Kültür ve Sanat Düşler alemi



ID:39360
Yayınlanma:
10 Oca 19

Sanatçı Maria Kılıçoğlu’nun “Evrenin Nabzı” başlıklı retrospektif sergisi İş Sanat Kibele Sanat galerisi’nde ziyarete açıldı. 23 Şubat’a kadar sürecek sergide sanatçının 30 yılı aşkın kariyerinin önemli köşe taşları yer alıyor.

Sanatçı Maria Kılıçoğlu’nun “Evrenin Bazı” başlıklı retrospektif sergisi İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde ziyarete açıldı. 23 Şubat’a kadar sürecek sergide sanatçının 30 yılı aşkın kariyerinin önemli köşe taşları yer alıyor.

Alice Harikalar Diyarında’nın Alice’i bir yanda, Pinokyo diğer yanda. Bir köşede Salome duruken, bir başka köşede Medusa duruyor. Nuh’un Gemisi, Kentaurs, Mustang, Pegasus... Maria Kılıçoğlu’nun hayalgücünü tetikleyen tüm bu masal kahramanları, mitolojik figürler ve edebi karakterler zihnimizin kıvrımlarına sızıyor, başka alemlere götürüyor. 100’den fazla heykelin sergilendiği Kibele Sanat galerisi’nde saatlerinizi geçirmeniz işten değil, öyle bir zenginlik, öyle bir tarih...


 
Maria Kılıçoğlu’nun “Evrenin Nabzı” başlıklı retrospektif sergisi İş Sanat binasındaki Kibele Sanat Galerisi’nde ziyaretçilerini bekliyor. Serginin kataloğunda Gülseli İnal’ın kaleme aldığı makalaede de yazdığı gibi “Yeni çağda adı bile anılmayan Anadolu heykel atölyelerinin devinimini 20. yüzyılda hissederek yolu koyulmuş” Kılıçoğlu. “Ölüp giden her şey gerçekte yaşamın erki altında hâlâ yaşamaktaydı ona göre. Zaman onu geçmişe bağlamıştı bir kez. Mekânlar durmadan değişmekte, ama onun tutkusu tarih öncesine uzanmaktaydı. Bir ideali vardı; durmadan heykel üretmek ve mitolojik varlıkları, masal kahramanlarını üç boyuta taşımak.” (Gülseli İnal, “Tözün Aykırı Biçimi: Evrenin Nabzı”)

Kadim bilgilerin peşinde

Açılışta soruyoruz Kılıçoğlu’na bu mitlere, masallara olan ilgisini. Kılıçoğlu, “Ben unuttuğumuz bilgilerin peşindeyim, kadim bilgilerin. Onları ararken gitgide kendimi de eğittim, çünkü geçmişi bilmeden geleceğe gidemeyiz. O yüzden mitolojiyi çok derin bir felsefeyle araştırıyorum, o beni geleceğe götürüyor ama şimdiki zamanda da tabii çalışmam gerekiyordu, heykellerimi yaratırken şimdiki zamanda yaşıyordum... Kadim bilgilere olan eğilimimden dolayı, dikkat etmişsinizdir, bronz kullanıyorum daha çok. Ama tabii farklı malzemeleri de yerine göre, anlatmak istediğim fikre göre kullanabiliyorum. Yeni teknolojileri de öğreniyorum bir yandan, yani bu heykeller aslında beni eğitti” diyerek yanıtlıyor.

Sergide yer alan ve içine hareket, ses ya da ışık (bazen sadece biri ya da ikisi, bazen hepsi birden) kattığı heykeller de var. Bunlarla ilgili olarak da “Kinetik sanatçısı değilim ben. Ama dikkat ederseniz, ben de sonradan keşfettim bunu, ışık çok önemli benim için. Aynı şekilde müzik ve hareket de... Örneğin Alice Harikalar Diyarı’nda heykelimde görebilirsiniz, ışıklar koydum, müzik koydum ve Alice’i yaşadım. Bu sergide böyle birçok işim var... Bir de baktım ki ben de kinetik yapıyorum, hatta belki de ilk ben yaptım. Şunu da söylemeliyim, 1989’da ilk sergimi açtığımda Türkiye’deki galerilerde heykel kaidesi yoktu. Kaideyi ben öğrettim. Işık hiç yoktu. Hâlâ da yok. Işıklandırma çok önemli. İlk zamanlar çok zorladım işi ve kaidesini kendim yaptım, ışığını kendim yaptım...” diyor Kılıçoğlu.

Mitler, masallar, kahramanlar; doğa, hayvanlar ve elementler... Kılıçoğlu’nun hareket, ses ve ışıkla devinim kattığı, yer yer insanı saygıyla andığı geçmiş zamanlara, yer yer de umutla baktığı geleceğe taşıyan bu özel sergi Kibele Sanat Galerisi’nde 23 Şubat’a sürecek.

‘Momentum’a dair... (sanatçının yorumu)

“Bunun adı Momentum. Momentum derken, ben kuşları çok seviyorum ve doğa hastasıyım, bütün o uçuşların bir ‘V’ şeklinde olduğunu görüyorum... Ben İstanbul’u ve Türkiye’yi çok seviyorum, işte bu en öndeki kuş Türkiye’dir. Hemen arkasında güneş var. Sonra gökyüzü ve doğa geliyor. Yani ‘V’ şeklinde uçarken bütün 
kusurları da ütüleyecekler.”