Sağlık Yeni kan testi alzaymırı belirtiler ortaya çıkmadan teşhis edebilir



ID:46820
Yayınlanma:
24 Ağu 19

Bilim insanları yeni testin deneysel bunama önleme tedavilerine katılacak daha fazla hastayı teşhis etmesini umuyor

Bilim insanlarının alzaymırı erken aşamalarında teşhis etmek için geliştirdiği yeni kan testi, hastalığın tedavisinde büyük bir ilerleme sağlayabilir.
 
Araştırmacılar bu basit testin nörodejeneratif hastalığı yüzde 90’dan yüksek kesinlikle tespit edebildiğini ve “birkaç yıl içinde” muayenehanelerde kullanılmaya başlayabileceğini söylüyor.
 
Bununla beraber alzaymırı yavaşlatacak veya başlamasını tamamen engelleyecek tedaviler ortaya çıktığında bu testin çok fazla faydası olabilir.
 
Hastalığın sebep olduğu karakteristik hafıza kaybı ve kafa karışıklığı kendini göstermeye başlamadan 20 yıl önceye kadar, beyinde zarar veren protein kümeleri birikmeye başlıyor.
 
ABD’deki Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden araştırmacılar, alzaymır proteini amiloid beta’nın kandaki seviyesini ölçebildiklerini ve bu seviyeyi kullanarak proteinin beyinde birikip birikmediğini tahmin edebildiklerini söylüyor.
 
Kandaki amiloid seyivesi, bunamanın iki temel risk faktörü yaş ve ApoE4 isimli genetik varyasyonun tespitiyle birleştirildiğinde, alzaymırın erken beyin değişimine sahip kişiler yüzde 94 kesinlikle saptanabiliyor.
 
Araştırma ekibi, hakemli bilimsel yayın Neurology’de yer alan bulgularının, alzaymır olma ihtimali yüksek kişileri belirtiler ortaya çıkmadan önce tespit edecek kan testine bir adım daha yaklaştırdığını belirtti.
 
Araştırmacılar testin beyindeki amiloid birikiminin başlangıcını saptamak konusunda “mihenk taşı” olan beyin tomografisi tekniği PET’ten bile daha hassas olabileceğine inanıyor.
 
Bilim insanlarına göre, önleyici ilaç adaylarının klinik deneyleri, alzaymıra özgü beyin değişiklikleri başlayan ancak bilişsel sorunları olmayanların katılımcı olarak belirlenmesindeki zorluk nedeniyle sekteye uğruyor.
 
Yeni kan testi hastalığın erken işaretine sahip olanları etkili bir şekilde belirlemeyi sağlayabilir ve böylece bu kişiler ilaçların hastalığı önleyip önlemediğini araştıran klinik deneylere katılabilir.
 
Araştırmanın kıdemli yazarı Profesör Randall Bateman konuyla ilgili şunları söyledi:
 
Şu anda klinik deneylere katılacakları beyin taramasıyla seçiyoruz, bu zaman alıcı, pahalı ve katılımcıların kabul edilmesi yıllar alıyor. Ancak bir kan testi kullanarak bir ayda binlerce kişiyi değerlendirme imkanımız olabilir. Bu katılımcıları çok daha etkili bir şekilde klinik deneylere dahil edebileceğimiz anlamına geliyor, bu da tedavileri daha hızlı geliştirmemize yardım eder. Hastalığın maliyeti ve aynı zamanda hastalıkla birlikte insanların yaşadığı zorluklar üzerinde muazzam bir etkisi olabilir.
 
Araştırmaya 50 yaşın üzerindeki 158 yetişkin katıldı. Katılımcıların 10’u dışında hepsi bilişsel açıdan normaldi ve her biri en az bir kan örneği verdi ve bir PET beyin taraması yaptırdı.
 
Araştırmacılar her kan örneğini ve PET taramasını amiloid seviyelerine göre (pozitif ya da negatif) sınıflandırdı ve katılımcılardan alınan kan testinin yüzde 88 oranında PET taramalarıyla eşleştiğini ortaya koydu.
 
Testin doğruluğunu geliştirmek isteyen araştırmacılar, alzaymırın bazı temel risk faktörlerini de deneye dahil ett. Bunların arasında yaş ve APoE4 gen farklılığı yer alıyordu.
 
Araştırmacılar yaş ve APoE4 durumunu dahil ettiklerinde kan testinin doğruluğu yüzde 94’e yükseldi.
 
Profesör Bateman sözlerini şöyle sürdürdü:
 
PET taramalarının sayısını azaltmak aynı süre ve parayla iki katı klinik deney gerçekleştirmemize olanak tanıyabilir. Bizim derdimiz bir PET taramasının 4 bin dolar (yaklaşık 23 bin Türk lirası) olması değil. Hastalıktan muzdarip milyonlarca hasta var ve bizim bir tedavimiz yok. Eğer bu deneyleri daha hızlı yürütürsek, bu bizi bu hastalığa sonlandırmaya yaklaştırır.