ERGENLİK, AİLE VE MADDE BAĞIMLILIĞI



ID:39281
Yayınlanma:
08 Oca 19

Anne ve babalar kendilerinin ergen olduğu dönemleri unutarak ve yaptıkları yanlışları hatırlamadan çocukların ergen olduklarını göz ardı ederek davranışlarda bulunmaktadırlar. Ergenliğin özel bir dönem olduğu bilinerek bu şekilde davranılması gerekmektedir. Herhangi bir şekilde ergenin madde kullandığı tespit edildiğinde bunun saklanması yerine profesyonel yardım almaktan kaçınılmamalıdır.

Ergenlik dönemi kişisel özgürlüğün ve ebeveynlerden bağımsızlaşma ihtiyacının arttığı dönemlerdir. Bu dönemlerde ergenlerin çoğunun öncelikli hedefleri hemcins ve karşı cins akranlarla yakın kişisel ilişkiler kurmak ve akademik başarı sağlamak ayrıca bir akran grubunda kabul edilmektir. Sosyal yeterlilik, sosyal uyum, destek ve kabul görme gençler için çok önemli motivasyonlardır.

Aile işlevleri ile gençlerin uyuşturucuya başlamaları arasında belirgin bazı ilişkiler bulunmuştur. Genellikle parçalanmış aile ve işlevi bozuk olan gençlerde uyuşturucu kullanımının yaygın olduğu bilinmektedir.

Aile insanın yaşamında ve gelişiminde çok önemli bir yer tutmaktadır.
İnsanın gelişim dönemlerinde etkilendiği, sevgi, güven duygularını pekiştirdiği kurumdur. Bu noktada ortaya çıkacak aksaklıklar, tüm kişiliği etkileyebilir.

Aile, sosyal olarak normatif davranışların ve değerlerin geliştirilmesinde önemli yer tutar. Aile düzeni, iletişim biçimi ve tutarlılık ergenin psiko -sosyal uyumunu doğrudan etkiler. 

İyi bir dinleyici olamayan, çocuğunu anlamayan, kendi değerlerini sürekli ona empoze ederek çocuğun kendi değerlerini geliştirmesine fırsat tanımayan ebeveynlerin de ileride çocukları ile sorunlar yaşayacağı tartışma götürmezdir. 

Madde kullanan gençlerin ailelerin de benzer bazı özellikler bulunmuştur. Sigara ve alkol kullanan gençlerin, bu maddeleri kullanmayan gençlere göre daha yüksek oranda uyuşturucu maddeleri kullandığı gözlenmiştir. Çünkü sigara ve alkol kullanan gençler uyuşturucu maddeyi daha düşük oranda tehlikeli olarak değerlendirmekte ve diğer maddeleri kullanmaya daha istekli davranmaktadırlar.

 Aile  ve madde bağımlığı ilişkisi şöyle sıralanabilir;

1. Madde kullanan gençlerin büyük çoğunluğunun ailesinde uyuşturucu madde kullanan kişiler saptanmıştır.

2. Madde kullanan gençlerin aileleri genellikle ihmal eden, yeterli kontrol, sevgi ve destek sağlamayan, gevşek disiplinli ana babalardır.

3. Kimi ailelerin ise ileri derecede katı, baskın, çocuğun kişiliğinin gelişimine olanak tanımayan yapıya sahip olduğu belirlenmiştir.

4. Boşanmış, ayrı yaşayan, ebeveynden birinin kaybedildiği, parçalanmış aile çocuklarında uyuşturucu madde kullanımı yaygındır.

5. Anne babanın iyi birer model olamaması da önemli bir etkendir. Sorunlar karşısında aciz kalan, çözüm üretemeyen, ya da uyuşturucu maddelere karşı hoşgörülü ailelerin çocukları risk altındadır.

6. Aile içinde gencin özdeşim kurabileceği bir bireyin olmaması önemli sorunlar yaratabilmektedir.

7. Aşırı koruyucu, kollayıcı ailenin çocuklarında da uyuşturucu kullanımı yaygın olduğu gözlenmiştir. Ailenin madde kullanımına karşı olan tutumu bu konuda gencin davranışlarını belirlemede önemli bir etkendir. Örneğin anne-babanın çeşitli ilaçları kullanma alışkanlıkları, çeşitli sorunlarla karşılaştıkları zaman bunları çözme de kullandıkları başa çıkma yolları, gencin de sorunlarla karşılaştığında anne-babayı örnek alarak başa çıkmak için bunları kullanmasına neden olabilmektedir.

Genel olarak madde bağımlılığına yol açan nedenler;

Merak; denerim, bırakırım anlayışıdır. Meraklı olmayı arttıran nedenler ise gizlilik, bilinmezliktir. Her insanın içinde var olan merak ve özenme duygusu, bulunduğu ortamdaki birini söz konusu maddeyi tüketmesi ile kendini gösterir ve çocuklar ya da gençler ilk deneyimlerini bu şekilde yaşarlar. Çoğu kişiye göre bunun adı denemektir. Her denemede söz verilir ve bir daha denemeyiz, bu son deneme olsun diye. Fakat bir ya da iki kez deneme bile kişiyi dönüşü olmayan yola doğru sürüklemeye, kişinin geleceğinin yok olmasına neden olur.

Daha enerjik olabilmek: sınavlara hazırlanırken daha uzun süre uyanık kalabileceği, dikkatini daha iyi odaklayabileceği, beyninin işlevlerini hızlandıracağı, enerji ve gücü artırarak potansiyelini çoğaltacağı gibi yanlış bir inanıştan hareketle, genç uyarıcı maddelere yönelebilir. Başlangıçta beklediği dinamizmi yakalanan genç, bir müddet sonra kendisini eskisinden daha kötü bir durumda bulur. Artık normal aktivitelerini ve günlük yaşamını sürdürmek için gerekli olan faaliyetleri bile yapacak gücü kendisinde bulamaz. Devamlı olarak ilk yakaladığı enerjiyi yakalamak için ilaç dozunu artırma yoluna gider. Ama sonuç daha da içinden çıkılmaz bir hal alır ve bir kısır döngü başlamış olur.

Farklı görünme isteği: arkadaş çevresi içerisinde farklı görünerek ve diğerlerinden ayrı olarak onların yapamadığı bir şeyi yaparak, bu şekilde bir saygı ve üstünlük kazanacağına inanan genç, madde almaya başlayabilir. 

Parçalanmış aile ve bozuk aile ilişkileri: baba baskısı anne baskısı geçimsiz aile yapısı ve ayrı anne baba gibi bozuk aile ilişkilerinin yaşandığı bir ortamdan kaynaklanan, gelişmemiş kişiliğin yansıması olarak madde bağımlılığı genç için bir çözüm aracı olarak algılanabilir. 

Anne ve babanın ilgisini çekmek isteyen ya da onlara karşı tepki vermek isteyen genç maddeyi kendine kurtarıcı veya arkadaş olarak görür. Anne-babanın alkol ya diğer maddelere karşı aşırı tolerans göstermesi:  Ailenin bu konudaki gevşekliği gencin yanlış ve doğruyu ayırt etmesinde çok etkilidir. Genç ailesinin izin verdiği ya da aşırı tolerans gösterdiği şeyi doğru olarak algılar ve yapar.

Özenti ve yanlış arkadaş çevresi; gençliğin en önemli ihtiyaçlarından biri, bir gruba ait olabilmektir için duyulan ihtiyaçtır. Birçok genç toplumsal ihtiyaçlarını, aile hayatında, okulda, arkadaş çevresinde tatmin edebilir. Fakat toplum içerisinde toplumsal ihtiyaçları doyurulmayan, aşağı ve yüksek ekonomik kesimden gelen çocuklar vardır ki, bunlar da kendileri gibi olan çocuklarla birleşerek, bir grup meydana getirmeye çalışırlar. Aile içinde iletişim güçlükleri yaşayan ve kendisini ifade olanağı bulamayan, okulda arkadaşları ileiyi bir ilişki içerisine giremeyen, uyum sağla yaman genç, kendisi gibi uyumsuz, amaçsız değer ve inanç karmaşasının egemen olduğu kişilerle arkadaşlık eder. Aynı değerleri paylaşamadığı aileden uzaklaşırken, amaçsızlık doğrultusunda birleştikleri kişilerle yakınlaşırlar. Bir grup özdeşimi kurarlar. Kendileri gibi sorumsuz, yetersiz, güvensiz, sınırsız bir özgürlük yaşamak isteyen kişilerle oluşturdukları gruplar içinde kalmak isterler.

Kötü Alışkanlıklara Sahip Arkadaş Çevresi; Ergenlikte arkadaş-akran etkileşimi yoğundur, gençler arkadaşlarının etkisine açıktır. Ergen için bir arkadaş grubuna sahip olmak grubunda değer verilen bir insan olmak en güçlü isteklerindendir. Alkol ve diğer uyuşturucuların kullanıldığı çevrelerde yaşayan, bu maddeleri kullanan arkadaşlara sahip gençler onların özendirmelerinden dolayı bu maddeleri deneyebilir ve bağımlılık geliştirebilirler. Gençler için yeni olanı denemek ve bir faaliyeti “ilk defa” gerçekleştirmek onları belirli eylemlere yönelten önemli bir nedendir. Gençler kendileri için yeni olan bir alışkanlığı “merak ettikleri için” denemek isteyebilirler.

Kişilik yapısı; Genetik yatkınlığı nedeniyle bir gencin davranışları, genetik faktörlerin etkisi altındadır. Bağımlılık eğilimi, bu davranışlarına bir yön vermek, huzur aramak nedenleri ile ortaya çıkabilir. Aşırı tepkisel oluş, sinirlilik, hırçınlık, saldırganlık gibi davranışları olan bir gencin genellikle, sıkıntı verici olaylarla baş edebilme gücü zayıftır. 

Ailede herhangi bir üyenin madde kullanması: Aileden herhangi birinin madde kullanması, bireyi madde kullanımına iter. Bireylerde karakter oluşumu 0-3 yaş arasında gelişmektedir. Bu nedenle kişiliğin yerleşmesinde en önemli etken ailedir. Çocuk aileden göreceği her olumlu veya olumsuz davranıştan mutlaka etkilenmektedir.

Okuldaki başarısızlık; Birey okulda başarısız olup aileden çekindiği zaman aileden ve problemlerden kaçıp farklı ortamlara girebilmektedir.

Gençlerde ya da erişkinlerde manevi boşluk, inanç zaafı, aile içindeki huzursuzluklar, ekonomik bozukluklar, mutsuzluk, güvensizlik duygusu, sorunlara karşı çözüm bulamadığına inanmak, geleceği için kaygılanmak gibi durumlar strese neden olur ve bu kişileri yalnız kalmayı iter. 

Kişi madde kullanarak kendini iyi hisseder ve dertlerinden kurtulduğunu sanır. Oysa bu şekilde hiç bir sorun çözülmemekte, tam tersine sorunlar artmaktadır. Dolayısı ile bu maddelerin oluşturduğu geçici sığınma ortamları ve verdiği geçici rahatlama, önceleri alışkanlık, daha sonra da bağımlılık ya da tutsaklık meydana getirmektedir.

“Hayır” diyememek; Ailenin çocuklarına baskı yapması, kendini savunma hakkı vermemesi, her şeye evet diyerek yetiştirmesi birey de özgüven azalır ve kendini savunmada zorluklar yaşaması kişiyi kullanıma itebilir.

Cinsel tacize mağdur kalması; Kişi uğradığı tacizi veya tecavüzü atlamadığı zaman unutmak için madde kullanımına yöneltebilir.

Bağımlı olmam düşüncesi;  Birçok kişi bir kereden bir şey olmaz diyerek başlar. Alkol, sigara ve diğer uyuşturucu maddelere gençlerde, erişkinlerde bağımlı olmak için başlamamakla birlikte, başladıktan sonra bağımlı olurlar. İnsanlar, bağımlılık yapan maddelerin kendilerinde de bağımlılık yapacağını düşünmezler. Fakat bu maddeleri alışırken kontrollü olmak mümkün değildir. Bağımlılık insanın kontrolünü elinden alır. İnsanların teslim olduğu ve yenilgiye uğradığı noktadır bağımlılık. Bağımlılığın en önemli derecesi, kullanılan maddenin kontrol edilememesi ve kullanmayı bırakamamasıdır. Unutulmaması gereken, kişi her zaman zamanında durmayı başaramaz.

Sosyoekonomik düzeyin düşük oluşu;  Bazen madde satarak para kazanmak için bazense ekonomik sıkıntılarını unutmak için maddeyi kullanmaya başlar.

Moda; Bozuk çevreye uymak için genç maddeyi tercih edebilir. Manevi Boşluk; İnanç zayıflığı, bozuk aile ilişkisinden ve toplumdan kaynaklanan güvensizlik duygusu, gelecek karşısındaki kaygılar strese, sıkıntıya yalnızlığa iter ve bundan kurtuluş için genç madde bağımlığına sürüklenebilir.

Eğitim Yetersizliği: Eğitimdeki büyük zafiyet ve yapılan yanlışlar. Maddeci felsefeye dayalı eğitimler insanları bencilliğe(egoizme), şahsi çıkarcılığa iten temeldeki sebeplerdir. 

Dayanıksız ve Güçsüz Bir Kişilik Yapısına Sahip Olma ve Kaygıda Kaçma; Bağımlılar genellikle özgüvenleri zayıf ve kaygılı insanlardır, hayatın getireceği zorluklardan ürkerek onlardan kaçmak isterler. Alkol ve Uyuşturucu maddelerin kaygıyı azaltan niteliği, bunların zorluklardan kaçan kişilerce bir “destekleme aracı” olarak kullanılmasına yol açmaktadır. Alkol ve uyuşturucuların yarattığı geçici “sığınma ortamları” ve verdikleri geçici rahatlama, kullananlarda önceleri alışkanlık, daha sonra ise bağımlılık veya tutsaklık doğurmaktadır.

İçten Denetimli Olmaktan Çok, Dıştan Denetimli Olmak; Bireyin karşı karşıya kaldığı ve yaşadığı sorunların hep kendi dışındaki nedenlere bağlı olduğunu düşünmesi ve bunların çözümlerini de dışsal gelişmelere bağlaması, onun “dıştan denetimli” olduğunu gösterir. Bunun yanında kendisi ile ilgili yaşadığı olaylardaki sorumluluğunu görebilen ve kendisi ile ilgili gelişmelere kısmen kendisinin yön verebileceğini düşünen bireyler "içten denetimli" olarak tanımlanmaktadır. İçten denetimli olanlar daha özerk davranmakta, kendi eylemlerinin sorumluluğunu yüklenebilen insanlar olmaktadır. Dıştan denetimli olanların, içten denetimli olanlara göre bağımlı olmaya daha yatkın kişilik taşıdıkları düşünülebilir.

Kendini Değersiz Algılama; Kendini değersiz ve eksik yanları olan biri gibi algılamak alkol ve madde bağımlısı olmaya yatkın gençlerde gözlenen diğer kişilik özelliğidir.

Duygusal Bakımdan Olgunlaşmamış Olma; Çocukluk döneminde anne-baba tarafından istenmemiş, reddedilmiş bir çocuk olarak büyümüş, anne babası tarafından sevgi ve hoşgörü görmemiş gençler doyurulmamış ve tatmin edilmemiş duyguları alkol ve uyuşturucularla tatmin etmeyi deneyebilir. İçten gelen hazza yönelik arzularını kontrol etmekte güçlük çeken, onları dengeleyemeyen gençlerin hazza ulaşma istekleri onları bağımlılık yaratan maddelere yöneltebilir. Olgunlaşmamış duygular taşıyan, heyecanlarını dengeleyemeyen gençlerde de rahatlamak ve sakinleşmek için bağımlılık yaratan maddelere yönelme görülebilir.

Sonuç olarak; Anne ve babalar kendilerinin ergen olduğu dönemleri unutarak ve yaptıkları yanlışları hatırlamadan çocukların ergen olduklarını göz ardı ederek davranışlarda bulunmaktadırlar. Ergenliğin özel bir dönem olduğu bilinerek bu şekilde davranılması gerekmektedir. Herhangi bir şekilde ergenin madde kullandığı tespit edildiğinde bunun saklanması yerine profesyonel yardım almaktan kaçınılmamalıdır.