabileceğine ve mazallah bilahare cezalandırılmayacağına inandırmak mümkün değil.

Yatırımcı da inanmayacaktır kaldırımcı da. Ve fakat Berat Bey’in yeni yaklaşımı (YY) böyle engelleri tanımıyor. Dikkat ederseniz, sunum grafiğinde ekonominin kurtarıcı daireleri (KD) tek hat üzerinde değil, bir dairesel döngü düzeninde resmedilmişler. Kaçağı, sızmayı, yoldan sapmayı önleyen, hep aynı yere dönmeyi garanti altına alan bir düzen. Katılımcı, Kararlı’nın peşinden gidiyor; Değişimi Hedefleyen, Güçlü Refleks Güçlü Strateji’yi takip ediyor; Güçlü Temeller, Sürdürülebilir’in ardından koşuyor. Biri ötekinin önüne geçerse, daha hızlı giderse, ne bileyim, düzen bozulursa yörüngenin bir tarafında sarkma meydana gelir mi, bakan bu konuya girmedi. Aynı zamanda, merkezdeki YEY dairesi için neden turkuaz değil de kişiliksiz bir lacivertin tercih edildiğini anlatmadı. YEY’in etrafında dönen uyduların koyudan açığa degrade mavi oluşunun anlamı da henüz ortaya çıkmadı. Belki on altı Türk devletiyle ilgilidir.

Yeni model ilanı toplantısını cumhurbaşkanının Bayburt konuşmasına endeksleyip, “Para politikalarının tam bağımsızlığını sağlayacağız,” denmesi kimilerine ikna edici görünmemiş olabilir. Fakat galaksideki acayip canlılar (GAC) da varsın ikna olmasınlar.

Bu yazıda geçen kısaltmaları ufak daireler üzerine yazıp merkezdeki Boş Laf Çeşitmeleri (BLÇ) dairesinin etrafında döndüreceğim.

Yaklaşımımızın dört tane sacayağı var,” dedi bakan Albayrak ve kötü niyetlilere bin türlü fesatlığın yolunu açan şu sözlerle devam etti: “ben bunu 3+1 olarak tanımlıyorum.” Açıkça söyleyeyim, bana da öyle geldi. “Cari harcama kaynaklı büyüme yerine,” dedi bakan, “önümüzdeki bir-iki yıl içinde çok daha etkin bir şekilde süreci yöneteceğiz. Soft landing noktasında…” Devamını aktaramıyorum, çünkü noktasındaya gelince duruyorum; hem de soft landing noktasında nasıl durmayayım?

Bunları ortaya koyarken prensiplerimizin de olması lazım” Albayrak’a göre. Prensipler!? Ve mevcut iktidar!? Hakikaten ilginçlikten geçilmiyor… Mütemadiyen çiğneyebileceksek prensiplerimiz niye olsun, Hayrettin Bey, haydi, uydurun buna da bi hadis bişey. Albayrak sadece prensipten değil gerçekçilikten de söz ediyor: “Piyasayla iletişimde güvenin sağlanmasından sonra, gerçekçi politikaların seçilmesi öncelikli olacak.” Nasıl yani!? Piyasada güven yok yani o halde şimdi? YEY arz ederken ney söylüyorsunuz, bakan bey?

Albayrak’ın dediklerini, aktarıldığı kadarıyla, defalarca okudum. Kayda değer söz, somut öneri, yıkılan ve bugünkü yıkıma sebep olanların hiç değilse bir kısmının yeniden imar veya tamir edileceğine dair -somut!- bir taahhüt; haydi bunlardan da geçtim, neye neyin yol açtığını kavramaya başladıklarına dair ufak bir işaret bulmaya çabaladım. Bugünkü assolist-altı performansından çıkarabildiğim şudur: Ya farkında değiller ya umurlarında değil. Mevcut iktidarın hayata kast ettiği câniyâne kampanyaları, sınır ötesi maceraları, keyfî gözaltılar, hapisler, insanların ömründen çalmalar, yayılmaya başlayan işkence ve sanki belirli plan programa göre yürütülen ideolojik çalışmaları herkesin -haklı olarak- gözünü aldığı için, muktedirlerin hallerini tavırlarını kesinlikle çok önemli dozda etkileyen şuursuzluk unsurunu bazen gözden kaçırabiliyoruz. Oyun oynar gibiler.

Hâlâ bozulacak hali kalmış mıdır, bilmiyorum, moral bozmak gibi olmasın, ABD ile bu şekilde papaz olmanın Rusya ile ilişkiler ve Suriye -meselâ yeni başlayan İdlib savaşı- konusunda yaratacağı ilave zorluklar var. Büyük zorluklar. Hem bela hem masraf. Bunların siyasî, diplomatik, askerî, toplumsal ağırlıkları başlı başına felaket; lâkin hepsi ayrıca ekonomiyi de haşat edebilecek etkenler. Gelinen nokta noktasında nokta nokta nokta.

Şöyle hallolacak, Albayrak’a göre: “Hem enflasyonla mücadele hem de sağlıklı büyüme. Büyümenin iki tane p’si var diyorlar: Nüfus ve üretim. Üretim odaklı büyümeyi destekleyecek şekilde dönüşürse Türkiye’yi kimse tutamaz. (…) Türkiye çok ama çok önemli bir ülke. (…) Bugün yeni bir dönemin başlangıcındayız. (…) Türkiye’nin dostları, Türkiye ile kazanmaya varım diyen herkesle daha ileriye gidecek. Türkiye’nin çok güçlü bir sermaye yapısı var. O olur, bu olur… Her senaryoya hazırlıklı bir yapı var.

Arada sanırım bize, yani o salonda bulunanlar gibi her hâlükârda her şeyden kazançlı çıkma imkânı bulunmayanlara da bir şey söyledi: “Özellikle bugüne kadarki tüketim, yatırım ve harcama kültüründe daha tasarruf mekanizmasını etkin kılacağımız bir sürece gireceğiz. (…) Bütçe dışı harcamaları da artık azaltmamız lazım. Çok güçlü bir irade ortaya koyuyoruz. Maaşımız 2000 lira, 5000 liralık iPhone’u nasıl taksitle alırız?.. Tüketim noktasında dengelenecek bir harcama kültürünü oluşturmak için… ve benzeri adımlar.

İşte bu yüzden Güler Sabancı coşkuyla destekliyor Albayrak’ı; kime ne yapılacağını kime ne yapılmayacağını hemen anladı kadın.

Bakan, “Artık öyle eskisi gibi har vurup harman savurmak yok!” mealindeki sözlerine şunu ekledi: “Kamu kurumları altını çizdiğimiz bu hedeflerle hareket ederek yollarına devam edecek.” Sahiden sürpriz: Seçimden önce durdurulup seçim kazanıldıktan sonra tekrar piyasaya çıkan, kıç ısıtmalı lüks makam aracı ihalesinden de vazgeçilir mi o halde?

Geçilmez. Cevap Albayrak’ın edâsında. Sahip olduğu herhangi bir şeyi kaybetme ihtimaliyle yüz yüze olan bir adam gördünüz mü onu izlerken? Ben, biz yerlerde sürünsek de bütün badireyi ufak zarar bile görmeden atlatacağından emin birini gördüm.

Tüh! Size YYŞ’nin dairelerini izah edecektim

Ümit Kıvanç/DuvaR