Röportaj Aksu: Şuurlu bir nesli ilk yetiştiren kadın olduğuna göre, kendisi de şuurlu olmalıdır, eğitimli olmalıdır



ID:42360
Yayınlanma:
06 Nis 19

İslam toplumunda, kadın hak ettiği değere sahip mi? Şii dünyanın kadına bakışı daha mı farklı? Sosyal medya bayanlara göre mi? Niçin Caferi toplumunda bayan dernekleri az?

Bu haftaki konuğumuz Kayışdağı İmam Hüseyin Camii Bayan Kolları Başkanı ve “Beytuzzehra” Dernek Başkanı DİLBER AKSU. Sayın Dilber Aksu hoca ile İslam toplumunda kadınların yeri ve Şii toplumunun kadına bakışını ele aldık. Beğeni ile okuyacağınızı umuyoruz.

– İslam toplumunda kadın hak ettiği değere sahip mi? Şii dünyanın kadına bakışı daha mı farklı?

İslam toplumunu genel olarak ele aldığımızda kadınların gerçek haklarına ulaştığını söylemek mümkün değil. Özellikle orta doğuda ve İslam coğrafyasında ciddi manada eksiklikler var. Örneğin Suudi Arabistan İslam dünyasının merkezinde ve en fazla kadın hakları ihlallerinin olduğu ülke konumunda. 21. Yüzyılda yaşıyoruz ama kadınların araba kullanmak gibi çok basit hakları dahi yok. Seçme ve seçilme hakkına sahip değiller. Peygamber efendimizin getirmiş olduğu dinle şu anda var olan kadın hakları kesinlikle bağdaşmıyor.

Ehlibeyt mektebinin kadına verdiği değerin çok farklı olduğu kesindir. En basit örneği ile, burası Ehlibeyt mektebine ait bir cami yukarıda bayanlar var, Cuma namazını kılıyorlar. Hemen yan tarafımızdaki camide ise kadınlar Cuma namazına katılamıyorlar bile.

Kadınlar pazarda dolaşabiliyor, kadın her yere gidebiliyor ama Cuma namazına gelince kadının bu büyük dini, siyasi ve manevi toplantıya katılması engelleniyor. Bu hak kısıtlaması değil de nedir?

Ehlibeyt mektebi İmam Ali’nin, Hz. Fatıma’nın, İmam Hasan’ın ve İmam Hüseyin’in gittiği yollardan gider. 11 İmam’ın yeri başka, onların annesi Hz. Fatıma’nın yeri ise bizim için bambaşkadır. Onun kızı Hz. Zeyneb’in yaşamı ve mücadelesi ise sadece kadınlarımıza değil, 14 asır sonra erkeklere de güç ve kuvvet vermekte, örnek olmaktadır.

 – İslami toplumda boşanmanın çoğalmasını neye bağlıyorsunuz?

Bu da ne yazık ki büyük bir musibet. Aslında bunların bir değil birçok sebepleri var. Toplumda erkek ve kadınlarda iffet olmalıdır. Çünkü iffet, en büyük kötülüklere karşı engeldir, direniş kalesidir.

Kuran-ı Kerim “kadınlara söyle kendilerini örtsünler, mümin erkeklere söyle gözlerini aşağıya çeksinler” diye buyuruyor. Ne yazık ki, ne mümin erkekler gözlerini aşağıya çekiyor, ne mümin kadınlar örtülerine riayet ediyorlar.

Diğer önemli etki, medyadır. Bugün televizyon kanallarının hangisini açsak mutlaka bir dizi var. Bu diziler aile bağlarını güçlendirmek değil yıkmak, zayıflatmak üzere kurgulanmış. Senaryoları sanki özel kalemlerden, İslam toplumunu hedef alan zihinlerden üretiliyor. Herkes, muhafazakar aileler dahi bunları izliyor ve etkileniyor.

O kadar bilinçli hazırlanıyor ki bu senaryolar, zulüm altındaki bir kız, yanlış ve haram yolla yuvasını bozmak zorunda bırakılıyor, vicdanlara o yuvayı yıkmak için dua dahi ettiriyorlar. Maalesef bu duaları da muhafazakar kesime yaptırıyorlar. Çirkin ve zalim bir koca, güzel ve genç bir eş, yakışıklı bir sevgili, hep bu taban üzerine oturtuluyor ve gayri meşru yaşantının önü İslami toplumuna kabul ettiriliyor.

Bunların arkasında kesin gizli eller var diye düşünüyorum. Hepsi bir fabrikadan çıkmış gibi, birbirinin kopyası. Hedef ise aile.

Diğer bir konu eşlerin denk olması. Peygamber efendimizi buyuruyor ki; Kendinize denk bir eş seçin, eşlerin birbiriyle denk olması çok önemli. Bu denklik ki riayet edilmiyor, eş seçerken ne yazık ki gençlerimiz bu benim eşim olacak, çocuklarımın annesi olacak veya çocuklarımın babası olacak, hayat arkadaşım olacak diye bakmıyor. O anki nefsani duygularıyla olaya bakıyorlar ben aşığım, ben seviyorum gerisi önemli değil diye düşünüyorlar.

Ama hayata girdikten sonra gerisinin ne kadar önemli olduğunu anlıyorlar ve ne yazık ki bazen yıkımlar bu yüzden de gerçekleşiyor. Mesela İmam Hasan’a biri “bir kızım var onu evlendirmek istiyorum kiminle evlendireyim?” diye sorunca İmam şöyle buyuruyor; “Evlendirmek istediğin kimsede arayacağın en iyi özellik Allah korkusu taşımasıdır. Zira Allah korkusu olursa, kızını severse sahiplenir, sevmezse ona zulmetmez.”

Kız olsun erkek olsun evleneceği zaman ilk araştıracağı şey ilk sorgulayacağı şey, bu insanın iman ve ahlak ehli olup olmamasıdır. Ama ne yazık ki bugün ki evliliklerde sorulan ilk şey çocuğumuz ne iş yapıyor, ne kadar okumuş, ne kadar maaşı var, evi var mı, arabası var mı? tamamen dünyalık şeyler soruluyor. Bu ise çürük bir temele oturan ağır bina oluyor, küçük bir depremde yıkılıyor.

 – Peki, bir tercih yapmak zorunda kalsaydınız; başörtüsüz okumayı mı tercih ederdiniz yoksa başörtülü evde oturmayı mı?

Şimdi bu öyle bir soru ki, iki tarafında da musibetler var. Bu çıkmazı 10-15 yıl önceye kadar bu ülkede yaşıyorduk zaten. Ama elhamdulillah şimdi böyle bir sorun yok.

Bu sorunlar yüzünden birçok kızımız tahsiline devam edemedi. İnancından dolayı bir kadının okuma hakkını kimse elinden alamaz. Kadın topluma birey yetiştirendir, eğitmendir. Şuurlu bir nesli ilk yetiştiren kadın olduğuna göre, kendisi de şuurlu olmalıdır, eğitimli olmalıdır.

– Niçin Ehlibeyt taraftarlarının bayanlar için açtığı dernekler bir elin parmaklarını geçmiyor. Alimlerin, bayanların çalışmaları için yeterince destek olduğuna inanıyor musunuz?

Burada kadınlarımızın da, erkeklerimizin de, toplumumuzun da, kültürümüzün de suçu var. Kadınlarımız ne yazık ki sahaya inmeye, açıkça belirli görevler üstlenmeye veya göz ününde, sosyal medyada olmaya çekiniyorlar. Erkeklerimiz yine aynı kültürün etkisiyle eşlerinin faal olmasını istemiyorlar.

Hocalarımızın ve alimlerimizin burada kabahati olduğuna inanmıyorum. Genelde hocalarımız bu gibi şeylerde tarafsız kalıyorlar. Eşlerinin çalışmalarını engellemiyorlar, zorla çalışmaları için baskı da yapmıyorlar. Genellikle hocalarımız, hanımları teşvik eden konuşmalar yaparlar. Hz. Zehra (s.a) gibi Hz. Zeynep gibi gerektiğinde kadınların meydanda olması gerektiğini anlatırlar.

Derneklerimizin sayılı çok fazla değil, ama ben inanıyorum ki daha da fazlalaşacak. Bizlerin başlattığı bayan hareketleri her gün çoğalacak, inşallah. Çünkü bir önceki nesil çok fazla eğitim alamadı, ortam uygun değildi ve mahrum bırakıldılar. Onlar başörtüsüyle evde oturmak zorunda kalan nesildi.

Ama bizden sonraki nesil elhamdülillah çok büyük nimetler içerisinde yaşayan, eğitim gören bir topluluk. Hem örtüleriyle rahat okuma imkanları var, hem araştırabilecek ve geliştirebilecek yeteri kaynaklara sahipler.

Hatırlarım, 16-17 yaşlarında köye gidip köyden bir hanımdan emanet kitap alıyor, bir hafta sonra bir daha o köye gidip kitabı veriyordum. O dönemde bulduğumuz kitapları nimet ve ganimet bulmuş gibi sahipleniyorduk. Dolayısıyla yeni nesil daha donanımlı ve iyi imkanlarla geliyor diye düşünüyorum. Rabbim de yardımcıları olacaktır inşallah. Bu bağlamda ihlasla daha güzelliklere imza atacaklarına inanıyorum.

 – Sizin sosyal medyayı da çok iyi kullandığınızı biliyoruz, bayanlarda niçin sosyal medyada az varlık gösteriyorlar?

Bunda da yine hem toplumsal hem bireysel neden ve etkiler var. Ne yazık ki sosyal medyada bayanları rahatsız eden söylemler var.  Yine sosyal medyayı herkes bilinçli kullanmıyor, orada aile olduğunu, bayanların bulunduğunu unutuyor.

Hakaret ortamları bayanlara göre bir ortam değil. Bazen öyle çirkin yazılar oluyor ki, insan bu yazanların annesi, kız kardeşi yokmuş gibi düşünüyor. Fakat cesur olmak lazım, meydanı terk etmemek lazım. Hz. Zeynep gibi üstlendiğimiz misyonu cesurca ve iffetimizle yerine getirmemiz lazım. Bu meydan kaçma değil Hz. Zeynep gibi kalma ve mücadele etme meydanıdır.

Bugün bir camide ders vermek istediğimizde 20-30 kişi geliyor, ama bir video çekip yada bir yazı sosyal medyada paylaştığımızda binlerce kişi görüyor. Sadece kendi şehrimizden değil belki dünyanın her tarafından bakıp okuyorlar. Hem tebliğ açısından sosyal medyayı kullanmak çok güzel, hem eğitim açısından.

– Hz. Fatıma (s.a) İstanbul’da yaşasaydı nasıl bir Fatıma olurdu.

Hz. Fatıma (s.a) Medine’de yaşadığı gibi İstanbul’da yaşardı. Medine nasıl bir şehirse İstanbul’da öyle bir şehirdir. Sadece zaman ve mekan farkı var. Düşünceler aynı, kötülükler ve iyilikler aynı, dedikodu ve mücadele aynı.

Hz. Fatımay’yı Fatıma eden zaman ve mekan değil, onun özünde olan imandır, iffettir, ilimdir, mücadele azmidir. Bugün İstanbul’da Hz. Fatıma yok, ama onun çizgisinde mücadele eden sayısız Fatımalar var.

– Çok çalışkan bir derneğiniz var. Samerra’ya yardım, İmam Ali Türkiyeliler Okulu’na yardım, kermesler “ihtiyacın varsa al yoksa bırak” gibi önemli programlar yaptınız. Bu çalışmalar tamamen bayanların inisiyatifiyle mi yapılıyor?

Her başarılı kadının yanında bir erkek vardır. Nasıl ki her başarılı erkeğin yanında bir bayan varsa. Yani bizim dernekte çalışan kadınların yüzde sekseni bayanlar. Onlar da neticede bir babanın ve bir kardeşin desteğini alarak mücadele ediyorlar

Toplantılarımızda, derslerimizde bunları yapalım diyoruz, ama hiçbirimiz İslam’ın buyurduğu gibi eşimizin izni olmadan bir şey yapamadık. Onlarla meşveret ettik, mutlaka desteklerini aldık. Gerçekten bizim toplum, kadınlarıyla, erkekleriyle örnek bir toplumdur. Erkek ve kadın hayatın tüm aşamalarından birbirlerini tamamlarlar. Başarı zaten bu iki ilahi gücün beraber mücadelesiyle kazanılır.

Biz kermesi açarken, onlar çadırlarımızı kurdular, biz keklerimizi pişirirken onlar satın aldılar. Biz burada erişte yaptığımızda, gece saat on bir buçukta eve gittiğimiz günler oluyordu. Kimsenin eşi neredeydin bu saate kadar demiyordu. Hatta bazılarımızın eşi de yanımızda oluyordu. Bizimle çalışıyorlardı. Yani bu başarıları bayan ve erkeklerin beraber mücadelesinden elde edildi. Buradan hepsine teşekkür ediyorum.

– Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Shafaqna ekibine teşekkür ediyorum, Rabbim yolunuzu açık etsin. Rabullalemin inşallah hanımlarımıza da erkeklerimize de gerçek anlamda İslam’ı tanımayı nasip eylesin. Hz. Hatice, Hz. Zehra ve Hz. Zeynep bizler için en önemli olgu ve örneklerdir. Dolayısıyla Yüce Allah’tan temennimiz bizleri onların yolunu hakkıyla yaşayan ve yaşatanlardan karar vermesidir.

www.tr.shafaqna.com