Dünya 2019 Yılı, Suudi Arabistan'da İdamlar Yılı



ID:45571
Yayınlanma:
11 Tem 19

Haber kaynaklarına göre 2019'un ilk yarısında Suudi Arabistan'da gerçekleştirilen idamlar ikiye katlanmıştır.

Muhammed bin Selman yaklaşık bir yıl önce Nisan 2018'de veliahtlık koltuğuna oturduktan bir yıldan az bir süre geçerken, ülkedeki idamları azaltacağını taahhüt etti, ancak bu taahhüt sadece sözde kaldı ve pratikte tam tersi idamlar daha da arttı. 
Bu hususta Avrupa-Suudi insan hakları örgütü 2019'un ilk altı ayı içerisinde idam edilenlerin sayısının son beş yılda kaydedilen en yüksek rakam olduğuna değinerek 2018'in ilk yarısında 55 kişinin idam edilmesine karşın 2019'un ilk yarısında 122 kişinin yani geçen yılın aynı dönemine göre ikiye katlandığını gösterdiğini belirtti. 
Burada önemli olan nokta ise Suudi Arabistan'da gerçekleştirilen idamların yarısının, siyasi suçlardan dolayı gerçekleşmesidir. Suudi Arabistan'da siyasi suç, terörizm ile mücadele kanununa göre çok geniş bir tanımı vardır. Bu kanunun tanımına göre Suudi Arabistan'da yönetimi her hangi bir şekilde eleştirmek suç sayılıp cezası da idam veya uzun süreli hapisler ve müebbet olabilir. 
Tabii Suudi Arabistan'da sadece Şiiler zindanlara atılmıyor ama yine de Şiilerin sayısı ciddi derecede fazla ve dikkat çekicidir. 
Suudi Arabistan'da sık sık yapılan idamların en son örneği de 23 Nisan gününde 37 kişinin idam edilmesi idi. İdam edilenlerin çoğu ise yönetime karşı Şiilerin düzenlendiği protesto gösterilerine katılmaktan dolayı suçlu bulunmuşlardı. 
Buna ilaveten Suudi Arabistan tarafından idam edilenler arasında yabancı uyruklar da görülmektedir. Öyle ki son altı ay içerisinde 57 yabancı uyruklu da Suudi rejimi tarafından idam edilmiştir. 
Bu hususta göze çarpan başka önemli bir nokta da idam edilenlerin adil bir mahkemede yargılanmadan infaz edilmeleridir. İdam edilen veya idam hükümlerinin uygulanmasını bekleyenlerin çoğu suçlarının ne olduğunu bile bilmiyorlar. Bu çerçevede Suudi mahkemeleri bu kişilerin suçlu olduğunu ispatlayacak hiçbir somut kanıt ve belge de sunmuyorlar. Böylece Suudi mahkemeleri genel bir suçlamada bulunarak vatandaşların güvenliğini tehlikeye sokmak bahaneleri ile idama yola açan kararlar alırlar. Gerçekte Suudi Arabistan yargı sistemi tamamen Al-ı Suud'un siyasetlerinin etkisi altında kalmıştır. Bu yüzden bu ülkede kuvvetler ayrılığı ilkesi diye bir şeyden söz edemeyiz. 
Suudi Arabistan'ın bu davranış modelini analiz eden News Week Dergisi ise şöyle bir yazı yayımlamıştır: "Suudi Arabistan'da siyasi muhaliflere odaklanması ölümcül yeni bir baskı döneminin denendiğini gösteriyor. "
Bu doğrultuda Selman bin Abdülaziz'in Al-ı Suud kralı olduğu Ocak 2015'ten beri bu ülkede 714 kişi idam edilmiştir. 
Bu husustaki önemli bir başka nokta da Batılı devletlerin gerçekleşen idamlara tepkileridir. Suudi muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesi hususunda kaygılarını bildiren ve sözde bu cinayete tepki gösteren Batılı güçler, Suudi Arabistan'daki çoğunlukla siyasi muhaliflerin idamların sayısının artması ile ilgili bir tek kınama bildirisi bile yayımlamadılar. 
Batılı devletlerin bu açık ve net pasifliği Muhammed bin Selman'ın Suudi Arabistan'daki şiddeti devam ettirmesine neden olmuştur./