Bir Portre İyi ki doğdun devrimci Molla! / Ercan Molla



ID:45961
Yayınlanma:
23 Tem 19

“Emperyalizmin karşısında gerilemek ve korkuya kapılmak Doğu milletlerinin başına gelen en büyük beladır. İran milleti için her gün, istikbar ve emperyalizmle mücadele günüdür. ‘Amerika’ya ölüm!’ sloganı bir sancak ve meşale gibi korunmalıdır. Bir millet ve ülkenin yolunu yitirmesini engeller. Amerika’ya isyan edip haykırmak şiddet eylemi değildir. Amerika’nın bütün gayesi tekrar İran’a girebilmek ve emperyalist emellerini gerçekleştirmeye devam etmektir.”

İran İslâm Cumhuriyeti’nin kurucu önderlerinden ve bugün dini lider olan Ayetullah Seyyid Ali Hamaney 80 yaşına bastı.

Devrim günlerinde 40 yaşındaydı. 40 yıldır da İran’ın en tepesinde ülkeyi yönetiyor. Hamaney, özellikle ülkesinin emperyalizme karşı verdiği mücadelede hep dik durdu ve en önemli anlarda yaptığı çıkışlarla devrimin kararlılığını gösterdi. İran’ı sarsılmaz bir kale gibi, bir ve bütün tuttu. Kendi ayakları üzerinde durmasını sağladı. Ekonomik kalkınma ve birçok alanda sağlanan ilerlemeler onun damgasını taşıyor. Devrimin bir numaralı lideri İmam Humeyni’nin yoldaşı olan Hamaney, onun bağımsızlıkçı çizgisini titizlikle sürdürüyor... Azeri Türkü olan Hamaney, Türkiye dostluğuyla da gönülleri fetheden bir lider. Bir toplantıda küçük çocuklara yönelik yaptığı konuşmada “Türkçe öğrenin” sözleri hafızalardan silinmedi...

ŞAH REJİMİNE KARŞI MÜCADELE

Ali Hamaney, 15 Temmuz 1939 tarihinde İran’ın kuzeyinde bulunan Meşhed şehrinde ailesinin ikinci erkek çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Hüccet’ül İslam Seyyid Cevad Hamenei, dini ilimler havzasının müderrislerinden olup sade bir yaşantıya sahipti. Ali Hamaney o yılları şöyle anlatır: “Babam muttaki, zahid ve meşhur bir din alimiydi ve çileli bir hayat sürdürüyordu. Bazen akşam yemeğinden bile yoksunduk. Annem büyük zahmetlere katlanıp bizlere akşam yemeği hazırlardı. İşte bu yemek de, ekmek ve kuru üzümden ibaretti.” Dört yaşındayken büyük kardeşi Seyyid Muhammed ile birlikte dini eğitim veren ilk mektebe gönderildi. 1958 ile 1964 yılları arasında Kum dini ilimler havzasında fıkıh, usul ve felsefe dallarında yüksek öğretimine devam etti.

Bu dönemde Ayetullah’el Uzma Burucerdi, İmam Humeyni, Şeyh Murteza Hairi, Allame Seyyid Muhammed Hüseyin Tabatabai’nin ders halkalarından geçti. Bu adım büyük bir mücadelenin de başlangıcı oldu. Babasının rahatsızlığı üzerine bir ara (1964) Meşhed’e döndü. 25 yaşındaydı... Burada bir yandan da eğitimine devam etti. İmam Humeyni, 1962 yılında Muhammed Rıza Şah Pehlevi rejiminin Amerikancı politikalarına karşı mücadele başlattığında, Ayetullah Hamaney Kum ilmi havzasında eğitim görüyordu. Ayetullah Hamaney de ilk baştan itibaren İslami siyasi mücadele saflarına katıldı. Bu nedenle 16 yıl boyunca hapishanelerde kaldı, işkence gördü, sürgün hayatı yaşadı. Fakat yılmadan mücadelesini sürdürdü. Mücadelenin başladığı günlerde 12 Muharrem (4 Haziran) 1963 tarihinde bir gece tutuklandı. Fakat minbere çıkmamak şartıyla serbest bırakıldı. Ayetullah Hamaney, 15 Hordad (5 Haziran) 1963 katliamından önce Bircend’de tutuklanarak askeri hapishaneye konuldu ve on gün boyunca vahşi işkencelere tabi tutuldu. Hamaney mücadele yıllarında 6 kez tutuklandı.

Yedinci kez tutuklandığında ise 1977 yılının başıydı. İranşehr’e sürgüne gönderildi. Onun deyimiyle artık “şafak vakti” yaklaşıyordu. 1978’in ortalarında serbest bırakıldı ve çok sevdiği Meşhed’e geri döndü. İran halkı, ABD uşağı şahlık rejimine artık açıkça başkaldırmıştı. Kan gövdeyi götürüyor, İran, devrim sancılarıyla kıvranıyordu...

DEVRİMDE SORUMLULUKLARI

Şah Muhammet Rıza Pehlevi daha fazla dayanamayarak, 25 Aralık 1978 günü ülkeden kaçtı. 1963 yılından bu yana Türkiye-Irak ve Fransa’da sürgünde kalan devrimin lideri Ayetullah Humeyni, 1 Şubat 1979 günü İran’a döndü. Tahran’da milyonlar onu karşıladı... 11 Şubat günü rejim tamamen çöktü ve inkılapçılar zafer kazandı.

İşte bugünlerde Ali Hamaney, Tahran’da kurulan İslâm İnkılabı Yüksek Şurası üyeliğine atandı. Daha sonra sırasıyla İran Savunma Bakan Yardımcılığı, Tahran milletvekilliği yaptı. 1980’de ise İran Yüksek Savunma Şurası üyeliğine atandı. 27 Haziran 1981 günü Ebuzer Camisi’nde vaaz verirken önüne konulan bombalı teybin patlaması sonucu ağır yaralandı. Bu saldırıdan sağ elinin felç olmasıyla kurtuldu... Bu saldırılar onun azmini kırmadı. Bu dönemde çok önemli şahsiyetler hayatını kaybetti ya da yaralandı (2017 yılında hayatını kaybeden eski Cumhurbaşkanlarından Rafsancani de karnından yaralandı.)... Bunlardan biri de devrimin ilk başbakanı ve dönemin Cumhurbaşkanı Ali Recai’nin de içinde olduğu devletin üst düzey yöneticilerinin bulunduğu binaya CIA yöntemiyle bombalı saldırı yapıldı.

30 Ağustos 1981 günü yapılan suikastta Recai ve 81 üst düzey bakan ve yönetici şehit oldu. Ali Recai sade yaşamıyla örnek ve çok sevilen bir liderdi...

ZOR YILLARIN LİDERİ

Recai’den boşalan bu göreve Ali Hamaney seçildi. 1985 yılında ikinci kez bu göreve geldi. Bu yıllar Irak ile savaş yıllarıydı. Hamaney ve ekibi, inatçı bir mücadeleyle ABD ve Avrupa’nın desteklediği Irak’a karşı ülkesini canla başla savundu. Adım adım işgalci güçleri ülkesinden çıkardı. Savaş 1988 yılında bitti. Lider İmam Humeyni de 87 yaşında 3 Haziran 1989 günü hayatını kaybetti. Hamaney 4 Haziran günü lideri seçme ve denetlemeden sorumlu Uzmanlar Meclisi tarafından dini lider (aslında devlet başkanı) olarak devletin en tepesine seçildi. İşte o günden bu yana bu önemli vazifeyi sürdürüyor. Hamaney 40 yaşında geldiği bu göreve 40 yıldır sarsılmaz liderliğiyle yön veriyor. 6 çocuk babası Hamaney’in 18 telif, 4 de tercüme eseri bulunuyor. Ayrıca çoğu Türkçe olan ve henüz yayımlanmamış şiir divanı da mevcut. Hayatını ve önemli konuşmalarını anlatan “İran Gerçeği” isimli kitap, gazeteci İsmail Bendiderya’nın çevirisiyle Kaynak Yayınları tarafından 2018 yılında yayımlandı. İran devrimini ve Hamaney’i tanıma açısından önemli bir eser... 

EMPERYALİZME KARŞI DURUŞU

İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucu liderlerinden Ali Hamaney, sade yaşamı ve devrimin ruhu olan bağımsızlık ilkesine de sıkı sıkıya sarılan bir kişilik olarak biliniyor ve bu konuda örnek. Sıkı bir antiemperyalist olan Hamaney, ABD emperyalizminin İran’a karşı 40 yıldır yaptığı baskı, komplo ve tertipleri boşa çıkardı. Bu konuda fazlasıyla tecrübeli... Bu nedenle tecrübesiz liderleri uyararak “ABD ile uzlaşmak vatana ihanettir” diyor. Neredeyse her konuşmasında ABD emperyalizminin oyunlarına dikkat çekerek, İran’ın kendi ayakları üzerinde durması için “Direniş ekonomisi” uygulaması gerektiğini savunuyor. Manevi ağırlığı da olan Hamaney, kritik anlarda yaptığı çıkışlarla ülkenin sükûnete kavuşmasını sağlıyor. 2009 ve 2013 seçimlerinden sonra çıkan sokak gösterilerinin büyümeden bitirilmesini bir sözüyle sonlandırmasıyla dikkat çekti.

‘İNKILAP BİZİ DİRİLTTİ’

İşte Hamaney’in çeşitli konulardaki görüşleri: “Büyük bir hareket halktan kabul görmeli, halk arasında dayanak bulmak, halkın seçkinleri ve önde gelenleri tarafından kabul görmek istiyorsa yeni bir şeyler söyleyebilmelidir.” “İslâmın sözünü ettiği adalet, ‘dengeli paylaşım’dır. Yani şu gördüğünüz sınıf farklılıklarının olmamasıdır, farklı halk kesimleri arasındaki gelir dağılımında bu kadar büyük uçurumların asla bulunmamasıdır.”

“İslâm İnkılabının zaferinden sonra toplumumuz, bir kimliği ve kişiliği olduğunu hissetti, yani kimliğine ve kişiliğine kavuştu. İnkılap bizi diriltti, bize kişilik kazandırdı.”

“İslâmi hareketin İran’daki en büyük başarısı, biz İranlılara bir fiske vurup gaflet uykusundan uyandırmasıdır; kendi geleceğimize karşı sergilediğimiz kayıtsız, ilgisiz ve umursamazlıktan bizi kurtarmasıdır.”

“İslâm İnkılabının zaferinden öncesine kadar İran milleti bir millet ve bir halk olarak hiçbir zaman kendi geleceğini kurma fırsatı yakalayamamıştı. İnkılap bize cüret, cesaret, güç, aksiyon ve bilimselleşme kazandırdı.”

“Geçmişte bu ülkeyi yönetenler ve aileleri, ülkedeki uyuşturucu şebekelerinin en büyük ortaklarıydı. Bu ülkeye eroini ilk sokan ve ilk dağıtan onlardı. Fesadı, ahlâksızlığı, uyuşturucuyu ve bedbahlığı bizzat kendi elleriyle yayıyorlardı.”

“Bugün bazıları abartırcasına ‘demokrasi’den söz ediyor. Demokrasi, İran tarihinde geçmişi olan bir şey değil ki... Esasen hiç yoktu!

Demokrasi denilen şey İran’da İslâm Cumhuriyeti’yle ortaya çıktı ve hayat buldu. Tabii ki demokrasinin alanı genişletilebilir, niteliği yükseltilebilir.”

‘BİLİMİ KENDİMİZ ÜRETMELİYİZ’

“Bilim ve düşünceyi bizzat kendimiz üretmeliyiz. Şah döneminde diktatörlük, zorbalık, baskı, bağımlılık, fesat, yetersizlik ve beceriksizlik hâkimdi; yaratıcılık, ilerleme ve üretkenlik yoktu. İnkılap bütün bunların karşısına dikildi; bütün bunlara karşı bir başkaldırı oldu.” “Bendeniz şu anda sizinle konuşurken bir iğnenin ucu kadar bile kibir hissetmiyorum, büyüklenmiyorum.

Ülkemizin diğer yöneticileri de böyledir.”

“Ülkemizin anayasasına göre liderlik makamı, icraat ve yürütmeden sorumlu değildir ve bunun tek istisnası silahlı kuvvetlerdir. Liderlik, inkılabın ve nizamın yönünün ve çizgisinin korunmasından sorumludur.”

“Amerika’nın saldırganlığı karşısında doğru reçete içeride nizamı sağlamlaştırmaktır. Gerçekten halka dayalı olan ve halkın savunduğu bir nizam kendi içinde sapasağlam demektir.”

“Adalet istemi hiçbir zaman eskimez. Özgürlük ve bağımsızlık istemi hiçbir zaman eskimez.”

“İran’ın, dünyanın emperyalist güçlerine teslim olmadığını bizzat emperyalistlerin kendileri açıkça söylüyor. Bakınız, işte Amerika... Bugün diğer bütün ülkelerin aksine, İran İslam Cumhuriyetinin yegâne suçu, emperyalist güçlerin çıkarlarına boyun eğmemesi ve onlara teslim olmamasıdır.”

“İslâm İnkılabının pozisyonu savunma değil, ataktır. Yani sulta düzenine ve emperyalizme karşı bir saldırı!.. Eğer savunmada olsaydık, şimdiye kadar işimiz çoktan bitmişti.”

“Bilimin bir güç ve kuvvet aracı olduğunu biliyorlar... Bizzat Batılıların kendisi, bilim sayesinde güç kazandı. Bu, tarihi bir gerçektir. Tabii, bilimin Doğu ile Batı arasında elden ele dolaştığını da hatırlatalım...”

‘AMERİKA İLE DAİMA MÜCADELE’

“Amerika var oldukça ona karşı olunacak ve ona düşmanlık da var olacaktır. Amerika’yla daima mücadele etmek bizim inancımızın gereğidir. İstikbarla (diktatörlük) mücadele, bu inkılabın genlerinde vardır.” “Batılıların, bizim gibi ülkeleri sömürmekten başka amacı olmayan ve uyduruk Batı teorilerine sakın kanmayın ve onlara karşı dikkatli olun. Emperyalist düşman, dost görünmeye ve milletlerin sloganlarını değiştirmeye çalışır. Milletleri zincire vurmanın önemli bir yolu da teori uydurmaktır.”

“Bazıları ‘aman fırsatları kaçırmayalım’ diyorlar.

Üzerinizde egemenlik kurmaya çalışan düşmanın karşısında geri çekilip teslim olmanın adına siz ‘fırsat’ mı diyorsunuz? Amerika’ya teslim olmak, milletin kaderine düşmanı musallat etmek demektir.”

“Emperyalizmin karşısında gerilemek ve korkuya kapılmak Doğu milletlerinin başına gelen en büyük beladır. İran milleti için her gün, istikbar ve emperyalizmle mücadele günüdür. ‘Amerika’ya ölüm!’ sloganı bir sancak ve meşale gibi korunmalıdır. Bir millet ve ülkenin yolunu yitirmesini engeller. Amerika’ya isyan edip haykırmak şiddet eylemi değildir. Amerika’nın bütün gayesi tekrar İran’a girebilmek ve emperyalist emellerini gerçekleştirmeye devam etmektir.”

“Bazı satılmış kalemler, emperyalizmin ülkemizdeki ücretsiz uşakları, ‘istikbar düzeni ve emperyalizme teslim olun, gidip onların kapısının eşiğini öpün!’ diyorlar! Aldanmış bazı gafiller, Amerika’yla ilişki kurulursa memleketin sorunlarının çözüleceğini zannediyorlar.”

Ercan Dolapçı/Aydınlık