Röportaj Kerbela faciası ve bir kıyamın önderi; Hz. Zeynep



ID:35861
Yayınlanma:
20 Eki 18

Kerbela’da yaşananlar, şehid olanlar ve bu zulme karşı direnlerle birlikte şahit olanlar da var. Şüphesiz bu isimlerden en kederli olanı kuşkusuz Hazreti Zeynep idi. Hazreti Zeynep’in yüreğine saplanan kederle birlikte, omzunda da ağır bir vazife vardı. Bu söyleşimizde Hazreti Zeynep’i konu edeceğiz. Kerbela’da neyi yaşadı? Nasıl esir edildi? Köle olarak götürüldüğü sarayda neyle karşılaştı? Kıyamı ve tarihin akışını nasıl değiştirdi? Bütün bunları yazar-TV programcısı Fatma Gök İle konuştuk.

7SABAH.COM.TR/ÖZEL

Röportaj:Aydın Altay

Kerbela’da yaşanan katliamı ve öncesini başka söyleşilerimizde ele aldık, dolayısıyla tekrara girmemek ve yaşananları farklı açılardan ele almak istiyorum. Hz. Zeyneb’i her kes bilir, ancak içinde bulunduğumuz toplumun fazla tanımadığını düşünüyorum. Kerbela’da neler oldu kısmına geçmeden önce Hazreti Zeyneb’i tanımak isteriz; 

Zeyneb kimdir?

Rivayet edilir ki, Hz. Fatıma ( sa ) hicretin 6. yılında Cemadiulevvel ayının 5’nde bir kız çocuğu dünyaya getirdi… Bebeği babası Ali ( as )’ın yanına götürerek bir isim koymasını istedi.. Ali ( as ): Bu konuda Peygamber’in ( saa ) önüne geçemem diye buyurdu… Bunun üzerine Hz. Zehra bebeği alarak babasının yanına geldi ve ona bir isim koymasını istedi..

O sırada Cebrail nazil oldu :
__ Ey Muhammed ( saa ).. Bu çocuğun adını Zeynep koy, zira bu ismi Allah bizzat onun için seçti…Zeynep.. babasının süsü, babasının ziyneti…Hz. Fatıma ( sa ) ve İmam Ali ( as )’ın ahlak, ilim, iffet ve izzet hanesinde büyüyen, Peygamber efendimizin ilk kız torunudur…Özellikle kardeşi Huseyn ( as )’a düşkünlüğü ile tanınmıştır, ki bu bağlılık bu düşkünlük O’nun ileride kardeşinden ayrılmayıp Kerbela çöllerine Onunla birlikte gitmesine sebep olacaktır…

Seyyide Zeynep, Hitabetini Ali’den, iffetini Fatıma’dan, sabrını Hasan’dan ve cesaretini Huseyn’den miras alan Kerbela kıyamının elçisidir.

Hz. Zeyneb’in ( sa ) Kerbela faciasından önceki hayatı çok fazla gündem edilmemekte, tarihte bu konuyla alakalı çok fazla bilgi bulunmamaktadır..

Ama aslında O’nu Zeynep yapan ve Kerbela’daki bu onurlu role hazırlayan Onun Kerbela vakıasından önceki yaşamı ve faziletleridir, ki özellikle kadınlar için , çocuk yetiştirme, sabır, itaat, ahlak vs... ve daha bir çok konuda Onun hayatının her karesi, muazzam bir ders niteliğindedir..

Yaşantısıyla örnek biri olmakla birlikte, Kerbela faciasından sonra da kıyam ve direniş önderlerinden biridir. Hz. Zeynep Kerbela’da neye tanık oldu?

Kerbela denilince İmam Hüseyin’den sonra ilk akla gelen isim şüphesiz Seyyide Zeynep’tir. Zeynep Kerbela’da güzelliğe şahitlik etmiştir. Sabrın güzelliğine, vefanın güzelliğine, teslimiyetin, rızalığın, mücadelenin, haksızlığa boyun eğmemenin ve izzetli yaşamanın güzelliğine… Kulluk sorumluluğu yalnızca erkekler için değildir, bir yerde zulüm varsa haksızlık varsa ve bunun karşısında hak ile çırpınmak gerekiyorsa bu hem kadınlar hem de erkekler için geçerlidir. Hz. Zeynep’te bu kulluk sorumluluğunun bilincinde olduğu için, İmam Hüseyin’le birlikte aynı hedef üzere ve aynı amaçla yola çıktılar. Hem İmam Hüseyni’n bacısına izzetle mücadele varken zilletle evde oturmak yakışır mıydı?

Eğer o gün Zeynep Kerbela’da olmasaydı ne orada dökülen kanların manasını, ne orada verilen hak ve batıl savaşını ve ne de oradaki mesajı günümüze taşıyacak kimse olmayacaktı. Belki Kerbela, Kerbela’da kalacaktı eğer Zeynep olmasaydı..


Bütün sevdiklerini çölde bırakan Zeynep esir düştü ve Yezit’in sarayına götürüldü. Ancak esir bir kadından ziyade, bambaşka bir Zeynep vardı sarayda… Bize biraz da bundan bahsedebilir misiniz?

Aslında Seyyide Zeyneb’in üstlendiği asıl rol, Kerbela’da İmam Hüseyni’n şehadetinden sonra başladı diyebiliriz. İnsanlığa kara leke sürülen o an, Şimr’in İmam Hüseynin başını bedeninden ayırdığı o an, Zeynep kardeşinin yanına koşarak..

Ey Muhammed.. Bu Hüseyin’dir kanına boyanmış ve doğranmış. Bunlarda senin kızlarındır esir edilmiş. Bu zalimleri Allah’a, Muhammed Mustafa’ya, Aliyel Murtaza’ya, Fatıma’tüz Zehra’ya şikayet ediyorum. Bu sözlerden sonra Zeynep ve Ehlibeyt ailesinin kadınları ve çocukları esir edilmiş elleri zincirlenmiş, Yezit’in sarayına götürülmüşlerdi. Zeynep, Kerbela’da kardeşinin, evlatlarının ve kardeş çocuklarının şehadetlerine şahit olmuş ama o asil ve İslami duruşunu asla bırakmamıştı. Bugün dünyada kaç kadın çıkar, onca belaya ölümlere musibetlere şahit olsun ama buna rağmen o Haydari duruşundan ödün vermeden Yezit’in sarayını titreten konuşmalar yapsın. Kaç kadın çıkar şirkin ve zulmün çirkinliğini herkese anlatsın, Kerbela vakıasını tarihlere taşısın. Bugün günümüzde biz kadınlar aynı durumda olsaydık acaba İslam’ın bekası mı önceliğimiz olurdu yoksa evlat acısı, kardeş acısı gibi meseleleri mi ön plana çıkarırdık. Yezit Peygamber ailesini esir etmekle gururlanıp zafer çığırtkanlığı yaparken, Zeynep babası Ali’den aldığı cesaret ve yiğitlikle yezitin karşısına dikilip şu sözleri söylemişti. Zulmetmekte olanlar nasıl devrileceklerini pek yakında bileceklerdir ( Şuara 227 ).

Yezit, esirler gibi bizi şehir şehir dolaştırarak bizi rezil ve kendini aziz kıldığını mı sanıyorsun…

Bu şekilde kıymetinin arttığını mı sanıyorsun. Sevinme, pek yakında Allah’ın huzuruna çıkacaksın ve diyeceksin ki keşke kör olsaydım dilsiz olsaydım da bu günü görmeseydim. Ey yezit sen bizim dünyamızı kararttın biz ise senin ahiretini..

Bütün bu yaşananlardan sonra hakkıyla bilinmeyen bir Zeynep var. Ehl-i Beyt toplumu tarafından son derece önemli bir yeri olan Hazreti Zeyneb, İslam dünyası bu hakikati pek göremedi diyebilir miyiz?

Evet, İslam dünyasında hakkıyla bilinmeyen hakkıyla tanınmayan bir Zeynep var.

Zeynep’i tanımak için önce annesini tanımak gerekir çünkü… Eğer bugün İslam ümmeti Fatıma’yı hakkıyla tanımış olsalardı, Ona en çok benzeyen şahsiyeti, Zeynep’i de tanıyacaklardı. Hz. Zehra, alemlere rahmet Muhammed Mustafa’nın ( saa ) kızıydı, Hz. Zeynep de o rahmet kapısının anahtarı Ali’nin kızı. Fatıma’nın annesi mü’minlerin annesi olan Hatice’tul Kubra idi, Zeynep’in annesi de Onun rızalığı Allah’ın rızalığı olan Fatıma’tüz Zehra idi. Fatıma, Peygamberin terbiyesiyle büyümüştü, Zeynep de o peygamberin varisi ve vasisi olan Ali’nin terbiyesiyle..

Fatıma iki oğlunu Hasan ve Hüseyni Allah yolunda feda etti. Zeynep de iki oğlunu Kerbela’da aşura günü Allah yolunda kurban verdi. Nasıl ki Fatıma olmasaydı Gadir-i Hum, Gadir-i hum’da kalırdı, Zeynep de olmasaydı Kerbela Kerbela’da kalırdı.
Ama gelin görün ki cehenneme odun taşıyan kadının evlatları, o gün cennet hanımlarının evlatlarını Şam’a götürüyorlardı..

Özelikle hanımlar için örnek teşkil edecek bir karakter. Fakat her ne hikmetse hanımların yaşamında fazla yer edinmediği görülüyor. Siz buna katılıyor musunuz? Katılıyorsanız Zeynep hayatın neresinde olmalı?

Hz.Zeynep ( sa ) yalnız kadınların değil erkeklerde dahil tüm müminlerin hayatlarının her alanında olmalı. Çünkü Hz. Hüseyin’in, zillet altında yaşamaktansa izzetlice ölümü tercih ederim sözünü taşıyan o izzet bayrağını hem kadınlara hem erkeklere ulaştırma çabasındaydı Zeynep. Ama maalesef o gün Zeynep korkusuzca Yezit’in yüzüne gerçekleri haykırırken, bugün kadınlara susmak layık görülmüş. Evleri kadınların zindanları olmuş, kadınlar her türlü toplumsal olaylardan, sosyal meselelerden uzak tutulmuştur. Hangi tarafta yer alacaklarını, olaylar karşısında nasıl bir tavır sergileyeceklerini bile bilemez bir hale getirilmiştir bugün kadınlar…
Dilerim Hz. Zeynep’in o özgürlükçü ruhundan, haksızlık karşısında sergilediği o dimdik duruşundan Rabbim tüm kadınlara ve erkeklere nasip etsin..

Dilerim Hz. Zeynep’in taşıdığı o sancağı layığıyla taşımamızı ve Onun Kerbela’dan günümüze kadar ulaştırdığı mesajı hakkıyla anlayıp hayatımıza geçirmemizi nasip etsin Rabbim..

Vakit ayırıp sorularımıza cevap verdiğiniz için teşekkür ederiz…

Fatma Gök; Teşekkür ediyorum...