Yazarlar Sayın cumhurbaşkanı, özellikle Ankara ve İstanbul büyükşehir belediyelerinin kaybedileceğini biliyordu



ID:42470
Yayınlanma:
10 Nis 19

Bir musibet bin nasihatten hayırlıdır.

Başlık ilginç gelmiş olabilir ama yazının tamamını okuduğunuzda fikriniz değişebilir diye düşünüyorum.

Son dönemlerdeki tüm seçimleri Sayın Cumhurbaşkanı tek başına kazandı ve her alandaki mücadelesini tek başına vermektedir. Yanında bulunan kadro ise Sayın Cumhurbaşkanı’nın gölgesinde yaşamaktadır.  Sayın Cumhurbaşkanı nasılsa hal eder, Sayın Cumhurbaşkanı nasılsa seviliyor, Sayın Cumhurbaşkanı nasılsa miting yapar, Sayın Cumhurbaşkanı nasılsa kazanır diyenler bedavadan yaşadılar.

Sayın Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin belki de Türk tarihinin en iyi siyasetçilerinden bir tanesi bunu kimse inkar edemez.

Toplumu, halkı, gündemi, anketleri hatta nabızları bile çok iyi bilen bir liderdir Sayın Cumhurbaşkanı.

Şu soruları soralım kendimize;

Ankara’da Melih GÖKÇEK neden görevden alındı?

Melih GÖKÇEK’ten sonra mütevazı bir kişi olan Mustafa TUNA neden aday gösterilmedi?

Sayın Cumhurbaşkanı’nın baş düşmanı olan FETÖ ile iltisaklı ki kendisi de inkâr etmiyor ÖZHASEKİ neden aday gösterildi? FETÖ’ye değmemiş bir kişi aday olamaz mı idi?

Ankara merkezli bir aday neden çıkartılmadı? Oysa Veysel TİRYAKİ gibi bir kişi tercih edile binilirdi veya efsane isim Turgut ALTINOK aday olabilirdi.

AK Partiyi seviyor veya sevmiyor oylar buna göre veriliyor.   Ankara’da 25 ilçeden 22 tanesi Cumhur İttifakı kazanıp 3 ilçeyi CHP kazanırken Büyükşehir Belediye Başkanlığını CHP’nin kazanması çok mantıklı gelmiyor. Çünkü ilçelerde AK Partiye,  ilde CHP’ye oy verenlerin sayısında bu kadar fark olacağını hiç düşünmüyorum.

İstanbul’da da Sayın YILDIRIM doğru bir tercih değildi. O’nun yerine genç atılgan, hitabeti güçlü, tecrübeli bir kişi mesela Sayın ALBAYRAK gibi bir aday neden gösterilmedi?

Buna benzer sorular çoğaltıla bilinir? 

Yukarıda sorular hata ise Sayın Cumhurbaşkanı’nın bunlar gibi basit hataları yapması imkânsızdır.  Çünkü dünya siyasetinde söz sahibi olan kişi bunları çok net görür ve çözüm üretir.

Peki, o zaman neden böyle oldu?

Sayın Cumhurbaşkanı yandakilerine pahalı bir ders verdi.

Sayın Cumhurbaşkanı; yanındakilerine ‘her şeyi benden beklemeyin, sizde çalışın, bugün ben varım yarın yokum ama dava kutsal, demek ki ben olmasam bayrak yere düşecek, benim gölgemden çıkın ve halkın arasına karışın, rant peşinde koşmayın, hak peşinde koşun,  vatandaşın derdi ile dertlenin’ dedi.

Aslında Sayın Cumhurbaşkanı bunları hep söylüyor ama dinlenmiyordu.

Bir musibet bin nasihatten hayırlıdır.

AK Parti, dürüstlüğü ve çalışkanlığı ve de adaleti ile gönüllerde taht kurmuştu.  Türk demokrasi tarihinde çıtayı çok yükseltti. Çıta indiğinde halk hemen tepkisini gösterir çünkü insanoğlu bulunduğu yere çok çabuk uyum sağlar. 

Sayın Cumhurbaşkanı’nın ekibi vatandaşın derdi ile dertlenmeyerek çıtayı indirince, Sayın Cumhurbaşkanı da tüm ikazlarına cevap alamayınca kadrosuna tokat gibi bir ders verdi.

Dersi anlayan sınıfı geçer anlamayan da sınıfta kalır.

Bende bir ders vereyim.

Vatandaş asil, seçilen vekildir.