Hicret’te Hz. Ali’nin Cesareti



ID:34601
Yayınlanma:
11 Eyl 18

Hani bir zamanlar kafir olanlar seni bağlayıp, hapsetmek yahut öldürmek yahut da yurdundan çıkartmak için düzenlere başvurmuşlardı. Bu düzeni kurarken Allah da düzenlerini bozuyordu. Allah hilekarları cezalandıranların en hayırlısıdır. (Enfal: 30)

Ebu Talib’in ölümünden sonra Kureyş’in Hz. Muhammed’e ve müslümanlara yönelik baskı ve işkenceleri iyice artmıştı. Hz. Muhammed bu şartlar altında on üç yıl mücadele etti. (Peygamber Efendimz’in Hicreti)

Kureyşin ileri gelenleri toplanıp Hz. Muhammed’i öldürme kararı aldı.

Allah’u Teala bu konuda şöyle buyuruyor:

Hani bir zamanlar kafir olanlar seni bağlayıp, hapsetmek yahut öldürmek yahut da yurdundan çıkartmak için düzenlere başvurmuşlardı. Bu düzeni kurarken Allah da düzenlerini bozuyordu. Allah hilekarları cezalandıranların en hayırlısıdır. (Enfal: 30)

Yüce Allah düşmanların bu komplosunu Hz. Peygamber’e bildirdi ve gece Mekke’den çıkmasını emretti. Bunun üzerine Hz. Muhammed, Hz. Ali’yi çağırarak şöyle buyurdu:

Kureyş müşrikleri, gece yarısı kalabalık bir toplulukla evime saldırarak beni yatağımdayken öldürme kararı aldılar. Bu yüzden Allah tarafından Mekke’yi terk etmekle görevlendirildim. Bu gece benim yatağımda yat ve yeşil örtümü üzerine ört. Böylece onlar evde olduğumu zanneder ve beni takip etmezler.

Hz. Ali Canını Tehlikeye Attı
İmam Ali, denileni yaptı. Kafirler, Hz. Peygamber’in evini akşamdan çembere aldılar. Kırk kişilik grup evi o derece denetim altında tutuyordu ki, bir sinek dahi uçmuyordu.

Tarihçiler, Hz. Muhammed’in Yasin Suresi’nin sekiz ve dokuzuncu ayetlerini okuyarak bir tanesinin dahi fark ettirmeden katillerin arasından çıkıp gittiğini yazıyor.

Katiller, Hz. Muhammed’in evine hücum ettiler ancak Hz. Muhammed’in yatağında Hz. Ali yatıyordu. Şaşkınlıkla Hz. Muhammed’i sordular. Hz. Ali de şöyle cevap verdi:

Ben sizin o’nu gözetleyen bekçiniz miyim? Maksadınız o’nu çıkartmaktı, o da kendiliğinden çıktı gitti.

Cenab-ı Hak Hz. Ali’nin bu eşsiz fedakarlığını Kuran’da şöyşe ifade etmektedir:

İnsanlardan öyleleri var ki (Ali gibi hicret gecesi Peygamber’in yatağında yatmak suretiyle) Allah rızasına nail olmak için kendini satar, Allah rızasını alır. Allah kullarını esirger. (Bakara: 207)

Müfessirlerin hemen hepsi, bu ayetin Hz. Ali hakkında indiğini tasdik etmiştir. (Bu konuda ihtilaf var! İbn-i Teymiyye ve Cahiz gibi bazı Sünni alimler Hz. Ali’nin Hz. Peygamber’in yatağında yatmasının bir fazilet olmadığını iddia etmektedir)

Hz. Muhammed, Hz. Ali’ye kendisine emanet edilen şeyleri sahiplerine ulaştırılması ve gece yatağında yatmasını söyledikten sonra şöyle buyurdu:

Sana söylediklerimi yerine getir. Allah ve Resulü’ne hicret etmeye her an hazır ol. Sana göndereceğim yazı eline geçince derhal yola çık.

Hz. Ali, Peygamber Efendimiz’e şu cevabı verdi:

Ya Resulallah! Kendimi sana feda edersem sen kurtulacak mısın?

Resulüllah, “Evet Rabbim bunu vaad etti” buyurdu. Bunun üzerine Hz. Ali Allah’a şükrünü eda etti.

Daha sonra Resulüllah, Hz. Ali’yi kucakları ve ikisi de ağlamaya başladı. Hz. Peyhamber, Hz. Ali’nin tavrına olan sevincinden, Hz. Ali de Resulüllah’dan ayrılacağı için ağlıyordu.

Mekke’den ayrıldıktan sonra Sevr Mağarası’na giden ve orada 3 gün konaklayan Hz. Peygamber yola çıktı ve Rebiü’l-evvel ayının on ikinci günü Medine yakınlarındaki Kuba’ya vardı ve birkaç gün orada kaldı.

Peygamerimiz, Hz. Ali’nin Dönüşünü Bekledi
Ebu Bekir ısrarla Hz. Peygamber’in Yesrib’e hareket etmesini istediği halde Hz. Muhammed bunu kabul etmedi ve Ebu Bekir’e şöyle buyurdu:

Ali, beni canıyla korumuştur. O, Ehl-i Beyt’imin en hayırlısıdır. Amcamın oğlu ve kardeşimdir. Ali gelinceye kadar buradan ayrılmayacağım.

Hz. Ali, Mekke’de bütün emanetleri sahiplerine ulaştırdı. Sonra Kabe’de yüksek sesle şöyle dedi:

Ey insanlar! Emanetini almayan var mı? Vasiyeti olan biri var mı? Resulüllah’ın kendisine bir hususta söz verdiği kimse var mı?

Kimseden ses çıkmayınca, Hz. Ali Mekke’den ayrıldı. Hz. Ali, Peygamber’in ayrılmasından sonra Mekke’de üç gün kaldı.

Hz. Ali’nin Fedakarlığı
Hz. Ali’nin Hz. Muhammed’in yatağına ölümü göze alarak yatması ve canını ortaya koyması eşi görülmemiş bir fazilettir.

İmam Ali’nin bu tarihi hadise hakkında okuduğu bütün şiirler Suyuti tefsirinde geçmektedir. Hz. Ali şöyle diyor:

Ben canımı yeryüzünün en iyi insanına ve Allah’ın Evi’ni ve İsmail’in taşını tavaf eden büyük bir Zata siper ettim. O büyük şahıs Muhammed’dir. Kafirler o’nu öldürmek istediklerinde ben bu işe kalkıştım. Fakat Allah, o’nu düşmanının şerrinden korudu. Ben yatağında sabahladım. Hep düşmanın bana saldırmasını bekliyordum. Kendimi ölüm ve esaret için hazırlamıştım.

Şii ve Sünni alimlerin naklettiğine göre:

Yüce Allah, o gece iki büyük meleği olan Cebrail ve Mikail’e hitap etti:

Ben ikinizden birine ölümü, diğerine ise hayatı vermeyi kararlaştırsam hanginiz yaşam hakkını diğerine verip ölüme razı olur?

Her iki melek de ölüme razı olup böyle bir fedakarlıkta bulunmadı. Bunun üzerine Yüce Allah bu iki meleğe hitap etti:

Yeryüzüne inin ve görün ki Ali nasıl ölümü satın almış kendisini Peygamber’e feda etmiş. O zaman Ali’yi düşmanın şerrinden mahfuz kılın.

Bu olayın fazilerini Hz. Ali bizzat kendisi de ifade etmektedir. Ömer’in emriyle halife tayini için kurulan suradaki azalara hitaben şöyle demiştir:

Ben, siz şura üyelerine Allah’ı şahit tutuyorum ki, benden başka him Hz. Peygamber Hira Dağı’ndayken yemek götürdü? Benden başka kim o’nun yatağında yattı ve kendini o’nun musibetine siper etti?

Oradakiler şöyle cevap verdi:

Senden başka kimse değildi.