Yemen Katil Suud rejimi Yemen'deki cinayetleri devam ederken, kamuoyu sessizce izliyor!



ID:45770
Yayınlanma:
17 Tem 19

Suud rejimi ve başını çektiği ittifakın Yemen milletine dayattığı savaşın üzerinden 52 ay geçiyor. Suud ittifakı Yemen savaşında sayısız cinayet işledi. Bu cinayetlerin her biri uluslararası hukukta üç temelli ilke olan “zaruret”, “uygunluk” ve “ayırma” ilkelerinin ihlalinin mısdakıdır.

Suud ittifakının “zaruret” ilkesini ihlal etmesini şöyle açıklayabiliriz:

 

Uluslararası Kızılhaç komitesinin 1977 ek protokollerinden resmi yorumuna göre “askeri zaruret, temelli askeri bir hedefe ulaşmak için yapılması gereken uygulamalardır ve bu, savaş hukuku ve örf ve adetlerinde yasal ve meşru telakki edilen uygulamalardan sayılır”.

Her savaşta saldıran taraf ancak düşmanı yenmek üzere gerekli olan düzeyde ve çeşitte zor kullanabilir. Savaş uygulamaları ancak askeri hedeflere yönelik oldukları ve gereksiz acılara yol açmayacak ve içinde ihanet ve sahtekarlık olmayacak yere kadar caizdir. Bu ilke, zora gereksiz yere başvurmayı engelleyen ilkedir.

Oysa Suud ittifakının son 52 ayda Yemen’e dayattığı savaşta işlediği cinayetler uluslararası hukukun bu önemli ilkesini açıkça ihlal ettiğini ortaya koymaktadır.

 

BM raporlarına göre, hali hazırda Yemen’in 24 milyonluk nüfusunun yüzde 80 kadarı çeşitli insani yardımlara muhtaç duruma düşmüştür. Bu arada BM çocuk fonu UNICEF’in raporuna göre de Yemen’in savaşzede nüfusu savaş yüzünden sağlıklı suya ulaşamıyor ve bu ülkenin tüm çarşıları, pazarları, tarlaları ve gıda maddeleri depoları son dört yılda sürekli bombardıman edilmiştir.

 

BM Genel Sekreteri sözcü yardımcısı Ferhan Hak 8 Temmuz 2019 tarihinde Yemen’den yaptığı açıklamada, 2019’un ilk yarısında yaklaşık yarım milyon Yemenli kolera hastalığına yakalanmış, bu sayının 203 bin kadarını 15 yaşın altındaki çocuklardan oluştuğunu belirtti.

 

Ferhan Hak, cari yılın ilk yarısında 705 Yemenli kolera hastalığı yüzünden hayatını kaybettiğini kaydetti. 2018 yılında ise hayatını kaybedenlerin sayısı 75 olarak açıklanmıştı.

 

Facia boyutunda olan bu veriler akıllara, Suud rejimi hangi zarurete göre dünyada son yılların en büyük cinayeti olan bunca cinayeti işlediği sorusunu getirmektedir.

Suud ittifakının “uygunluk” ilkesini ihlal etmesini şöyle açıklayabiliriz:

Uygunluk kuralından maksat, bir saldırıdan kaynaklanan pratik imtiyazları askeri zaruretlerle uygun hale getirmektir. Bu kural, yapılan saldırı sivillere ve sivil tesislere zarar verecek düzeyde ve beklenen askeri imtiyazlara kıyasla haddinden fazla olmaması gerektiği ilkesine dayanır.

 

1977 birinci protokolünün 77. maddesinin B bendine göre, askeri komutanların, sivil nüfus arasında insani kayıplara tesadüfi bir şekilde yol açması muhtemel olan ve sivillerin yaralanmasına veya sivil tesislerde hasara yol açacak ve bu zararlar saldırıdan beklenen askeri doğrudan imtiyazlara kıyasla fazla olmasına yol açacak saldırıdan sakınmaları gerekir.

 

Oysa Suud ittifakının son 52 ayda Yemen’e dayattığı savaşta tüm uygulamaları, Yemenli sivilleri hedef almaya yönelik oldu. Bu savaşla ilgili yayımlanan uluslararası veriler açıkça Suud rejimi ve başını çektiği ittifakın uygunluk ilkesini ihlal ettiğini gösteriyor.

 

UNICEF’in Haziran 2019’da yayımladığı en yeni raporuna göre Yemen’de her iki saatte bir kadın ve 6 Yemenli bebek hayatını kaybediyor. Yemen’de her 10 çocuktan sadece 3 çocuk sağlık hizmetlerinden yararlanabiliyor. Yemen’de yeni doğan her 37 bebekten biri doğduğu ilk günlerde hayatını kaybediyor. Yemen’in yüzde 18’lik bir alanında hiç bir hekim bulunmuyor. Hekimlerin büyük bir bölümü ya savaş yüzünden Yemen’i terk ettikleri, ya da güvensizlik şartları ve can güvenliğinin yokluğu yüzünden sağlık merkezleri veya hastanelerde hizmet etmeyi reddediyor.

 

Yine Yemen’de 1 milyon 71 bin Yemenli çocuk mülteci durumuna düşmüş bulunuyor ve 5 yaşın altındaki 360 bin çocuk kötü beslenme şartlarından acı çekiyor.

 

Suud ittifakının “ayırma” ilkesini ihlal etmesini şöyle açıklayabiliriz:

 

Uluslararası insani hukukta yer alan temel ilkelerden biri ise ayırma ilkesidir. Bu ilkeye göre sivil halk savaşa katılmadıkları için uluslararası hukukun koruması altındadır ve düşman operasyonlarının kapsamı dışında tutulmaları ve askeri güçlerden ayırt edilmeleri gerekir.

 

Ayırma ilkesi devletleri askerleri ve askeri hedefleri sivillerden ve sivil hedeflerden ayrı tutmak ve ancak askerleri ve askeri hedefleri hedef almakla yükümlü hale getirir. Bu ilkenin örfi ve konvansiyonel bir değeri bulunmakta ve asla ihlal edilemeyecek kesin bir kaide olarak bilinmektedir.

 

Oysa Suud ittifakının son 52 ayda Yemen’e dayattığı savaşta düzenlediği saldırılarda sivilleri ayrı tutmadığı gibi, en çok sağlık merkezleri, okul, altyapı tesisleri, yerleşim merkezleri ve çarşı Pazar gibi sivil hedefleri vurduğu gözleniyor. Nitekim Suud ittifakının saldırılarında Yemen’in altyapı tesislerinin yüzde 80 kadarı tamamen yerle bir oldu. Bu savaşta 1800 okul kullanılamaz hale geldi.

 

Raporlara göre Yemen savaşının dördüncü yılının sonunda 15 havaalanı, 2 bin 661 yol ve köprü, 1824 kamu binası, 14 liman, 193 jeneratör, 434 iletişim şebekesi, 341 sağlık merkezi ve hastane, 945 cami ve özellikle 424 bin 654 konut Suud ittifakına bağlı savaş uçaklarının düzenlediği bombardımanlarda ya tamamen tahrip oldu, ya da ciddi hasara uğradı. Bu savaş yüzünden Yemen’de sağlık merkezlerinin yarısından fazlası hizmet veremez hale geldi.

 

Gerçekte uluslararası camia ve bu alanda sorumlu olan uluslararası kurum ve kuruluşların S. Arabistan elebaşılığındaki Suud ittifakının Yemen milletine yönelik cinayetleri, başta sivillere ve sivil hedeflere saldırma yasağı olmak üzere tüm uluslararası yasakları ihlal etmeleri ve hatta konvansiyonel olmayan silahları kullanma yasağını çiğnemelerinden kaynaklanan cinayetler olduğunu unutmamaları gerekir.

 

Bazı savaş aletlerini kullanma yasağı uluslararası insani hukukta dört temel ilkeye dayanır. Bunlar, devletlerin savaş aletlerini kullanma yetkilerinin sınırsız olmaması, haddinden fazla acıya yol açan savaş aletlerini kullanma yasağı, çevreye geniş çapta ve uzun süreli şiddetli zarar verecek savaş aletlerini kullanma yasağı ve hedef ayrımı yapamayan savaş aletlerini kullanma yasağından ibarettir. Bu dört ilke 1977 ek protokolünde açık bir şekilde ifade edilmiştir.

Maalesef bugün Suud rejiminin başını çektiği Yemen karşıtı ittifakın her savaşta uyulması gereken uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal etmesi ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in belirttiği üzere dünya tarihinin en büyük insani faciasına yol açmasına rağmen, başta BM ve uluslararası ceza mahkemesi olmak üzere, hiç bir ilgili uluslararası sorumlu kurum ve kuruluş bu cinayetlerin hakkında bağımsız bir araştırma yapmadı.

Oysa başta İslam ülkeleri olmak üzere birçok ülkede kamuoyu Yemen’de işlenen bu cinayetlerin baş aktörlerinin yargılanmasını istiyor. Ancak ne var ki Amerika devletinin Yemen savaşında işlenen cinayetlerin baş sorumlusu Suud veliaht prensi Muhammed bin Salman’a açıkça verdiği destek, bu bağlamda her türlü uluslararası girişime engel oluyor. Başta Amerika olmak üzere Batılı güçlerin Yemen savaşına yönelik tutumu, bu zümrenin insan haklarını sadece kendi şom çıkarları uğruna bir malzeme olarak kullandıklarının en bariz kanıtıdır.