Sağlık Meme kanserinde erken tanı ömrü 7 yıl uzatıyor, tedavi maliyetini 7 kat azaltıyor!



ID:35431
Yayınlanma:
08 Eki 18

Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında erken tanıya dikkat çekmek için Meme Sağlığı Derneği (MEMEDER) tarafından düzenlenen Pembe Festival’de erken tanı ve tedavinin sonuçları paylaşıldı. MEMEDER Kurucusu ve Onursal Başkanı Prof. Dr. Vahit Özmen; meme kanseri tanısı almış hastalar ve yakınlarının bir araya geldiği festivalde erken tanı konarak tedavi olan hastaların 7 yıl daha uzun yaşadığını, tedavi maliyetlerinin 7 kat daha ucuz olduğunu, meme taramalarının ülke ekonomisine büyük katkı sağladığını açıkladı.

Meme Sağlığı Derneği MEMEDER, “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında İstanbul Florence Nightingale Hastanesi’nde Pembe Festival’in bu yıl ikincisini düzenledi. Meme kanseri tanısı almış hastalar ve yakınlarını bir araya getirmeyi hedefleyen, meme kanseri ve tedavisine ilişkin son gelişmelerin aktarıldığı festivale, ünlü gazeteci Ayşe Arman’ın MEMEDER Kurucusu ve Onursal Başkanı Prof. Dr. Vahit Özmen, MEMEDER Yönetim Kurulu Başkanı Ülkü Büyükgönenç ve meme kanserini yenen Ünlü Oyuncu Işıl Yücesoy ile yaptığı söyleşi damgasını vurdu.

“TÜRK KADINI MEME MUAYENESİNE 15 AY GEÇ GİDİYOR”

Festivalde yaptığı konuşmada Türkiye’de meme kanseri vakaları ve erken tanı konusunda bilgiler veren MEMEDER Kurucusu ve Onursal Başkanı Prof. Dr. Vahit Özmen şunları söyledi:

“Kanser hem Türkiye, hem dünya için önemli bir problem. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2016 verilerine göre her yıl dünyada 17 milyon kişiye kanser tanısı konulmakta ve 9 milyon kişi kanser nedeniyle kaybedilmekte. Bu rakamların içerisinde çok önemli bir yer tutan kanser türü de, meme kanseri. Meme kanserinde de her yıl yaklaşık 2 milyon kişiye tanı konuluyor ve yaklaşık 600 bin kişi kaybediliyor. Özetle meme kanseri dünyada lider bir kanser türü diyebiliriz. Yaptığımız araştırmalarda gördük ki; Türkiye’de kadınlar muayeneye ortalama 15 ay geç gidiyor. Geç gitme nedenlerinin 3’te 1’i kendisinden kaynaklanıyor. Kanser tanısı konmasından korkuyor, kendisine yakıştıramıyor veya benzeri sebepler... MEMEDER olarak tüm gecikme faktörlerini tespit edip, gecikmeleri giderme gayretindeyiz. Ev ev dolaşan Pembe Prenseslerimiz var ve bu ekibimiz adeta kadınları zorla muayeneye, mamografi taramasına götürüyor. Bu projemiz Viyana’da gerçekleştirilen bir kongrede örnek olarak anlatıldı. Yüzde 82’lik katılım var. 10 yıldır, 100 kadının 82’si gelebiliyor. Bu oran Amerika’da bile yüzde 60 seviyesinde.” 

“ERKEN TANI HEM ÖMRÜ UZATIYOR HEM DE MALİYETİ AZALTIYOR”

Meme kanseri tanısının gecikmesinin devlet sağlık harcamalarının artmasına sebep olduğunu belirten Prof. Dr. Vahit Özmen, “Bahçeşehir Tanı Merkezi’nde bugüne kadar 10 bin kişiyi taradık ve 125 meme kanseri tanısı koyduk. Bunların yüzde 85’i evre 0 veya evre 1 seviyesindeydi. Bu, hastaların yüzde 100’ünün kanser tanısı olmayan kişiler gibi normal yaşayabileceğini, yaklaşık yüzde 90’ının memesinin korunabileceği anlamına geliyor. Ayrıca erken tanı neticesinde tedavi olan hastaların yaşam süreleri de, elinde kitleyle doktora giden hastadan ortalama 7 yıl daha fazla. Toplum tabanlı tarama hem ülke için ekonomik, hem hastaya daha uzun ve sağlıklı yaşam sunuyor, hem hastaları tedavideki komplikasyonlardan koruyor, hem hastanın ailesine moral açısından pozitif etki yapıyor, hem genel anlamda iş kaybını önlüyor. Tüm bunlar dikkate alındığında, devlete 7 kat daha az maliyet getirdiği görülüyor” dedi. 

“KENDİMİZİ İHMAL EDİYORUZ VE PEK ÇOK ŞEY GÜMBÜRTÜYE GİDİYOR”

Ayşe Arman tarafından yönetilen ‘MEMEDER’in Dünü, Bugünü ve Yarını’ oturumunda kendi ihmalkarlığı nedeniyle hekime 2 ay geç gittiğini belirten ünlü oyuncu Işıl Yücesoy, “Annem de bir meme kanseri hastası olduğu için farkındalığı olan bir kişiydim ve aslında fark etmiştim. Ama o dönemde bir dizi çekimi olması nedeniyle ihmal ettim. Ayrıca kanserde acı olmaz derler ama benim çok ciddi ağrılarım vardı ve bir şey olduğunu anlamıştım. Kontrolü 2 ay ihmal ettim ve tatilde denize girdiğimde dayanılmaz bir acı hissedip hemen muayeneye gittim. Genel olarak biz kadınlar kendimizi ihmal ediyoruz. Hatta çoğu zaman kendimizle ilgili şeyler gümbürtüye gidiyor. Kanser tanısı konulmuş insanlara şunu demek istiyorum: Kendinizi bu kadar zorlamayın ve sorgulamayın. Bu hepimizin başına gelebilecek bir şey. Ayrıca dillendirmeyin. Konuşuldukça karşınızdaki kişiler sizden çok kendi sorunlarını anlatmaya başlıyor ve motivasyonunuz etkileniyor” dedi.