Yazarlar Gülen Şef'in Ağlatan Garsonu



ID:41185
Yayınlanma:
03 Mar 19

Yardımsever milletten himmet, bağış, kurban gibi adlar altında paralarını aldı şu anda ana çatı davadan yargılanan ve firarda olan 78 kişi tarafından afiyetle yenmektedir. Arkamızdan da kerizlerin parasını yemek çok hoş oluyor diyorlardır, muhtemelen. Bu arada krizi fırsata çevirip yargılananları yurt dışına çıkmaya ikna ederek ayrıca insan kaçakçılığı yaparak ta yine paralarını almaktadırlar. İnsanları önce mağdur edip sonra bu mağduriyetlerinden de yararlanmak şeytanın bile aklına gelemese gerek.

Anadolu Türklere bırakılmayacak değerli, Anadolu insanı da kendi başına bırakılmayacak kadar zekidir.

İşte emperyalizmin bizim üzerimizdeki   kurdukları oyunların temelinde bu düşünce yatmaktadır.

PKK, DHKP/C, TİKKO, Türkiye HİZBULLAH’ı, HİZBUTTAHRİR ve FETÖ gibi örgütleri kuran, yönetende ilk cümledeki düşünceye sahip olanlardır.

FETÖ, adım adım topladığı milliyetçi ve muhafazakâr Anadolu insanını görevi boyunca fişledi ve gider ayakta alakasız insanları da aynı torbaya ekledi ve şerefsizin deyimi ile ocaklara ateş saldı ve oyunun üçüncü aşamasına geçti.

Yardımsever milletten himmet, bağış, kurban gibi adlar altında paralarını aldı şu anda ana çatı davadan yargılanan ve firarda olan 78 kişi tarafından afiyetle yenmektedir. Arkamızdan da kerizlerin parasını yemek çok hoş oluyor diyorlardır, muhtemelen.  Bu arada krizi fırsata çevirip yargılananları yurt dışına çıkmaya ikna ederek ayrıca insan kaçakçılığı yaparak ta yine paralarını almaktadırlar.   İnsanları önce mağdur edip sonra bu mağduriyetlerinden de yararlanmak şeytanın bile aklına gelemese gerek.

Önceki yazılarımda Bylock, Bank Asya, Sendika, Dernek üzerinden nasıl bir tezgah kurulduğunu anlatmıştım.   Bugünde farklı bir kumpasın adı GARSON kod adlı gizli tanığın FETÖ adına nasıl hareket ettiğini anlatacağım.

Sevgili! GARSON, yıllarca FETÖ’nün içinde durmuş,  mahrem yapılanmaya kadar yükselmiş ve FETÖ’yü çok iyi tanıyan biridir, en azından kendi beyanı böyle. 

Hain 15 Temmuz darbesi gerçekleşince mi?, yoksa 17-25 Aralık’tan sonra mı?,  yoksa çok eskiden mi?, yoksa çok sonradan mı? Karar verdi bilinmiyor ama 18.04.2017 günü  yani nerde ise darbeden 1 yıl sonra içinde tüm emniyet mensubu ve mahrem yapıya dahil   FETÖ’cü olan veya olmayan kişilerin adları olan 2 adet SD kartı ki güvenlik güçlerine teslim etmiştir.

GARSON, tanık olarak birkaç ifade vermiştir. Şimdi bu ifadelere bakalım ki Allah’tan her mahkemeye gitmiyor!!! Yoksa çelişkilerini sıralamak için ciltler dolusu yazmak gerekecekti.

  1. Sd kartın teslim edilmesi açısından beyanları;

 

  1. 18.04.2017 tarihli ifadesinde;  “Ben 2011 yılından beri FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilgili olarak birçok bilgiyi edindim. Bu kapsamda özellikle Emniyet Teşkilatı içerisinde yer alan birçok mensubu ile ilgili fikir sahibiyim. Bu bahsettiğim kişiler ve örgütün hareket ve strateji tarzı ile ilgili ayrıntılı bilgiler size teslim ettiğim SD kartlarda ve yine size teslim ettiğim Samsung A5 marka cep telefonunda mevcuttur.”

 

  1. 27.04.2017   tarihli ifadesinde; “…Zaman içerisinde bu şekilde bazı mahrem imamlar tarafından toplanan kaynağın kişisel amaçlar .doğrultusunda kullanıldığını ve insanların sömürüldüğünü düşünmeye başladım. Bu şekilde örgütten soğumaya başladım. 17-25 Aralık sürecinden sonrada bu örgütü daha fazla kendi içimde sorgulamaya başladım. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra da örgüt ile irtibatımı tamamen kopartmaya karar verdim. Bu fikrimi bazı arkadaşlara açtım. Bazı örgüt mensupları tarafından vazgeçirilmeye çalışılacağım düşüncesiyle bir süre beklemek durumunda kaldım. Ardından kararımı vererek Cumhuriyet başsavcılığınıza gelip elimdeki delilleri ibraz ettim”

 

3.  06.10.2017 tarihli ifadesinde; “ Ben 17-25 Aralık sürecinden sonra acabalar yaşamaya başladım. 15 Temmuz hadisesi olunca ben fırsat bulduğum ilk durumda bu bilgileri gidip Savcılıkta paylaştım, benim bu bilgileri paylaşacağımı örgütten kimse bilmiyordu, zaten bilselerdi buna izin vermezlerdi, ben bu yapı içerisinde çok uzun bir süre kaldım, ne yapayım ne edeyim ne şekilde devletime yardım edeyim diye düşünmeye başladım ve bu bilgileri vererek devletime yardımcı olabileceğimi düşündüm” (Sayfa 3)

 

  1. İzmir 2.Ağır Ceza Mahkemesi 2016/697 Esas numaralı 01/06/2018 tarihli duruşma tutanağı: SANIK : “Tamam anladım o zaman ifadenizde 17-25’ den önce bu yapıyı sorguladığınızı, 17-25’ den sonra da bunu çevrenize açtığınızı, darbeden sonra da iyice nefret ettiğinizi, 1 sene bekleyip sonradan işte gidip bunu verdiğinizi söylüyorsunuz, bu süreçte böyle herkesi irisinden dirisine fişlemiş bir yapı, sizin bu konumunuzu neden aşağı düşürmedi? Elinizden bu verileri neden almadı?”, GİZLİ TANIK GARSON: “Şimdi benim savcılık ifademde 17-25’ den sonra peşimde bazı soruların olduğu ile alakalı herhangi birisiyle paylaşımım yok, paylaşımım var, doğru kısmına gelelim, onlar zaten mahkemenizde vardı, ben 17-25’ den sonra soğudum ama darbeden sonra da tamamen kafamda bu işi bitirdim, ondan sonra bu bilgileri devlete teslim etmeye karar aldım, bazen duruşmalarda da soruluyor deniliyor ki sen 10 ay kadar bekleyip neden bu verileri daha sonra verdin, neden vermedin diye? Burada da Sayın Başkanım elimdeki bilgilerin hala kripto olarak bir emniyetçiye, kripto olarak bir adliye mensubuna denk geleceği düşüncesi ile bekledim 10 ay kadar ben, ne zaman ki operasyonların boyut kazanması gibi şeyler kendimi güvende hissettiğim anda götürdüm verdim. Bunu paylaştığım kişiler zaten orada da var sivilden arkadaşlarım yani cemaatten olmayan, benim cemaatte olduğumu bilen kişiler ile paylaştım, 17-25’ den sonra da ben.” (sayfa 39-40)

 

5. “Ben Ankara CBS’na 18/04/2017 tarihinde müracaat ederek emniyetin mahrem yapılanmasına ilişkin olarak elimde bulunan bilgi ve belgelerin bulunduğu iki adet micro SD kartı ile Samsung A5 marka telefonumdaki bilgileri verdim. Bahsetmiş olduğum bilgiler mahrem yapının bölge yapılanması içerisindeki 5 bölgede personelci denilen kişilerde mevcuttur, ben bu yapının içerisinde bulundum, bu yapının içerisinde bulunduğum için bu bilgiler bendedir, yıl içerisinde bu yapının üst düzey yöneticilerinin yapmış olduğu toplantılarda mahrem imamlara ilişkin not edilmiş bilgiler getirilip konuşuluyordu, bu bilgiler yalnız bende yoktur, bu yapının içerisinde bulunana başka insanlarda da vardır…”

 

6.  16.02.2018 tarihli ifadesinde; Garsonun tanık beyanları: “2016-2017 Nisan ayında Nisan 18’de Ankara Cumhuriyet Savcılığına iki flaş bellek birde cep telefonumu teslim etmiştim.”

 

7. 01.06.2018 tarihli ifadesinde; BAŞKAN: “Bunlardan genel olarak bir bahseder misin? Dinliyoruz.” GİZLİ TANIK GARSON: Sayın Başkanım ben 2017 Nisan ayında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına emniyet mahrem yapılanmasının sivil tarafı ile ilgili 1-2 kere SD kart verdim, aynı zamanda bu SD kartın içerisinde polis amirleri ve memurlarında isimleri bulunuyordu yani emniyet teşkilatının tamamı ve bu teşkilatın içerisinde cemaate yakın olan kişilerin de yapıya yakın olan kişilerinde bağlantılarını gösteren rumuzlar içeren genel bir liste vardı, ilk bahsettiğim sivillerle alakalı 4700 dolayında kişi bulunan emniyette ki polislere ve amirlere abilik yapan kişilerin listesiydi 4700 dolayında Sayın Başkanım. (Sayfa 25)

 

GARSON tarafından Savcılığa teslim edilmiş olan dijital materyallerin tür ve sayı ile ilgili çelişkiler olduğu görülmektedir. Teslim edilen materyaller, micro sd kartmı, sd kartmı, flash bellek mi olduğu konusunda tutarlılık yoktur. Ayrıca 2017 Nisan ayında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına “1-2 kere sd kart verdim” ifadesi birçok soru işaretini beraberinde getirmektedir. Zira Ankara CBS’na dijital teslimi ile ilgili yalnız bir tutanak mevcuttur ve tarihide 18 Nisandır.

  1. Garsonun görevi ve Sd kart içindeki excel dosyasının güncellenme tarihi;

 

1.  18.04.2017 tarihli ifadesinde; :” Zaman zamana yapılan toplantılarda örgütün bölge sekreteri olarak tanımladığımız kişiler bu bilgileri getirirlerdi. Ayrıca benim şahsen tanıdığım kişileri de bu kartlara ben yazdım. Bu kartlarda bildiğim kadarıyla 4700 civarında FETÖ mensubu kişinin bilgileri vardır.”

 

2.  27.04.2017 ” tarihli ifadesinde;  TÜM EMEKLİ KİTABI listesiyle; Bu liste emniyet teşkilatından emekli olan çeşitli rütbelerde olan rütbeli personeli göstermektedir. Bu liste bana eskiden Polis Akademisinde öğretim üyesi olan Nabi (k) Doç.Dr. Ali Erkan ALAÇ isimli şahıs tarafından verilmiştir. Emekli personele ait kodlamada da aynı rütbeli personele yapılan kodlama kullanılmıştır. TÜM LİSTE KİTABI listesiyle, EGM’de bulunana tüm personelin FETÖ açısından derecelendirilmesini belirtir excel tablosudur. Bu liste FETÖ mensubu olan/olmayan tüm personel yer almakta ve bunlara aşağıda açıklayacağım kodlamalarla bir sistematik kurulmuştur. Bu liste incelendiğinde EGM’de FETÖ mensubu olan veya olmayan kişiler ayırt edilebilir. Bu liste 2016 Nisan ayında hazırlanmış bir listedir.”

 

3.  06.10.2017 tarihli ifadesinde; “Ben Ankara CBS’na 18/04/2017 tarihinde müracaat ederek emniyetin mahrem yapılanmasına ilişkin olarak elimde bulunan bilgi ve belgelerin bulunduğu iki adet micro SD kartı ile Samsung A5 marka telefonumdaki bilgileri verdim. Bahsetmiş olduğum bilgiler mahrem yapının bölge yapılanması içerisindeki 5 bölgede personelci denilen kişilerde mevcuttur, ben bu yapının içerisinde bulundum, bu yapının içerisinde bulunduğum için bu bilgiler bendedir, yıl içerisinde bu yapının üst düzey yöneticilerinin yapmış olduğu toplantılarda mahrem imamlara ilişkin not edilmiş bilgiler getirilip konuşuluyordu, bu bilgiler yalnız bende yoktur, bu yapının içerisinde bulunana başka insanlarda da vardır, listeye ben herhangi bir ekleme yapmadım, bu yapıya mensup insanların vermiş olduğu bilgilerin toplamıdır diyebilirim.

 

4. 16.02.2017 tarihli ifadesinde; “evet yani bunları ne şekilde elde ettiğimizle alakalı yani örgütün bölge sorunlarına bağlı kişiler vardır yani sekreterya dediğimiz, personelci dediğimiz benim gibi bu insanlar o bölgedeki genel müdür pozisyonunda, o bölgenin sorumlusunun kendisine vermiş olduğu görev doğrultusunda o bölgedeki bilgileri toplar…”

 

a) “Bu veriler efendim en son 2016 Nisan ayında bir araya getirilmiş, cem edilmiş bilgilerdir. (Sayfa3)

b) “efendim şimdi buradaki konumuz mahrem imamlarla alakalı…” (Sayfa 4)

 

5.  16.02.2018 tarihli ifadesinde; “ Ben örgüt içerisinde orta düzeyde görev yapan birisiydim. Veri  topluyordum yani benim gibi veri toplayan Türkiye genelinde bölgelerde, illerde çok insan vardı.”

 

a) “Emniyet mahrem yapılanmasıyla alakalı görev yapan sivil kişilerle ilgili bunları biz excel tabloları içerisinde cem ederek harmanlıyorduk…” (Sayfa1)

 

6.  01.06.2018 tarihli ifadesinde; ÜYE HAKİM : “Şimdi öncelikle bu mahrem yapılanmada sizin göreviniz neydi? Hangi bölgeden sorumluydunuz?” , GİZLİ TANIK GARSON: “Sayın Başkanım ben veri toplayan bir kişiydim yani çok hani illerde, küçük bölgede, büyük bölgelerde ama izniniz ve taktiriniz olursa ben kendi bölgemi, ilimi söylemesem benim açımdan iyi olacağı düşüncesindeyim.” (Sayfa 29)

 

 BAŞKAN: Peki bu verilerin güvenliği, güvenilirliği konusunda ne dersiniz? Sağlam mı bu veriler?, GİZLİ TANIK GARSON: Sayın Başkanım verileri siviller olarak yani 2016 Nisan ayında güncellenmiş en son sivillerle alakalı ama 17-25 Aralık’ dan sonra özellikle amir memur kesiminde çok gelmeyen insanlar olduğundan dolayı veya sivilden de insanların ayrılmalarından dolayı özellikle amir memur kısmındaki verilerde 2005’ den sonra problem olabilir, problem derken yani bir insan ismi varsa bu listede vardır ama ne diyebilir ilgili şahıs, ben 17-25’ den 2015’ den sonra gitmiyordum, bırakmıştım, zaten darbeden sonra hiç gitmiyordum diyebilir, bu söylemler insanların söylemi karşısında mahkemenizin vicdanına kalmış şeyler ama 2015’ den sonra bazı şeylerde yani güncellenmesinde kişinin yerinde değişiklik olmuştur güncellenmemiştir, rumuzlar güncellenmemiş olabilir ama bir kişi bu listede varsa onda bir problem yoktur Sayın Başkanım, sivil olarak da amir memur olarak da ama özetlemem gerekiyorsa 2005’ den sonra derse ki bir polis memuru veya bir amir arkadaşımız, kardeşimiz yani ben 2015’ den sonra zaten gitmiyordum, irtibatı kopartmıştım derse benim onu iddia ederek yok gidiyor diyecek bir belge yok, çünkü elimdeki belgenin özelliği 2005’ de güncellenmiş bir listeyi teslim ettiğim için onun üzerinden ben yorum yaparak bilgi veriyorum. (Sayfa 26)

 

GARSON kod adlı gizli tanığın FETÖ terör örgütü içerisinde hangi konumda ve hangi görevde olduğu ile ilgili yapılan açıklamalar birbiriyle çelişmektedir. Şöyle ki; 1 numaralı ifadede, “Zaman zamana yapılan toplantılarda örgütün bölge sekreteri olarak tanımladığımız kişiler bu bilgileri getirirlerdi” ifadesi kendisinin de bölge sekreteri olduğunu orta koyarken, 2 numaralı ifadede, “ben bu yapının içerisinde bulundum, bu yapının içerisinde bulunduğum için bu bilgiler bendedir, yıl içerisinde bu yapının üst düzey yöneticilerinin yapmış olduğu toplantılarda mahrem imamlara ilişkin not edilmiş bilgiler getirilip konuşuluyordu” ifadesi kendisinde üst düzey yönetici olduğunu ortaya koymaktadır. Zira FETÖ terör örgütü içerisinde bir takım hiyerarşilerin olduğu bilinmektedir. Hal böyleyken Üst düzey yöneticilerin yapmış olduğu toplantılara aynı düzeyde olmayan birinin katılacağı beklenemez. Tüm bu ifadelerin yanı sıra, 3 numaralı ifadede, “ Ben örgüt içerisinde orta düzeyde görev yapan birisiydim” ifadesi ile diğer ifadeleri çelişmektedir.

 

Ayrıca benim şahsen tanıdığım kişileri de bu kartlara ben yazdım” beyanı ile söz konusu sd kart içerisinde yer alan excel dosyası içerisine kendisinin tanıdığı kişiler ile ilgili fişleme bilgilerini yazdığını itiraf etmektedir. Ancak İstanbul 29.Ağır Ceza Mahkemesi 06/10/2017 tarihli 2017/292 Esas numaralı Duruşma Tutanağında ise “listeye ben herhangi bir ekleme yapmadım” ifadesi ile bir önceki ifadesi çelişmektedir.

 

İfadelerde; 1 numaralı beyanda “Bu liste 2016 Nisan ayında hazırlanmış bir listedir”, 2 numaralı beyanda, ”amir memur kısmındaki verilerde 2005’ den sonra problem olabilir”, 3 numaralı beyanda, ”sivil olarak da amir memur olarak da ama özetlemem gerekiyorsa 2005’ den sonra derse ki bir polis memuru veya bir amir arkadaşımız, kardeşimiz yani ben 2015’ den sonra zaten gitmiyordum, irtibatı kopartmıştım derse benim onu iddia ederek yok gidiyor diyecek bir belge yok, çünkü elimdeki belgenin özelliği 2005’ de güncellenmiş bir listeyi teslim ettiğim için onun üzerinden ben yorum yaparak bilgi veriyorum.” İfadelerinde görüleceği üzere, söz konusu sd kart içerisinde yer alan excel listesinin en son ne zaman güncellendiği ile ilgili çok büyük çelişkiler vardır.

 

c)Excel listesinin hatalı olduğunda dair ifadeler;

 

1.  16.02.2018 tarihli ifadesinde; Başkan A. T.: “bazı bilgiler hatalı, eksik olabiliyor mu bu konuda” Gizli Tanık Garson: ” efendim olabilir… bazen excelin acizliğine gelebilecek yani çakıştırma, hızlı yazma yani böyle aşağıya doğru çekme yani çok yani ben teknik olarak bilmiyorum ama aşağı doğru çekildiği zaman bazen yanlış olduğu olabiliyor…”

 

2.  21.09.2018 tarihli ifadesinde; Üye hakim : “Peki bunların güvenirliği nedir ?”, Gizli Tanık Garson : “Sayın başkanım normalde bu listede gerek polis, gerek amir, gerekse sivil mahrem abi listede varsa bu kişi reelde de vardır. Ancak 81 ilde veri toplayan kişileri de göz önünde bulundurduğumuz zaman insan faktörünü yani bu kişilerin bazı telefon bilgileri yanlış olabilir. Bu yanlışın sebebi o veriyi veren birebirde bizim sorduğumuz kişide yanlış vermiş olabilir Tc’sini eksik vermiş olabilir yani bu toplandığında, istendiğinde. Veyahut da bu kişilerin excelin acizliğine uğramış, bunu çekmişte olabilir…”

 

3.  16.02.2018  tarihli ifadesinde; Başkan : “çalıştığı kurumlarda hatalar var, bu bilgilerin kaynağı ne oluyor ?” Gizli Tanık Garson: ”…o güncellenmemiş olabilir…” (Sayfa 8)

 

  1. 01.06.2018 tarihli ifadesinde;  SANIK : “Sorgulama sonucu tablosunda benimle ilgili bir takım veriler var, benim o tarih itibari ile Kars’ da olduğum gözüküyor, bu verilerin buraya aktarılmasında Kars ilindeki bu örgütün Kars ilindeki yapılanmasının topladığı veriler midir bunlar?” BAŞKAN: “Yani ben diyor, buradaki kayıtlarda Kars’ da görünüyorum diyor, bu verilerin Kars’ da ki elemanlar mı yazmıştır diyor?” GİZLİ TANIK GARSON: “Tabi Kars’ dakiler yazmıştır ama dediğim gibi 2015’ den sonra yani bir kişi bir il de bulunur, başka bir yere tayini çıkar, güncelleme yapılmamış olabilir bazı şeylerde Sayın Başkanım. 2015’ den sonra varsa problem ona benim diyecek bir şeyim yok yani. Yoksa dendiği gibi onu Kars ilindeki kişiler yazmıştır.” (Sayfa 43)

 

 BAŞKAN: “Diyor ki by lock kullanıp kullanmadığı, işte sohbetlere tamamen katılıp katılmadığı, himmetin hepsini verip vermediği, bankasya da bir irtibatının olup olmadığı, çocuklarını okula yazdırıp yazdırmadığı.”, GİZLİ TANIK GARSON: “Sayın Başkanım normalde bu başka mahkemelerde de benim karşıma geldi, ben bunu açıklıkla ifade etmem gerekirse doğruluk olarak, doğruluk düzleminde normalde zannedersem kişinin bankasya da parasının bulunması, çocuklarının bizim cemaat okullarına gidiyor olmaması bunlar sonradan ilgili emniyette ki yapının yani Kom çalışıyorsa, Tem çalışırsa bunların eklediği şey olarak düşünüyorum. Yani by lock kullandığı özellikle yani belki biz yazmış olabiliriz onu ama özellikle bankasya da parasının olması hesabının olması veyahutta çocuklarının kurumlara gidiyor olması okullara bununla alakalı bizim takibimiz yoktu, benim verdiğim formatlarda yoktu ama ilgili emniyet biriminin bu boyutlandırmak, yapmak, daha bütüncül bakmak için eklemiş olduğu şeyler olduğunu düşünüyorum özellikle bankasya ile çocuklarla alakalı. By locku da tam söyleyemiyorum, (anlaşılamadı) kalıyorum çünkü by lock ID’ leri bazen yazılıyor o da yine büyük ihtimal emniyetteki bazı ilgili birimlerimizin, soruşturmayı derinleştirmek daha bütüncül bakmak için eklemiş olduğu bir şey olabilir yani bir sütun olmuş olabilir diye düşünüyorum Sayın Başkanım.”

 

Sd kart içerisinde yer aldığı iddia edilen excel dosyası ve içerdiği bilgiler ile ilgili hata, yanlışlık, olup olmadığına yönelik sorulan sorulara karşılık verilen cevaplara bakıldığında, 1 numaralı ifadede “çakıştırma, hızlı yazma, aşağıya doğru çekilme olduğu zaman bazen yanlışlık olabiliyor” beyanı verdiği görülmüştür. Esasen bu beyan söz konusu listede yer alan hiçbir bilginin doğru olarak addedilemeyeceğini ortaya koymaktadır. Zira sayfa 5’de yer verildiği üzere; İzmir 2.Ağır Ceza Mahkemesi 2016/697 Esas numaralı 01/06/2018 tarihli duruşma tutanağında garson kod adlı gizli tanık: ” ikincisi emniyet teşkilatının tüm listesi var, amir memur olarak, bu az öncede diğer avukat beyin ifade ettiği gibi POL-NET’ den çekilmiş bilgiler. Bu POL-NET’den çekilmiş bilgilerin ilgili bölümlerinin bir tarafına yapı kendi bazı sütunlar açarak buraya A5 A demiş aynı şeyi kullanmış kendisi, farklı bir eksen oluşturmamış” beyanında bulunmuştur. Demek oluyor ki emniyet teşkilatında yer alan tüm personelin bilgileri alınmış ve kişi bilgilerinin yanına bazı sütunlar açılarak kodlamalar eklenmiştir. Bu sütunlara ait satırlarda yazan bilgilerin, kendi ifadesiyle “çakıştırma, hızlı yazma, aşağıya doğru çekilme olduğu zaman bazen yanlışlık olabiliyor” şeklinde yanlışlık olduğunu beyan ve itiraf etmiştir. Somut örnek vermek gerekirse; F kodu ile kodlanmış bir emniyet teşkilatı personelinin yukarıda belirtildiği gibi bir yanlışlık olduğunda diğer kodlamalar ile karıştırılarak SAY olabileceği, AD kodlaması verilen bir emniyet teşkilatı personelinin EA olabileceği yahut tam tersi olarak diğer tüm kodlamaların ve diğer bilgilerin bu şekilde yer değiştirmesinin mümkün olacağından şüphe yoktur. Söz konusu Excel dosyası Microsoft Office programlarından olup, teknik bilgisi ileri düzeyde olmayan orta düzeyde kullanıcılar dahi bahsedilen (aşağıya doğru çekilme, hızlı yazma, kaydırma vs.) bu yanlışlıkların olabileceğini bilmektedir.

2 numaralı ifadede “Ancak 81 ilde veri toplayan kişileri de göz önünde bulundurduğumuz zaman insan faktörünü yani bu kişilerin bazı telefon bilgileri yanlış olabilir. Bu yanlışın sebebi o veriyi veren birebirde bizim sorduğumuz kişide yanlış vermiş olabilir Tc’sini eksik vermiş olabilir yani bu toplandığında, istendiğinde. Veyahut da bu kişilerin excelin acizliğine uğramış, bunu çekmişte olabilir…” beyanında görüleceği üzere, 81 ilde veri toplayan yine kendi ifadesiyle yaklaşık 160 kişinin (sayfa 5 ,1 numaralı beyan a bendi) söz konusu hatayı, yanlışlığı yapma olasılığı her minimum 3 kişiden 1’inin hata yaptığı varsayıldığında 160 kişiden yaklaşık 53 kişinin hata yaptığı ve bu da sayıya oranla %33.12 olacağı görülecektir. Kaldı ki 700.000 mevcutlu Emniyet teşkilatı personeli ile ilgili yapılan fişleme kodlamalarının toplam personele oranla 231.840 kişi ile ilgili yanlış kodlamaların olduğu sonucu ortaya çıkacaktır.

3 numaralı ifadede; bir sanık ile ilgili mahkeme başkanının “çalıştığı kurumlarda hatalar var, bu bilgilerin kaynağı ne oluyor” şeklindeki sorusuna, gizli tanık garson tarafından, “o güncellenmemiş olabilir” şeklinde cevap veriliyor. Söz konusu beyandan da anlaşılacağı üzere, excel listesinde yer alan fişleme kodlarının yada diğer tüm bilgilerin de güncellenmemiş olması kaçınılmazdır.

4 numaralı ifadede; Yukarıda netice başlığı altında yer verilen açıklamaları destekler nitelikte bir beyanda “dediğim gibi 2015’ den sonra yani bir kişi bir il de bulunur, başka bir yere tayini çıkar, güncelleme yapılmamış olabilir bazı şeylerde Sayın Başkanım. 2015’ den sonra varsa problem ona benim diyecek bir şeyim yok yani.” Şeklinde gizli tanık garson tarafından ifade edilmiştir.

5 numaralı ifadede: Gizli tanık garson tarafından “, benim verdiğim formatlarda yoktu ama ilgili emniyet biriminin bu boyutlandırmak, yapmak, daha bütüncül bakmak için eklemiş olduğu şeyler olduğunu düşünüyorum özellikle bankasya ile çocuklarla alakalı. By locku da tam söyleyemiyorum, (anlaşılamadı) kalıyorum çünkü by lock ID’ leri bazen yazılıyor o da yine büyük ihtimal emniyetteki bazı ilgili birimlerimizin, soruşturmayı derinleştirmek daha bütüncül bakmak için eklemiş olduğu bir şey olabilir yani bir sütun olmuş olabilir diye düşünüyorum Sayın Başkanım.” İfadesi verilmiştir. Söz konusu ifadede, daha önce teslim edilen sd kartlar içerisindeki excel dosyalarına emniyet tarafından sütun eklendiği iddia edilmektedir. Garson kod adlı gizli tanığın beyanları doğrultusunda emniyet teşkilatı personeline önce görevden uzaklaştırma sonra kamu görevinden ihraç işlemi uygulanmıştır. Bu durumda kesin ve net delil olarak kabul edildiği görülmektedir. Hal böyle iken yine garson kod adlı gizli tanığın beyanlarında yer alan konu; emniyet tarafından, dijital materyal içerisindeki bir dijital dosya içeriğine veri eklemek suretiyle veri ve delil bütünlüğünün bozulduğu, şaibelerin oluştuğu, dosyaların hash değerlerinin, son erişim, oluşturma vb. bilgilerin değiştiği, içerisinde farklı bilgilerin de eklenmiş olabileceği, ilgisi olmadığı halde farklı kodlamaları farklı kişilerin isimlerinin karşısına yazmak suretiyle veri eklenmiş olabileceği durumunu ortaya çıkmaktadır. Zira uluslararası adli bilişim uygulamaları kapsamında, hiçbir durumda dijital verilerin imajı (adli kopyası) alınmadan inceleme yapılamadığı gibi dijital veri içerisine de hiçbir suretle veri eklenemez. Bu durum, cinayet için kullanılmış bir silaha ilgisi olmayan başka birinin parmak izlerini eklemek ile aynıdır.

 

Ben, sevgili! GARSON’un beyanlarının ve SD kartlar ile ilgili yapmış olduğu açıklamaların kısa bir bölümünü aktardım. Tamamını hukukibilgiplatformu.com adresinden inceleyebilirsiniz.

 

Neden, nereden, nasıl ortaya çıktığı anlaşılamayan bir GARSON yüzünden kaç bin kişinin hayatı karardı.  Direk Pennsylvania’daki köpeğe hizmet ettiği anlaşılan bu kişinin saçma sapan sözleri yüzünden kaç ocak söndü.

 

GARSON’un teşhis ifadesini okudum FETÖ’ye ait 40-50 kişiden başkasını tanımadığını belirtmiş.  İş FETÖ’ye gelince 40-50 kişi ama listeye gelince onbinler.

 

İnsanlar bu SD kartlar yüzünden işinden olmuş ve cezaevine girmiştir.

 

Diğer yandan;

 

  1. ) 05.06.2018 Tarihli SD KART hakkında düzenlenen raporun 9. Sayfasındaki sonuç değerlendirme kısmında; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma  Bürosunun 18.04.2017 tarih ve 2017/68532 numaralı  soruşturması ile    Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/2920 Değişik İş Kararına istinaden  gizli tanık GARSON (k)  isimli şahıstan elde edilen LEXAR  marka 64GB kapasiteli hafıza kartı  ve Samsung Marka 32 GB  kapasiteli hafıza kartı  Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığının ……. 2017/68532 sayılı yazısı ile incelenmesi talep edilmiştir.

Tarafımızca LEXAR marka 64 GB kapasiteli hafıza kartının alınan adli kopyası üzerinde yapılan çalışmalar sonucu şifreli kısımlar geçilerek veriler üzerinde herhangi çalışma ve değerlendirme yapılmaksızın soruşturmacı birim tarafından kullanılmak üzere anlamlı hale getirilmiş olup çıkarım yapılarak ekte sunulmuştur.

Ayrıca SAMSUNG marka 32 GB kapasiteli hafıza kartının alınan adli üzerinde yapılan çalışmalar sonucu anlamlı bir veri elde edilememiştir.

‘Arsiv’isimli alınan adli kopyası üzerinde yapılan işlemlerde yukarıda şifreli dosyaların olduğu ekran alıntısının da yer alan 49 adet şifreli dosyadan 32 adet dosyadışa aktarım yapılmıştır.17 adet şifreli dosyanın kimlik bilgileri yazılım tarafından görülemediğinden çıkartılamamıştır. 32 adet şifreli dosyaya yönelik yapılan şifre çözümlemem işlemlerinde27 adet dosyada başarılı sonuç alınmıştır.Hali hazırda 5 adet şifreli dosyaya yönelik şifre çözümleme işlemleri devam etmektedir.

      Yine adli kopya üzerinde yapılan incelemede ‘NONAME  NTFS  ROOT  AS.PPTX  ile ‘NONAME  NTFS  ROOT  AS2.PPTX  isimli dosyalar tarafımızdan incelendiğinde  kimlik bilgilerinin  değiştirilmiş olduğundan  veri tipinin  şifre kırma yazılımınca  TrueCrytp Dosyasına benzediğini görüldüğünden  şifre çözümleme  işlemleri devam etmektedir.       

İncelemeler neticesinde elde edilen tüm dosyalardışa çıkarım yapılarak ekinde bulunan MAXTOR marka1TB kapasiteli harici disk içerisinde sunulmuştur. Arz ederiz. 05.06.2018 saat:10:30

 

     Rapor; 24.07.2018 günü ….137425 sayılı yazı ile  Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından  Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

 

Aynı Rapor; 26.07.2018 günü ….63044 sayılı yazı ile  Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından         81 İl Emniyetine gönderilmiştir.

 

05.06.2018 tarihinde bir kısmı açılamayan, bir kısmı çözülemeyen SD kart hiçbir yorum ve değerlendirme yapılmadan  bir kısmı veri olarak çözülmüştür oysa kişiler hakkında 2017 yılında raporlar yazılarak,  SD kart açılmadan 1 yıl önce hakkında rapor düzenlenen binlerce kişi vardır, bunlar mahkumiyet almıştır.

 

  1. ANAYASA MAHKEMESİ, GENEL KURULU TARINDAN YANKI BAĞCIOĞLU VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/253)  Karar Tarihi: 9/1/2015 R.G. Tarih-Sayı : 12/5/2015-29353 HAKKINDAKİ GENEL KURUL KARARI;

            BAŞVURUNUN KONUSU;    Başvurucular, kamuoyunda İstanbul Askeri Casusluk Davası olarak adlandırılan soruşturma kapsamında Deniz Kuvvetleri içerisinde fuhuş, şantaj, tehdit ve casusluk faaliyetlerini yürüten suç örgütüne üye olmak suçlarından yargılandıkları davada mahkumiyet kararı verildiğini belirterek, Anayasa'nın 36., 37., 38., 138., 139., 140. ve 141. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, yargılamanın yenilenmesi ve tazminat talebinde bulunmuşlardır.

A. Olaylar;

11.  2/8/2010 ve 4/8/2010 tarihlerinde yapılan bu ihbarlar üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucuların ev ve işyerlerinde arama yapılmış ve arama sonucu çok sayıda dijital (CD, DVD, flash bellek, hard disk gibi) veriler bulunmuş ve bunlara el konulmuştur.

12.  Başvurucular hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 28/11/2011 tarih, 2010/1003 Soruşturma ve E.2011/123 sayılı iddianamesi ile kamu davası açılmıştır.

13.  İddianamede özetle, dijital delillerden elde edilen bilgilere göre başvuruculardan bir kısmının fuhuş, şantaj ve tehdit amaçlı suç örgütü yöneticiliği yaptığı, diğer başvurucuların ise bu örgütün üyesi oldukları, birçok Türk Silahlı Kuvvetleri personeli hakkında kişisel verileri hukuka aykırı bir şekilde kaydettikleri ve örgüte teslim ettikleri, devletin güvenliğine ait gizli nitelikte belgeleri temin ederek örgüt arşivine ulaştırdıkları, casusluk faaliyetinde bulundukları, özel hayatın gizliliğini ihlal etmek, haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek, kişilerin sesini gizlice kayda almak suçlarını işledikleri iddiasıyla başvurucuların cezalandırılması talep edilmiştir.

19.  Başvurucuların, dijital verilerin imajlarının verilmesine ilişkin talebi, yine İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 1/7/2011 tarihli 5. celsesinde, "sanıklarda ele geçen dijital verilerle ilgili bilirkişi incelemesi yaptırılacağı" gerekçesiyle reddedilmiştir.

21. 16/12/2011 tarihli duruşmada başvuruculardan bir kısmı, suçlamaların dayanağı olan dijital verilerle ilgili uzman kişi sıfatıyla M.T.'nin dinlenmesi talebinde bulunmuşlar ve Mahkemece bu talebin kabulü üzerine M.T., uzman kişi sıfatıyla verdiği görüşünde; ". üst veri bilgileri (dosyanın adı, kimin oluşturduğu, ne zaman oluşturduğu ve son tarihte ne zaman değiştirildiği gibi bilgiler) tek başına bir güvenlik bilgisi içermediği için güvenilir bir bilgi değildir. . Bu veriler bilgisayarı kullanan herkes tarafından değiştirilebilir." şeklinde beyanda bulunmuştur (gerekçeli karar s.308 v.d).

25.  Mahkeme, başvurucuların TCK'nun 220. maddesinde düzenlenen "Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçunu işlediğine gerekçe olarak "dosya kapsamında ele geçirilen dijital belgelerde kendileri tarafından oluşturulduğu anlaşılan kısımlarında örgütle irtibatlarını gösterecek şekilde TCK 334/1, 327/1, 326/1 maddeleri kapsamında olduğu tespit edilen belgeler" gösterilmiştir (gerekçeli karar s.412-421). Mahkeme, yine başvurucuların TCK'nun 136. maddesinde düzenlenen " verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme", TCK'nun 134. maddesinde düzenlenen " özel hayatın gizliliğini ihlal", TCK'nun 334. maddesinde düzenlenen " yasaklanan bilgileri temin etme", TCK'nun 327. maddesinde düzenlenen " Devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme" suçlarını işlediklerine gerekçe olarak; sanık İ. S.'de ve sanıkların evlerinde ele geçirilen CD, flash bellek, DVD, ve hard disk içerisindeki bilgi ve belgeler gösterilmiştir (gerekçeli karar s.427 v.d).

2.    Esas Yönünden

a.   Silahların Eşitliği İlkesinin İhlal Edildiği İddiası

55.  Başvurucuların bu başlık altındaki şikâyetleri özetle şöyledir:

                                           i.    Davanın temeli ve hükme esas alınan dijital kayıtlar hakkında sadece kolluk tarafından yapılan teknik tespitlerle yetinilmesi ve bu inceleme tutanaklarının kendilerine verilmesi yönündeki talebin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca reddedilmesi,  Başsavcılığın ret kararına karşı yapılan itirazların da reddedilmesi, kendilerine ait olduğu iddia edilen dijital verilerin imajlarının verilmesine ilişkin taleplerin kabul edilmemesi, dijital verilerin sıhhati konusunda herhangi bir bilirkişi incelemesi yapılmamasının savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu,

                                         ii.    Delil olarak ileri sürülen tüm dijital materyaller ile ilgili olarak kapsamlı bir bilirkişi incelemesi yaptırılması taleplerinin devlet sırrı olduğu gerekçesiyle reddedilmiş olmasının silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğu,

                                       iii.    Mahkeme tarafından itibar edildiği gerekçeli hükümde kabul ve ifade edilen; dijital bir verinin kullanıcı dosya yollarının, oluşturulma ve son kaydedilme tarihlerinin kolaylıkla değiştirilebileceği veya manipüle edilebileceği ya da eski tarihli olarak sonradan düzenlenebileceği gerçeği karşısında,  ele geçirilen CD, Flash Bellek ve Hard Diskler içerisinde yer alan imzasız dijital verilerin, verilerde isimleri yazılı kişi veya sanıklar bakımından hukuka uygun şekilde elde edilmiş bir delil olarak kabul edilmesinin adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğu,

59.  İlk Derece Mahkemesince, başvurucular tarafından talep edilen dijital deliller üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmamasına veya bu delillere ilişkin imajların verilmemesine gerekçe olarak, söz konusu dijital delillerde bulunan belgelerin devletin güvenliğine ilişkin bulunması ve bu belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması halinde güvenlik zafiyeti doğacak olması gösterilmiştir (bkz. §§ 18-22). Mahkeme ayrıca, bilirkişi raporunun kesin delil olmadığını ifade eden kararında "Ceza yargılamasında hâkim (mahkeme) önüne gelen delilleri serbestçe takdir eder. Ceza Muhakemesi Kanunu anlamında da bilirkişi kesin delil olarak sayılmamıştır. Bu nedenle CMK. 161. maddesi anlamında Adli Kolluk sayılan Emniyet Müdürlüğü mensubu olan polislerin soruşturma safhasında Bilişim Şubesi aracılığıyla elde edilen dijital delillere ilişkin yukarıda yine dijital delillere ilişkin teorik anlatımda sözü edilen yazılımları kullanarak el konulan dijital delillerin çözümlemesini ve raporlamasını yapmış olmaları karşısında ulaşılan sonuç mahkememizce. yeterli kabul edilmiş, bu sebeple ..yeniden bilirkişi incelemesine başvurmaya gerek duyulmamıştır" (gerekçeli karar, s. 396) açıklamalarına yer vermiştir.

71.  Sanıklara isnat edilen eylemlerin esas olarak bilgisayar programlarıyla oluşturulmuş belgelere (CD, DVD, flash bellek, harici disk gibi) dayanması, bu belgelerin içeriklerinin maddi olay ve olguları yansıttığının ve gerçek olduklarının Mahkemece kabul edilmesi, 16/12/2011 tarihli celsede dinlenen uzman beyanında, bu verilerin müdahale edilebilir nitelikte olduğunun belirtilmiş olması, (gerekçeli karar, s. 396) bilirkişiye başvurulmasının ve bir heyet tarafından verilecek raporların maddi gerçeğe ulaşmada önemsiz olduğu söylenemez.

72.  Dijital deliller üzerinde yapılacak teknik incelemenin suçların sübutu ve sanıkların bu suçlarla ilgisinin tespiti bakımından belirleyici olabileceği açıktır. Başvurucunun, dijital delillerin içindeki belgelerin kendisi tarafından oluşturulmadığı ve temin edilmemiş olduğu iddiası karşısında bu iddialarla ilgili olarak etkili bir şekilde savunma yapmaya imkân verecek bir erişimin sağlanmış olması ya da yargılama makamınca bu amaca uygun bir incelemenin yaptırılmış olması gerekir.

82.  Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlal, adil yargılanma hakkının unsurlarından olan silahların eşitliği ilkesinin ihlal edilmesinden kaynaklandığından ve ihlalin yeniden yargılama yapılarak ortadan kaldırılmasında hukuki yarar bulunduğundan, 6216 sayılı Kanun'un (1) ve (2) numaralı fıkraları gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

83.  Başvurucular, tazminat talebinde bulunmuş ise de mevcut başvuruda Anayasa'nın 36. maddesinin ihlal edildiğine, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş olduğundan tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

84.  Başvuruları kabul edilebilir bulunan başvurucular tarafından aşağıda dökümü yapılan yargılama giderlerinin başvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.

 Anayasa Mahkemesi tarafından, yerel Mahkeme tarafından itibar edildiği gerekçeli hükümde kabul ve ifade edilen; dijital bir verinin kullanıcı dosya yollarının, oluşturulma ve son kaydedilme tarihlerinin kolaylıkla değiştirilebileceği veya manipüle edilebileceği ya da eski tarihli olarak sonradan düzenlenebileceği gerçeği karşısında,  ele geçirilen CD, Flash Bellek ve Hard Diskler içerisinde yer alan imzasız dijital verilerin, verilerde isimleri yazılı kişi veya sanıklar bakımından hukuka uygun şekilde elde edilmiş bir delil olarak kabul edilmesinin adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğu tespiti yapılmış ve bu yönde karar verilmiştir.

SD kart gibi dijital materyallerin delil olmayacağına dair Anayasa Mahkemesinin kararı vardır.  Bu karar FETÖ yüzünden mağdur olan insanlar için çıkartılmıştır ancak yine FETÖ yüzünden mağdur olan vardır ancak uygulanmamaktadır.

Sonuç; bu ülke insanı 12 Eylül’den, 28 Şubat’tan ciddi yaralar aldı. Türk, İslam ve insanlık düşmanı FETÖ’den aynı şekilde. FETÖ bir terör örgütü olarak her türlü hile ve aldatmayı yapabilir ancak devletimiz bir hukuk devleti olup FETÖ ve FETÖ’nün köpeklerinin oyunlarına gelmemelidir.

Ve sevgili! GARSON, sende Türkleri ve Müslümanları sevmiyor olabilirsin hatta insanları da sevmiyor olabilirsin, Allah’a da inanmıyor olabilirsin.  Gerçi benim de şüphelerim var çünkü GÜLEN gibi (annesinin bir suçu yok) insanlar hala nasıl yaşıyor şaşıyorum ama ya ahiret varsa orda ne yapacaksın! Gerçi ŞEF’in ne ki sen ne olacaksın.