Alıntı Yazılar Mültecilerin yaşadığı travmayı biliyorum ve şimdi popülist liderlerin zalimliğini iş dünyasının hafifletmesini istiyorum / Ban Ki-Mun



ID:48375
Yayınlanma:
18 Eki 19

ABD, mültecilerin insanlığını en sona koyan agresif politikaların peşinde. Bu gidişatı değiştirmek başkalarına kalabilir

İnsanların kitlesel hareketi küresel bir olgu ve kaybolmayacak. Eski bir mülteci olarak, evimden kaçmanın travmasını ve yerimden edilmenin zorluğunu çocukken Kore Savaşı sırasında yaşadım. Annem ve babamla yanan köyümden kaçarken tanık olduğum insanlık acısı daha sonraki günlerde ve yıllarda peşimi bırakmadı.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri olarak dünyanın dört bir yanında, özellikle Afrika ve Ortadoğu'da, kendi acılı anılarımı hatırlatan birçok çocukla tanıştım. Her birinde kendimi gördükten sonra, mültecilerin durumlarını küresel gündemin zirvesine çıkarma vaadimi tutmakta hala kararlıyım.

The Elders'ın (Nelson Mandela'nın kurduğu ve daha çok emekli devlet adamlarından oluşan uluslararası bir sivil toplum kuruluşu ed.n.) bir parçası olarak, bu küresel soruna karşı birleşmezsek mültecilerin insan haklarına doğrudan aykırı biçimde çeşitli düzeylerde ötekileştirilmeye ve sömürülmeye devam edeceklerini biliyorum.

BM Genel Kurulu sürdürülebilir kalkınma amaçlarını öncelikli görüyor; haklı olarak. SKA'lar (Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları çn.) kimsenin geride bırakılmadığı daha barışçıl, müreffeh ve sürdürülebilir bir dünyaya giden bir yol sunuyor. SKA'lar izolasyonizmin ve popülizmin seslerinin baskınlaştığı bir zamanda çok taraflı diplomasinin ve dayanışmanın bir zaferi.

2015'te SKA'ların benimsenmesini denetleyen genel sekreter olmaktan çok gurur duyuyorum.

Her şeyden öte SKA'lar, International Rescue Committee gibi sivil toplum örgütleri, sendikalar, kadınlar, gençler, inanç liderleri ve sivil toplumun diğer temsilcileriyle beraber iş dünyası liderlerinin kritik bir rol oynayabileceği ve oynaması gereken ortak bir girişim. SKA'ları gerçekleştirirken kimseyi geride bırakmamakta ciddiysek, mültecilerin ihtiyaçlarını, haklarını, seslerini ve arzularını nasıl dahil edeceğimizi yaratıcı ve merhametli bir şekilde düşünmeliyiz.

Şimdiye kadar, dünya artan hareketliliğe ve mültecilerin akınına; kaynaştırma ve dayanışma yerine önleme ve dışlanma politikaları sonucu çıkan mülteci karşıtı düşüncelere cevap vermeye hazır değildi.

Ancak, SKA çerçevesini kullanarak şirketler, mülteciler için ulaşılan hedefleri korumada bu önemli küresel çabadan dışlanmadıklarından emin olarak hayati bir rol oynayabilir. Mültecilere nasıl tepki vereceğimiz ortak insanlığımızın bir sınavı.

Mülteciler ve işletmeler yeteneklerini birleştirerek, siyasetçileri entegrasyonu geliştirebilecek ve yabancı düşmanlığıyla, bağnazlıkla ve ırkçılıkla mücadele edebilecek yenilikçi adımlar atmaları için teşvik edebilecek erdemli bir döngü yaratabileceklerine inanıyorum.

Mülteciler genellikle çok yetenekli, becerikli ve çalışkan insanlar; 1930 ve 40'larda Nazi Almanya'sından Birleşik Devletler'e  göç ederek kültürel, akademik, bilimsel ve ekonomik alanda önemli katkılar sağlayan  Yahudileri düşünün (bizatihi IRC'nin kurucusu olan Albert Einstein da dahil).

İş dünyası, bazen kamu hizmetlerini ve altyapıyı zorlayan mültecilerin yeni topluluklarına, özellikle çatışma bölgeleriyle sınırı olan ve en çok kişinin gittiği yerlerde, entegre olmaları için önemli bir rol oynayabilir.

İş dünyası, bilgileriyle, kaynaklarıyla, finansmanlarıyla, istihdamla ve kapasite arttırma yetenekleriyle bu baskıları hafifletmeye ve durumu daha dayanılabilir kılmaya yardımcı olabilir, böylece hem yeni gelenlerin hem de ev sahibi toplulukların gelişmesine olanak sağlayan fırsat ve hizmetler yaratılabilir.

Ürdün'de, Yunanistan'da ve Nijerya'da Citi Vakfı ve IRC, krizden kaçan ve şimdi kendi işlerini kurmaya çalışan genç girişimcileri desteklemek için işbirliği yaptı. Yeni bir araştırma mültecileri ağırlamak için yatırım yapılan her bir avronun beş yıl içinde neredeyse iki avroluk bir kazanç sağlayabileceğini gösteriyor.

Ticari zeka bir yana, statülerine bakılmaksızın hareket halindeki tüm insanların haklarına saygı duymak için küresel bir ahlaki sorumluluk var. İş dünyası liderlerinin mülteciler ve göçe karşı cömert ve insani bir yaklaşımla mültecileri desteklemeye ve tüm toplumda görülen ekonomik faydaları savunmaya devam etmesi hayati önem taşıyor.

Gelişmiş ve gelişmekte olan pek çok ülkede mülteci politikaları, göçmenlerden ve soylarından gelenlerden duyulan yerlici korkuları kullanan popülist tepkilerden etkilenmektedir.

Bazı politikacılar, mültecilere karşı sert olmaları ve ülkelerinin sınırlarını ve uluslarının kimliklerini koruyormuş gibi gözükmeleri gerektiğini hissediyor. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri'nde ortaya çıkan politikalar, çocuğun menfaatlerini ihlal ederek çocuklar göz altına alınırken ve sığınmacı anne babalarından ayrılırken giderek zalimleşiyor.

İzlenen bu denli agresif ve çıkarcı politikayla, tüm politika oluşturma sürecinde merkezde yer alması gereken insanlık, en son sıraya konuyor.

İklim değişikliği, çatışma, yoksulluk ve istikrarsızlık milyonlarca insanı yerinden ettikçe göç örüntüleri sadece artmaya devam edecek. Atalet ya da ahlaki sorumluluğun azalması, basitçe söylenirse bir seçenek değil.

Ban Ki-Mun, Eski Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ve The Elders başkan yardımcısı.

Kaynak:Independent 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve 7Sabah'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.