Filistin Filistinliler'in ABD'nin FKÖ'nün Ofisini kapatma kararına tepkileri



ID:34617
Yayınlanma:
11 Eyl 18

Filistin İslami Direniş Hareketi HAMAS'ın Siyasi Büro üyelerinden Hesam Bedran dün yaptığı açıklamada, ABD yönetiminin Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ)'nün Washington Ofisi'ni kapatma kararının uzlaşma sürecinin kısırlığını gösterdiğini belirtti.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton pazartesi günü yaptığı açıklamada Filistin Kurtuluş Örgütü'nün Ofisi'nin resmen kapatıldığını ilan etti. Bolton, Filistinliler'in İsrail ile müzakereye oturmaya hazır olmadıkları sürece Filistin Kuruluşu Örgütü'nün ABD'deki ofisinin açılmayacağını belirtti.

Amerikan yönetimi,  dün Filistin Kurtuluş Örgütü’nün Washington’daki ofisini kapatarak, Filistin Yönetimi’ni İsrail ile doğrudan ve önemli müzakerelerde bulunmamakla suçladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün Washington'daki ofisinin 2017 yılının Kasım ayında İsrail ve Filistin arasındaki uzlaşı görüşmelerine destek olması amacıyla açılmasına izin verildiğini belirterek, “Fakat Filistin Kurtuluş Örgütü, İsrail'le anlamlı bir anlaşma içerisine girecek doğrudan girişimlerde bulunmadı. Aksine, bu grup hiç görmediği ve irtibata geçmediği halde ABD'nin barış planını kınadı” dedi.

ABD'nin FKÖ'nün Washington Ofisi'ni kapatma kararı ve de Siyonist rejimin cinayetleri konusunda her türlü soruşturma yapılmasına karşı çıkması, Trump'ın Filistin karşıtı politikaları çerçevesinde vuku buluyor. 

Bu politika doğrultusunda daha önce ABD'in Büyükelçiliği Tel-Aviv'den işgal altındaki Kudüs'e taşındı, ayrıca ABD UNRWA'ya ve Filistinlilere mali yardımını kesti. 

ABD'nin Filistin Kurtuluş Örgütü'nün Washington Ofisi'ni kapatma kararı, diplomatik olarak Filistinliler'e baskı artırmak ve  ABD'nin Yüzyılın Anlaşması olarak komplosu karşısında onların her türlü direnişini kırmak ve de Siyonist rejimi aleyhinde uluslararası arenada her türlü takibat başlatılmasını engellemek amacıyla oldu. ABD'nin girişimlerinden başka bir amacı da, Filistinlileri uzlaşı müzakere masasına yeniden oturtmak için sıkıştırmak ve Yüzyılın Anlaşması denen ihanet planı çerçevesinde onlardan daha fazla taviz koparmaktır.

France 24 televizyon kanalının uluslararası uzmanlarından Baptist Faluse yaptığı değerlendirmede şöyle diyor: ABD Başkanı Donald Trump, Filistin Kurtuluş Örgütü'nün Washington Ofisi'ni kapatmak ve de Filistinliler'e yardımı kesmek suretiyle onları müzakere masasına sürüklemeye çalışıyor. Aslında, ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıdığı günden beri, Filistinliler asla Trump ve yönetimi ile görüşmek istemiyorlar. Onlar hatta ABD Başkanı 1. Yardımcısı Mike Pence'i Ortadoğu turu sırasında karşılamayı reddederek, uluslararası ceza mahkemesi nezdinde İsrail'e karşı davalar açmışlardır.

Filistin gelişmeleri ve FKÖ'nün ABD Ofisi'nin kapatılması, Washington'un Özerk Teşkilatı dahil Filistinliler tarafından hiçbir faaliyeti tolore etmeye hazır olmadıklarını gösteriyor. 

ABD'nin FKÖ'nün Ofisi'ni kapatma kararı esasında uzlaşı sürecinin tamamen akamete uğradığını gösteriyor. 

Bu durum Filistinliler'in uzlaşma yoluyla Filistin ülküsüne ulaşmayacaklarını ve tek yolun direniş olduğunu gösteriyor.

Aynı direniş sayesinde dünya son yıllarda Filistinliler'in BM'deki statüsünün yükselmesi ve bu teşkilatın Lahey Mahkemesi gibi muhtelif örgütlerine üyeliğini sağladığına tanıklık etmiştir.

Filistin'in Lahey Mahkemesi'ne üyeliği bilindiği gibi Siyonist rejimin cinayetleri aleyhinde uluslararası arenada şikayet edilmesi zemini sağlamıştır.

Filistin'in dünyanın dört bir yanında temsilcilik ve ofisleri yayılarak, bugün muhtelif ülkelerdeki temsilciliklerinin sayısı 100'ü geçmiştir. Artan bir hız ile devam eden bu süreç, Filistin halkının direnişinin son senelerde ve geçmişte diplomatik arenadaki başarı ve kazanımlarını gösteriyor.

Bu şartlar altında Filistin Özerk Teşkilatı'nın Siyonist rejim karşısında uzlaşı sürecini gözden geçirip, Filistin halkının direnişinin yanında durması, Yüzyılın Anlaşması başta olmak üzere ABD'nin komplolarını etkisizleştirme noktasında Filistinliler'in pozisyonunu güçlendirmekle birlikte, başkenti Kudüs olan bağımsız Filistin devletinin kurulmasını ve Filistin ülküsünün gerçekleşmesi için zemin sağlamış olacak.