Yazarlar YA OLSA İDİ!



ID:38593
Yayınlanma:
21 Ara 18

Menfaat bazen onurun önüne geçebiliyor.

Bir varmış, bir yokmuş…. Bir padişah varmış, bununda hiç evladı olmazmış. Evlat hasreti çekermiş bu padişah. Bir gün ailesiyle oturup vasfı hâl etmişler:

“Geldik, gidiyoruz. Şu kadar padişahlık yaptık, gücümüz de kalmadı. Bu malımız, mülkümüz kime kalacak, evladımız da yok ki ona kalsın.”

“Ne yapalım efendi, bir tedbir alalım. Böyle olmaz; evlat yok, çoluk çocuk yok.”

Padişah bir gün veziri ile otururken bir derviş gelip buna bir elma verir. O gece hem padişah, hem vezir elmaları yiyip gerdeğe giriyorlar. Günü ayı tamam olunca padişahın bir kızı, vezirinde bir oğlu oluyor. Bunlar büyüyorlar, mektebe başlıyorlar. Mektebi de bitiriyorlar. Kız bir gün babasına der ki, “Babacığım, böyle oturmayla ne olacak, bana müsaade ver de biraz gezeyim.”

Padişah “ Peki kızım.” Der.

Veziri çağırır padişah ve ’kızımla gezeceksin.’ Der.

Kızla vezir yola çıkarlar. Bir müddet gittikten sonra vezir kıza sulanmaya başlar, kızdan yakınlık ister ancak kız buna yakınlık vermez. Fakat kurtulamayacağını da anlar ve ‘peki, bana müsaade et, bir dışarı çıkıp geleyim’  ondan sonra, kız dışarı çıkar çıkmaz kaçıp gider. Gece yarısı etrafa kimseler yok tabii… gide gide bir ormana varır. Öbür taraftan vezir, kızın gelmediğini görünce askeri toplayıp sağı solu aratır, fakat bulamazlar. Kız da bir ağacın tepesine çıkıp sabaha kadar orada bekler.

Sabahleyin bir çobanın sürüsü oradan geçerken köpekler havlamaya başlarlar. Çoban orada bir iş olduğunu anlayıp koşarak gelir ki ne görsün ayın nuru gibi bir kız. “Gel bakalım, in aşağıya.” Der ve kızı aşağıya indirir, kendine almaya karar verir:” Allah seni bana rızk etti, benim rızkım da senmişsin.” Deyip kızı alır gider. Evlenirler. Bunların üç tane çocuğu olur.

Bunlara, “Ne idim”, “Ne oldum”, “Ne Olacağım” adlarını koyarlar.

Aradan epey zaman geçtikten sonra bu kızın babası veziriyle berber seyahate çıkarlar. Bunlar gide gide çobanın beldesine varırlar. Çobanı süt sağarken görünce ondan süt isterler.

“Siz iyi adamlara benziyorsunuz, bu gece benim misafirim olursunuz.” Der.

Çoban, padişahla veziri alıp evine getirir. Çobanın karısı babası ile vezirin geldiğini görür ve babasının evlerinde ne yediğini, ne içtiğini bildiği için aynısını o akşam onlara yapar. Padişah bu benzerliğin farkına varır:

“ Vezir, burada bir iş var, yemek aynı bizim yemek, yatak aynı bizim yatak, durum aynı durum. Bunda bir iş var, bakalım akıbeti nereye varacak ?”

Padişah, Çobanı çağırarak der ki:

“Evet, çoban kardeş, yedik, içtik; muhabbete doyum olmaz. Bize artık yolculuk göründü. Yalnız sana bir sorum var, bu çocukların adını kim koydu?”

“Anaları..”

“Sesle de gelsin. ”Padişahın kızı gelir, babası, kızı olduğunu bilmeden sorar: “Yavrum, sen bu çocukların adını niye böyle koydun? ”

“ Ben bir padişah kızı idim, çobana vardım, bakalım daha ne olacağım. Onun için böyle koydum.” Kız bunları söyledikten sonra kendisini tanıtır. Hemen orada vezirin başını vurdurur. Çobanın da kendine vezir eder, kızını alıp hep beraber dönerler.

Ey vezir,  sana emanet edilmiş kıza sulanmak de demek hem de senin çocuğun yaşta. Bide padişahın ekmeğini yiyorsun hiç utanmadın mı?  Ama bu vezir salakmış, kız kaybolunca yurt dışına kaçsa imiş sorun olmazmış. Ama vezirde hiç mi hiç ar,  hayâ yokmuş.

Alçak vezir, ya kızı götürse idi, ne olacaktı?  Damat mı? Padişah mı? Vezir mi?

Ya hain, alçak ve şerefsiz 15 Temmuz gerçekleşse idi, gerçekten bir darbe olsa idi nasıl bir Türkiye olurdu hiç düşündünüz mü?

 Mesela yönetim şekli nasıl oldurdu? Demokrasiye ne zaman geçilirdi? Cumhurbaşkanı kim olurdu? Yavşak Fethullah GÜLEN gelirde Cumhurbaşkanı olur mu idi? Ya başbakan kim olurdu? Yoksa her yere rütbeli bir asker mi atarlardı?  Bakanlık koltuklarında kimler otururdu?

Ekonomi nasıl olurdu? Emperyalist ABD, darbeyi desteklediği için dolar yardımı yapar mı idi? Yoksa saygınlığımız azaldığı için dolar fırlar mı idi?   Yönetim, asgari ücrete zam yapar mı idi yoksa azaltır mı idi?

Dış ilişkilerimiz nasıl olurdu tam anlamı ile ABD’ye göbekten bağlı olup İsrail ile kanka mı olurduk? Rusya ile küser mi idik? Suudi Arabistan ile aramız yine açık olur mu idi? Suriye ile barışır mı idik? İran bu işe derdi? Avrupa ABD destekli darbeyi destekler mi idi? 

Halk nasıl davranırdı? Ölümüne direnir mi idi? Mesela işe gitmeyip genel grev yapar mı idi? Gizli gizli toplanıp örgütlenir mi idi? FETÖ aleyhine mitingler yapar mı idi? Jop yemeği veya gözaltını hem de darbe yönetimi var iken göze almayı düşünür mü idi? Siyasilerin serbest bırakılmalarını ister mi idiler?

Protesto olsun diye O ses Türkiye ve survivor izlemeyi bırakıp darbe aleyhine programları izler mi idiler? Hiç kimse futbol maçına gitmemezlik yapar mı idi. Herkes para toplar tutuklanan siyasilerin ailelerine yardım eder mi idi?

Darbe yönetimi tüm bankaları kapatıp tek banka olarak Bank Asya’yı zorunlu kılar mı idi? Sosyal medya olarak sadece Bylock programı mı kalırdı ülkede?   Yardım etmek isteyecekler sadece Kimse Yok Mu Derneği üzerinden mi yardım edebilirlerdi?

Diyanet İşleri Başkanlığı yapısı değişir mi idi?  Din hayatımıza ne kadar dâhil olurdu?  Atatürk’ün yerine şerefsiz Fethullah GÜLEN resimleri mi asılırdı resmi dairelere?  Peki, Diyanet İşleri Başkanlığı; bunca yıldır biz size hiç olumsuz yaklaşmadık ki hatta destekledik biz kapatmayın yani bizi görevden almayın mı derdi yoksa sizin emrinizde çalışmaktansa cezaevinde olmayı tercih ederiz deyip köy imamında başkanına kadar hepsi resti çeker mi idi?

Yetkililer ‘ben sizin hain olduğunu anlamamıştım ama şimdi anladım sizle çalışmak mı? İstifa ediyorum ne haliniz varsa görün’ mü derdi yoksa ‘ben de okul yaptırdım, destekledim, arsa verdim, göz yumdum yani çok emeğim var devam edeyim mi’ derdi?

Aslında  örnek olsun diye çok isim aklıma geliyor da  yazmasam daha iyi..

Gazeteler nasıl başlıklar atardı? Hangisi kapanmayı göze alırdı? 

Adil ÖKSÜZ acaba hangi göreve gelirdi?

GÜLEN’in tuvalet olan evi müze olur mu idi yada türbe?

Herkes bir şekilde FETÖ’cü olduğu ispatlamaya çalışır mı idi? Ben çocuğumu bir kere bir etüt merkezine yolladım, ben bir kere Bank Asya’nın önünden geçtim,  ben Fethullah GÜLEN’in kasetleri dinlememiştim,  evde hep Samanyolu televizyonu izlerdik diyenler olur mu idi?

Gözaltına alınanlar ifadelerinde hocamızı !!! çok seviyoruz nerden çıktı şimdi bu gözaltı derler mi idiler?

İnsanlar beni şuna sorun hatta buna sorun kaç kere FETÖ’ye para verdim, Afrika’da su kuyusu açılacakmış makbuzu yok ama bağış yaptım hatta kurban parası verdim derler mi idiler?

Yani insanlar kendilerini alçak FETÖ, Türk, İslam ve insanlık düşmanı Gülen ile bir şekilde irtibatlandırmaya çalışır mı idi?

Çok şükür yaşamadık ve insanlar denenmek zorunda kalmadı? Çünkü menfaat bazen onurun önüne geçebiliyor.