Filistin Kabinesinin çöktü,darısı terör rejimin başına...



ID:39490
Yayınlanma:
14 Oca 19

2017 yılını ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesi ile kapatan ve 2018 yılını da kendisi ve İsrail için farklı bir siyasi başarı ile kapatmayı uman siyonist rejim İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu umduğunu bulamadı ve tam tersine 2018 yılının dosyasını çöken kabinesi ile kapattı.

Korsan İsrail ordusu Kasım 2018’de Gazze şeridine yeni bir savaş dayatmaya yeltendi, fakat bu savaş iki gün sürdü. Bundan önce İsrail’in 2008 yılında Gazze şeridine dayattığı savaş 22 gün, 2012 yılında dayattığı savaş 8 gün ve 2014 yılında dayattığı savaş da 51 gün sürdü ve ardından ateşkes sağlandı, fakat Kasım 2018 savaşı sadece iki gün sürdü ve hemen ateşkes sağlandı. Ancak bu ateşkes aynı zamanda korsan İsrail kabinesinin çöküş sürecinin başlangıcı oldu.

Siyonist rejimin Gazze ile ateşkes anlaşması imzalamasının bir sonucu, Netanyahu kabinesinin savaş Bakanı ve Yahudi Evi partisi lideri Avigdor Liberman’ın istifası oldu. Bu istifa aynı zamanda Netanyahu’nun koalisyon hükümetini çoğunluktan düşürdü.

Netanyahu’nun koalisyon hükümetinin siyonist parlamentonun 120 sandalyesinden 61’ini kendi elinde bulunduruyordu, fakat 8 sandalyesi bulunan Yahudi Evi partisinin kabineden çekilmesi ile beraber Netanyahu kabinesi pratikte dağıldı.

Gerçekte iki günlük savaş ve Filistin İslamî cihat hareketi ile ateşkes, Netanyahu kabinesinde kutuplaşmaya ve sonuçta da dağılmasına yol açtı.

Korszan İsrail’de radikal sağ bir örgüt olan siyonist strateji müessesesi Başkanı ve Netanyahu kabinesinin eski sözcülerinden Yuaz Hendel konu hakkında yaptığı değerlendirmede şöyle diyor: Ne zaman Gazze adı gündeme gelirse, ister istemez Netanyahu itibar kaybına uğruyor.

Korsan İsrail’in şimdiki kabinesi tamamen sağcı partilerden oluşan bir kabinedir. Kabinede en çok Bakan sayısına sahip olan Likud partisi 2015 yılında düzenlenen seçimlerde siyonist parlamentoda çoğunluğu elde edemedi ve kabineyi kurmak için diğer sağcı partilerle koalisyona gitmek zorunda kaldı. Aslında koalisyon, siyonist rejim kabinelerinin olmazsa olmaz özelliklerinden biri sayılır, nitekim bu özellik başta Netanyahu kabinesi olmak üzere İsrail’de kurulan kabinelerin sürekli iç anlaşmazlık yaşamalarına sebebiyet vermiştir.

Örneğin Yahudi Evi partisi ve Yeş Etid Partisi Başbakan Netanyahu ve partisi Likud ile radikal Ortodoks Yahudilerin orduya alınması yönünde bir yasa çıkarılması üzerine anlaşmazlıkları olmuştur. Bu anlaşmazlıklar Liberman istifa edince gün yüzüne çıktı. Buna karşın radikal Ortodoks Yahudilerin orduya alınması ile ilgili yasa tasarısı koalisyonda yer alan bazı siyasi partilerin Likud partisi ve Başbakan Netanyahu’ya karşı çıkmaları için bir bahaneye dönüştüğü anlaşılıyor. Bu konuda bir açıklama yapan muhalefet kanadından Tzipi Livni şöyle diyor: Bu yasa ister olsun ister olmasın, biz Netanyahu’yu istemiyoruz, o gitmelidir. Bugün İsrail’de ne güvenlik ve ne de demokrasi vardır, geçim bedeli de oldukça yüksektir.

Siyonist rejim Başbakanı Netanyahu işgal altındaki Filistin’de hem kamuoyu ve hem siyaset çevrelerinin muhalefetleri ile karşı karşıya kalmanın yanında bir de bir kaç devasa mali fesat dosyası ile de uğraşıyor. Netanyahu birinci dönem başbakanlığı sırasında mahkemede mali fesat suçundan beraat etmişti, fakat hali hazırda dört önemli mali fesat dosyası ile karşı karşıya bulunuyor.

Netanyahu ve eşi Sera “1000” adı ile anılan dosyada değerli hediyeler almakla suçlanıyorlar.

Netanyahu “2000” adlı dosyada da Yediot Aharonot gazetesinin sahibi Arnon Mozis ile uzlaşmak ve bu gazetenin rakibi olan Israel El Yom gazetesine kısıtlama uygulamakla suçlanıyor.

Netanyahu ayrıca “3000” adlı dosyada da Almanya’dan denizaltı alımında rüşvet almak ve “4000” adlı dosyada da yine iletişim bakanlığı ve Bezek firması ile ilgili yolsuzluk yapmakla suçlanıyor.

Siyonist rejim Başbakanı Netanyahu Aralık 2016’dan bu yana defalarca polis teşkilatına çağrılarak sorgulandı. Öte yandan Netanyahu ve eşinin mali fesat dosyaları işgal altındaki Filistin topraklarında Aralık 2018’de sarı yeleklilerin düzenlediği protesto eylemi gibi eylemlere sebebiyet veriyor. Tüm bu baskılar Netanyahu’yu kendisine yönelik baskıları ve saldırıları hafifletmek için erken seçim kararı almaya yönelttiği anlaşılıyor.

Aslında Netanyahu erken seçim kararı ile tamamen kendi kişisel çıkarlarının peşindedir. Netanyahu, İsrail mahkemesi kendisinin mali fesat dosyası hakkında karar vermeden önce erken seçimleri düzenlemek ve yargıçlara kendisi ve partisinin halk arasında desteğini göstererek aleyhinde karar vermelerine mani olmak ve ayrıca erken seçimlerde zafer kazanarak yeni bir kabine kurmak istiyor.

İşgal altındaki Filistin’de erken seçimlerin 9 Nisan 2019’da düzenlenmesi bekleniyor. Bu seçimler İsrail’de son dört yılda düzenlenen ikinci erken seçimlerdir. 2015 yılında erken seçimler, esas seçimlerin 2016 yılında düzenlenmesi gerektiği halde erkene alınarak düzenlenmişti. Şimdi de İsrail bir kez daha erken seçime giderek 21. Siyonist parlamentoyu daha erken kurmak istiyor.

Hali hazırda İsrail’in siyaset arenasında 4 grup siyasi aktör bulunuyor. Bunlar İş partisi ve müttefikleri, Likud partisi ve müttefikleri, Doğulu ve Batılı dini partiler ve Arap partilerin ittifakıdır.

Görünen o ki yeni erken seçimleri de sağcı partilerin kazanacağı ve bu yüzden esas rekabetin sağcı partilerin arasında olacağı anlaşılıyor. Bu doğrultuda Times of Israel gazetesi geçtiği haberinde şöyle yazdı: Yahudi Evi partisi lideri ve Netanyahu kabinesinin eğitim Bakanı Neftali Benet ve bu partinin üst düzey üyelerinden ve İsrail adalet Bakanı Aylet Şaked bu partiden çekildiklerini ve Yeni Sağ adında yeni bir parti kurduklarını açıkladı. Bu parti İsrail’de düzenlenecek Nisan ayındaki seçimlere hazırlanıyor.

Gözlemciler ise erken seçimlerin sonunda Likud partisi şimdiki 30 sandalyesini bile elde edemeyeceğini belirtiyor. Ancak her halükarda bu partinin siyonist parlamentonun en büyük partisi olarak yoluna devam edeceği ifade ediliyor. Fakat Netanyahu İsrail’in yeni Başbakanı olmayabilir. Gerçekte mevcut şartlarda İsrailli partiler Likud partisinden ziyade partinin fasık lideri Netanyahu’yu eleştiriyor.

Benyamin Netanyahu şimdiye kadar iki kez İsrail Başbakanı oldu. Netanyahu ilk kez 1996 ila 1999 yılları arasında İsrail Başbakanı oldu. Netanyahu Mart 2009’dan beri de İsrail Başbakanı olarak görev yapıyor. Böylece Nisan 2019’a kadar Netanyahu’nun başbakanlığı on yılı bulacak. Bir başka ifade ile Netanyahu son 23 yılda 13 yıl bu rejimin Başbakanı oldu. Muhalifler ise bu durumun demokrasi kuralları ile çeliştiğini belirtiyor.

Bu arada işgal altındaki Filistin’de yapılan anketler Netanyahu’nun rakiplerini başbakanlık koltuğunu ele geçirme konusunda umutlandırdığı belirtiliyor. İsrail’in TV 12 kanalının  Aralık 2018’in sonlarına doğru düzenlediği bir anketin sonuçları, siyonistlerin yüzde 52 kadarı Netanyahu’yu yeniden başbakanlık koltuğunda görmek istemediklerini ortaya koydu. Bu yüzden gözlemciler Netanyahu işgal altındaki Filistin’de başbakanlığının son aylarını yaşadığını ve hatta Likud partisi Nisan 2019 seçimlerini kazanması durumunda bile parti içinden bir başkası başbakanlığa aday gösterileceğini belirtiyor.

Her halükarda Nisan 2019 seçimlerinden sonra yapılacak pazarlıklar Netanyahu’nun siyasi geleceğine de ışık tutacaktır. Bu durum kuşkusuz Ortadoğu’nun siyasi düzenini de etkileyecektir. Örneğin en azından Trump, Muhammed bin Salman, Netanyahu şer üçgeninin çökmesine yol açacağı söylenebilir.