Politika Akşener: Temel sorun Erdoğan'ın Saray şaşasına teslim olması



ID:43503
Yayınlanma:
10 May 19

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından iptal edilen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı seçimine ilişkin olarak "Erdoğan kaybedeceğine hiç inanmamış ki bir B planı yokmuş. Bir fatura kesmesi lazımdı. Orada devreye yakınları girdi" dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, FOX TV'de yayınlanan Çalar Saat programına konuk oldu.

Burada İsmail Küçükkaya'nın sorularını yanıtlayan Akşener, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan için "Muhtar bile olamaz diye manşetlerin atıldığı, Erdoğan'ın sözleriyle söylüyorum 'abidik gubidik' bir davayla hapse gönderildi. Muhtar değil başbakan sonra başkan, cumhurbaşkanı şimdi başkan yaptı. Şimdi karşı durması gereken muktedir anlayışının içinde yer aldı. Bu da çok acı bir şey" dedi.

Akşener şöyle devam etti:

"Sayın Erdoğan zihniyet değiştirdi. O subay evlerinde yaşadığınız zaman komşunuzun dertlerini bilirsiniz. Para saklanamayan bir şeydir. Parayı kasada saklayamazsınız üstünüze başınıza, hayat tarzınıza yansır. Saray den,ilen şey bir zihniyettir. Bütün saraylar aynıdır. Böyle bir durumda şimdi Saray'a gittiniz, binlerce bürokratik kadronuz oluştu binlerce arabayla geziyorsunuz bu şaşanın insan ruhunda yarattığı bir dönüşüm var. O fakir sofrasına oturduğunuzda yadırgarsınız, o sofra da sizi yadırgar. 

Saray'a girdiğiniz zaman herkesten kopmaya başlarsınız. Her zaman birileri size kötülük yapacakmış gibi görürsünüz. Temel sorun Erdoğan'ın Saray şaşasına teslim olması.

Dünün mağduru mazlumu ekonomik manada bir yükselti içinde oldu. Elin taşıyla elin kuşunu vurmak gibi bir anlayış söz konusu oldu. Çok şey affedildi, sayın Erdoğan'ın da hoşuna gitti bunlar. Siz de bir süre sonra buna inanırsınız. O da inandı. Teşkilat 'Reis bulur bir şeyler' dedi, Erdoğan da 'Bizim teşkilatlar çalışır' dedi. Daha önce seçilenlerin hizmet anlayışından uzaklaşması, çok ilginç iddialar var. Erdoğan kaybedeceğine hiç inanmamış ki bir B planı yokmuş. Bir fatura kesmesi lazımdı. Orada devreye yakınları girdi. Ailesinden bahsetmiyorum. Kime fatura kesilecek? İstanbul teşkilatına. Bu konuyla ilgili genel başkan yardımcısına, bakanlara kesilecek. Böyle bir faturanın ödenmemesi için Sayın Erdoğan'ın yapmaması gereken bir noktaya getirdiler."

AKşener'in konuşmalarından satır başları şöyle:

"Erdoğan, muhtar bile olamaz diye manşetlerin atıldığı, Erdoğan'ın sözleriyle söylüyorum 'abidik gubidik' bir davayla hapse gönderildi. Muhtar değil başbakan sonra başkan, cumhurbaşkanı şimdi başkan yaptı. Şimdi karşı durması gereken muktedir anlayışının içinde yer aldı. Bu da çok acı bir şey.

Bizim de bu noktadaki bir oy vermeyi kolaylaştıran geçmişimiz nedeniyle o dediğiniz doğru. (Küçükkaya: Siz iyi Partiyle yakınlaşınca algı kırılıyor dedim Kılıçdaroğlu. Mehmet Ocaktan, 'Bizim diyor AK Parti eski eleştirdiğimiz CHP'sine döndü, CHP gitti reformist oldu' diyor.) Hürriyet Misakı yayınlıyorlar Rahmetli Byar ile İnönü bir araya geliyorlar. Rahmetli İnönü diyor ki 'haklısınız, Tamam Celal bey o zaman bu yolu halledelim' ve anayasa değiştirmesi problemli olacağı için CHP tüzüğü değişiyor. CHP'nin genel başkanını arıyor cumhurbaşkanlığına geçiyor ondan sonra sırasıyla değişiklikler yapılıyor, seçim yasası değişiyor, ve çok partili seçim yasasına uygun oluyor. Ve 1952'de kazanıyor. bugün 2019'da 47'yi aşıp giden bir Erdoğan. Bunun arkasında bir Saray mantığı var. Bir dönem Erdoğan milletin adamı derdi ve buna inanırdı.

Sayın Erdoğan zihniyet değiştirdi. O subay evlerinde yaşadığınız zaman komşunuzun dertlerini bilirsiniz. Para saklanamayan bir şeydir. Parayı kasada saklayamazsınız üstünüze başınıza, hayat tarzınıza yansır. Saray den,ilen şey bir zihniyettir. Bütün saraylar aynıdır. Böyle bir durumda şimdi Saray'a gittiniz, binlerce bürokratik kadronuz oluştu binlerce arabayla geziyorsunuz bu şaşanın insan ruhunda yarattığı bir dönüşüm var. O fakir sofrasına oturduğunuzda yadırgarsınız, o sofra da sizi yadırgar. 

Saray'a girdiğiniz zaman herkesten kopmaya başlarsınız. Her zaman birileri size kötülük yapacakmış gibi görürsünüz. Temel sorun Erdoğan'ın Saray şaşasına teslim olması.

Dünün mağduru mazlumu ekonomik manada bir yükselti içinde oldu. Elin taşıyla elin kuşunu vurmak gibi bir anlayış söz konusu oldu. Çok şey affedildi sayın Erdoğan'ın da hoşuna gitti bunlar. Siz de bir süre sonra buna inanırsınız. O da inandı. Teşkilat 'Reis bulur bir şeyler' dedi, Erdoğan da 'bizim teşkilatlar çalışır' dedi. Daha önce seçilenlerin hizmet anlayışından uzaklaşması, çok ilginç iddialar var. Erdoğan kaybedeceğine hiç inanmamış ki bir B planı yokmuş. Bir fatura kesmesi lazımdı. Orada devreye yakınları girdi. Ailesinden bahsetmiyorum. Kimse fatura kesilecek? İstanbul teşkilatına. Bu konuyla ilgili genel başkan yardımcısına, bakanlara kesilecek. Böyle bir faturanın ödenmemesi için Sayın Erdoğan'ın yapmaması gereken bir noktaya getirdiler.

Eğer Mustafa Kemal Paşa ve bizim diğer itiraz ettiğimiz yerlerdeki gerekçe geçerliyse bu sefer AKP ve MHP’nin yaptığı itirazlardaki gerekçe ortaya konulmalı. Türkiye’de YSK son merci olduğu için zaten hukuk ve adaletle ilgili soru işaretleri varken millet anladı ki YSK’daki hâkimlerimiz cübbelerine düğme diktirmiş. Bu kadar kör gözün üzerine parmak sokulmaz, talimat verdi. Ben Erdoğan’ı iyi tanıyan bir insan olarak tam tersini okumuştum. Bu millet vicdanını yaralar. Bizim yaptığımız itirazlarda şöyle bir gerekçe kondu, bunlar seçim sonuçlarını etkilenmiyor dendi. İstanbul‘daki saydırılan sandıklarda Binali Yıldırım 4 puan önde. Bir durum daha var rezalet olan, valilikler kaymakamlıklar il seçimlerine veriyor bu listeleri, yani kim iktidarın memurlar. Siz İstanbul Valisini İBB’ye kayyum olarak koyuyorsunuz. Ceza verilecekse onlara verilmesi lazım. Fatura insanların oylarına çıkıyor. Milli iradenin gaspıdır bu.

Biz hangi kuruma güveneceğiz! Cübbesinin düğmesi dikilmiş yargıca mı güveneceğiz? O güvensizlik, hak, hukuk ve adaletin ortadan kalkması, seçmen iradesine el konulması son derece yanlıştır.

Sayın Baykal olmamış olsaydı Sayın Erdoğan’ın yasağı kalkmış olur muydu? Sayın Bahçeli olmasaydı Sayın Gül seçilir miydi? Bu milletle inatlaşmak gerçekten bu seçimde çok büyük bir yanlış oldu. Şimdi Erdoğan bu seçimlerde kendi kendini oylattıracak. Ne gerek vardı?

Demiri soğutmayı da ben önemsemiştim. Bu çok önemli bir kavramdı. Sert ayrıştırıcı dilin ortadan kalkacağını, hepimizin cumhurbaşkanı olacak gibi algılamıştık. Sonra küçük ortak devreye girdi. Bahçeli sert bir dille azarladı. Sonra ben öyle demek istemedim böyle dedim oldu. Demiri kızgınlaştırmak ne demek. Demir sertliğinde bir ortamın gündeme hakim olduğunu gördük. Anlaşılıyor ki bu sistemi sürdüren paranın sahibi. İstanbul'un her türlü kanunsuzlukla geri alınmasına yönelik bir şeye girildi.

Ben onun yerinde olsaydım İmamoğlu kardeşim hayırlı olsun derdi. Orada ilginç olan şey, iki tane tuzak var burada. Bu parasal meseleden ve sisteminin tembelliğinden dolayı bir tuzak olduğunu düşünüyorum. Bir de valiliklerin verdiği kanunsuz olduğu belirti,len sandık kurulu üyelerinin bir kenara bırakıldığını ve seçmende tuzak kurulduğunu düşünüyorum.

Sayın Erdoğan'a da partisine de büyük zararı olacak dedik. bugün gelinen noktada ekonomiye bakılamıyor. Bakan damat bey , kayınpederi, küçük ortak ekonominin içine reform anlamında, sanayi kalkındırmak anlamında, üreten tarımı geliştirmek anlamında hiçbir şey yapamıyorlar. Bu partili cumhurbaşkanının getirmiş olduğu bir nokta. Bundan sonra da Türkiye'ye yabancı sermaye gelmez.