Ortadoğu Iraklı güçlerden ABD ve İsrail’in tehditlerine tepki



ID:35417
Yayınlanma:
08 Eki 18

Irak’ın Fetih ittifakı temsilcisi Entesar El Musevi, Amerika ve korsan İsrail’i uyardığı açıklamasında, Irak’ta direniş güçleri ve Haşed-ul Şaabi hareketinin mevzilerine yönelik her türlü saldırıları durumunda direnişin ve Haşed-ul Şaabi güçlerinin tepkisi ezici ve acı olacağını belirtti.

Siyonist rejim savaş Bakanı Avigdor Liberman bir süre önce Irak’ta askeri mevzilere saldırı tehdidinde bulunmuştu. Musevi Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Amerika ve korsan İsrail Irak’ta İslamî direniş güçleri ve Haşed-ul Şaabi eliyle yok edilen terörü ihyat etmek ve bir kez daha Irak topraklarını işgal etmek istediklerini belirtti. Musevi, ancak hem Amerika ve hem İsrail Irak’ta yeni bir savaşı başlattıkları takdirde bu savaşı bitirecek taraf olamayacaklarını ve direnişin ve Haşed-ul Şaabi hareketinin cevabı ezici ve çok acı olacağını çok iyi bildiklerini vurguladı.

Irak’ta Aralık 2017’de tekfirci IŞİD terör örgütü tamamen yok edildikten sonra Irak milleti, siyasi partileri, Iraklı seçkin şahsiyetler ve Irak medyası, başta Amerikalı askerler olmak üzere, tüm yabancı askeri güçlerin Irak’tan çekilmesini istiyor. Ancak Amerikalı yetkililer sözde uluslararası terörle mücadele ittifakı çerçevesinde Irak’ta askeri varlıklarını sürdürmeye devam ediyor ve bu ülkeden çekilmek bir yana, hatta Irak milletini ve devletini tehdit etmeyi de sürdürüyorlar. Gerçekte Amerika yönetimi Irak’ta sözde terörle mücadele bahanesi ile askeri üslerini takviye etmek ve yeni askeri üsler kurmakla Irak’ta işgalci politikalarını ve müdahaleci tutumunu sürdürmek istiyor. Son yıllarda Amerika’nın başını çektiği sözde uluslararası terörle mücadele ittifakının Irak’taki icraatına bakıldığında, Amerika ve Batılı müttefikleri bu ittifakın çerçevesinde Irak’ta terörle mücadelede hiç bir etkili adım atmadıkları, bilakis zaman zaman bu ittifaka bağlı güçlerle tekfirci teröristlerin arasında bir nevi işbirliği ve yardımlaşma gerçekleştiği anlaşılır. Üstelik Amerika’nın başını çektiği sözde uluslararası terörle mücadele ittifakına bağlı güçlerin Irak ve Suriye topraklarında düzenledikleri saldırılarda sürekli sivil hedefler ve bu ülkenin altyapı tesisleri ve Irak ve Suriye orduları ve halk güçlerinin mevzileri vurulduğu ve  ittifakın mücadele etmediği tek şey, terör ve teröristler olduğu gözleniyor.

Gerçek şu ki bugün Irak ve Suriye ve bölgede büyük sorun haline gelen terör aslında Amerika ve Batı bölgedeki malum müttefiklerinin desteklediği ve beslediği bir akımdır. Bu çerçevede bundan bir kaç gün önce Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim de Amerika yönetiminin tekfirci IŞİD terör örgütüne karşı tutumunu eleştirdi. Suriye Dışişleri Bakanı Muallim, Amerika ve başını çektiği uluslararası ittifak Suriye’de tekfirci IŞİD terör örgütünden başka her şeyi yok ettiğini belirtti.

Muallim, Amerika yönetimi güdümlü bir şekilde ve Suriye’de savaşı uzatmak amacıyla kasıtlı olarak Suriye’nin altyapılarını ve sivilleri hedef aldığını vurguladı. Nitekim Amerika’nın başını çektiği sözde uluslararası terörle mücadele ittifakı geçen gün bir bildiri yayımlayarak, ittifakın Ağustos 2014’ten bu yana Irak ve Suriye’de düzenlediği saldırılarda şimdiye kadar 1114 sivil hayatını kaybettiğini itiraf etti. Gerçi gözlemciler bu sayının çok daha fazla olduğunu belirtiyor.

Amerika’nın başını çektiği sözde uluslararası terörle mücadele ittifakın başına buyruk hareketleri ve cinayetleri Irak’tan başka Suriye’de de aynı şekilde devam etmiştir. Üstelik Amerika’nın bu tür müdahaleci hareketleri bölgede korsan İsrail’i de cinayetlerini şiddetlendirmekte küstahlaştırmıştır. Amerika’nın hareketleri aslında siyonist rejime başta Irak olmak üzere bölgede saldırılarını arttırma yönünde yeşil ışık yakma anlamına geliyor, nitekim siyonist rejim elebaşılarının Irak devletini tehdit etmelerini de bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor.

Ancak bölgede yaşanan gelişmeler ve direniş güçlerinin ABD ve korsan İsrail’in zorbalıkları ve tecavüzlerine karşı koyması artık Amerika ve İsrail’in vur kaç dönemi sona erdiğini ve her türlü hareketleri bölge milletlerinin en ezici ve en sert tepkisi ile karşılaşacağını gösteriyor.