Düşünce ve Alıntı Yazılar ABD Seçim Sonuçları ve Türk-ABD İlişkileri / Gürsel Tokmakoğlu



ID:36834
Yayınlanma:
08 Kas 18

"Bilindiği gibi ABD Büyükelçiliğini Kudüs’e taşımıştı. Bu genel olarak jeopolitik ve jeostratejik değerde İsrail ile ilişkilerde değerlendirilebilecek bir meseledir. Türkiye, İslam Teşkilatı nezdinde girişimlerle üst perdeden tepkisini koymuştur. Konu çözülecek gibi görünmemektedir. Asıl çözülmesi gereken konu ise Filistin meselesidir. Ancak burada İsrail’in savaşı göze aldığı açıktır. Eğer İsrail ile savaşı göze alan varsa bu konu tarihsel mantık içinde değerlendirebilir. Aksi halde süreçler kendi mecrasında devam eder."

ABD ara seçimlerini gerçekleştirdi. Seçimlerin Amerikan sistemi içinde pek çok tartışılacak tarafı vardır, olacaktır da. Biz burada Türk-Amerikan ilişkilerinde masada duran dosyalar bazında neler olabilceği konusunu inceleyelim.

Önce çok kısa seçim sonuçlarını yorumlayalım. Ara seçimde katılım yüksek oldu. Amerikan iç politikası geleneğine bağlı olarak ara seçimlerde belli dengelerin ortaya çıkması söz konusuydu, bu kez de aynısı oldu. Donald Trump’ın azledilmesi söz konusu olur mu sorusu vardı. Böyle olmayacağı ortaya çıktı. Temsilciler Meclisi’nde Demokratlar öne geçti, Senato’da Cumhuriyetçiler önde. Buna bakıp Trump için bundan sonraki iki yıl için “Topal Ördek” yakıştırması olacak gibi görülse de bu genel olarak iç politikadaki konulara karşılık gelen bazı uygulamalar için gerçekleşebilir. Bizi ilgilendirecek türden dış politikada değişiklik olmayacaktır.

O halde bizi ilgilendiren kısma bakalım. Dış politikada değişiklik olur mu? Olmaz! Şu an belirlenmiş seyirde işler devam eder. Örneğin son günlerde ABD-Türkiye ilişkilerinde bir yumuşama havası vardı, bu eğilim sürer. Ama daha çok şekillenecek hususlar bundan sonra da devam edecek ikili görüşmeler ve diğer gelişmeler paralelinde olacaktır. Neler var? Kasım ayında (11-12 Kasım) Fransa’da dünya liderlerinin görüşmeleri söz konusu olacak, Aralık ayında G-20 toplantısı Arjantin’de yapılacak, burada liderle görüşecek, genel manada ilgili bakanlar sürekli işbirliği halindeler, telefon görüşmeleri sürekli yapılıyor, vs.

Bu noktada ABD-Türkiye arasındaki tartışılan dosyaları gözden geçirmek isterim.

  • S-400: Klasik Doğu-Batı ayrımı reflekslerine bağlı jeopolitik bir konudur. ABD bu konuda Türkiye’ye koyduğu tepkiyi sürdürecektir.
  • F-35: Küresel güvenlik projesi bağlamında ve jeopolitik bir konudur. Kasım ayında Trump’a verilecek teknik bir rapor var. Buna göre Türkiye lehine bir sonuç çıkma potansiyeli olan konudur denebilir.
  • Suriye: Sıcaklığı hissedilen en kapsamlı olay budur. Konu, Çin’in politikalarının önünün uzaktan kesilmesi, İsrail’in güvenliğinin tesisi ve önemlisi ABD menfaatleri açısından Ortadoğu’nun kontrolü meselesi ile ilgili jeopolitik ve jeostratejik değerdedir. ABD giderek işlerin aleyhine geliştiğini tartışmaya başlamıştır. Bu hususu geniş çapta pazarlık konusu yapmaktadır. Ancak şu ana kadar, Türkiye’nin kendi sınırında bir terör devleti istemediği ve çözüm için Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunduğu somut konularda, ABD’nin geri atmış olduğunu da görmedik. Dün (6 Kasım) üç önde gelen terörist için ödül ilanı var. Bu PKK yerine ağırlığı SDG’ye aktardığı şeklinde bir değerlendirme ile açıklanabilecek bir konudur. Çok boyutlu Suriye konusu daha çok konuşulacak ama önemlisi sahada güç mücadelesi bağlamında sürdürülecek tarihi sonuçları olacak, uzun soluklu, hararetli ve hassas bir konudur.
  • FETÖ: CIA bağlantılı küreselci politikaların ürünü jeopolitik bir konudur. ABD tarafından bir takım Türkiye’yi oyalayıcı eylemler yapılması beklenebilir. Ancak temelde ABD, Fethullah’ı hemen Türkiye’ye iade etmeyebilir, sonuna kadar kullanır, örgütünü de bir biçimde kullanmaya devam eder.
  • Hakan Atilla: Politik potansiyelli bir konudur. Kasım ayı ortasında Fransa’da liderler arası görüşmeler sonunda netleşmesi söz konusudur. Hakan Atilla’nın iadesini bekleyebiliriz.
  • Kudüs: Bilindiği gibi ABD Büyükelçiliğini Kudüs’e taşımıştı. Bu genel olarak jeopolitik ve jeostratejik değerde İsrail ile ilişkilerde değerlendirilebilecek bir meseledir. Türkiye, İslam Teşkilatı nezdinde girişimlerle üst perdeden tepkisini koymuştur. Konu çözülecek gibi görünmemektedir. Asıl çözülmesi gereken konu ise Filistin meselesidir. Ancak burada İsrail’in savaşı göze aldığı açıktır. Eğer İsrail ile savaşı göze alan varsa bu konu tarihsel mantık içinde değerlendirebilir. Aksi halde süreçler kendi mecrasında devam eder.
  • İran: Mevcut rejimin değiştirilmesi, nükleer anlaşmanın iptali sonrası süreçte uygulanan baskıların devam etmesi, ABD tarafından Ortadoğu’nun kontrolü ve İsrail’in güvenliği boyutlarıyla kapsamlı, çok boyutlu ve tarihi derinliği olan jeopolitik bir konudan bahsetmekteyiz. Son kertede İran’a uygulanan yaptırımların ikinci basamağı nedeniyle süreç devam ediyor. Türkiye petrol konusunda 6 aylık muaf ülkeler listesinde yer alıyor. Görüşmeler devam edecek. Avrupa, Çin, Hindistan yaptırımlardan etkileniyor. Rusya devrede. İran, Suriye’den sonra en önemli dış politik değişim konusudur, daha üzerinde çok tartışılacaktır.
  • Doğu Akdeniz: Jeopolitik ve jeostratejik bu konu bölgenin asıl ve temel meselesidir. Bütün diğer sorunlar bununla ilintilidir. Zira 2009 yılında İsrail kendine yakın deniz sahasında hidrokarbon yataklarına ulaşınca bütün stratejisini değiştirmiştir, ABD ve İngiltere buna uygun pozisyon almışlardır, Ortadoğu’da şekillenmeler ve öncelikler buna dayalı değişikliğe uğramıştır, Körfez ülkeleri buna göre şekillendirilmiştir, vs. Son noktada Kıbrıs (kalıcı barış süreci) ve Yunanistan (kıta sahanlığı) meseleleri de bu konuyla ilgilidir. Uluslararası hukuk yönünden çözülmesi gereken noktalar vardır. Birleşmiş Milletler’in çabası gerekmektedir.

Benim sıralandırabileceğim konular ve beklentilerim bunlardır. ABD seçimleri bu konularda fiilen devam eden önemli süreçlere etki eden bir husus değildir, Trump değil başkası olsa da bu dosyaların işlemleri bu bağlamda ülke politikasıyla ilgili görülecek bir husustur.Gürsel Tokmakoğlu