İran İslam İnkılabı Zaferinin 40’ıncı Zafer Yıldönümü



ID:40412
Yayınlanma:
11 Şub 19

"Kırk yılın ardından ne İmam Humeyni’yi ne kutsal savunma yıllarını ne de bu dönemlerdeki hamasetleri görmeyen mümin genç bir Müslüman’ın bugün devrimci ruhu ile Himmet, Harrazi ve bunlar gibi büyükler misali aynı İslam İnkılabının ilk dönemindeki gençleri aratmadan ilgi ve sorumluluk duygusu ile ve tam bir cesaretle düşmanlar karşısında meydana geldiğini görüyoruz. Bugün mümin gençlerin motivasyonu İslam İnkılabının ilk çağındaki gençlerden çok olmasa az da olmayacaktır."

Bugün 11 Şubat. İran'da İslam inkılabının 40. zafer yıl dönümüdür.

Bu münasebetle İran halkı bugün katılacakları muazzam yürüyüşlerle bir kez daha İslam cumhuriyeti nizamın kurucusu rahmetli imam Humeyni -ra- ve İslam inkılabı rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamenei'nin  ülkülerine bey'atlerini tazeleyecekler.

İslam inkılabı zafer yıl dönümü yürüyüşleri tüm İran'da sabah saat 9'da başlayacak.

Başkent Tahran'da kentin 12 farklı yönünden halk Özgürlük meydanına doğru yürüyüşe başlayacaklar.

11 şubat 1979 tarihinde İslam inkılabı rahmetli imam Humeyni'nin liderliği sayesinde zafere ulaştı.

İnkılabın zafer yıldönümünde, İran'dan ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelen yüzlerce medya mensubu da yıldönümü etkinliklerini yakından izleyecekler. 

Düşmanlar yıllardır ağır masraflara katlanarak İslam düzenine karşı geniş çaplı ve karışık bir medyatik hareket başlatmışlardır. Bundan güdülen asıl hedef ise İslam Cumhuriyetinin güçlü noktalarını gizleyerek, olumsuz yönlerini İran halkı ve gençlerinin gözünde büyüterek onları ümitsizliğe uğratmaktır. Bu düşmanlık aslında İslami düzenin temellerini ve hüviyetini hedef almıştır.

Ancak bu İnkılap dünyadaki düşünürler ve kalem sahipleri için cazip noktalar taşımaktadır. Bu büyük olay adalet yanlısı ve devrimci düşünceleri ve ayrıca pratiği ile her türlü sultacılığı ve sulta altına girmeyi nefyetmiş ve zalim güçler karşısında direnerek sulta düzeninin siyasi denklemlerini altüst etmiştir.

Bu tarihi olayın başlangıcı ise İran milletinin bağımsız ve gelişmeye yönelik kararı idi. Bu karar ise aşırı isteklerde bulunan güçlü tarafların çıkarlarına uymamaktaydı.

Bu devrimci hareketin düşünceleri İran sınırlarını aşarak küresel güçler karşısında direnmenin önemli bileşenleri haline gelmiştir. Bu etki hala da devam etmektedir.

İslam İnkılabının zaferi Amerika’nın İran üzerindeki sultasına son vermekle beraber İran milletinin kaderini de izzet, bağımsızlık ve kerametin de olduğu bir yola yönlendirdi.

Bu büyük değişim Washington ve ortaklarının İran’daki yeni kurulmuş İnkılap düzenine karşı çıkıp her komploya baş vurmasına neden oldu. Ancak Batılıların ister zorunlu savaş döneminde ister daha sonraki hasmane girişimleri İran’ı Batı sultasının yörüngesinde dönen bir uyduya dönüştüremedi.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamenei’nin de belirttiğine göre “ Tehditlerin çokluğu İslami düzenin gücünü gösteriyor. Çünkü İslam Cumhuriyeti güçlü ve etkili olmasaydı İran milletinin kötülüğünü isteyenler de bu kadar telaşlı bir şekilde her girişime başvurmazlardı. “

Düşmanların bu İslami devrimi ve küresel mesajlarını gölgede bırakmaya yönelik komploları git gide daha da karmaşık bir hal alıp sert savaştan ziyade yumuşak savaşa yönelmiştir.  Doğal olarak İran milletinin düşmanların aşırı istekleri ve sultacılığı karşısında dik durduğu müddetçe bu hasmane tavırlar da devam ettirilecektir. Tabii bu alanda birçok büyük tehlike ve sorun söz konusudur. Ekonomik tehditlerden askeri tehditlere kadar uzanan bu düşmanlığın yelpazesi, bu alanda mücadele etmeyi zor ve karmaşık bir hale getirmiştir. Bu mücadele için güce ve güçlü imana ihtiyaç vardır. Zaten İran milleti de bu mücadeleden alnı açık ve dik duruşu ve başarı ile geçmiştir.

Dünya devrimlerinin teorisyenleri ve uzmanlarının görüşlerine göre İran İslam İnkılabı Amerika’nın tüm düşmanlıklarına ve hilelerine rağmen 40 yılın geçmesine karşın ülkülerinden uzaklaşmamış ve İran milleti hala sıkı saflar halinde İnkılap ülküleri doğrultusunda hareket etmektedir. Bunun anlamı ise İran milletinin zorba güçler karşısındaki direnişinin  sadece bir slogan olmadığını gösteriyor. İran İslam İnkılabı bu açıdan günden güne etkinliğini arttıran eşsiz bir devrimdir.

İslam İnkılabının sürdürülebilirliği ve hareketliliği İslam İnkılabı Liderinin de vurguladığı bir gerçektir. İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamenei İslam İnkılabının sürdürülebilirliğini bir İnkılap mucizesi olarak değerlendirip şöyle buyurmuşlardır:” Kırk yılın ardından ne İmam Humeyni’yi ne  kutsal savunma yıllarını ne de bu dönemlerdeki hamasetleri görmeyen mümin genç bir Müslüman’ın  bugün devrimci ruhu ile Himmet, Harrazi ve  bunlar gibi büyükler misali aynı İslam İnkılabının ilk dönemindeki gençleri aratmadan  ilgi ve sorumluluk duygusu ile ve tam bir cesaretle düşmanlar karşısında meydana geldiğini görüyoruz. Bugün mümin gençlerin motivasyonu İslam İnkılabının ilk çağındaki gençlerden çok olmasa az da olmayacaktır. İşte bunu kastediyorum. Bu İnkılabımızın şahlanmasıdır. Bu, aynı çalışkan, güçlü ve iradeli insanların yeniden yaratan bu İnkılabımızın mucizesidir,bu İslam Cumhuriyetinin mucizesidir.Günümüzdeki şehitler bizim iftiharımızdır. Bunlar İnkılap ve ülkenin sütunlarıdırlar.”

İşte bu yüzden İslam İnkılabı dünyanın en halkçıl devrimi olarak büyük kapasiteler oluşturarak iradeli ve motive bir şekilde kendi hedefleri doğrultusunda emin adımlar ile ilerlemektedir.