Türkiye KONDA'nın anketine göre "Suriye Düşmanlığı"nı iktidar büyütüyor!



ID:46162
Yayınlanma:
30 Tem 19

Suriyeli sığınmacılar bu sefer de KONDA’nın anketiyle gündeme geldi. Çalışma Suriyelilere yönelik “olumsuz havanın” daha da arttığını ortaya koydu. Başta iktidar bloku olmak üzere siyasi partilerin bu yakıcı sorun karşısında somut önerileri yok.

Suriyeli sığınmacıların 31 Mart ve 23 Haziran yerel seçimlerine etki ettiği algısı iktidarı bu konu ile ilgili politika değiştirmeye itti. İktidarın değişen Suriyeli sığınmacı politikası toplumda da yankı buldu. KONDA’nın anketi, yurttaşların Suriyelilere yönelik algısının son dönemde daha da bozulduğunu ortaya koydu. 

Anket sonucuna göre, Şubat 2016’dan Temmuz 2019’a kadar olan sürede “Suriyeli sığınmacılarla aynı ev seviyesinde yaşanabilir” diyenlerin oranı yarı yarıya azaldı. Verilere göre, Şubat 2016’da Suriyelilerle aynı evde yaşayabileceğini söyleyenlerin oranı yüzde 14’den bu oran bu yılın Temmuz ayında yüzde 7’ye geriledi.

İKTİDARIN MÜLTECİ SÖYLEMİ DEĞİŞTİ

Yerel seçimler öncesinde, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyelilere yönelik, “Ben siyasetten, siyaset benden kopsa bile ben ensar, muhacir hakkından kopmayacağım” derken İçişleri Bakanı Süleyman Soylu “Suça karışan Suriyeli oranı çok düşük” dedi. Bu açıklamalar tartışılmaya devam ederken yerel seçimlerde alınan yenilginin ardından iktidar söylem değişikliğine gitti. İçişleri Bakanı Soylu, Suriyelilerin büyük kentlerden kayıtlı oldukları ile gönderileceğini ifade ederken valilikler de benzer açıklamalar yaptı.

TEMEL HAKLAR SORUNU BÜYÜTTÜ

Anket sonuçlarını BirGün’e değerlendiren İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (İGAM) Başkanı Metin Çorabatır, “Birçok temel hakka ulaşımda yaşanan zorluklar, sığınmacıları hedef haline getirdi” dedi. Hükümetin göç dalgasına yeterince hazırlanmadığını ifade eden Çorabatır, sığınmacıların kentlerde yaşamaya başlamasının ardından yurttaşların sağlık, eğitim, kültürel etkinlikler gibi ihtiyaçlara ulaşmada çeşitli zorluklar yaşadığını ve bu nedenle sığınmacılara karşı olumsuz bir algının yerleştiğini ifade etti. Çorabatır, “Sığınmacılara yönelik her türlü aşağılamayı görüyoruz ama onlara hiç söz hakkı verilmedi. Ne düşünüyorlar, nasıl yaşıyorlar bilmiyoruz. Uluslararası hukuk temel alınarak geri göndermek yerine, yerinde çözümün yollarını aramamız gerekiyor. Mümkünse ve istiyorlarsa üçüncü ülkeye gidişlerinin önünü açmak ya da uyum süreçleri için çaba sarf etmemiz bu sorunun çözümü için yapmamız gerekenlerdir” diye konuştu.

İktidarın Suriyeliler konusunda söylem değişikliğine gitmesini, “tabanını yatıştırma hamlesi” olarak değerlendiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Açıkel, “Tabanlarındaki hoşnutsuzluğu yatıştırmak için ellerinde bir çözüm politikası varmış gibi davranıyorlar. Oysa AKP’nin akıldışı dış politikauygulamaları yüzünden Suriyeli sığınmacı sorunu, kaynama noktasına ulaşmak üzere ve AKP yönetimi kontrolsüz hamasi siyasetine başka biçimlerde devam ediyor” dedi.

AKP KENDİ TABANINI YATIŞTIRMAYA ÇALIŞIYOR

AKP’nin sığınmacılar için bugüne kadar yaklaşık 40 milyar dolar harcadığını hatırlatan CHP’li Açıkel, şunları söyledi:

Harcanan bu paralar, akılcı ve saydam biçimde kullanılmış olsaydı, ne sığınmacılar bu kadar zor durumda olurdu, ne de yurttaşlarımızla bu kadar çatışma çıkardı. Dahası 40 milyar dolar ile Halep ve yıkılan tüm kentler yeniden inşa edilebilir ve geri dönüşe zemin hazırlanabilirdi.

Suriyeli sığınmacıların çoğunun, Suriye sınırına yakın kentlerden geldiğini düşündüğünüzde, Suriye’de barış sağlandığında çözümün çok da zor olmadığını görebiliriz. CHP olarak, Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun formüle ettiği, Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı ile birlikte başta Suriye politikası olmak üzere tüm Ortadoğu politikasının barışçıl temellerde yeniden ele alınması gerektiğini düşünüyoruz.

AKP’nin hamasi ve maceracı dış politikasından uzaklaşılmadığı sürece bu sorun, bir kangrene ve gerilimlere sebep olabilecektir. Türkiye bir an önce Beşar Esad hükümetiyle temasa geçerek orta ve uzun vadede Suriyeli sığınmacıların geri dönüşü için politikalar hazırlamalıdır. Esad yönetimi ile işbirliğine gidilmesi ile sığınmacı sorunu da uluslararası mütabakat ve yeniden yerleştirme politikası ile çözülecektir. Suriyeli Sığınmacılar sorununu, çözülemez bir sorun olarak kabul etmek ve artık sürdürülemez hale gelen bu ‘fiili durumu’ normalleştirmeye çalışmak doğru değildir. Kayıtdışı istihdam, yoğun emek sömürüsü, çocuk işçiliği ve çocuk evliliklerine ve kadın istismarlarına dönüşen sığınmacı sorununun, normalleştirilmeye çalışılması doğru değil. Sığınmacı sorununun çözümü, hukuka ve insan onuruna yakışır bir biçimde yerinde yani Suriye’de barış yoluyla çözümdür. Sorunun başından itibaren, çözüm için bütünlükçü ve sürdürülebilir politikalara sahip tek siyasi parti CHP’dir.”

***

ASIL SORUN EMEK DÜŞMANI POLİTİKALAR

Bir arada yaşamanın mümkün olduğunu ifade eden HDP Göçmen ve Mülteciler Komisyonu Sözcüsü Gülsüm Ağaoğlu ise asıl yapılması gerekenin sığınmacıların ucuz iş gücü statüsünden çıkarılması olduğunu söyledi.

Sığınmacıların açık kapı politikasıyla ülkeye alındığını ve bunun geri dönüşü olmadığını ifade eden Ağaoğlu, “Suçun kaynağının bu insanlar olmadığını Soylu daha önce söylemişti. Buradaki asıl mesele emek sorunudur. Bu insanlar ucuz iş gücü olarak görüldü ve kullanıldı. Şimdi işsizliğin, hayat pahalılığının nedeni olarak gösterilmek isteniyorlar. Oysa önce bu koşulları iyileştirmek ve bir arada eşit şekilde yaşamın ortamını hazırlamalıyız” diye konuştu.

Nefret söylemine maruz kalan Suriyelilerin ülkelerine gönderilmesinin sorunun çözümü olmadığını da belirten Ağaoğlu, “Bu sorunun çözümü örgütlü mücadeleden geçer. Suriyelilere yönelik kullanılan dil, emek düşmanı politikalarla doğrudan ilgilidir. Onları da bu mücadelenin içerisine katmalı ve haklarını savunmalıyız” dedi.

***

‘AKP SURİYELİLERİ ARAÇ OLARAK GÖRDÜ’

ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Önder İşleyen ise konuya ilişkin özetle şunları söyledi:

Suriye 10 yıla yakın zamandır bir iç savaşın içinde. Milyonlarca Suriyeli savaşın yarattığı yıkım nedeniyle, göç etmek zorunda kaldı. Bu savaşın sorumlusu göç etmek zorunda kalan Suriyeliler değil, baş sorumlusu ABD emperyalizmidir. ABD, Ortadoğu’daki çıkarları için başka ülkelere yaptığı gibi Suriye’ye de yıkıcı bir müdahalede bulundu. ABD’nin suç ortaklarından birisi de cihatçı-mezhepçi bir anlayışla Suriye iç savaşının parçası olan AKP iktidarıdır. AKP rejiminin göçmenleri ve mültecileri AB ile bütün ilişkilerde şantaj unsuru olarak kullanıp buradan kaldıraç sağladığı unutulmamalıdır.

MİLLİYETÇİLİK-IRKÇILIK ZEHRİNE KARŞI MÜCADELE

Göçmenlik küresel bir sorundur. Faşist akımlar, insanların ekonomik krize ve sosyal sorunlara yönelik tepkilerini göçmenlere yönlendirerek, sınıfsal ilişkileri, düzeni sorgulamalarını engelliyor. Faşist akımların yükselişinin en önemli zeminlerinden birisini göçmenlere yönelik reaksiyon oluşturuyor.

Türkiye’de de son dönemde, özellikle ekonomik krizin de etkisiyle, Suriyeli göçmenlere yönelik ırkçı tepkilerin arttığını görüyoruz. AKP, göçmenleri şimdiye kadar Suriye’ye yönelik politikasında bir koz olarak kullanmak, Avrupa’yla ilişkilerinde bir tehdit unsuru olarak değerlendirmek dışında bir yaklaşıma sahip olmadı. Göçmenlerin sorunlarına ilişkin gerçek çözümler için bir arayışı olmamasının bir sonucu olarak bugün yaşanmaya başlayan toplumsal sıkışma karşısında, çareyi göçmenler üzerinde baskı kurmakta arıyor.

GÖÇMENLER KONUSUNDA SUÇLU SARAYDIR
Muhalefet hareketleri içinde de kendisine yer bulmaya başlayan, milliyetçi-ırkçı yaklaşımlarla göçmenler üzerindeki baskı daha da yoğunlaşıyor.

Öncelikle yaşanan sorunun en büyük vebalinin AKP’de olduğu deşifre edilmeli, tepkiler Suriyelilere değil iktidara yöneltilmelidir. Türkiye’nin sorununun göçmenlerle ilgili olmadığı, asıl sorunun sistemin kendi yurttaşlarına ekonomik ve sosyal hakları vermeyen, serveti Saray ve onun yandaşları elinde toplayan iktidar anlayışında olduğu ortaya konulmalıdır.

Göçmenlerin kayıt dışı çalıştırılarak ücretlerin aşağı çekilmesi gibi somut sorunların çözümü de ülkede esnek, kayıt dışı çalışmanın ortadan kaldırılması, tüm emekçilerin birliğini ve haklarını temel alan yaklaşımlarda aranmalıdır. O nedenle göçmenlik konusunun insan haklarına ilişkin boyutlarıyla birlikte esas olarak emperyalizme ve kapitalizme karşı emekçilerin birliğini temel alan bir perspektifle ele alınarak, milliyetçilik-ırkçılık zehrine karşı birlikte mücadelenin yolları aranmalıdır. Öte yandan AKP’nin ısrarla sürdürdüğü yanlış politikasından dönerek, Suriye rejimini tanıyarak, Suriyeli yurttaşların ülkelerine güven içinde dönebileceği, döndüğünde ayrımcılığa uğramayacağı ve uğradıkları sosyal-ekonomik yıkıntının telafi edileceği bir ortamın hazırlanması için çaba göstermelidir.

***

AFGAN GENCE LİNÇ GİRİŞİMİ

Hükümet kanadından yapılan açıklama ile kayıtsız yabancı uyruklu kişilerin sınır dışı edilmesi ve kayıtlıların da kayıtlı bulunduğu illere gönderilmesi tartışması sürerken, Erzurum’da Afganlar ile yerel halk arasında olay çıktı. Sokakta yürüyen Afgan 3 kişiden biri, bilinmeyen nedenle tartıştığı Ömer Faruk Özcan’ı cebinden çıkardığı muşta ile gözünden yaraladı. Olayı gören çevredekiler, Özcan’a yardım etti. Bu sırada yabancı uyruklu 2 kişi olay yerinden kaçarken, birini yakalayan kalabalık linç etmek istedi. Kısa sürede olay yerine gelen polis, yabancı uyruklu genci kalabalığın elinden güçlükle alabildi.

Polis otosuna bindirilen genç, olay yerinden uzaklaştırıldı.