Dünya AB ve ABD’nin Kaşıkçı’nın kaderinin belirlenmesi yönünde talepte bulundu



ID:35573
Yayınlanma:
11 Eki 18

Arabistanlı ünlü muhalif gazeteci yazar Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul konsolosluğuna girdikten sonra sırra kadem basması ve ortadan kaybolması ve kaderinin belirsizliği dünya genelinde çeşitli tepkilere yol açmaya başladı.

Öte yandan Suud rejiminin muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı’ya karşı sergilediği tutumun mazisi ve şimdi de öldürüldüğü yönündeki ihtimallerden hareketle uluslararası camianın Kaşıkçı’nın kaderinin açıklığa kavuşturulması yönünde taleplerin iyice artmaya başladığı gözleniyor.

Bu doğrultuda Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Federica Mogherini yaptığı açıklamada, Suud rejiminden Arabistanlı muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın ortadan kaybolma macerasını araştırıp aydınlatmasını istedi.

Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Mogherini açıklamasında Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Riyad yönetiminden Cemal Kaşıkçı’nın durumunu aydınlığa kavuşturması yönündeki talebine tam destek verdiklerini ifade etti.

Mogherini şöyle dedi: Biz bu konuda Amerika ile aynı görüşü paylaşıyoruz. Bizim beklentimiz Suud yetkililerinin yaşanan olay hakkında tam şeffaflık çerçevesinde araştırma yapmasıdır.

Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Mogherini’den önce Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Suud rejiminden Arabistanlı muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın kaybolma olayını  detaylı bir şekilde araştırmasını istemişti.

Ancak Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Mogherini’nin bu olaydan kaygı duyduklarını ve Amerika ile aynı tutumu paylaştıkları yönündeki açıklaması akıllara bir çok soru işaretini getiriyor.

Bilindiği üzere Amerika ve Avrupa ülkeleri Suud rejimi ile geniş çapta ilişkileri bulunuyor ve bu ilişkileri ve elde edilen çıkarları korumak hem Amerika ve hem Avrupa ülkeleri için büyük önem arzediyor. Buna karşın Amerikalı yetkililer son günlerde görecede Cemal Kaşıkçı’nın kaybolma olayından kaygı duyduklarını ileri sürerek bu gazetecinin kaderinin aydınlatılmasını istiyor. Amerika Başkanı Donald Trump da Cemal Kaşıkçı ile ilgili haberlerin kaygı verici olduğunu ileri sürdü. Trump’ın yardımcısı Mike Pence de bu konuda yaptığı açıklamada, özgür dünya olayla ilgili bir cevap bekleme hakkına sahip olduğunu söyledi.

Bu arada Amerikalı cumhuriyetçi ve demokrat temsilciler de Arabistanlı muhalif gazeteci Kaşıkçı’nın öldürüldüğü yönündeki haberlere tepki gösterdiler. Donald Trump muhalifleri ise Suud rejimine baskı yapılmasını ve Cemal Kaşıkçı olayının aydınlatılmasını istiyor.

Amerika senatosu dış ilişkiler komisyonu Başkanı Bob Korker de konu ile ilgili yaptığı açıklamada, tüm işaretler Cemal Kaşıkçı’nın geçen hafta Suudi Arabistan’ın İstanbul konsolosluğunda öldürüldüğünü gösterdiğini belirtti. Korker, ABD kongresinin Kaşıkçı cinayetine tepkisi somut olacağını, senato açısından Arabistan ile ilişkilerin en düşük düzeyde olduğunu kaydetti.

Ancak tüm bu açıklamalara karşın Amerika’nın olayla ilgili samimiyeti hakkında kuşkulara yol açan konu, beyaz sarayın zaten Suudi Arabistan’da insan haklarının içler acısı durumundan haberdar olmasıdır. Gerçi şu anda Kaşıkçı’nın başına ne geldiği kesin olarak bilinmiyor, fakat Suud rejiminin muhaliflerine karşı politikalarına bakıldığında, Kaşıkçı’nın başına ne geldiğini kestirmek pek de zor olmasa gerek.

Bilindiği üzere Suud rejimi dünyanın en baskıcı rejimi olarak biliniyor. Bu rejim her türlü itirazı, eleştiri ve muhalefeti en acımasız biçimde bastırıyor ve muhaliflerini yargılamadan hapse atıyor ve her türlü işkenceyi uyguluyor, hatta bir çoklarını yargısız infaz ettiği biliniyor. Suud rejimi kadın hakları alanında da kapkara bir karnesi bulunuyor. Bu rejim bir süre öncesine kadar hatta kadınların araç kullanmalarına dahi izin vermiyordu.

Öte yandan Suudi Arabistan’da kral Salman iktidarın başına geçtikten sonra pratikte oğlu Muhammed bin Salman iktidarı ele geçirdi ve Amerika yönetiminin bölgede İran ve direniş ekseni ile mücadele başta olmak üzere Ortadoğu bölgesine yönelik politikalarına hizmet etmenin yanında beyaz sarayla bir kaç yüz milyar dolarlık silah ve askeri teçhizat anlaşması imzalayarak Washington’un kasasını doldurdu. Muhammed bin Salman ve babası böylece Amerika’dan güvenlik ithal ettiklerini ve Arabistan üzerindeki sultalarını korumayı başarabileceklerini hesapladı. Dolaysıyla şimdi Amerikalı yetkililerin Kaşıkçı olayına gösterdikleri tepki daha çok göstermelik tepki olduğu anlaşılıyor.