Düşünce ve Alıntı Yazılar ABD'nin Devrim Muhafızları İle İlgili Kararı ve Kendi Ayağına Sıkma Politikası...



ID:42552
Yayınlanma:
12 Nis 19

Devrim Muhafızları’nın terörist olarak sınıflandırılmasının Amerikan çıkarlarına yansımaları

ABD Başkanı Donald Trump bölgedeki yangını kızıştırmaya devam ediyor. Amerika'nın, İslam Devrimi Muhafızları'nı terör listesine alma kararı, Tahran ile arasındaki mevcut gerginliği daha da alevlendiriyor.

Bu risk, askeri çarpışmayı zorunlu hale getirecek bir kaynama noktasına ulaşma amacı taşımıyor olsa da Trump'ın kararı iki taraf arasında doğrudan ya da dolaylı bir askeri sürtüşme olasılığını otomatik olarak artırdı. Bu sürtüşme her zaman olasılıklar dairesinde yer almakla birlikte uzun süredir en düşük seviyede kabuğuna çekilmiş vaziyette duruyordu.

Elbette Trump, savaş seçeneğinin zorunlu hale gelmesini istemiyor. Ancak savaşlar, daima kasıtlı seçenekler veya amaçlardan kaynaklanmaz. Sonuçları hesaba katılmayan adımlar, olayları kontrol edilemez bir hale getirebilir. 

Politico gazetesinin aktardığına göre, Trump'ın Ulusal Güvenlik Konseyi tarafından desteklenen kararına, Pentagon tarafından karşı çıkılmasının sebebi budur. 

Gazetenin bahsi geçen kararla ilgili olarak Washington'da meydana gelen tartışmalar hakkında bilgi sahibi olan kaynaklardan aktardığı haberde, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'un, üst düzey yetkililerin Amerikan askerlerine pahalıya mal olacak tehlikeler konusundaki uyarılarının abartılı olduğuna Trump'ı ikna ettiği ifadelerine yer verildi. 

Diğer yandan Jerusalem Post gazetesinde ise Irak, Suriye, Afganistan, Golan Tepeleri ve İsrail'in sınırı olan Güney Lübnan dahil olmak üzere pek çok bölgede bu tehlikeler sıralandı. 

İsrailli gazete haberinde, Körfez'e ve İran'ın hassas füzelerinin menzili dâhilinde konuşlanmış olan onlarca Amerikan üssüne değinmedi. Bu hedefler arasında en önemlisi, Amerikalıların en çok acıtan yumuşak karnı olan İsrail'in kendisidir. 

Trump'ın adımının sonuçları, Amerikan The Atlantic gazetesi tarafından da geniş bir şekilde ele alındı. Haberde İranlıların, kendilerini doğrudan bir savaş ile karşı karşıya bırakmayacak olası tırmandırma araçlarından biri olan vekil güçleriyle Amerikalıları hedef alabilme yeteneğine sahip olduğu değerlendirmesinde bulunuldu. 

Gazeteye göre, Devrim Muhafızları'nın terörist olarak nitelendirilmesini bugüne kadar engelleyen şey bu tehlikeydi.  The Atlantic gazetesi bu çerçevede Amerika'nın eski Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'ın böyle bir adımın yol açabileceği riskler ve karmaşadan bahseden sözlerini hatırlattı. Bu adım, Amerika'nın askeri faaliyetlerinin aleyhine önlemlerin alınmasına yol açabilir. 

Pentagon bunu çok iyi biliyor. Nitekim bu düşünce, sindirme çalışmaları ve buna eşlik eden psikolojik savaşlara rağmen uzun yıllardır İran'a askeri saldırı seçeneğini uzak tutan en önemli etkenlerden biridir.

Trump ne savaş istiyor ne de bunun yollarını arıyor. Muhtemelen bunun gibi bir adımın nasıl sonuçlar doğuracağını bilmiyor. Diğer yandan bu adımın etkilerinin İran ile sınırlı kalmayacağı kuşku götürmez. Kararın sonuçları bölgeyi kızıştıracak ve Amerika'nın üsleri ile çıkarlarını ateşe atacaktır. Bu durumda, “Yüzyılın Anlaşması” ve hatta belki de onunla birlikte İsrail, mazide kalacaktır. Kayıplar, Trump'ın bölgedeki projeleri ile sınırlı kalmayacaktır, ikinci dönem başkanlık hayallerinin yok olmasına bile yol açabilir. 

Bunun dışında, kimse olası bir savaşın bölge dışındaki ülkeleri içine çekmeden kontrol altında tutulacağını da garantileyemez. 

The National Interest gazetesi ise bu konuda, İran'ın hedeflenmesinin Çin ve Rusya ile çarpışma tehlikesini güçlendireceğini vurgulayarak, üçüncü ülkelerin ayrı birer hedef olarak kabul edilemeyeceğini, bu durumun domino taşlarının devrilmesine benzeyeceğini yazdı. Yani bu ülkelerden herhangi birindeki istikrarsızlık, diğer ülkelerde de hızla ciddi problemlere yol açacaktır. Örnek olarak, Çin, ucuz petrol sevkiyatının büyük kısmını kaybedebilir. 

El-Meyadin gazetesinin Obama yönetimi sırasında nükleer enerji konusunda İran ile Amerika'nın müzakere ekibinin bir üyesi olan Jarrett Blanc ile gerçekleştirdiği bir röportajda, Trump'ın İran ile savaş için stratejik bir vizyona sahip olmadığı, ancak Obama'nın burnunu soktuğu hiçbir işten hoşlanmadığı ifadelerine yer verildi. 

ABD Başkanını İran ile ya da Ortadoğu'daki diğer düşmanlarıyla askeri çatışma ile ilgilenmediğini belirten Blanc, bununla birlikte var olan endişenin öngörülemeyen bir tırmandırma olasılığından kaynaklandığını söyledi. 

Trump'ın ısınma derecesini yükseltmek için yöneldiği bu tırmandırma hareketi, belki de kaynama noktasına ulaşmayı amaçlamıyor. Bu hamlenin asıl amacı, İran'ın taviz vermesini sağlayacak daha iyi bir müzakere ortamı sağlamak olabilir. Zira selefi olan Obama, bu konuda yetersiz kalmıştı. 

Bu bağlamda Trump'ın kararını önemli bir adım olarak nitelendiren Yahudi “Kann” televizyon kanalı, bu kararın açıklama ile sınırlı kaldığını ve gerçekte hiçbir şeyin değişmeyeceğini kaydetti. Kararın, göründüğü kadar dramatik olmadığını belirten Siyonist televizyon şebekesi, Devrim Muhafızları'nın üst düzey yetkilileri ve onlara bağlı şirketlerin zaten yaptırım altında olduğunu vurguladı. 

Amerikalıların bu konudaki yeteneklerini sorgulayan Siyonist kanal, onların bir sonraki aşamaya geçmek ve Devrim Muhafızları ile gizli iş birliği içine girenleri kovuşturmak konusundaki isteklerini sorguladı. 

Tüm bunlar, daha önce verilen cevaplar ve misillemelerin de kanıtladığı gibi, Amerika'nın son adımının tehlikelerini azaltmıyor. Devrim Muhafızları komutanlarından Muhammed Ali Caferi, geçtiğimiz günlerde, Amerika Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak sınıflandırırsa bunun cevapsız kalmayacağı konusunda uyarmıştı. 

İran bu hamleye karşı önlem almakta gecikmedi. İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Seyyid Ali Hamanei, Amerikalıların bu karardan hiçbir sonuç alamayacağını vurgularken, Askeri İlişkiler Danışmanı ise, Washington bir aptallık yaparsa sonuçlarının kaçınılmaz olacağı uyarısında bulundu. 

Uluslararası arenaya gelirsek, söz konusu karar sadece İran'ın müttefikleri tarafından reddedilmek ile sınırlı kalmayacaktır. Katar ve Türkiye'nin karşı çıktığı karar üzerine, Fransa Dışişleri Bakanlığı da bölgede istikrarsızlık ve tırmandırmadan uzak durma çağrısı yaptı. 

Gözlemciler ve karar merkezlerinin bu adımdan duyduğu endişe, kararın doğrudan sonuçlarından değil asıl amacından kaynaklanıyor. 

İngiltere merkezli The Spectator dergisi, bu konuyu uzun bir makale ile ele aldı.  Amerikalı eski ve yeni yetkililer ile yapılan röportajlara dayanan gazetenin makalesinde, 2020 seçimlerinde Trump'ın kazanması ve İran'da rejimin devrilmemesi durumunda, Trump'ın Tahran ile baş edebilmek için askeri seçeneğe başvurabileceği belirtildi. 

ABD'li eski bir yetkilinin İran ile savaş olasılığının hala mevcut olduğuna dair sözleri aktarılan makalede, İran Devrim Muhafızları'nın terör örgütü olarak sınıflandırılmasını “teröristlere saldırmak için askeri güç kullanma” bahanesi olarak kullanılabileceği kaydedildi.

Tüm bunlar eğer doğruysa ve psikolojik savaş kapsamında sızdırılmadıysa, Washington Post gazetesinin tavrı ile örtüşüyor. Gazete, İran ile savaşı zaruri görmeyen Amerikan kamuoyunu bu çatışmaya hazırlamayı amaçlayan koordineli bir kampanya izliyor. 

Peki bu olasılık ve senaryolardan hangisi gerçeğe daha yakındır? Büyük olasılıkla Trump, Pentagon'un karşı çıkacağı ve sonuçlarını tek başına yüklenmesi gerekecek bir adım atmayacaktır. Ali Favaz/El Meyadin

Çeviri:Merve Soydaş/medyaşafak