BİR PORTE 10 SORU



ID:42770
Yayınlanma:
18 Nis 19

"Hep söylediğim şey; Emperyalizm bir senaryo yazar bu senaryoda kullanılan kısmen rahat eder eğer senaryo Anadolu insanı ise her zaman Müslüman Türkler kaybeder."

FETÖ konusunu zaman zaman kalemime alıyorum çünkü Anadolu insanına en büyük ihaneti yapan, oyunun piyonu olan bu yapıyı unutmamak ve kıyamete kadar akılda tutmak gerek.

Diğer yandan da ne acı ki bu yapıya Allah rızası için gönül verenler, bu yapının büyümesi için çile çekenler hala çile çekmeye devam ediyor daha da çekecekler gibi görünüyor.

Geçenlerde FETÖ ihaneti ile ilgili 10 adet soru sordum ve sosyal medyadan da paylaştım. Birçok kişi ki genelde FETÖ’yü savunanlar bana güya cevap vermişler ancak 10 adet sorunun tamamına cevap veremiyorlar çünkü soruların cevabında FETÖ’nün ihaneti ortaya çıkmaktadır. 

Emperyalizm kullanır ve işi bitince çöpe atar.  GÜLEN ve ekibi çöpe atılmadığına göre demek ki daha kullanılacak! Dikkatli olmakta fayda var.

Bugünkü konum kullanılmış ve sonunda kenara bırakılmış,  ilk günden beri gizemini koruyan, hala kimsenin, kendisinin ve olayların hakkında tam olarak bilgi sahibi olmadığı; Ferhat SARIKAYA.

Kimse bilgi sahibi değil diyorum çünkü bu konuda kimse detaylı yazamıyor araştıramıyor çünkü SARIKAYA aslında bir bomba, kimin ne zaman elinde kalır bilinmez. Şu anda birkaç garibanın elinde patladı.

Aslında bazı köşe yazarları yazmak istiyor ama onlarda yazarmış gibi yapıyorlar.

18 Kasım’da Soner YALÇIN bir yazı yazdı, suya sabuna dokunmadan. Hiç anlam veremediğim bir şekilde ise  ‘Kiminiz kızacak…’ yazmış kızılacak bir şey yazmamış ama bu kadarına bile kızılacağını düşünüyor.

Yazısından bazı bölümler;

‘Bu makaleyi yazdığım için…

Kiminiz kızacak…

Kiminiz aptal bir romantizm diyecek…

Kiminiz celladına aşık ruh hali diye yorumlayacak…

Hepsini anlayabilirim. Ama…

Önemli bir meseleyi başka açılardan tartışmak zorundayız. Bu sebeple gündemdeki bir ismi seçtim: Ferhat Sarıkaya!

Eski savcı…

İddianameleriyle Türkiye'yi bölen…

Üniversite genel sekreteri Enver Arpalı'nın cezaevinde intiharına sebep olan…

Üst düzey komutanları darbe yapmak için çete kurmakla itham eden…

Meslekten atılan ve yandaş alkışlarıyla tekrar mesleğine iade edilen…

Bir FETÖ kumpasçı var karşınızda!

………

Ferhat Sarıkaya…

Öğretmen okuluna adımını 12 yaşında, 12 Eylül darbesi döneminde attı. Yani…

-Solun önünü kesmek için Siyasal İslam'a sarılan o karanlık iktidar sürecinin yaşandığı- zorlu yıllarda okudu…

Sessiz, içine kapanık, sahipsiz bir öğrenciydi. Hiç ziyaretçisi yoktu; köyden gönderilen yiyecek bile… Devletin parasız yatılılara verdiği yemekler çok kötüydü. Bunu bilen kimileri öğrencilere evlerinde yemek veriyordu. Yarı aç yatan öğrencilerin bayram sofrasıydı o evler!

………

Yıl, 1987.

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni kazandı.

Kırşehir, Kayseri'den sonra ver elini İstanbul…

Hayat korkusu kimi insanı boyun eğmek zorunda bırakır. Ferhat, bu kez başka cemaate kapıldı; her yanda kolu olan FETÖ ile tanıştı.

Müdavimi olduğu yer artık “Işık Evleri” idi.

1992'de adımını attığı savcılık basamaklarını ikişer üçer basamak atladı.

Gün geldi cemaatine duyduğu minnettarlığın sonucu “kamikaze mürit” oldu!

Ve geçen hafta FETÖ iddiasıyla cezaevine konuldu.

Suçluyu kazı altından insan çıkar!

……………………

Ferhat Sarıkaya itirafçı olur mu?

Olsa bile neyi anlatacak?

Kenan Evren'in hiç mi suçu yok?

Özal'ın hiç mi suçu yok?

Demirel'in, Ecevit'in, Türkeş'in, Çiller'in hiç mi suçu yok?

Erdoğan'ın hiç mi suçu yok?

Ferhat Sarıkaya kuşkusuz cezasını çeksin. Ama…

Zeki, çalışkan, yoksul çocukları sahipsiz bırakarak FETÖ'nün kucağına itekleyen sistemin hiç mi suçu yok?

Aynı oyun…

Başka cemaatler ile yoksul çocuklarla bugün oynanmaya devam etmiyor mu?.........’’

Soner YALÇIN’ın kendince sonucu iyi yere bağlamış.

Hep söylediğim şey; Emperyalizm bir senaryo yazar bu senaryoda kullanılan kısmen rahat eder eğer senaryo Anadolu insanı ise her zaman Müslüman Türkler kaybeder.

Ferhat SARIKAYA’ya dönecek olursak.

2006 yılında Van Adliyesinde ilk başlarda çok sevilen, bilgili ve net kararlar verebilen bir Cumhuriyet Savcısı idi. Ta ki Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel AŞKIN’a yönelik yapılan operasyona kadar.   O dönem ve arkasından herkes Yücel AŞKIN’ı konuştu ama kimse,

1)Ayşe YÜKSEL isminden kimse bahsetmedi.

2)ve yine cezaevinde intihar eden Evver ARPALI’nın neden intihar ettiğinin üzerine kimse gitmedi.

SARIKAYA ve emrindeki Van Kaçakçılık Şube Müdürlüğü operasyonu sonrası Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel AŞKIN gözaltına alınıp tutuklandıktan sonra Van Adliyesi ikiye bölündü.  Savcı ve hâkimler bir birlerine tavır aldılar, konuşmadılar. 

Bu operasyonla Ferhat SARIKAYA adliyeyi ikiye bölmüş oldu.  O zamanın bir tarafı şimdi cezaevinde diğer tarafı çok iyi makamlarda.

Türkiye’de Yücel AŞKIN gibi bir marka tutuklanacak iken;

3)O dönem Adalet Bakanı kimdi?

 O bakan ki 2002 ile 2007 yılları arasında Adalet Bakanlığı yapmış ise sizce bakandan habersiz kuş uçar mı? Uçmaması lazım gibime geliyor. Hiç konuşmadı.

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel AŞKIN operasyonundan kısa bir süre sonra Hakkâri ili Şemdinli ilçesinde herkesin ekrandan izlediği Umut Kitapevi olayı oldu. 

Olay Hakkâri’de oldu ise Van Adliyesi neden ilgilendi diyenler için; o dönem CMK 250. Madde vardı. O madde gereği bölge terör savcıları bulunuyordu ki Bölge Adliye Savcılığı gerek görürse bağlı olan illerdeki terör olaylarına müdahale edebiliyordu.

Adliye ikiye bölünmüş iken olay yerine ilk giden savcı, olayı üzerine almadı çünkü bu tür olaylar insanın elinde patlayabilirdi. O savcı hala görevde.

Şemdinli’ye ikinci kez gidildi bu sefer SARIKAYA gitti ve olayı üstlendi.

4)Bu bir terör olayı olmasına rağmen ki o nedenle Van Adliyesi müdahale ediyor. SARIKAYA neden Van ve Hakkâri Terörle Mücadele Şube Müdürlükleri ve İstihbarat Şube Müdürlükleri ile çalışmadı?

Bu dört birimle çalıştığına dair hiçbir evrak yok.  Oysa hukuken bu birimler emrinin altında istediği ile çalışır, talimat verir ve bilgi belge isteyebilirdi. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel AŞKIN konusunda gayet rahat Van Kaçakçılık Şube Müdürlüğü ile çalışma yapmıştı.

Herkesin konuştuğu ama içerinde ne olduğunu tam olarak bilmediği o malum iddianame hazırlandı.  Yaşar BÜYÜKANIT ve Ferhat SARIKAYA bir anda gündem oldu.

Ferhat SARIKAYA imza attığı iddianame ile başına gelecekleri her halde biliyordu veya bilmiyordu yada bilemiyordu.

Bölünen Van Adliyesi gibi HSYK’da bölündü demek ki hakkında soruşturma açıldı. Müfettişler kınama cezası istedi ama kurul ihraç etti.

Bu süreçte Van’da kalan SARIKAYA ile röportaj yapmak isteyen gazeteciler çılgın paralar teklif ettiler. Hürriyet’ten Nurettin KURT bugün bile bi servet olan para karşılığında konuşmak istedi ama kabul görmedi.

5)Oysa fakir bir ailen gelen ve fakir olan SARIKAYA sırf gazetecilerden gelen teklifleri değerlendirse zaten köşeyi dönerdi, yapmadı.

SARIKAYA ayrılınca yerine bakan savcı ilk iş olarak kitapevi sahibi Seferi YILMAZ’ı tutuklamaya sevk etti ve tutuklandı. O savcımızda şu anda Yargıtay’da. Bu tutuklanma Seferi YILMAZ’ı meşhur etti ki ilerde Belediye Başkanı olacaktı.

Yorgan gitti ama kavga bitmedi.

SARIKAYA, pılını pırtısını toplayıp yurtdışında yaşadı. Ekmek elden su gölden Bosna’da ve Güney Afrika’da hayatını devam ettirdi.

2011 referandumu ile mesleğe döndü. İhraç olduğu günden beri tüm maaşlarını faizi ile geri aldı.  Çukurambar’da ev, jeep yaptı, çocukları özel okulda okudu. Her şey yolunda idi.  Mesleğe döndüğünden kamuoyunun haberi bile olmadı.

6)SARIKAYA’yı meslekten atanlar,  dönüşüne ne dediler?

Çünkü müfettişler ihraç istemediler hatta basit bir kınamayı uygun görmüş iken ihraç olması normal değilse mesleğe dönmesi de normal olmamalı idi ama oldu.

7)2011 deki Adalet Bakanı kimdi, bu süreç ile ilgili bir açıklama yaptı mı? Tabi ki hayır.

SARIKAYA, Ankara Adliyesinde, Cinsel Ayrımcılık ve Kadına Karşı İşlenen Suçlar Bürosunda 15 Temmuz öncesine kadar çalıştı.  Ancak 15 Temmuzdan önceki Hâkimler ve Savcılar Kararnamesinde tayini Elazığ’a çıktı.  Sürpriz tayin olarak değerlendirildi.

O listeden tek tayine gitmeyen kişi SARIKAYA oldu ve Ankara Sincan Adliyesine tayini çevrildi.

8)Zor olan bu tayini kim ve nasıl daha önemlisi neden durdurdu?

Türk tarihine kara bir leke olarak yazılan 15 Temmuz saçmalığı gerçekleşti. Emperyalizm büyük hamlesini yaptı ve öldürücü darbesini vurdu.

Darbeden önce Ferhat SARIKAYA’nın gizli tanık olarak ifade verdiği ortaya çıktı. İfadesinde; kandırıldığını anlattı, gerçekten darbe olacağını sandığını ve o iddianameyi hazırladığını, flash diskte bilgilerin geldiğini, kendisine maddi ve manevi dönemin ağır ceza başkanının yardım ettiğini ve başsavcı vekilinin yönlendirdiğini anlattı.

SARIKAYA bir müddet sonra gizli tanık olmaktan vazgeçti ve tanık oldu. Açık açık konuşmaya başladı. Televizyonlara çıktı. 2006 da ısrarla kaçtığı basında görüldü. Muhtemelen hem de ücretsiz. 

2006’da ki iddianame ile ilgili dava açıldı.

Sanıklar;

1 sivil, iddianameden haberi bile yok.

1 emniyet müdürü, PKK ile bilgileri veren kişi.

1 şube müdürü, SARIKAYA bu kişinin hiçbir şeyden haberi yok dediği kişi.

1 polis memuru, SARIKAYA bu kişinin de sürece dâhili yok dediği kişi.

Ağır ceza mahkemesi başkanı, başsavcı vekili ve SARIKAYA sanık, Yaşar BÜYÜKANIT, Şemdinli davası sanıkları, tanıklar arasında yer almadı.

SARIKAYA duruşmaya tanık olarak geldi uzun uzun anlattı. Ancak flash diskten gelen bilgilerin PKK ile bilgiler olduğunu söyledi. Yaşar BÜYÜKANIT ile ilgili kendisine bilgi gelmediğini belirtti.  Bunu da Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünden almadığını vurguladı.

9)Mahkeme ve Savcılık yaklaşık üç yıl süre boyunca devam süreçte; Yaşar BÜYÜKANIT’ı, dönemin Adalet Bakanı’nı dinlemediği gibi SARIKAYA’ya bu bilgiler nerden ve nasıl geldi diye araştırmadı ve tüm talepleri ret etti.

SARIKAYA nedense gizli tanık olarak başladığı yolculuğuna sanık olarak devam etti ve tutuklandı yargılaması devam ediyor.

Yarın ne söyler Allah bilir ama gelecekte en azından milletvekili olursa şaşırmayın derim.