Düşünce ve Alıntı Yazılar Tehdit ve füze tedariki / Soner Polat



ID:39261
Yayınlanma:
08 Oca 19

"Suriye 2011’den bu yana toprak bütünlüğünü ve siyasal bağımsızlığını savunmak için büyük bir savaş veriyor. Suriye’nin emperyalistlere karşı verdiği bu amansız savaşta Türkiye, Suriye yönetiminin karşısında yer alıyor."

Askeri planlamalarda her türlü silah tedarik projesinin başlangıcı tehdide dayanır. Tehdidi karşılamayan bir silaha yapılan yatırım israftır. Aynı zamanda mevcut kaynakların amaca uygun olmayan alanlarda kullanılması sonucunu doğurur. Bu yönüyle de bir sorun sahası olarak karşımıza çıkar. Saat gibi işleyen bir askeri planlama sistemi, basın yayın organlarındaki değerlendirmelerden, yapılan yönlendirmelerden etkilenmeden kendi sistematiği içinde ihtiyaç duyulan silah sistemini saptar. Türkiye’ye yönelik doğu ve güney komşularımızdan kaynaklanan füze tehdidini analiz etmeye çalışalım.

İRAN’DAN KAYNAKLANAN FÜZE TEHDİDİ

Doğu komşumuz İran ile 1639 yılında imzalanan Kasr-ı Şirin antlaşması ile sınırlarımız belirlenmiştir. O tarihten bu yana İran ile aramızda ciddi bir ihtilaf yaşanmamıştır. Batı’nın iki ülkeyi birbirine karşı kışkırtma çabaları olmasaydı, ilişkilerin seviyesi daha iyi bir düzeyde olabilirdi. Sorun sahaları suni olup daha ziyade Türkiye’deki Atlantikçi yönetimlerden kaynaklanmıştır. İran’ın füze programları, her gün daha da artan ABD-İsrail tehdidine cevap vermek üzere geliştirilmektedir. İran’dan ülkemize yönelik bir füze tehdidi olduğunu ileri sürmek gerçekçi olmaz! Ancak bir konunun da altını çizmeliyiz. Maalesef, ülke yöneticilerinin stratejik öngörü sahibi olmaması nedeniyle Kürecik’e bir füze savunma radarı konuşlandırılmıştır. Bu radarın amacı İran’ı gözetlemek ve İsrail’e yönelen bir füze için erken ikaz sağlamaktır. Böyle bir gelişmenin Türkiye’nin savunma ve çıkarları ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. En kısa zamanda düzeltilmesi gereken bir konudur.

IRAK VE SURİYE’DEN FÜZE TEHDİDİ

Irak hem 1999 hem de 2003’te ABD tarafından neredeyse yerle bir edildi. Ama her iki savaşta da Türkiye’yi hedef alan bir füze atılmadı. Irak ölüm-kalım savaşı verdi. Sonunda paramparça edildi ama yine de Türkiye’ye yönelen füzeler olmadı. Bu durumda Irak’tan Türkiye’ye yönelik bir füze tehdidinden söz edemeyiz.

Son olarak elimizde daha güncel bir örnek var: Suriye 2011’den bu yana toprak bütünlüğünü ve siyasal bağımsızlığını savunmak için büyük bir savaş veriyor. Suriye’nin emperyalistlere karşı verdiği bu amansız savaşta Türkiye, Suriye yönetiminin karşısında yer alıyor. Buna rağmen Suriye’den Türkiye’ye yönelik bir füze saldırısı olmadı. Suriye topraklarından Türkiye’nin sınır kasabalarını hedef alan füzeler ateşlendi. Ama bu füzeler ya IŞİD ya da PKK tarafından atıldı. Bu iki terör örgütü efendisinden izin almadan böyle bir girişimde bulunabilir miydi? Diğer ifade ile bu füzelerin ardında da Batı vardı.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Veriye dayalı analiz yaparsak, Türkiye’nin bugün karşı karşıya olduğu dış ve iç sorunların neredeyse tamamının Batı’dan kaynaklandığını kolaylıkla tespit ederiz. Bu ahval ve şerait içinde ekonomik sorunlarla boğuşan Türkiye, ABD’ye 3,5 milyar dolar Patriot haracı ödeyemez. Öderse, Suudi Arabistan’ın durumuna düşer! Zaten ABD, Patriot konusunda bir teknoloji transferi için kapıyı açık tutmuyor. Eski duruşundan bir milimetre bile geri adım atmıyor. Sadece dayatıyor: “Bu sistemi alın; S-400’den vazgeçin!”

Bunları da Türkiye’ye İncirlik ve Kürecik radarının koruması için veriyor. Bu sistemlerin kaynak kodları ve gizli şifreleri ABD’nin elinde olduğundan bu sistemlerin Türkiye’nin ihtiyaçları için etkin bir şekilde kullanılacağından emin olamayız. Gerçekçi olmalıyız. Günün birinde Türkiye savaşırsa, karşısında ya Batı ya onların yönlendirdiği ülkeler ya da bunların karışımı olacaktır. Bu nedenle Türkiye’nin NATO dışı etkili bir füze savunma sistemine şiddetle ihtiyacı vardır.

Bu alanda dünyadaki en iyi sistem S-400’dür. S-400 tedarik projesi Türkiye’nin gerçek harekât ihtiyaçlarına cevap vermektedir. Ülkemizi Batı’ya ve diğer yeni yetme düşmanlarımıza karşı daha güvenli kılmaktadır. Bu sistemin sırlarının Batı tarafından bilinmemesi büyük bir avantajdır. Ülkemizin hareket serbestisini artırmaktadır. Doğru silahlanma projeleri Atlantikçi basının gerçek dışı haber ve yorumlarına, Amerika’dan daha Amerikancı siyasi partilerin Türkiye karşıtı siyasetlerine kurban edilemez!

Türkiye S-400 füze savunma sisteminin tedarikini mutlaka tamamlamalı ve benzer bir sistemin yurtiçinde üretilmesi için derhal çalışmaları başlatmalıdır. ABD’den kesinlikle Patriot alınmamalıdır! Çünkü Patriot hiçbir fayda sağlamayacağı gibi, ülkemizi Batı’ya bağımlı hale getirir. Bir savaşta etkin olarak kullanımının önünde engeller vardır. Türkiye, Suudi Arabistan gibi ona buna haraç verecek bir ülke değildir. Hiçbir şey ülke güvenliğinin önünde olamaz!