Alıntı Yazılar Suriye’nin yeniden imarı ve örnek imam / Mehmet Yuva



ID:44587
Yayınlanma:
12 Haz 19

"Körfez Şeyhliklerin Petro-dolarları, Şam’ın Türkiye ile yakınlaşmaması ve Türkiye’ye karşı baskılarını artırması için verilebilir. Bu durumda Şam, Ankara’nın alacağı tutuma göre pozisyon alacaktır. Bu sebeplerden dolayı, şüphesiz ki ekonomiyi canlandıracak çalışmaların finans kaynağını sıcak paranın yeni patronu Çin temsil edecek. Bu sayede hem ABD’nin yaptırımları daha kolay delinebilir hem de ABD’nin baskı uygulayacağı AB’nin eli rahatlatılır."

Suriye’de rüşvet, iltimas, kayırmacılık, ayrımcılık, hukuksuzluk, köhnemiş bürokrasi ve ıslaha muhtaç birçok sorun vardı. Vallahi de tallahi de billahi de Suriye devletinin günahları büyüktü. Ama ve lakin 2011 öncesinde bizatihi Türkiye, Katar, Suudi Arabistan, AB ve ABD’nin raporlarında Suriye’nin hızlı bir iyileşme süreci yaşadığını, ekonomik gelişme yolunda önemli ilerlemeler kaydettiğini, dinler arası diyalog ve birlikte yaşama kültüründe emsal teşkil ettiğini ikrar ediyorlardı.

İletişim, sağlık, eğitim, tarım, spor, sanat, arkeoloji, ekonomi ve doğal kaynaklar alanında Suriye dünya ülkeleri arasında iyi bir konumdaydı. Borcu olmayan, kendi kendine yeten, ilaç, tekstil, fosfat ihracatında ilk 7 ülke arasında olan, Halep fıstığı (Antep Fıstığı), zeytin ve yağı, buğday, arpa, yulaf, uzun elyaf pamuk, organik sebze ve meyve üretiminde Türkiye’den daha ileriydi. Cinayet, tecavüz, alkolizm, hırsızlık ve buna benzer suç unsurları yok denilecek derecedeydi.

İLK HAMLE DEVLETİ FELÇ ETMEK

Suriye Devletini yıkmak ve yerine başka bir nizamı ikame etmek isteyenlerin hedefi önce devleti felç etmek ve işlemez hale getirmekti. Bu amaç uğruna devletin kurumları, işletmeleri, üniversiteler, kreşler dâhil temel eğitim veren okullar, bankalar, petrol ve doğalgaz hatları, tren yolları, havalimanları ve tarım bölgeleri sistematik bir saldırıya uğradı. İlaç depoları, buğday siloları, bankalar, şirketler ve aklınıza gelebilecek her şey yağmalandı. Sittin ülkenin istihbaratı, silahı, parası, medyası ve yakın-uzak diyarlardan taşınan on binlerce mahlûk Suriye’nin üzerine çullandı.

CANLI CANLI GÖMDÜLER

Resmi kurumlarda çalışanların cezalandırılması için infaz timleri kuruldu. Memurlar, posta görevlileri çalıştıkları binaların çatı katına götürüldü ve oradan aşağı atıldı. Trafik polisleri dâhil yakaladıkları kolluk kuvvet mensupların kafalarını kestiler, vücutlarını deştiler ve Asi Nehrine attılar. Henüz olayların patlak verdiği ilk haftalarda Türkiye sınırına yakın Cisr El-Şuğur kasabasında 100’den fazla polis ve emniyet mensubunu öldürdüler, bazılarını halen hayattayken toplu mezara canlı gömdüler.

Canlı bombalar, patlayıcılarla yüklenmiş araçlar, silahın, füzenin topun her çeşidi sahaya sürüldü. Muazzam bir medya operasyonu devreye sokuldu. Suriye’nin kent, kasaba ve köylerini ihtiva eden devasa film stüdyoları inşa edildi. Yüzlerce figüran rol aldı. Kimyasal silahtan, çocuk cesetlerine kadar onlarca farklı kurgu bu stüdyolarda hazırlandı. İşte tüm bu şart ve ahvalde ayakta durabilmek, ötesinde yaşatabilmek her babayiğidin harcı değildi.

Devlet maaş ödediği ve adaleti sağladığı sürece ayakta kalır. Ma-aş Arapça ‘aş fiilinden türetilmiştir. Yaşam kaynağı veya yaşamak için manasındadır. Türkçemizde kullandığımız aş kelimesi buradan gelir. Yaşa, hayat bul demektir. Devlet yaşattığı ve hayat verdiği sürece var olur. Suriye devleti sekiz sene süren beynelmilel savaşa rağmen maaş ödedi, yaşattı ve yaşamaya kaim, baki ve devam etti. Suriye devleti, askeri, eğitim, sanat, spor, üretim ve hizmet sahalarında kıssadan hisse yaşatabildi böylece yaşayabildi ve var olmaya devam etti.

HAYAT DEVAM ETTİ

Garipsenebilir ama devletin kontrolü dışında kalan bölgelerde yaşayanlara bile maaşları ödemeye devam etti. Savaşın en şiddetli yaşandığı dönemde bile benzin, gaz, ekmek kuyrukları geçici bir vakıaydı. Saldırılara ve havan toplarına en çok maruz kalan kamu kuruluşları tatil yapmadı, bankalar hizmet vermeye devam etti, üniversiteler-okullar eğitime açık kaldı. Mahalli ve yabancı spor müsabakalarına, yerli ve uluslararası fuarlara katılım sağlandı.

Tahayyül edin ki, sekiz senedir beynelmilel bir savaşa maruz kalan ülke, son maçını kaybetmeseydi, Dünya Futbol Şampiyonasına katılacaktı. Bu sene dünyanın farklı ülkelerinde yapılan, boks, güreş, okçuluk, yüzme ve at müsabakalarında şampiyonluklar kazandılar. Bu mini Dünya Savaşına rağmen, uluslararası ticaret, imar, gıda ve sanayi fuarları organize edildi. En büyükleri bu ayın sonunda, Ağustos ve Eylül ayında vuku bulacak. Hindistan’ın en büyük elektrik şirketleri Suriye’de milyonlarca dolarlık ihale alıyor. Çin, İran, Rusya, Güney Afrika, Irak, Küba, Venezuela, Kore, Lübnan, Cezayir, Mısır, Tunus, Libya, Yemen, Beyaz Rusya (Belarus), İtalya, Avusturya, Fransız, Alman ve en nihayet Birleşik Arap Emirlikleri’nden heyetler Şam’a geliyor.

YENİDEN İMAR İŞTAH KABARTIYOR

Suriye’nin yeniden imarı için en az çeyrek trilyon dolar kaynak lazım. Haliyle 250 milyar dolarlık iş hacmi birçok kesimin iştahını kabartıyor. Bu paranın Suriye’nin petrolü ve zengin doğalgazından şimdilik karşılanması zor. Rusya ve İran’ın bu yükün altından kalkması da kolay değil. Küçük ve orta ölçekli projeler ve finansmanı arzulanan kalkınma için kafi değil. Dubai, Riyad, Doha, Kuveyt menşeili finans kaynakları siyasi taleplerle bağlantı gelebilir. Ancak Şam bu para uğruna müttefiklerini rahatsız edecek adımlardan kaçınır.

Körfez Şeyhliklerin Petro-dolarları, Şam’ın Türkiye ile yakınlaşmaması ve Türkiye’ye karşı baskılarını artırması için verilebilir. Bu durumda Şam, Ankara’nın alacağı tutuma göre pozisyon alacaktır. Bu sebeplerden dolayı, şüphesiz ki ekonomiyi canlandıracak çalışmaların finans kaynağını sıcak paranın yeni patronu Çin temsil edecek. Bu sayede hem ABD’nin yaptırımları daha kolay delinebilir hem de ABD’nin baskı uygulayacağı AB’nin eli rahatlatılır.

ŞAM'A UZAK OLAN KAYBEDER

Türkiye bu ülkelerin arasında yok. Suriye’de en tercihli ülke konumundaydık. Suriye üzerinden 22 Arap ülkesinin pazarlarına gümrüksüz ve vergisiz mal satıyorduk. Şimdi sınır bölgelerinde TSK’nın kontrolündeki bölgelerle ticaret ile yetiniyoruz. Suriye Bakanlar Kurulu 2015’te bir tavsiye kararı aldı. Buna binaen Türk firmalarının ihaleye katılmaları ve Suriye ekonomisinden pay alması yasaklandı. Türk ürünlerinin Suriye pazarlarına girmesi aynı şekilde cezai işleme tabi tutuldu. Bu tavsiye kararının genişletilmesi veya sınırlandırılması hakkı Suriye Milli Güvenlik Kuruluna bırakıldı. Bununla iletilen mesajın özeti şudur; Şam’a yakın olursan her iki taraf kazanır Şam’dan uzak kalırsan ve Şam’a düşmanlık edersen hem içte hem de dışta kaybedersin.Mehmet Yuva/Aydınlık