Düşünce ve Alıntı Yazılar İran’ı tanımadan Ortadoğu’daki savaşı anlayamazsınız!



ID:43818
Yayınlanma:
20 May 19

Uzmanlar, Ortadoğu’daki en çeşitli balistik füze cephaneliğinin İran’da olduğu konusunda hemfikir. Libya ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti yardımı ile geliştirilen İran füze programı, şimdilerde İsrail ve bölgedeki diğer birçok hedefe ulaşabilecek bir dizi silahı barındırıyor…

Geçen hafta, İran ile P5+1(ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere, Almanya) ülkeleri arasındaki nükleer görüşmeler, kasım ayının sonuna ertelendi. Anlaşmanın sağlanması hala gerçekçi bir olasılık gibi görünse de, başarısızlıkla sonuçlanması da bir o kadar mümkün.

İsrail'in politik yelpazesinde, İran'ın nükleer güce sahip olmasına izin vermenin kabul edilemez bir risk olduğu konusunda geniş bir mutabakat var. İsrail’in ulusal güvenlik kurumlarında ve özellikle Başbakan Binyamin Netanyahu’nun çevresinde, diplomasinin başarısız olması durumunda İran’ın nükleer tesislerini bombalama fikri giderek ağır basıyor. Tabi buna karşılık İran’ın misilleme yapması da kaçınılmaz. Fakat İran’ı vurmanın bazı zorlukları var. Her şeyden önce iki ülkenin sınırı bulunmuyor. En yakın noktaları 550, merkezleri ise 1000 mil uzaklıkta. Bu da İran’ın nükleer tesislerine ulaşmak için sınırlarının ötesine geçmek zorunda olan İsrail Hava Kuvvetleri için büyük bir zorluk. Tabi benzer şekilde, onlarca yıl yaptırımlarla geri bırakılan İran Hava Kuvvetleri’nin, İsrail’in iyi korunan hava sahasına girmesi de kolay olmayacak.

İran, uzun yıllardır bir İsrail saldırısına karşılık vermek üzere hazırlık yapıyor. Bunun için çok çeşitli silahlar ve füze sistemleri geliştirdiler. Hazırladığımız “5 Silah” listesindeki sistemler, hem ne kadar gelişmiş olduklarıyla hem de ne derece yaygın kullanıldıklarıyla ters orantılı olarak sıralandılar. Ne de olsa çok gelişmiş bir silah, yüksek maliyeti nedeniyle mevcut kaynakları sömürerek genel askeri etkinliği azaltabilir (Ör: İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya). Her yerde bulunan bir silah ise çözümlenerek kolayca etkisiz hale getirilebilir. Fakat İran’ın silahlarının birçoğu, asimetrik ve çok gizli olduğu için oldukça etkili olacak gibi görünüyor. Dolayısıyla stratejik denge üzerindeki etkileri, güvenebileceğimiz tek kriter. İşte İran’ın İsrail’i vurabileceği beş silah…

5. İRAN’IN FİLİSTİNLİ DOSTLARI

İran, her zaman Müslüman dünyası içinde Filistin Davası’na en net desteği veren ülke oldu. Şu an Tahran yönetimi, İsrail'in işgaline karşı direnişin kilit destekçisi. İran’ın bu davadaki geleneksel dostu ise Hamas. Hamas’ın Gazze Şeridi’ni kontrol etmesi ve giderek artan füze yetenekleri, onları İsrail için zorlu bir rakip haline getirdi. Daha önce Tel Aviv’i vurabileceklerini de gösteren Hamas, Netanyahu’nun adeta rüyalarına giriyor. Ancak Suriye'deki savaş, İran ile Hamas ilişkisini ciddi şekilde tahrip etti. Sünni grupları desteklemeyi seçen Hamas, Beşar Esad'a karşı cephe aldı. Bunun üzerine İran, her ay Hamas'a gönderdiği on milyonlarca dolarlık yardımı kesti ve Hamas da İran'la İsrail arasındaki bir çatışmaya karışmayacağını açıkladı. Ancak, Muhammed Mursi’nin hükümeti Mısır’da devrildiğinde, Hamas’ta da işler tersine döndü. Müslüman Kardeşler’le birlikte hareket eden Hamas’a cephe alan Sisi yönetimi, Hamas’ın yeniden İran’la yakınlaşmasını sağladı. Fakat Hamas’ın yeniden İran’a dönmesi için daha ne kadar ‘dayak yemesi’ gerekir, bilinmez.

İşte bu yüzden İran, Filistinli İslami Cihat (PIJ) başta olmak üzere Hamas'tan daha radikal olan Filistinli hareketlerle bağlar kurdu. PIJ’ın Hamas’tan daha güvenilir bir müttefik olacağını düşünen Tahran’ın aklında ise tek bir soru var: Ne kadar etkili olabilirler?

Çünkü mevcut çatışmalarda İsrail’in Demir Kubbe füze savunma sistemi, Filistinlilerin roketlerinin çoğunu etkisiz hale getirdi.

Elbette İsrail bu koşullarda güvende değil ve kara operasyonlarına yoğunlaşmış durumda. Bir çatışma durumunda İran’ın istediği de bu. Kısaca Demir Kubbe, İsrail’e kara harekatına öncelik vermesi için imkan tanıyor. Ve önceliğinin Hizbullah olacağı açık.

Burada bilinmeyen, İran’ın Batı Şeria’da etki yaratma kabiliyeti. İsrail’in Batı Şeria’da geniş askeri varlığı bulunuyor ve bu durum İran’a açık bir hedef sunuyor. Ayrıca Batı Şeria İsrail’in merkezine oldukça yakın. İran’ın burada en azından biraz ‘kan dökmeyi’ başarabileceği düşünülüyor.

4. CASUS AĞI

İran, Güney Amerika ve Kanada gibi beklemeyeceğiniz yerler dahil, çok geniş çapta bir casus ağına sahip. İran dış politikasının en tehlikeli unsurlarından biri olarak, düşmanlarına saldırmak için bu ağı kullanma potansiyeli gösteriliyor. 1992 yılında Arjantin’de İran yanlıları tarafından İsrail Büyükelçiliği’nin basılarak 29 kişinin öldürülmesi ve 1994’te Yahudi topluluk merkezinin bombalanarak 85 kişinin katledilmesi buna örnek. İsrail’in pek çok İranlı nükleer bilimciye suikast düzenlemesinin ardından Gürcistan ve Hindistan’da İsrailli diplomatların hedef alınması ve Hizbullah’ın Tayland ve Bulgaristan’daki eylemleri de benzer nitelikte. 2011 yılında Washington’daki bir restoranda Suudi Arabistan'ın ABD Büyükelçisi’ne yönelik suikast hazırlığının ortaya çıkması da İran’ın gücünü gözler önüne seriyor.

Yani İran’ın kendi topraklarında bir saldırıya uğraması durumunda dünyanın pek çok yerinde çeşitli ölümler olması bekleniyor. Bu saldırılar, ABD’yi de vurma potansiyeline sahip ve örtülü olması gerekmiyor.

3. BALİSTİK FÜZELER

İran uzmanları, Ortadoğu’daki en çeşitli balistik füze cephaneliğinin İran’da olduğu konusunda hemfikir. Libya ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti yardımı ile geliştirilen İran füze programı, şimdilerde İsrail ve bölgedeki diğer birçok hedefe ulaşabilecek bir dizi silahı barındırıyor. Batı Avrupa’yı bile vurabilecek füzeler üzerinde çalışan İran, bunlarla Afganistan’daki ABD birliklerini ya da Ürdün’deki düşmanlarını da rahatça hedef alabilecek. Suudi Arabistan içinse orta ve kısa menzilli füzeler geliştiriliyor.

Tabi yapılan bazı araştırmalar, Suudi Arabistan’daki petrol tesislerinin veya İsrail’deki nükleer reaktörlerin vurulmasının oldukça zor olduğunu gösteriyor. Tel Aviv’i vurmanın, Dimona’daki nükleer tesisi vurmaktan çok daha kolay olacağı değerlendiriliyor.

İran’ın balistik füzeleri, Demir Kubbe sistemini aşacak şekilde tasarlanıyor. İsrail’in anti-füze sistemi Arrow ise henüz test edilmiş değil. Ancak asıl soru, füzelerin güvenilirliği ve çatışmanın sürdürülebilirliği olacak. Eğer füzeler doğru hedefleri vuramazsa veya İran'ın ateşleyecek çok da bir şeyi yoksa, İsrail muhtemelen mağdur görünümünden çıkmayacak.

2. HİZBULLAH

Lübnan Hizbullahı, İran’ın en eski ve en güvenilir müttefiklerinin başında geliyor. 2006 yılında yaşanan İsrail-Hizbullah savaşı, bu müttefikin dünya çapında tanınmasını sağladı. İsrail’i kendi toprakları içinde vuran, gemilerini batıran ve askeri teknoloji açısından ne derece ileri olduğunu gözler önüne seren Hizbullah, haklı bir üne kavuştu. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah da İsrail’i yenebilen ilk ve tek Arap lider olarak tarihe geçti.

O dönemden bugüne değişen ise Suriye’deki durum oldu. Hizbullah savaşın içine girdi ve kaynaklarını bu cepheye yığdı. Bu savaşta üst düzey Hizbullah liderlerinden Imad Mughniyah hayatını kaybetti. Fakat savaşla birlikte İran, Hizbullah’ı silahlandırmaya ve eğitmeye hız verdi. Şimdilerde Hizbullah’ın cephaneliğinde on binlerce füze olduğu ve İsrail Kara Kuvvetleri’ne karşı kendini savunacak eğitimli savaşçıları bulunduğu belirtiliyor.

İsrail Hava Kuvvetleri, Suriye üzerinden Hizbullah’a giden yardımı kesmek için sürekli operasyon düzenliyor. Bu operasyonlarda; Fateh-110 balistik füzesi, SA-17 karadan havaya füzeler, Ukrayna üzerindeki Malezya uçağını düşüren sistemin gelişmiş versiyonu ve 2006’da İsrail korvetini batıran füzelerin geliştirilmiş hali olan Yakhont füzesi gibi çok sayıda füze imha edildi.

İsrail’in operasyonlarının Hizbullah’ı ne kadar durdurabileceğine ilişkin tahminler ise değişiyor. Her ne kadar Fateh-110’un imhası ile Hizbullah’ın İsrail askeri üslerini vurması; SA-17’lerin imhası ile İsrail uçaklarının vurulması ve Yakhont’lar ile İsrail Donanması’nın hedef alınması engellense de, bu durumun geçici olacağı değerlendiriliyor. Yakın dönemde, bölgede giderek artan deniz taşımacılığı ile İsrail'in açık deniz doğalgaz tesislerinin hedef olabileceği belirtiliyor.

Yeni silahlar olmasa bile, Hizbullah’ın roketleri bile İsrail’e ciddi zarar verme, İsrail şehirlerini kaosa sürükleme ve kara birliklerini zorlu bir çatışmaya çekme kabiliyetine sahip. Hamas korkutucu olsa da, Hizbullah kategorik olarak farklı bir güç olmaya devam ediyor. Bununla birlikte, büyük bir soru işareti daha var: Hizbullah’ın Suriye’deki savaşta gücünün ne kadarını kaybettiği bilinmiyor.

1. AMERİKA

İsrail’in İran’a yönelik herhangi bir saldırısında en büyük kaybeden ABD olacak. Büyük çapta bir İran misillemesi, Amerika’nın bölgedeki üsleri ile müttefiklerini hedef alacak ve Hürmüz’deki petrol akışını durduracak. İran’ın Hürmüz’ü kapatması ise doğrudan petrol fiyatlarını etkileyerek büyük bir artışa neden olabilir. Bu da küresel ekonomiyi durgunluğa sokacak kadar önemli bir ekonomik hasara yol açacaktır.

Yüksek maliyetler, ABD'nin neredeyse kesinlikle savaşa katılmaya zorlanacağı anlamına geliyor. Buna göre, bir İsrail saldırısının önlenmesi, ABD’nin İran politikasının kilit hedefi haline geldi. Çünkü bir İsrail saldırısı, yalnızca Amerika'ya zarar vermeyecek, ABD-İsrail ilişkisinde de ciddi bir hasara yol açacak.

Tahran bu durumun farkında ve ABD-İsrail ilişkilerine yönelik riskleri artırarak caydırıcılığını yükseltiyor. Bununla birlikte, bir İsrail hava saldırısının ardından Amerika'ya misilleme yapmanın kendi başına büyük riskler taşıdığını da biliyor. İranlılar, nükleer tesisler için çok şey feda ettiler. Onların yıkılması, İran’ın siyasetinde çok büyük bir kırılma anı olacaktır. İsrail’den çok daha ölümcül bir düşman olan Amerika’yı savaşa sokmak, krizi ikiye katlar. İran’daki yıkım büyüyebilir ve İsrail’in saldırılarından kurtulmuş herhangi bir nükleer tesis, ikinci ve daha güçlü bir darbeye maruz kalabilir. Dolayısıyla İsrail’in liderleri, saldırıya başlamadan önce ABD ile ilişkilerinin tehlikesi hakkında çok fazla düşünmek zorunda kalacaklar.

SONUÇ

İran’ın elinde bahsetmeye değer başka araçlar da var. İran, siber savaşlarla yakından ilgileniyor ve bu cephede bazı sürprizler yapabilir. İran’ın Irak ve Suriye’deki geniş askeri varlığı, belki de Golan Tepeleri’ne veya Bağdat’taki Amerikan tesislerine roket fırlatmada rol oynayabilir. Mısır’ın Sina Yarımadası’ndaki istikrarsızlık, İran’ın güneyindeki Eilat kentine Mısır’dan roket saldırıları yapılması potansiyelini taşıyor. Ve İran, özellikle Bahreyn ve Suudi Arabistan’ın petrol bakımından zengin Doğu Bölgesi’nde, Şii aktivizmini harekete geçirebilir.

Özetle İran, İsrail’in bir saldırı tercihinde bulunması konusunda, seçimi çok zorlaştırmak için yeterince güçlü, yeterince silahlı, yeterince yaratıcı ve korkusuz.