Düşünce ve Alıntı Yazılar Alacakaranlık kuşağı!.. / Ahmet Takan



ID:41488
Yayınlanma:
12 Mar 19

Şimdi, noktalı olarak boş bıraktığım yerlere; Devlet Bahçeli yazın. Hatta, arşive girin sağlamasını yapın... Bu yazının uygun gördüğünüz bir yerine Cumhur İttifakı'nın kurguladığı beka tartışmalarını siz koyun. Çok manidar oldu!.. Değil mi?..

Bir mahalli seçim arifesinde, kürsüye çıkmış, en sert ifade maskesini yüzüne takmış bağırıp çağırıyordu. 29 Mart 2009'da sandık başına gitmemize sayılı günler kalmıştı... Takvim yaprakları 15 Mart 2009'u gösteriyordu;

...., partisince İstanbul Çağlayan Meydanı'nda düzenlenen mitingde Erdoğan'a yükleniyordu.

...., seçimlerde Erdoğan'ın milletvekili olamadığı için parti genel başkanı olarak kaldığını ve Abdullah Gül'ün 18 Kasım 2002'de Başbakanlık görevini üstlendiğini hatırlatarak, şunları söylüyordu:

"Bu arada Sayın Başbakan, genel başkan olarak parlamentonun dışında kalıyor. Aradan 116 gün geçiyor, 14 Mart 2003'te 58. Hükümet yıkılıyor, yerine Recep Tayyip Erdoğan'ın Siirt Milletvekili olarak Meclis'e gelmesi nedeniyle 59. Hükümet kuruluyor. Benim merakım şudur? Seçimlere 23 Kasım 2002'de girerken milletvekili sıfatını kazanamayacak bir güvenlik sorunu olan bir şahsiyet, 116 gün içerisinde nasıl, hangi süreçten, hangi karanlık odaklardan, hangi karanlık ilişkilerle Siirt'te seçilmiş milletvekilini istifa ettiriyor, CHP'nin desteğiyle ara seçim kararı aldırtıyor ve Anayasa değişikliğine gidiyor.

Sonra Siirt'ten mebus seçiliyor, arkasından da Başbakan oluyor. Şimdi MHP'ye dil uzatırken hiçbir şey yok da bu 116 günlük alacakaranlıkta nelerin olduğunu sormak benim hakkım değil mi? Ben de diyorum ki; gel kürsüye çık, milletin huzuruna de ki; '116 günde şunlar, şunlar, şunlar oldu, şunlarla, şunlarla, şunlarla görüştüm. Netice itibariyle Siirt'ten milletvekili olarak TBMM'ye geldim. 14 Mart 2003'te de 59. Hükümeti kurarak Başbakan oldum' de. Bunları anlat diyorum. Eğer sen bunları milletime doğru anlatırsan, milletimi bu konuda doğru aydınlatırsan, o zaman ben de namert olayım, ne var yani. Ama bunları anlatmamakta ısrar eder, o alacakaranlıkta, karanlık odalarda, karanlık ilişkilerle kimlerden neyi getirerek, sizin ara seçimde mebus olduğunuzu bir gün tarih yazacak. Eğer iktidar olursam, o günü özel olarak inceletip, senden hesap sormazsam, o zaman namerdim diyorum. Biz kimseye iftira etmiyoruz. Gel doğruyu anlat, doğru konuş, doğru davran diyoruz."

***

Hiç dilinden düşürmüyordu alacakaranlık kuşağını!.. Takvim yaprakları 2 Şubat 2011'i gösterdiği gün ...., Burdur'un Bucak ilçesinde parti teşkilatınca düzenlenen salon toplantısında konuşuyordu. Bu sefer 2011 genel seçimi öncesiydi;

...., burada yaptığı konuşmada, bu seçimleri Türkiye ve partileri açısından çok önemsediklerini söylüyordu. ''Bu seçimler üzerinde ısrarla duruyoruz'' diyen ...., Türkiye'de ülkeyi yönetim açısından bilgi kirliliği yaşandığını ve olayların halka farklı anlatıldığını öne sürüyordu. ...., gerçeği görecek halkın haziran ayındaki seçimde AKP'yi iktidardan alacağını iddia ediyordu. AKP'nin 2002'de büyük bir halk desteğiyle iktidara geldiğini belirten ...., ''Ancak bazı konular vardır ki; alacakaranlıkta seçilememektedir. Alacakaranlıkta seçilemeyen kara lekeler vardır. İnşallah iktidar değişikliğinde bu alacakaranlıktaki kara lekeler aydınlatılacaktır'' diyordu. AKP'nin Kurucu Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 2002'de milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olmadığı için milletvekili olamadığını ve yerine Abdullah Gül'ün başbakanlığında hükümet kurulduğunu hatırlatıyordu. ..., 116 gün sonra boşalan milletvekilliğine aday gösterilen Erdoğan'ın, milletvekili seçildiğini anlatıyordu.

Başbakan Erdoğan'ın her yeri ziyaret ettiğini, iftiralarda ve saldırılarda bulunduğunu ileri süren...., ''Ama kendisine sorulmasına rağmen bu karanlık 116 günü bir türlü anlatmıyor. Çünkü kendisini milletvekili, başbakan yapan bu alacakaranlıktaki odaklar, AKP'yi iktidara hazırlayan odaklardan başkası değildir'' diye konuşuyordu.

***

Yine bir mahalli seçim öncesiydi. 30 Mart 2014'te sandık başına gitmeye hazırlanan Türkiye'de tansiyon oldukça yüksekti. O şahıs yine çok kızgındı!.. "Tayyip'in 116 günlük karanlık dönemi var" diye bağırıp çağırıyordu. Takvim yapraklarının 26 Şubat 2014'ü gösterdiği gün ....,  partisinin Yozgat mitinginde konuşuyordu;

"3 Kasım seçimlerinin ardından Erdoğan'ın 116 günlük bir karanlık dönemi vardır. Siirt'teki seçim tekrar edilerek Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakan olması sağlandı.

Erdoğan seçildikten sonra şimdiki Cumhurbaşkanı başbakanlık görevinden ayrıldı ve yeni hükümetin Erdoğan tarafından seçilmesi sağlandı.

Dünyanın neresinde bu görülebilir. Bu imkânı kim nasıl verebilir. Bu 116 günün karanlıkları nelerdir? Bunu Recep Tayyip Erdoğan, Deniz Baykal kimseye anlatamamıştır. Şimdi şikâyet ettiğin iç ve dış odaklar sana o zaman bir iktidar bahşetmişlerdir."

***

Şimdi, noktalı olarak boş bıraktığım yerlere; Devlet Bahçeli yazın. Hatta, arşive girin sağlamasını yapın... Bu yazının uygun gördüğünüz bir yerine Cumhur İttifakı'nın kurguladığı beka tartışmalarını siz koyun. Çok manidar oldu!.. Değil mi?..

116 günlük alacakaranlık kuşağını Türkiye'de aydınlatabilen oldu mu?.. Bahçeli'nin iddiaları cevap bulabildi mi?.. Peki ne oldu da doktor Devlet Bahçeli bu seçimde AKP ile birlikte taktik belirliyor?

Cevap; Alacakaranlık kuşağı!..

Ahmet Takan/Yeniçağ