Alıntı Yazılar Gül, Davutoğlu ve Babacan makamı değil, ilkelerini önemsediler / Taha Akyol



ID:47506
Yayınlanma:
15 Eyl 19

"Siyasetimiz artık ilkeleri, fikirleri, programları konuşan bir düzeye yükselmelidir"

Karar yazarı Taha Akyol, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, partiden istifa ederek yeni parti kurma hazırlığında olan Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu'nun ilkeler konusunda çatıştığını yazdı. AKP içinde Gül, Babacan ve Davutoğlu'na karşı yapılan "ihanet" yorumlarına tepki gösteren Akyol, "Üçü de mevkiyi makamı değil, ilkelerini önemsediler. İhanet ya da proje gibi anlamsız suçlamalar 'ilkeler'in konuşulmasını, yapılanların gözden geçirilmesini engelliyor. Siyasetimiz artık ilkeleri, fikirleri, programları konuşan bir düzeye yükselmelidir" dedi.

Akyol'un, "Yeni Partiler" başlığıyla, (15 Eylül 2019) yayımlanan yazısının bir bölümü şöyle:

Merkez sağda ya da merkezde yeni partiler kurulacak. Yeni partiler ama AK Parti lideri Erdoğan’la eskiden başlamış olan fikir ayrılıklarının sonuçlarıdır.

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve ekonomiden sorumlu eski Başbakan Yardımcısı Ali Babacan…

Başlangıçta Erdoğan’la birlikte aynı ilkelerle partide yer aldılar, birlikte çalıştılar. Zamanla esaslı konularda yolları ayrıldı.

KUVVETLER AYRILIĞI

Yedi yıl önceydi. AK Parti lideri ve Başbakan Tayyip Erdoğan, Konya şehir hastanesi hakkında konuşurken şöyle diyordu:

“Bu fakirin üzerinde 6 yıldır ısrarla durduğu bir şehir hastaneleri projesi vardır... Ama kuvvetler ayrılığı denilen olay var ya o geliyor sizin önünüze bir engel olarak dikiliyor. Diyor ki ‘senin de bir oynama sahan var’ diyor.” (17 Aralık 2012)

Gazeteciler Başbakan Erdoğan’ın bu sözlerini sorduğunda Cumhurbaşkanı Gül şu cevabı veriyordu:

“Kuvvetler ayrılığı demokrasinin temelidir!” (21 Aralık 2012)

Gül her zaman kuvvetler ayrılığını, parlamenter sistemi savundu. Yanlış gördüğü işleri gürültü çıkarmadan geri çevirdi veya düzelttirmeye çalıştı.

HÜKÜMET PROGRAMI

Başbakan Davutoğlu’nun 25 Kasım 2015 günü Meclis’te okuduğu hükümet programında “Şeffaflık” başlığı altında 10 paragraftan oluşan bir bölüm vardı. Yolsuzlukla mücadele, siyasi partilerin ve seçim kampanyalarının finansmanının şeffaflaştırılması, kamu yönetimi için şeffaflık paketinin yasalaştırılması, mal bildiriminin yaygınlaştırılması gibi düzenlemeleri öngörüyordu.

Davutoğlu’ndan sonraki programlarda bu bölüm yer almadı.

Davutoğlu, aynı hükümet programında “güçler ayrılığının tahkim edilmesini” istiyordu. Bunlar önemli görüş farklarıydı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti yönetimine yaptığı konuşmada, “Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlık arasında, istişare ve danışma mekanizması yeterince işletilemiyor” diyerek başkanlık sistemi gerektiğini söylemiş, şeffaflık paketi konusunda da “Böyle giderse görev alacak il ve ilçe başkanı bulamazsınız” diye konuşmuştu. (18 Ocak 2015, Hürriyet, Milliyet)

Sonrası malum, Davutoğlu uzaklaştırıldı. Görüş farklarını “Manifesto” denilen bildirisiyle ayrıntılı olarak açıkladı.

EKONOMİ POLİTİKASI

Başbakan Yardımcı Ali Babacan, beş yıl önce TRT Haber’de yaptığı konuşmada, inşaat sektörüne fazla kaynak gittiğini, artık sanayiye öncelik vermek gerektiğini söylüyordu:

“Sadece sanayiyi daha cazip hale getirmek değil, gayrimenkuldeki bu ölçüsüz işlemleri de önleyici adımlar atmak lazım. Biz bunları söyledikçe de bazı tepkiler oluştu, bundan sonra da tepkiler olacaktır…” (17 Eylül 2014)

Babacan aynı konuşmasında “Bir gecede bir kalem oynatarak belediye meclisleri kararıyla” sağlanan büyük rantların vergilendirilmesi gerektiğini de söylüyordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise şöyle diyordu:

“İnşaat sektörünü hafife almaya asla tahammülümüz yok. İnşaat bir kere en emek yoğun sektör olması hasebiyle çok önemli. Şimdi bunu söyleyince bu demek değil ki sanayiyi bir kenara koyalım. Bunun ikisini beraber başarmalıyız. Birini bırakalım öbürünü yapalım. Olmaz.” (21 Aralık 2014)

Her ikisinin de bu konularda birçok konuşması var. Elbette hiçbir sektör ihmal edilemez, tartışmalar öncelik konusundaydı.

Bugünkü iktidar tarafından hazırlanan Onbirinci Kalkınma Planı’nda da 2014-2018 arasındaki beş yılda, “kaynakların sanayi sektöründen ziyade dış ticarete konu olmayan sektörlere” yani başta inşaata gittiği belirtiliyor. (Paragraf 130)

Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ve para politikaları konusunda da görüş farkları 2011’den itibaren giderek keskinleşmişti.

İLKE VE SADAKAT

Bu örnekler devlet yönetiminde çok önemli ilkesel konulardır. Siyasette “ilkeler” ile “sadakat” arasında böyle çatışmalar çıktığından nasıl davranılmalı?

Sadakat ve itaat mi?.. İlke mi?..

İlkeler farklı olabilir ama ülke için önemli konularda doğru davranış, kişilere, gruplara, partilere sadakatten önce, ilkelere, fikirlere sadakattir.

Partiler ve siyaset kutsal değildir.

Erdoğan’ın ilkeleriyle Gül, Davutoğlu ve Babacan’ın ilkelerinin çatıştığı açıktır. Üçü de mevkiyi makamı değil, ilkelerini önemsediler.

İhanet ya da proje gibi anlamsız suçlamalar “ilkeler”in konuşulmasını, yapılanların gözden geçirilmesini engelliyor.

Siyasetimiz artık ilkeleri, fikirleri, programları konuşan bir düzeye yükselmelidir.