Suriye Fırat’ın Doğusuna Harekatın Riskleri ve Tehditleri



ID:48134
Yayınlanma:
09 Eki 19

Türkiye’nin artık Fırat’ın doğusuna gerçekleştireceği ‘Barış Pınarı’ adı verilen harekatının başlaması an meselesi.

Ankara ile Washington arasında özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Twitter’da paylaştığı ‘Ekonominizi mahvederim’ mesajları sonrası daha da belirginleşen harekatın kapsam ve derinliğine ilişkin anlaşmazlık yine Amerikan Başkanı’nın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı 13 Kasım’da Washington’a davet ettiğini açıklamasına rağmen henüz giderilmiş değil.

Selcen: ‘Türkiye ile ABD’nin sahada karşı karşıya gelmesi mümkün değil’

Türkiye’nin ilk Erbil Başkonsolosu da olan dış politika uzmanı Aydın Selcen, devam eden uzlaşmazlıklara karşın Türk Silahlı Kuvvetleri’yle Amerikan askerlerinin Suriye’nin kuzeyinde karşı karşıya gelmesini imkan dahilinde görmüyor.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Selcen, ‘‘Türkiye ABD ilişkilerinin tarihin en kötü dönemini yaşadığı malum ama iki taraf da kopma noktasına getirmeden ayakta tutuyordu. Ancak Trump’ın gelgitli tavrı önceki gece itibariyle Suriye üzerinden bu ilişkiyi hepten kırdı, koparttı denilebilir. Bugün yarın artık bir askeri harekat olacağı kesin gibi gözüküyor. Ancak Türkiye, ABD’nin karşı karşıya gelmesi mümkün değil. ABD kenara çekilip bu iş nasıl ilerliyor diye bakacaktır’’ dedi.

Selcen: ‘Çizgi aşılmadan IŞİD sorumluluğu nasıl olacak’

Gazeteduvar’da dış politika yazıları da yazan Selcen, Türkiye’nin istediği derinliğe inmesine karşı çıkan Trump’ın diğer taraftan da IŞİD’le mücadele etmesini beklemesini çelişkili buluyor.

Selcen, ‘‘ Trump, ‘Benim büyük ve eşi bulunmaz bilgeliğim’ diyerek kendine methiye düzerek hiç kabul edilemeyecek bir üslupla, ‘Benim çizdiğim çizgilerin dışına çıkarsa Türkiye’nin ekonomisini mahvederim’ dedi. Bir taraftan da IŞİD’in sorumluluğunu Türkiye’ye bıraktı. IŞİD’lilerin bulunduğu El Hol kampı, kuş uçuşu 65 kilometre uzaklıkta. Otomobille 95, 100 kilometre. Burada 70 bin kişi yaşıyor. Bunun dışında Suriye Demokratik Güçleri’nin hapishanelerinde 2000 ila 6000 IŞİD’li tutsak var. Çizgi aşılmadan bunlar nasıl olacak? Bunların hepsi belirsiz’’ değerlendirmesini yaptı.

Dilek: ‘Türkiye’nin IŞİD’den sorumlu tutulması Türkiye'nin oradaki hedefinin değiştirilmesi anlamına geliyor’

21. Yüzyıl Enstitüsü Başkanı Cahit Armağan Dilek ise Trump’ın uzun süredir işbirliği yaptığı YPG’yi kollamak için Türkiye’ye IŞİD’le mücadele sorumluluğu yüklediğini dile getiriyor.

VOA Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Dilek, ‘‘Amerika ve Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyini Fırat’ın doğusuna yönelik operasyon ve güvenli bölge oluşturma fikirleri tamamen farklı. ABD’nin desteklediği SDG güdümünde bir özerk bölge hedefi var. Türkiye ise SDG’yi terörist örgüt olarak kabul edip bunu tamamen bertaraf edip, orada kendi kontrolünde kendisine hasım olmayan bir grubunun bir bölgesinin oluşmasını hedefliyor. Türkiye’nin IŞİD’den sorumlu tutulması Türkiye'nin oradaki hedefinin değiştirilmesi anlamına geliyor. Yani Türkiye'ye deniyor ki, ‘Asıl tehdit IŞİD’dir. Senin bize bugüne kadar söylediğin PYD/YPG aslında tehdit değildir. O IŞİD’e karşı savaşmıştır. Batının kahramanıdır. Ve dolayısıyla sen onlarla iyi geçirmeye çalış. Sen asıl düşman IŞİD ile savaş.’ Bu Türkiye'nin tamamen terörle mücadele hedefini de değiştirmeye yönelik, Türkiye’nin önündeki mücadele edeceği aktörü değiştirmeye yönelik bir argümandır. Hem Beyaz Saray’dan gelen hem Pentagon'dan gelen, hem de Amerikan Dışişleri’nden gelen açıklamalar tamamen bu yöndedir’’ dedi.

Selcen: ‘Türkiye defterleri sadeleştirmek, hesapları kapatmak yerine yeni hesaplar açıyor’

ABD’nin kerhen destek verdiği, Rusya’nın henüz sessizliğini bozmadığı Barış Pınarı harekatı özellikle dış politikada bir dizi riski de beraberinde barındırıyor.

Harekatın Türkiye’nin başına yeni sorunlar çıkarabileceğini belirten Aydın Selcen’e göre, bu risklerin başında irredantizm suçlaması geliyor.

Selcen, ‘‘Ankara ‘YPG-PYD’yi tehdit olarak algılıyor ve ‘PKK devletçiğine izin vermeyiz’ diyor. Fakat bu Ankara’nın algısı benim algım böyle değil. Öte yandan böyle olsa bile alet çantasında ‘Sadece savaş var’ demenin de bir anlamı yok. Başta diplomasi olmak üzere çok daha etkin yolları var. Evet, sevda kelebeği olup çiçekler atarak hele de Ortadoğu’da iş yapılmaz. Ama siz sınırları tartışmaya açıp savunmanızı sınırın ötesinde 30 kilometre, 50 kilometre, 100 kilometre ötesinde kurmaya başlarsanız, üstelik de Osmanlı’nı devamı iken -Türkiye Cumhuriyeti dış politika felsefesine tam zıddı bir şekilde- savaş arayan, fütuhat emelleri olan irredantist bir ülke duruma düşersiniz. Bir askeri harekatın; amacı, tanımı, kapsamı, siyasi talimatı belli olmalı. ‘Biz geçici olarak giriyoruz devlet gelince çıkarız’ derken Gaziantep Üniversitesi orada üniversite açıyor. Türkçe eğitim yapılıyor, postaneler, bankalar, okullar açılıyor. Oradaki meydanların isimleri değiştiriliyor. Bunlar çelişki. Bunları gören, Türkler burada kalıcı diyor. Bunlar Türkiye’yi belalara sürükleyecek maceradır. Şu anda Türkiye defterleri sadeleştirmek, hesapları kapatmak yerine yeni hesaplar açıyor’’ dedi.

Dilek: ‘Suriye yönetimi söylemde karşı dursa da Türkiye’nin YPG’ye yapacağı operasyonu olumlu karşılayacaktır’

Cahit Armağan Dilek ise Suriye’deki Amerika dışı aktörlerin harekata en azından karşı çıkmayacakları kanaatinde.

Dilek, ‘‘Türkiye’nin yapacağı operasyona bütün aktörlerin karşı olduğunu görüyoruz. Türkiye aslında orada şu anda yalnız başına bir konumdadır. Rusya'dan ve İran'dan daha ılımlı açıklamalar gelmiş olmasına rağmen özellikle Rusya'nın herhangi bir askeri destek vermesi beklenmemeli. İran ise oradaki Şii milislerin etkilenebileceğini ve Esad yönetiminin etkileneceğini düşünerek buna karşı çıkmaktadır aslında. Suriye yönetimi ise Türkiye'nin PKK-YPG’ye karşı yapacağı operasyonun önümüzdeki yıllarda Şam yönetimine tehdit oluşturabilecek bir aktörü bertaraf etmesi açısından olumlu karşılayacaktır ama söylemlerinde karşı bir tutum sergileyecektir diye düşünüyorum.’’ değerlendirmesinde bulundu.

Selcen: ‘Bu harekatlar aracılığıyla hamasetin, milliyetçiliğin, mukaddesatçılığın dayatıldığı bir ortam oluşuyor’

Aydın Selcen bunlara ek olarak, ‘‘Türkiye’de barış süreci, müzakere süreci bu harekatla belki de ilanihaye ötelenmiş oluyor. Bir türlü o aşamaya gelinemiyor. Bildiğiniz gibi Türkiye’de ifade özgürlüğü baskılanmış durumda. Bir de bunun üzerine muhalefet de işlevsiz kılınıyor. Türkiye’de bu harekatlar aracılığıyla hamasetin, milliyetçiliğin, mukaddesatçılığın dayatıldığı bir ortam oluşuyor ve ülke demokrasiden uzaklaşıyor’’ diyor.Hilmi Hacaloğlu/VOA