Alıntı Yazılar İngiliz Kraliçesinin deniz köpekleri ve yerli korsanlar / Mehmet Yuva



ID:45579
Yayınlanma:
11 Tem 19

"Sömürü, talan, işgal ve yalan üzerine kurulu modern dünyanın temelleri İngiliz Deniz Köpekleri tarafından atıldı. Biz onlara deniz korsanları dedik. Ama onlar iftiharla kendilerine ‘Sea Dogs’ (Deniz Köpekleri) dediler."

İngiliz savaş gemileri Akdeniz’i okyanusa bağlayan Cebelitarık Boğazı’ndan geçen petrol yüklü bir İran Şilebini rehin alıyor. Gerekçesi bu şilebin Suriye’ye Akdeniz kenti olan Banyas Petrol Rafinesine petrol taşımakta olduğu şüphesiymiş. Suriye’ye ambargo varmış ve İngiltere bu ambargo kararına binaen İran gemisine müdahale etmişmiş. Bu ambargo yıllardır yürürlükte. Hangi İngilizin başına taş düştü de bugün müdahale etti? İngiltere, BM kararına binaen mi davrandı? Böyle bir yetkilendirme mi varmış? İngiltere BM’nin ‘Deniz Köpekleri’ midir? İngiltere Uluslararası karasularında uluslararası hukuku uygulamaya yetkili mi kılınmış? Kim kılmış?

Dr. Tülin Uygur’un 20 Nisan 2017’de Aydınlık gazetesinde yayımlanan ‘Avrupa’da Bir İngiliz Sömürgesi Cebeli Tarık’ (Tarık Dağı) yazısını okuyunuz. Aşağıdaki genel bilgiler bu yazıdan iktibas edildi; “Cebelitarık 6.5 kilometrekare büyüklüğünde bir yarımada. En yüksek tepesi 426 metre. Atlas Okyanusu’yla Akdeniz’i birbirine bağlayan ve aynı adı taşıyan boğaza hakim. 1704 yılında Habsburg hanedanı adına İspanya taht savaşına müdahale eden İngiliz-Hollanda birlikleri tarafından işgal edilmiş ve o günden beri de kraliçeye bağlı ‘denizaşırı’ bir İngiliz sömürgesi. Londra-Cebelitarık arası, havadan 1757 km, karadan 2380 km. 1713 yılında imzalanan ve Cebelitarık’ı ‘sonsuza kadar’ Büyük Britanya’ya bırakan Utrecht Anlaşması’nı sorgulayan İspanya’nın tüm çabalarına rağmen İngiltere bu yarımadayı bırakmak niyetinde değil.

BIRAKMAYA NİYETİ YOK

Hatta son haftalarda İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılma kararının (Brexit) ardından alevlenen yeni tartışmalarda İngiltere tarafı ‘Falkland Savaşı’nı örnek gösterdi. ‘Cebelitarık’ın egemenliği değişmedi ve değişmeyecek’ diyerek ‘Cebelitarık ve Birleşik Krallık halklarının açık onayı olmadan bu durumun değişmeyeceğini’ açıkça belirtti. Yani İngiltere’nin bu stratejik sömürgesini bırakmaya hiç niyeti yok! AB ise İngiltere’nin birlikten ayrılmasından sonra Cebelitarık üzerinde İspanya’nın söz sahibi olması gerektiğini savunuyor.”

Kıssadan Hisse burayı asli sahiplerine bırakmamak için İngiltere, ‘İspanya’ya Arjantin’e saldırdığım gibi sana da saldırırım’ mesajı veriyor. Peki, saldırır mı? Saldırır. Bu bölge İngiltere için Kıbrıs kadar hayatidir. Kıbrıs’tan çıkmamak için önce adada barış ve huzur içinde yaşayan iki toplumu düşman etti ve savaştırdı. Ardından verdiği tüm sözleri yaladı. Bunun için adayı ikiye böldü. Tüm bunları adada mevcut olan üslerini korumak için yaptı. Cebelitarık’taki üssünü bugün düşman bellediği İran’a karşı korsanlık için kullanan İngiliz ‘Deniz Köpekleri’ yarın Kıbrıs’taki üslerini Türkiye’ye karşı kullanacaktır.

BARBAR, BAŞIBOZUK...

Britanya adasını 1500 küsur sene önce istila eden Kuzey Avrupa kıtasından büyük bir bölümü Cermen (Almanya) topraklarından kopup gelen genelde Anglus, Anglik veya Anglizlerin, Saksonlar ve Jütler İngiliz Kraliyetini kuran bedevi aşiretlerdir. Barbardır, tüketicidir ve başıbozuktur. Yerleşik medeniyetleri yağmalayarak yoluna devam eder. Geçtikleri mekânları çekirge sürüleri gibi kurutur. Bereketsiz ve hayırsızdır. En büyük özelliği harami, yalancı ve gaddar olmasıdır. İngilizler köpeklerini karada besleyecek yeterli imkânlara sahip değildi. 8’inci Henri seks manyağıydı. Ensest ilişkileri vardı. Dengesiz ve sapıktı. İspanya, Portekiz, Hollanda, Fransa gibi zenginleşmek ve büyümek istiyordu.

Bunu ölümünden sonra kızı 1’inci Elizabeth başardı. Bu Kraliçe, İngiliz sineması, edebiyatı ve medyasında Meryem Ana gibi sunulur. Külliyen palavradır. Hayalini başarmak için köpeklerini denize saldı. İşleri korsanlık yapmaktı. Bunlar denizde yaşar ancak zahiren insan görünümlü gerçekte vahşi köpekler gibiydi. Kendilerine Sea Dogs (Deniz Köpekleri) ismini İngiliz Kraliyet Hanedanlığı vermiş. Bu köpekler dobermanlardan daha yırtıcı ve vahşidir. Söz konusu yabancı gemiler, ada sakinleri veya zengin liman şehirleri olduğunda zincirini koparmış yamyam yabaniler gibi saldırır. Çalar, tecavüz eder, yakar, yıkar, köle ve cariye olarak alır, ama en çok da öldürmekten keyif duyardı.

HIRSIZLARIN UNVANLARI

Amerika kıtasının altın ve gümüşlerini, ürünlerini çalan İspanya ve Portekiz gemilerini pusuya düşürür, talan eder ve çaldıklarını İngiliz Kraliyet ailesine sunar. Buna karşılık ödüllendirilirdi. Bazıları Sir unvanı aldı, bir koloniye Vali atanır, talan edilecek yeni dünyalara gönderilen askerlerin başına komutan ve amiral olurdu. Bütün bu işleri İngiliz Kraliyet hanedanlığının emri ile yerine getirir. Zira bu köpeklerin sahibi de tasmalarını elinde tutan da Kraliçe Elizabeth’tir. Barbar İngiliz hanedanlığın denizlerdeki ulvi menfaatlerini korumak asli görevidir. Hanedanlığın mülkü ve çıkarlarına göz dikene havlar, saldırır ve korkunç dişlerini geçirir. Onu koruyan, kollayan ve besleyen efendilerine karşı uysal ve itaatkârdır. İngiliz deniz aşırı ticareti, talanı, işgali, köleliği ve yayılmayı sağlayan bir nevi İngiltere İmparatorluğunu kuran en önemli unsurlardan birisidir.

DÜN VE BUGÜN...

1’inci Elizabeth’in bir diğer başarısı hapishanelerdeki mahkumları, katilleri, tecavüzleri, haramileri işgal etmek istediği yeni dünyalara sürgün etmekti. Kraliçeye yedi sene hizmet edene babasının mülküymüş gibi başkalarının topraklarını dağıtırdı. Şimdi bu tarihi onların torunlarının bugünü ile kıyaslayın. Değişen bir şey yok. Paralı askerlerinin, katil sürülerinin, deniz köpeklerinin, AKUT kurucusu Nasuh Mahruki’nin eğittiği Beyaz Miğferlilerin, işgal, talan, yalan, vicdan değil cüzdan için her şey mubah barbarlığı devam ediyor. Ve dünyamız zamane barbarları tarafından demokrasi, özgürlük, eşitlik, din, ticaret örtüsüyle iğdiş ediliyor.

Sömürü, talan, işgal ve yalan üzerine kurulu modern dünyanın temelleri İngiliz Deniz Köpekleri tarafından atıldı. Biz onlara deniz korsanları dedik. Ama onlar iftiharla kendilerine ‘Sea Dogs’ (Deniz Köpekleri) dediler. Köpek olmaktan, tasmalarının İngiliz Hanedanlığın elinde olmasından gurur duydular. Ve bu köpekler bizatihi İngiliz Kraliyet ailesi tarafından beslendi, korundu ve yaygın hale getirildi. İlginçtir İngiliz ticaret burjuvazisi ve kolonileri bu köpekler sayesinde inşa edildi.

KORSANLIĞIN GELİŞMİŞ TEKNOLOJİSİ

Eskiden Deniz Köpekleri ve yelkenli gemileriyle, kılıçlarıyla, bir zaman sonra topları vasıtasıyla korsanlık yapan İngiliz Hanedanlığı artık korsanlığı daha şaşalı çelikten olma, füzelerle, torpidolarla, radarlarla, saldırı helikopterleri, uçaklar taşıyan, uçaksavar makineler ve kurşunlarla donatılmış savaş gemileri ile yapıyor. Bu Deniz Köpekleri daha besili, daha donanımlı ama en nihayet yine de ataları gibi barbar ve yamyam.

7SABAH NOTU: bu yazı iki makalden oluşuyor yukarıdaki bölüm ile ilgili gelen tepkiker üzerine yazar Mehmet Yuva aşağıdaki makaleyi kaleme almıştır. Bir bütünlük içinde okunup değerlendirilmesi için iki makaleyi birlikte yayınlıyoruz.

 

Yerli korsanlar 

Zahir her şeye muhalif olmak hastalığı yanında şeytanın avukatlığına soyunma patavatsızlığında olan da var.
 
Şeyh Google Efendi ve önündeki klavye sayesinde tarih ilminizi ve akademik birikiminizi sorgulayan ukalalar türedi. İran petrol şilebinin Cebelitarık Boğazı’nda İngiliz Kraliçesinin Modern Deniz Korsanları tarafından (Sea Dogs-Deniz Köpekleri) durdurulması hadisesini değerlendiren bir yazı kaleme aldık. Okurlardan onlarca mesaj aldık. Ezici çoğunluğu yazının önemine atıfta bulunurken Sabri Çiğdem adında bir okurum yazıyı eleştiren bir mesaj iletmiş. İngilizler ve benzeri yamyamlar tüm bu hırsızlığı, yıkımı, işgali, talanı, dolanı, yalanı, tecavüz, cinayet ve dahi soykırımları da yapmış olabilir ama aynı İngilizler ve benzeri Avrupalılar şu kadar icat, şu kadar büyüme, şu kadar zenginleşme, şu kadar sanayi devrimi, şu kadar buluş yapmışlarmış. O İngiliz Köpekleri sayesinde neler başarılmış neler. Hatta öğütte bile bulunmuş, kıskanmayın çalışın, didinin, onlar kadar dahi olun. Özetle, “Nazar etme senin de olur” demiş.
 
Bu tavsiye ‘çalıyor ama çalışıyor’ deyimine ne kadar benziyor. Şu sakıt ahlak anlayışına bakar mısınız? Biliyoruz ve tarihine de müdrikiz, cennet misali bir dünya henüz inşa edilemedi. İnsanoğlu tarihinde sadece ilahi adalet dağıtan hayalî bir devlet olmadı. Hayal edildi, arzulandı kısmen uygulandı ama insanoğlu tarihi daim kanla, talanla, işgalle yazıldı denilebilir. En adil ve en babacan devletlerin bile boş kısımları vardır. Zaten sınıflı toplumlarda demokrasi hâkim sınıf ve çevresine fayda sağlarken saltanatın uzağında kalan ve muhalefet edenlere diktatörlük veya daha az demokrasi nasip olur.
 
ELEKTRİK GÖTÜRDÜ DİYE KATLİAMLARI MI SAVUNALIM
 
Amma ve lakin “insanoğlu tarihi böyle yazıldı” gerekçesi, İngiliz Deniz Köpeklerinin ve onları kollayan Kraliçenin hırsızlığını, talanını, işgalini, tecavüzünü haklı kılmaz. Fransızlar’ın Cezayir’e yol yapması, elektrik götürmesi, liman inşa etmesi, tecavüzlerini, katliamlarını, talan ve sömürüsünü haklı kılmaz. ‘Filistin çöldü, Siyonistler burayı cennet mekân yaptı, modern şehirler inşa etti, gökdelenler dikti, sahilde kadınlar bikinili cıvıl cıvıl’ diyerek Filistin trajedisi, soykırımı, işgali, talanı savunulmaz. Yamyam Batı, Amerika, Afrika, Avustralya, Asya ve daha nice bölgeyi istila etti, sömürdü, işgal etti, yerleşti. ‘Ama bu süreç Batı’da sanayi devrimine, modernizme, Rönesans’a, medeniyet kurmaya, gelişmeye ve ilerlemeye vesile oldu, işgal ettikleri bölgelere gökdelenler, yollar, havalimanları, deniz limanları, bankalar inşa ettiler’ diyerek soykırımları, yok ettikleri medeniyetleri, kültürleri, yıktıkları hayalleri, işkenceleri, paramparça ettikleri aileleri, söndürdükleri ocakları yok sayamayız. Şahsen tanıştığım ve görüşlerine değer verdiğim Amerikalı Musevi asıllı Profesör Howard Zinn, Boston Üniversitesi’nde yaptığımız bir sohbetimizde şöyle demişti:
 
BEYAZ ADAM GELDİ...
 
“Kristof Kolomb çok katletti, çok eziyet etti, çok zulüm etti ama keşfi ile yeni bir çağ açtı. Amerika topraklarında yaşayanlar barbardı, göçebe ilkel topluluklardı, toprağı işlemeyen, ekmeyen avcılardı.
 
‘Beyaz Adam’ geldi bu ilkel toplulukları ve toprakları adam etti, modern şehirler inşa etti. Bu hâsıl olurken üzücü olaylar olmuş hatta aşırı şiddet hadiseleri yaşanmıştır, denilmektedir. Bu söylem günah çıkartma ayini misalidir. Irkçılığın daniskası, kibir ve yeryüzüne ilah kesilme zihniyetidir. Yaptıklarından utanç duymama ve hatta sahiplenme, gurur duyma alçaklığıdır. Zira günah çıkartma ayini işlenen suçun tekrarlanmaması için yapılır. Varsayalım ki o tarih ve koşullarında bunlar yaşanmalıydı.
 
Bu hasta sömürü, savaş, işgal ve talan zihniyetinin günümüzde halen sürmesi Batı ve onun ikame ettiği dünya düzeninin 500 senedir değişmediğinin ve günahlarından arınmadığının bariz göstergesidir.”
 
HOLLYWOOD’UN GÖREVİ
 
Batı artık sadece toprak işgal etmiyor. Tarihi, bayramları din misali ticaret ve siyaset çıkarlarına kurban ediyor. Vikipedi ve benzeri sosyal medya ansiklopedileri ve tarih konularını işleyen videolar bu felaketin ve yalanın derinleşmesine katkı sağlıyor. Bu görevi önceleri Hollywood sineması üstlendi.
 
Üniversiteler ve vicdanını cüzdana satan kalemler tarihin içini boşaltan önemli unsurlar oldu. Din bezirganları ve saltanat hizmetçisi ruhban sınıfı mukaddes dini kitapları havalarına uygun, keyfi yorumladılar. Yüzlerce yıldır anlatılan, yazılan, seyredilen yalanlar hakikat oldu. Ve bu yalanların eseri olan önyargıları kırmak, düzeltmek atomu parçalamaktan daha zor oldu. İnsana ve insanlığa en büyük sistematik yani programlı kötülüğü Siyonizm, Emperyalizm ve Vahhabizm yaptı ve yapmaya devam ediyor. Zira tüm mafyatik ticaretin, dinsizlik ve imansızlığın fuhuş, kaçakçılık, kumar, anarşi, savaş ve mikropların kaynağı olan tekelci kapitalizm ve hegemonyasını kurdular. Arabistan Yarımadası, tüm peygamberlerin yaşadığı, kutsal kitapların anayurdu, Abidinler, Sümerler, Ammuriler dahil tüm medeniyetlerin beşiği, İlk Kıblenin Mescidi ve İslam Aleminin iki gözbebeği Mekke ve Medine’yi de içinde barındırıyor.
 
Dünyanın en muhafazakâr ve nezih toplumu olması gereken Arabistan Yarımadası, İngiliz ve Siyonistlerin marifetiyle, yol kesen, kafile yağmalayan göçebe-bedevi Vahhabi Suudi aşiretinin hükümdarlığına kurban edildi.
 
Arap Yarımadası korkunç bir zenginliğin yanında yobazlığın, cehaletin, açlığın, sefilliğin, terörün, gizli kumar, fuhuş, alkol, kölelik ve her türlü ensest ilişkinin yaygınlaştığı diyar oldu.
 
İLİŞKİLER BOZULUYOR
 
Avrupa’nın birçok ülkesinde ensest ilişki yasak değil. Game Of Thrones dizisinde ensest ilişki ve seks sahneleri porno düzeyinde. Eşitlik adı altında erkeklerin gittiği kerhanelerin (genelevler) yanına kadınların gittiği kerhaneler inşa edildi. Genç beyinlere, artık 18 yaşındayım ve istediğimi yaparım mantalitesini sokuyor.
 
Hukuk sistemi her türlü ilişkiyi ‘iki olgun insanız ve yaptık’ gerekçesine bağlıyor. Çıplaklar kampı, toplu seks, eşcinsellik furyası, evli ailelerin ‘haftasonu seks için partner değişimi’ programları alenileşiyor ve normalleştiriliyor. Sinema, savaş, kan ve terör dolu. Sosyal medyaya müptela edilen çocukları korumak zorlaştı. Para için her şey mubah zihniyeti yaygınlaşıyor.
 
Bu hastalık yayan mikroplar, cinsiyetler arası eşitlik, kadın özgürlüğü, hür birey, inisiyatif alan çocuklar, ‘güçlü olan ayakta kalsın zayıf olan ezilsin, yok olsun’, ‘her yol mubah kazanabiliyorsan helal olsun başaramıyorsan suç senin’ sistemini egemen kılıyor.
 
Eşitlikten anladıkları, zalim erkek hükümdarının yanına zalim kadın hükümdar, tekelci erkek yanına tekelci kadın, katı, yüreksiz, vicdansız ve her şey cüzdan diyen erkek sistemi yanına aynı özellikleri taşıyan kadın sistemi inşa ediyor, kadın fahişelerin yanına erkek fahişeler kazandırılıyor. İngiliz Deniz Köpeklerinin zihniyeti ve yaşam tarzı kara veba gibi beyinlere ve yaşamlara musallat oluyor. Yerli ve mahalli Kara ve Deniz Köpeklerini unuttuğumu sanmayın. Nazım Hikmet’in deyimi misali bunları yaşıyorsak suçun en büyüğü içimizdeki köpeklerin ve onlara çanak tutanların be kardeşim.Mehmet Yuva/Aydınlık