ABD Trump ve 11 Eylül olayı; ABD’nin terörle mücadele potikikası



ID:34641
Yayınlanma:
13 Eyl 18

Amerika’da 11 Eylül 2001 tarihinde yaşanan olaylar bu ülkenin dış politika arenasında önemli bir dönüm noktası sayılır. ABD dönem Başkanı oğul Bush 11 Eylül 2001 terör saldırılarından sonra terörle mücadele bahanesi ile dünya genelinde saldırgan bir tutum izlemeye başladı ve ilkin Afganistan ve ardından Irak topraklarına saldırdı.

Amerika ve müttefiklerinin 2003 yılında Irak topraklarını terörle mücadele ve Saddam’ın kitle imha silahları bahanesi ile işgal etmeleri, daha ileriki yıllarda tekfirci IŞİD terör örgütü başta olmak üzere bir çok terör örgütünün bölgede türemesine yol açtı ve özellikle IŞİD 2014 yılından sonra Irak ve Suriye topraklarında korkunç cinayetlere imza attı. Özetle Amerika'nın sözde teröre karşı açtığı küresel savaş Irak, Afganistan, Suriye, Libya ve Yemen gibi bir çok İslam ülkesinde bir milyonu aşkın insanın hayatına mal oldu.
Şimdi de 11 Eylül 2001 terör saldırılarının 17. yıldönümünde Amerika’nın popülist Başkanı Donald Trump 11 Eylül olaylarından Amerika’nın terörle mücadele bahanesi ile işlediği cinayetleri ve insanlık dışı uygulamalarını haklı göstermek için yararlanmaya çalıştı.
Amerika Başkanı Trump şu iddiada bulundu: Biz teröristlerin bir kez daha Amerika’ya saldırmalarına izin vermeyiz. Radikallerle mücadele etmek için kendimizin ve dostlarımızın tüm gücünden yararlanacağız ve tüm gücümüzü Amerika’nın güvenliği için seferber edeceğiz. Son 17 yılda radikal teröristlerle mücadele uğruna yaklaşık 7 bin Amerikalı asker hayatını kaybetti. Biz Amerika’nın güvenliği için sarf ettiğimiz çabalardan geri adım atmayacağız.
Amerika Başkanı Donald Trump terörle mücadele bahanesi ile beyaz saraya girdiği günden beri tüm saldırılarını Müslümanlara yöneltti. Özellikle Trump’ın 6 İslam ülkesinden Müslümanların Amerika topraklarına girişine yasak koyması ve açıkça Müslümanları terörist hitap etmesi, bu alanda tek yanlı eğilimini açıkça ortaya koydu. Oysa aynı Trump daha önce ve başkanlık seçim kampanyaları sırasında açıkça Amerika devletinin bölgede radikal terörün şekillenmesinde ve terör örgütlerinin kurulmasında rol ifa ettiğini itiraf etmişti.
Amerika Başkanı Donald Trump 2016 başkanlık seçim kampanyaları sırasında eski Başkan Barack Obama ve bu seçimlerde demokratların adayı olarak karşısına çıkan dışişleri eski Bakanı Hillary Clinton’un tekfirci IŞİD terör örgütünün kurulmasında doğrudan rol ifa ettiklerini ifşa etmişti.
Siyaset meseleleri uzmanı İvan İpolitov’a göre Amerika’nın son yıllarda esas amacı, sürekli terör ve radikalizmden kendi amaçları ve menfaatleri doğrultusunda nemalanmak olmuştur.
Terör ve bu şom afetle mücadelede Amerika ve popülist Başkanı Donald Trump tarafından tamamen gözardı edilen önemli bir nokta, başta Suudi Arabistan olmak üzere bölgede bazı gerici Arap rejimlerinin IŞİD gibi tekfirci terör örgütlerini siyasi ve ideolojik alanların yanı sıra mali, askeri ve lojistik açılardan da tam olarak desteklemeleridir.
Amerika ile çeşitli ticari, iktisadi, silah ve askeri teçhizat alanlarında geniş çaplı ilişkileri bulunan ve Amerika Başkanı Donald Trump’ın ilk yurt dışı ziyareti sırasında Riyad’da Amerika ile 110 milyar dolar değerinde silah anlaşması imzalayan Suud rejimi bölgede IŞİD ve El Nusra Cephesi gibi tekfirci terör örgütleri ve vababilik gibi sapkın ideolojilerin yayılmasında en büyük rolü ifa eden gerici rejimdir. Nitekim ABD kongresi de 11 Eylül 2001 olayları hakkında Temmuz 2016 tarihinde yayımladığı raporunda açıkça dört yolcu uçağını kaçıran ve bu uçaklarla 11 Eylül terör saldırılarını düzenleyen 19 teröristten 15’inin Suudi Arabistan vatandaşı olduğunu ifşa etmişti.
Bu rapor ABD kongresinde JASTA yasasının çıkarılmasına yol açtı. Bu yasa 11 Eylül 2001 olaylarında hayatını kaybeden veya mağdur olanların ailelerine Suud rejimi aleyhinde 11 Eylül 2001 terör saldırılarına yardım ettiği için dava açma hakkı tanıyor.
 Ancak buna rağmen hem Barack Obama yönetimi hem Donald Trump yönetimi bu yasanın uygulanmasının, Riyad ve Washington arasındaki ilişkileri olumsuz yönde etkileyeceği bahanesi ile pratikte yasanın uygulanmasını engellediler./