Düşünce ve Alıntı Yazılar 'İyi ahlaklı' Türk dizileri ateş altında / Mehmet Çetingüleç



ID:42620
Yayınlanma:
14 Nis 19

“Cinayetlerde silah kullanma oranı yüzde 70’e çıktı. 2015 ile 2018 yılları arasında silah kullanma oranında yüzde 10 artış var. Cinayet işleyenlerin üçte biri 28 yaş altında. Maktullerin de çoğu genç. Bu cinayetlerde dizilerin etkisi açıkça gözleniyor."

Türkiye’de üretilen dizi filmlerin ihracatında patlama var. Bu “patlamada” dizilerdeki silahlı çatışmaların payı da olabilir. Çünkü alkol, uyuşturucu ve sigara gibi “kötü alışkanlıklardan” ve sevişme sahnelerinden arındırılmış diziler “şiddet” dozu artırılarak heyecanlı hale getiriliyor. Dizilerdeki ahlaki bariyerlerin Müslüman Orta Doğu ülkeleri başta olmak üzere dış pazarlara satışı kolaylaştırdığı söylenebilir.

Nitekim her eve girebilecek hale getirilen “iyi ahlaklı” dizilere talep giderek artıyor.

2010 yılında 20 ülkeye 50 milyon dolarlık ihracat yapılıyordu. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, geçen ay yaptığı açıklamada Türkiye’nin dizi film ihracatında 350 milyon dolarla ABD’den sonra ikinci sırada olduğunu söyledi. Ersoy’a göre Türk filmcilik sektörü 150’den fazla ülkeye ihracat yapıyor.

İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç dizilerin girdiği ülkelere daha sonra Türk ürünlerinin girdiğine dikkat çekti. Avdagiç “Memnuniyetle görüyoruz ki, Türk yapımları İsveç’ten Kosta Rika’ya Çin’den İspanya’ya kadar milyonları TV, akıllı telefon ve bilgisayar ekranına kilitliyor. Dizilerle hazır hale gelen bu ülkelerde girişimcilerimizin pazara açılmaları çok kolay hale geliyor” dedi. Avdagiç, bazı Türk dizi yıldızlarının adını taşıyan parfümlerin Orta Doğu’da satış rekorları kırdığını, Orta Doğu ülkelerinden Türkiye’ye gelen turist sayısının artışında dizilerin etkili olduğunu, ayrıca diziler sayesinde Mısır, Bosna Hersek, Yunanistan gibi ülkelerde Türkçe kurslarına ilginin arttığını söyledi. 

Türk dizilerinin yoğun izlendiği Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail, Umman ve Kuveyt’e Türkiye’den mobilya ihracatında da artış var.

Önde gelen dizi film ihracatçılarından Global Agency’nin sahibi İzzet Pinto, Türk oyuncularının Orta Doğu, Balkanlar ve Güney Amerika’da çok popüler olduğunu, bu bölgelerde Türk dizilerinin Amerikan dizilerinden en az beş kat daha fazla fiyatla satılmaya başlandığını belirtti. 

İzleyici kitleleri hızla büyüyen Türk dizilerinde cinsellik, alkol ve sigaranın yer aldığı “kötü ahlak” sınıfına şiddetin dâhil edilmemesi tartışılan bir konu.

Al-Monitor’a konuşan Sinema eski Eseri Sahipleri Meslek Birliği Başkanı İsmail Güneş tartışmaya şöyle katıldı: “Silah da pornografiktir, dizilerdeki aşırı lüks de. Porno deyince insanların aklına sadece seks geliyor. Şu anda dizilerde izlediklerimiz şiddetin ve lüksün pornografisi. Dizilerdeki mekânların ihtişamına bakın. Bu toplumu etkiliyor. İnsanlar dizilerdeki hayatı yaşamaya özeniyorlar. Maalesef tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de en fazla şiddetin ve küfrün yer aldığı film ve diziler en çok reytingi yapıyor.”

Dizilerde mafya hesaplaşmaları, silahlı çatışmalar öyle dayanılmaz bir boyut aldı ki bazı izleyiciler sosyal medya üzerinden tepki vermeye başladı. Twitter üzerinden paylaşılan görüntüler şiddetin dozunda ulaşılan seviyeyi gösteriyor. 

Hacettepe Tıp Fakültesi’nde eskiden psikiyatri bölümü başkanlığı da yapan Prof. Dr. Cengiz Güleç Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede, dizilerdeki silah kullanımının özellikle çocuklar ve ergenlik çağındaki insanlarda şiddete başvurmayı özendirdiğini söyledi. Güleç şunları aktardı: “Bu tip diziler sorunları şiddet yoluyla, şiddetin en belirgin aracı olan silahı kullanarak çözmeyi teşvik ediyor. Sorunların çözümünde müzakere, ikna gibi daha akılcı çözüm yolları es geçiliyor. Toplumsal ruh sağlığı bakımından sakıncalı bir durum.”

Peki dizilere cinsellik ve alkol gibi ahlaki bariyerler konulmasına izleyici ne diyor?

İlgili bir dizi takipçisi olan Hasan Aşkın “arındırmadan” memnun değil: “Bizim dizilerde kimse sevişmiyor, alkol tüketmiyor, sigara içmiyor. Karı kocalar bile öpüşmüyor. Sevişmiyorlar ama savaşıyorlar. Yaşamdan kesitler veriliyor ama yaşamın doğasına aykırı biçimde. Ayrıca marka gösterilmesin diye sokaktaki tabelalar buzlu, yoldaki araba markası buzlu, alkol, sigara buzlu. Küfür olunca da bip, ya buz ya bip. Buna karşın mafya örgütleri hesaplaşmasında bir bölümde onlarca kişi ölebiliyor.”

Güleç de aynı noktaya değinirken cinsellik dâhil gerçek hayatın içinde var olan eğilimlerin dizilerde “ahlakçı” bir anlayışla yok sayılmasının “gerçek hayata yabancılaştırma ve gerçekliğin çarpıtılması” olduğunu söyledi. Güleç “Gündelik hayatın içerisinde insanın doğal yapısından gelen eğilimleri sansürleme komik” diye konuştu. 

Dizilerden beslenen şiddet istatistiklerini “bireysel silahlanmaya” karşı mücadele veren Umut Vakfı’nın Yönetim Kurulu Üyesi Psikiyatr Dr. Ayhan Akcan’a sorduk.

Akcan Türkiye’de bireysel silahlara ulaşmanın çok kolaylaştığını, internet üzerinden dahi sipariş verilebildiğini belirterek “Bir yanda dizi filmlerle silah kullanma teşvik ediliyor diğer yanda internet üzerinden bir tıkla silah kapıya geliyor” dedi.

Akcan şu bilgileri verdi: “Cinayetlerde silah kullanma oranı yüzde 70’e çıktı. 2015 ile 2018 yılları arasında silah kullanma oranında yüzde 10 artış var. Cinayet işleyenlerin üçte biri 28 yaş altında. Maktullerin de çoğu genç. Bu cinayetlerde dizilerin etkisi açıkça gözleniyor. Ergenlik döneminde grup dinamiği önemli. Ergenler anne ve baba dışında arkadaşlarıyla oluşturduğu çetenin, grubun üyesi oluyor. Burada maalesef silah tamamlayıcı olduğunda ciddi problemler, cinayetler, intiharlar ortaya çıkıyor. Dizilerden bunu öğreniyorlar. Dizilerdeki kişileri kendilerine rol model alıyor, davranış kalıplarını kopyalıyorlar.”

“Türk aile yapısını sakıncalı görüntülerden korumak” ile yükümlü olan Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) da dizilerdeki şiddetten rahatsız. RTÜK Başkanı İlhan Yerlikaya aralık 2018’deki bir toplantıda “Şiddetle birlikte toplumun genel ahlakını ve Türk aile yapısını olumsuz etkileyecek, çocuk ve gençlerimize olumsuz örnekler oluşturacak hususların artık dizilerimizden temizlenmesi gerekir” demişti. Ama adım atılmadı. 

CHP kontenjanından RTÜK üyeliğine seçilen İsmet Demirdöğen, Al-Monitor’a şu açıklamayı yaptı: “Televizyonlarda bir günde yüzlerce şiddet görüntüsü evlere giriyor ama maalesef RTÜK pasif izleyici durumunda. Sadece muhalif birkaç kanalda şiddet olursa ceza uygulanıyor.”

Anlaşılan dizilerdeki şiddet görüntüleri devlet katında sakıncalı bulunmuyor. 

Bu arada Türk dizilerinin giderek genişleyen bir pazara ulaşması Kültür ve Turizm Bakanlığı’nı harekete geçirdi. Sinema yasasında yapılan değişikliğe göre yurt dışında Türkiye’nin tanıtımına fayda sağlayan yabancı filmler ve yerli diziler için yapılan harcamalara yüzde 30’a ulaşan destek verilecek. Bu yüzden dizilerin içerisine Türkiye’ye turist çekecek etkileyici görüntüler eklenmeye başladı. Teşviklerle desteklenen sektörün 2023 yılında 1 milyar dolarlık ihracat yapması hedefleniyor.Mehmet Çetingüleç