İran Amerika'nın İran Aleyhindeki Yaptırımların İkinci Etabının Başlaması



ID:36884
Yayınlanma:
08 Kas 18

Amerika Başkanı Donald Trump sürekli İran'la yapılan Bercam Nükleer Anlaşmasına muhalif olduğuna vurgu yapmış ve defalarca bu anlaşmayı en kötü anlaşma olarak nitelemiştir.

Trump 8 Mayıs 2018'de Amerika'nın Bercam Nükleer Anlaşmasından çekildiğini ve İran'ın nükleer programı ile ilgili olan yaptırımların Ağustos ve Kasım 2018'de yeni etabının başlatılacağını duyurdu. Bu yaptırımlar iki etapta uygulanması öngörülmüştü. Birinci etap 6 Ağustos gününde yürürlüğe geçti ve ikinci etap da 5 Kasım günü başlamış oldu.

 

Amerika'nın İran aleyhinde yaptırımlarının birinci etabının başlaması ile Washington ikinci etabın da geniş çaplı bir yaptırım olduğuna vurgu yapmaktaydı. Trump 2 Kasım'da bir bildiri yayımlayarak şöyle bir açıklamada bulunmuştu:" Bu yeni yaptırımlar Amerika'nın İran aleyhinde uygulayacağı en ağır yaptırımlar olacak. "

 

Trump'ın iddiasına göre bu yaptırımlar, yemek, ilaç ve tarım ürünlerini ve insancıl malları kapsamamaktadır. Buna rağmen geçmişe baktığımız zaman Amerika'nın bu alanda da sıkı koşullar ortaya koymasının neticesinde bu malların bile İran'a ulaşmasını engellemesi tahmin edilir bir gerçektir.  Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Amerika Hazine Bakanı Steeve Mnuchin ile birlikte 2 Kasım tarihinde İran aleyhine yaptırımların yeni etabının resmen başladığını bildirdiler. Bulunduğumuz dönemde Amerika'nın en önemli amacı İran'ın petrol satışını tamamen durdurmak ve başka ülkelerle olan bankacılık, mali ve ekonomik ve ticari münasebetleri ve ilişkilerini en aza indirmektir. Böylece Amerikalılar İran'ı ekonomik uçuruma sürüklemek istiyorlar.

Gerçekte Amerika İran'a karşı geniş çaplı bir ekonomik savaş başlatmış bulunuyor.

 

Amerika'nın İran İşleri Özel Temsilcisi Brian Hook şöyle bir açıklamada bulundu:" Washington İran'ın ambargolarla hedef alınmasında çok ciddidir."

Bu mesele uluslararası arenada ciddi bir endişenin yaranmasına neden olmuş ve bu çerçevede birçok ciddi uyarı da yapılmıştır. Rusya, Amerika'nın İran aleyhindeki yeni yaptırımlarını, İran'ın Bercam Nükleer Anlaşmasından çekilmesine ve bunun sonucunda da NPT anlaşmasının tehlikeye düşeceğine neden olacağını düşünüyor.

 

Trump 2018 yılının Eylül ayında dünya ülkelerinden İran'dan 5 Kasım'dan sonra artık petrol almamalarını istemişti. Ancak ültimatomun gelip çatmasına rağmen Amerika'nın İran'a karşı başlattığı bu kampanya ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldı. İran petrolünün en büyük müşterilerinden olan Çin ve Hindistan hala büyük miktarda petrol İran'dan ithal etmektedir. Türkiye ve Rusya da bu alanda hala faaliyetlerini sürdürmekteler. Başka ülkelerin bu tutumlarını gören Trump hükümeti ise daha yumuşak ve esnek davranmaya mecbur kaldı.

Bu doğrultuda Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton 31 Ekim Çarşamba günü, Amerika'nın İran'a karşı yaptırım uygulayarak müttefikleri ve ortaklarına zarar vermek istemediğini iddia etti. Bolton şöyle bir açıklama yaptı: Trump hükümeti bazı ülkelerin hızlı bir şekilde İran'dan petrol alışlarını sıfırlayamayacağını anlamaktadır. Buna karşı anlayış göstermemiz lazım."  Trump hükümetinin yetkilileri daha önce ise 5 Kasım tarihinden itibaren İran'ın petrol satışını sıfırlayacaklarını iddia etmişlerdi.

 

Bütün bunlara rağmen Beyaz Saray artık eski tutumlarından vaz geçmiş ve ilk adımda İran'ın petrol ihracatını sıfırlayamayacağını itiraf etmiştir. Trump hükümeti en son hedefinin bu olduğunu belirtmiştir. Amerika Dışişleri Bakanlığının Sözcü Yardımcısı, İran'dan petrol alan ülkelerin bu alanda ciddi bir geri adım atmaları halinde onları başka yaptırımlardan muaf tutacağını ve avantajlar tanıyacağını bildirdi. İran'ın petrolünün en büyük 5 alıcısı arasından Çin, Hindistan ve Türkiye, Amerika'nın İran petrolünün alımının durdurulması yönündeki isteğine en başından karşı çıkmışlardır.

Güney Kore ise Amerika'dan mümkün olduğu kadar esneklik göstererek İran petrolüne yönelik yaptırımlardan muaf tutulmasını istemişti.  Gerçekte İran'ın petrol ihracatının sıfırlanamayacağını anlayan Amerika, başına açtığı bu dertten paçayı kurtarmak için İran'ın petrol alıcıları için muafiyetler öngördüğünü bildirdi. Bu doğrultuda Washington İran'dan büyük miktarda petrol alan sekiz ülke için muafiyetler tanıdığını bildirdi. Buna rağmen Amerika hala İran aleyhindeki yaptırımların uygulanması için büyük bir çaba göstermeye devam etmektedir.

 

 

Amerika'nın nükleer faaliyetlerle ilgili yaptırımlar çerçevesinde İran aleyhindeki yeni  yaptırımların yürürlüğe geçmesi ile küresel petrol piyasası karanlık bir gelecekle karşı karşıya kalmıştır. Bu mesele ise uluslararası arenada endişe duyulmaya neden olmuş ve bu olayın doğuracağı sonuçlardan doğacak sorunlarla ilgili uyarılar da artmıştır. Kimi siteler ve ekonomik uzmanlar da İran'a karşı uygulanan bu yaptırımların küresel petrol piyasasına ağır darbeler indireceği düşüncesindedir. Böylece fiyatların da artması gözlenmektedir. Uzmanların dediklerine göre İran enerji sektörünü hedef alan yaptırımların başlaması ile iç savaştan dolayı Libya'nın petrol ihracatının sekteye uğraması ile petrol piyasasında oluşan aksaklıktan sonra ikinci en büyük kriz yaşanması muhtemel bir olaydır.

 

Trump hükümeti yaptırımlar uygulayarak sonunda İran'ın petrol ihracatını sıfırlamak istiyor. Bu gerçekleşirse küresel petrol piyasasında büyük bir boşluk ve çatlak oluşacaktır. Öyle bir boşluk ki Suudi Arabistan gibi en büyük petrol üreticileri bile o boşluğu dolduramayacak.  Nitekim İran yaptırımlarından doğan korkudan dolayı oluşan fiyat artışı sonucunda, petrol fiyatı geçen aylarda son dört yılın en yükseği yani varili 77 dolar yakınına ulaşmasına neden olmuştur.  Petrol uzmanı Bjornar Tonhaugen şöyle düşünmektedir bu konu ile ilgili:" İran'ın petrol ihracatının sıfıra indirilmesi pek mümkün görünmemektedir. "

 

Son aylardaki petrol fiyatının sürekli artış göstermesi, Trump'ın petrol ürünleri fiyatlarının azaltılması siyasetleri bakımından da büyük önem taşımaktadır. Trump 6 Kasım yerel seçimlerinin yakınlaşması ile Cumhuriyeçilerin oylarının artırılması için akar yakıt fiyatlarını azaltmak veya en azından sabit tutmak istedi.

 

Amerika siyasi işler uzamanı Grant Smith bu konuda şöyle düşünüyor: Amerika'daki benzin fiyatlarının yüksek olması, yerel seçimlerin eşiğinde , Trump'ın İran'a karşı yaptırımlarda daha esnek ve daha yumuşak davranmasına neden oldu. " Bu doğrultuda Trump hükümeti Hindistan, Japonya ve Güney Kore'nin de aralarında olduğu sekiz ülkeye İran'a karşı petrol yaptırımları alanında muafiyetler verdi. Bu girişim neticesinde uluslararası piyasalarda petrol fiyatı az da olsa aşağı indi. Bunlara rağmen İran'ın OPEC'in en büyük üçüncü ihracatçısı olduğundan dolayı ve İran'ın petrol ihracatının geleceğinin belirsizliği, küresel petrol piyasasındaki istikrarsızlığın devam etmesine neden olmuştur.  İran ise günde bir milyon varili aşkın petrol üretimine devam edebileceğini bildirmiştir.  Tahran Ticaret Odası Enerji Komisyonu Başkanı Rıza Pedidar bu konu ile ilgili şöyle bir açıklama yapmıştır: " İran, OPEC'te Suudi Arabistan ve Irak'tan sonra hala üçüncülüğünü korumaktadır. Halihazırda da İran ham petrolü ihracatındaki azalma ciddi bir rakam değildir. "

 

Petrol uzmanlarının dediklerine göre Amerika tehditlerini gerçekleştirip İran'ın petrol satışını sıfırlamayı başarması halinde, uluslararası petrol rezervlerinin potansiyeli muhtemelen ortadan kalkacak ve öngörülmeyen bir sorunun çıkmasıyla beraber artık petrol piyasasını kurtaracak bir imkan da mevcut olmayacaktır. Böylece petrol fiyatında da ciddi bir artış söz konusu olacaktır.

 

Uluslararası Enerji Ajansı ise bu konu ile ilgili şöyle bir açıklama yapmıştır:" Petrol piyasası kısa süreli bir huzur döneminden geçmektedir. Ancak 2018 yılının sonlarında Amerika'nın İran aleyhindeki yeni yaptırımlarının başlaması ile piyasa tekrar dalgalanacaktır. " Bu uyarı, Amerika'nın İran'ın petrol satışını sıfırlayarak uluslararası piyasanın dışında tutabileceği iddiasının ne denli yersiz olduğunu göstermektedir. Ayrıca Çin ve Türkiye gibi ülkelerin İran'ın petrolünün alımındaki ısrarı da İran'ın uluslararası enerji piyasasının dışında tutulmasının ciddi şekilde sorgulanmasına neden olmuştur. Mevcut gerçeklerden yola çıkarak İran'ın enerji piyasasının dışında tutulması imkansız gibi görünüyor.

 

Amerika yaptırımlarının bir başka boyutu da bu yaptırımlara karşı alınan önlemlerdir. Bu doğrultuda 4+1 grubunun Bercam Nükleer Anlaşmasını korumak ve yaptırımların etkisini en aza indirme yönündeki çabalarından söz edebiliriz. Bu çerçevede Amerika'nın İran'ın petrol, bankacılık ve gemicilik sektörlerini hedef alan yeni yaptırımların başlaması ile  Avrupalılar bir bildiri yayımlayarak İran ile bağımsız bir  mali sistemin oluşturulması doğrultusunda iyi adımlar atıldığını belirtti. Bu yeni sistem Avrupa'nın Bercam Nükleer Anlaşmasının korunması yönünde yaptığı bir girişimdir. Washington'un İran'a karşı yaptırımları, Avrupalıları epey kızdırmış gibi görünüyor.

 

Avrupa Birliği Dış Siyaset Temsilcisi Federica Mogherini, Britanya, Fransa ve Almanya Hazine Bakanları ile birlikte yayımladığı bir bildiride İran'a yapılan yaptırımlardan dolayı derin üzüntü duyduklarını bildirdi. Avrupa ülkelerinin temsilcileri İran'la yapılan nükleer anlaşmayı faydalı bir anlaşma nitelemektedirler. Gerçekte Avrupalıların böyle söylemesinin sebebi de Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın İran'ın bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğine dair raporlarından duyulan memnuniyettir.

Avrupalılar Tahran'ın en önemli isteklerinden olan petrol ve doğalgaz ihracatlarının devam ettirilmesi yönündeki kararlılığını sürdürmektedir. Avrupalıların ortak bildirisinde şöyle bir açıklama yapılmıştır:" Bercam Nükleer Anlaşması'nın tarafları olarak biz İran'la olan mali kanallarımızı ve petrol ve doğalgaz ihracatını korumak için elimizden geleni yapmalıyız. "

Avrupa bu doğrultuda Bercam Nükleer Anlaşmasının diğer taraflarından olan Rusya ve Çin'in yanı sıra bu anlaşmanın korunmasını isteyen her hangi üçüncü bir ülke ile de işbirliği yapmaya hazırdır. Bu çabalar son haftalarda daha da ciddi bir şekilde sürdürülmektedir.  Özellikle de SPV adı ile bilinen mali sistemin oluşması yönündeki çabalar da bu çerçevede değerlendirilebilir. Bu sistem sayesinde İranlı ve Avrupalı tüccarlar ilişkilerini devam ettirebilir ve böylece yaptırımlar bir şekilde aşılmış olabilir. Fransa Hazine Bakanı Bruno Lomer bu konu ile ilgili şöyle düşünüyor: İran krizinin sonucunda Avrupa'nın bağımsız mali kurumların oluşturulması için bir fırsat yaranmıştır. Böylece istediğimiz ülke ile ticaret yapabiliriz. "

 

Avrupalı kamuoyu ve üst düzey yetkililerin bakışı açısından Amerika'nın İran'ın nükleer faaliyetleri bahanesi ile uyguladığı yaptırımlar yasa dışı olmasının yanı sıra Amerika'nın dünyanın başka noktalarındaki ülkelere karşı yaptırımlarının da ticari ve mali alanda istikrarsızlığa neden olduğu düşüncesi hakimdir.

 

Amerika, Avrupa'nın Bercam Nükleer Anlaşmasını korumak yönündeki çabalarını küçümseyerek bu girişimleri umursamadıklarını göstermeye çalışıyorlar.

İran İslam Cumhuriyeti ise son kırk yılda başka ülkelerin yardımı olmadan bile Amerika'nın tek taraflı ve zorbaca siyasetleri ve komploları karşısında başarılı bir iş çıkartmıştır. Ancak Trump'ın şiddetli bir şekilde uyguladığı tek taraflı siyasetler neticesinde artık dünya güçleri de İran'ın haklı ve yasal tutumunu destekleyerek Bercam Nükleer Anlaşmasından doğan yükümlülüklerini yerine getireceklerini bildirdiler. 

 

Avrupalıların yanı sıra Rusya ve Çin'in de 4+1 grubunun üyeleri olarak İran'ı bu anlaşmada tutması için daha ciddi adımlar atması gerekiyor. Amerika'nın Bercam Nükleer Anlaşmasının çekilmesinin, başka ülkelere siyasetlerini zorbaca ve tek taraflı olarak dayatmasından kaynaklanmasından dolayı başka süper güçler bu anlaşmanın korunmasını istemesi halinde Washington'un bu zorba siyaseti karşısında dik bir duruş sergilemelidir. Tahran'ın ancak çıkarlarının ve özellikle de Amerika'nın yasa dışı yaptırımlarının etkisinin azalması halinde Bercam Nükleer Anlaşmasına bağlı kalacağı açıklamaları da bu konuda dikkate alınacak noktalardan birisidir.