Röportaj Suriye’deki kamplarda tutulan IŞİD’ci kadınlar anlatıyor: Bir kadın torununu peçe takmıyor diye boğdu



ID:46021
Yayınlanma:
25 Tem 19

Kampta, IŞİD’e yüz çevirenlere yönelik çok sayıda taşlama vakası yaşandı. Henüz 3 hafta önce ise bir kadın, 13 yaşındaki torununu peçe takmadığı için boğarak öldürdü. Bağdadi’nin IŞİD’i yeniden toparlama çağrısının ardından yine aynı kampa el yapımı, IŞİD bayrağı çekildi

Artık sır değil. Ürdün sınırları kapattı. Lübnan izin vermedi. Kaosun sürdüğü Irak’tan Suriye geçmek ise tehlikeliydi. 55 ülkeden IŞİD’e katılanların neredeyse yüzde yüzü kendileri için daha güvenli olduklarını düşündükleri Türkiye yolunu kullandı. İslam Devleti’ne “hicret”, Hatay, Kilis ve Urfa üzerinden oldu. Bekleme yeri İstanbul’du. Roj ve El Hul kamplarında görüştüğümüz, içlerinde Türklerin de olduğu 5 farklı ülkeden, 6 IŞİD’ci kadın da bunu söylüyor.

KAÇMA FIRSATI KOLLUYORLAR

Kamışlı, Derik’teki Roj Kampı’nda 500 civarı savaş mağduru ailenin yanı sıra IŞİD’ci kadınlar da çocuklarıyla tutuluyor; sayıları 2500 ile 3000 arasında. Yine Derik’teki El Hul kampında yaklaşık 71 bin kişi var. Binlercesini IŞİD’ci kadınlar ve çocukları oluşturuyor. Kobane Ayn İsa’daki cihatçı kadın ve çocuk sayısı ise 1500’e yakın. Rakamlar sorgulamayı gerektirecek kadar büyük. Kadın ve çocukların toplam sayısı 30 bin. İçlerinden 10 bini Suriye vatandaşı değil. Kadınlar ya kişisel tercihle ya da eşlerinin peşine takılarak Suriye’ye gittiler. Kiminin çocukları vardı kimileri de IŞİD saflarında doğum yaptı. Azımsanamayacak ölçüde yetim çocuk var. Yüzlerce IŞİD çocuğu!

IŞİD konusu romantize edilemeyecek kadar gerçek! Yaşadıklarından habersiz ya da pişman olanların sayısı az. Kamplarda örgütlenme ve ortak hareket etme anlayışı sürüyor. Gözlemlerimizi, anlatılanlar gibi kamplarda çıkan olaylar da teyit ediyor. Bazı kadınlar buralardan kaçmak için fırsat kolluyor. “En tehlikeli” olarak nitelendirilen El Hul’da yakın zamanda çok fazla vukuat oldu. Suriye Demokratik Güçleri’nden (SDG) bir görevli sırtından bıçaklandı. Sığınmacıların çadırları IŞİD’ci kadınlar tarafından “Dinsizler” çığlıklarıyla yakıldı, bir çocuk öldü.

BAĞDADİ’NİN ÇAĞRISI HEYECAN YARATTI

Kampta, IŞİD’e yüz çevirenlere yönelik çok sayıda taşlama vakası yaşandı. Henüz 3 hafta önce ise Hediye isimli Azerbeycanlı bir kadın, 13 yaşındaki torunu Gülsüm’ü peçe takmadığı için boğarak öldürdü. Kadın, IŞİD içinde “Hisbe” denilen asayişi sağlama biriminde görev yapıyordu. Bağdadi’nin IŞİD’i yeniden toparlama çağrısının ardından yine aynı kampa el yapımı, siyah IŞİD bayrağı çekildi. Toplanan kadın grubu; IŞİD’in “Bakiyyettün ve Tetemeddet” (Baki ve Genişleyen) söylemine uygun “Bagiya-Bagiya” sloganlarıyla, örgütün hep baki kalacağına ilişkin gözdağı verdi.

Binlerce çadırın olduğu El Hul’un kapısından girince, sanki zaman da kayıyor. 40 derece sıcağın alnında elleri yüzleri toz toprak içindeki çocuklar koşturuyor. Peçelerinin ardından sadece gözleri görünen kadınlar, kafalarını sertçe öte yana çeviriyor. Kamptaki görevliler tarafından dikkatli olmamız konusunda uyarılıyor, çadırların olduğu alanda çok fazla tutulmuyoruz.

“TÜRKİYE’DE YARGILANMAK İSTİYORUM”

“Bagiya” diyenlerden ve İslam devletinin kıyamete kadar süreceğini iddia edenlerden biri 29 yaşındaki Serap Kırgıl. Bir odada görüşüyoruz. Kırgıl, İzmir’de büyüyüp, lise sonrası evleniyor. Bilal, Mustafa ve Dursun adlı 3 çocuğu var. “Ailemin aksine çok dindardım” diyor. Eşiyle de bu yüzden anlaşamadıklarını ifade ediyor: “Bir tepkiydi belki de. IŞİD’le internette tanıştım. Uzun süre Maşallah Baran isimli kişi ile yazıştık. Sonra ona hicret etmeyi teklif ettim.” Kırgıl, eşini terk edip çocuklarını da yanına alarak, 6 ay önce tanıştığı kişiyle 2014’te Kilis üzerinden IŞİD’e katılıyor: “20 gün Cerablus’ta bir makarda (merkez- toplu kalınan yer) kaldık. Sonra Rakka’ya geçtik.” IŞİD içinde evlendiği Maşallah Baran, 9 ay önce uçaklar tarafından vurularak öldürülüyor. Kırgıl; ülkeye dönmek istiyor: “Türkiye’nin yargılamada adil olacağını düşünüyorum.”

“SINIRI POLİS KONTROLÜNDE GEÇTİK”

13 yaşında evlenen 19 yaşındaki Lübnanlı Amal Mohmad Alsosi göz teması kurmadan konuşmayı tercih ediyor. 2 çocuğu var. İkisi de 3 yıl önce İdlib’de bir köyde ölen ilk eşinden. 2015 yılında Lübnan’dan İstanbul’a gelip oradan da Reyhanlı’dan savaş bölgesine geçiyorlar: “Sınırdan serbestçe polis kontrolünde geçtik.” Alsosi’nin şimdiki eşinden haberi yok. Membiç, Deyr-zor ve Rakka’nın ardından yolu El Hul’a düşenlerden.

FRANKFURT’TAN RAKKA’YA

Alman vatandaşı Frankfurtlu Leonara Messine 19 yaşında. IŞİD’e birlikte katıldıkları erkek arkadaşı Martin Lemke ile cihat sırasında evleniyorlar. Eşi kayıp, Habiba ve Maria adlı iki kızıyla El Hul’da. Messine, sıra dışı bir hikâyeyi sıradanmış gibi anlatıyor: “Arkadaşlarım sayesinde İslamiyet’i seçtim. Kuran okudum. IŞİD’i ilk kez internette duydum. Araştırdım, yazıştım ve İslam Devleti anlayışının bana uyduğunu gördüm. Erkek arkadaşımı ikna ettim. IŞİD’i artık benimsemiyorum ama hala çok inançlı bir Müslümanım.”

IŞİD BU İNSANLARI NASIL BULDU?

Dünyanın en vahşi örgütü IŞİD’e, 55 ülkeden de dahil olmak üzere, kısa sürede 150 bin kişinin katılması nasıl açıklanabilir? Örgütün interneti etkili kullanmasının ve şok edici tanıtımlarının etken olduğu söyleniyor. İnsan psikolojisine hükmederek kaynağı çekme konusundaki başarıdan söz ediliyor. Tutunacak dalı kalmayan gençlere ulaşma konusunda örnekler var. Birkaç ay önce Belçika’nın başkenti Brüksel’de örgütlenmenin yoğun olduğu Schraerbeek’de, oğlu IŞİD’e katılan Saliha Ben Ali şunları aktarıyordu: “İkinci oğlum Sabri Refla 18’inde, aniden ve habersiz Suriye’ye gitti, 3.5 ay sonra öldü. Eşimi bir Türk numarası arayıp, ‘Müjde’ dedi, ‘Oğlunuz cihatta öldü. Cennete gidecek.” Oğlumun kendine güven problemi vardı. Psikolojik sorunlar yaşıyordu. Kendisini ispat etmek istiyordu. IŞİD bunu kullandı.” Yine o dönemde örgütlenmenin yoğun olduğu Molenbeek’te, Fire GYM isimli bir kulüp işleten İtalyan asıllı spor eğitmeni Carlos Pedro çarpıcı bilgiler veriyordu: “IŞİD etrafımızda dolaşıyordu. İyi boksör olmak isteyen bir çocuk vardı. Bir müsabakada nakavt oldu. Hayalleri bitti. Son yumruğu yedikten hemen sonra IŞİD onu buldu.”

KABLO İLE DÖVÜLÜYORDUK

Roj kampında görüştüğümüz Defne Bayrak kendisi ve IŞİD hakkında da şunları aktarıyor:

“Hicret üzerimize vacip. Allah için hicret ettim ama beklediğimi bulamadım. Makara girdiğimiz anda neyle karşılaştığımızı fark ettik. Pislik içinde bir okuldu. Görevli 2 Rus kadın bize çok kötü davrandı. Tuvaletler çok pisti. Bu yüzden çocuklar günlerce kendilerini tutuyordu. Eşi ya da erkek yakını olmayan kadınlar için hayat çok daha zordu. Ne eğitim ne sağlık hizmeti almak mümkündü. Kadının kimlik kartı yoktu.

Bayrak, bu nedenlerle yeniden evlenmek istiyor. Aracılar vasıtasıyla şerri ilim sahibi Mısırlı Abu Cihad isimli kişiyle evleniyor: “Bir yıl süren sıkıntılı bir evlilikti. Bana ve iki kızıma vahşet uyguladı. Tabka’dan sonra Meyadin’e taşındık. Kendisi tövbe edenlerin konduğu bir binada görevliydi. Biz de Ziraat Bakanlığı’na ait bu binada kalıyorduk. Pencereden bakmamız bile yasaktı. Bizi kabloyla dövülüyordu, dayaktan ölmekten korkuyorduk.”

EZİDİLER DÖNEMİYOR

Bir diğer çetrefilli sorun ise çok hassas bir konu olan tecavüze uğramış Ezidi kadınların çocukları. Ezidi Yüksek Ruhani Meclisi’nin (EYRM) 27 Nisan’da aldığı karar, kadınların evlerine dönmesine izin verse de, “çocuksuz olarak” şartı koşuyor. Bu nedenle tecavüz mağduru Ezidi kadınlar kamplardan ayrılıp evlerine gidemiyor.

ÇOCUKLARIN GELECEĞİ YOK

Yüzlerce yetim çocuk… Kimse tarafından istenmiyorlar. Eğitilmezlerse zihniyetleri sürecek. Çoğu askeri ve ideolojik eğitim aldı. Bugün 13 yaşında olan Z.’nin yaşadığı Ezidi köyü, 9 yaşındayken IŞİD tarafından basıldı, annesi, babası ve kardeşleri gözlerinin önünde öldürüldü. IŞİD’in verdiği eğitim sayesinde artık Ezidiler arasına dönmek istemiyor. IŞİD’e ait olduğunu söylüyor. Rojava’daki kaynaklar bu konuda şunları söylüyor: “Çocukların geleceğini uluslararası toplum ile çözmezsek, yarın Avrupa’yı da tehdit edecekler. Zihniyetin sürmesi çetelerden daha büyük bir risk.

KARŞILIKLI TİCARİ İLİŞKİLER

Tunuslu Jihen Johsez 29 yaşında. Küçük bir kızı var. “İslami usullere göre yaşıyorduk” diyor.Abu Uveys kod adlı eşi, Rakka’ya yerleşip savaşta ölünceye dek defalarca Türkiye’ye girip çıkıyor. “Ticaret eğitimi almıştı. IŞİD’in Türkiye ile ticaret yaptığı kurumda çalıştığını anlatıyordu.” Johnez kocasının ölümünden sonra ikinci evliliğini Rakka’da yapıyor.

‘KORKUYORUM’

24 yaşındaki Kafkas Zülfiya Chotehava’nın hikayesi de benzer. Önce Yalova, sonra Antep ve ardından Rakka… Cihatta ölen eş ve ikinci evlilik. Şimdi bir çocuk ve hala İslam devleti isteği. El Hul’daki IŞİD’ci kadınlar içinde sadece 41 yaşındaki Filipinli Shinley Martine Ramirez’in yaşadıklarından pişman olduğu görülüyor. Rakka’da çocuk sahibi oluyor. Kucağında bebeğiyle oturuyor. “Korkuyorum” diyor.Erk Acarer/Birgün

Yarın: Kemik ağrısına ‘at narkozu’