Düşünce ve Analiz Bilinmeyen Husiler / İslam Özkan



ID:49328
Yayınlanma:
13 Kas 19

Kuruluşundan beri çatışmasız bir gün dahi geçirmeyen Ensarullah Hareketi'nin öyle görünüyor ki daha uzun yıllar savaşacak enerjisi var. Zira kuruşulundan bugüne sürekli saldırılara maruz kalmış bir hareket için savaş, bir yaşam tarzı haline gelmiş durumda.

Ensarullah Hareketi (Husiler), 1990’lı yılların başında, Yemen’in kuzeyinde, Suudi Arabistan sınırının hemen yanı başındaki Sada adında, şehir olması idari taksimattan başka bir anlam taşımayan bir bölgede, kültürel ve dini faaliyet odaklı küçük bir grup olarak kuruldu. Silahlı mücadele bile bir yana, o dönemde henüz siyasi örgüt aşamasına dahi gelmemiş, sadece Kuran çalışmaları, İslami ilimler ve çeşitli kültürel organizasyonlara imza atan bu grubun, tam 30 yıl sonra Yemen rejimini devirip Suudi Arabistan’a kafa tutacak bir güce erişeceğini kim bilebilirdi ki?

Belki de S. Arabistan beslemesi selefi gruplar, çok değil 10-15 yıl sonra başlarına gelecekleri bilselerdi, Ensarullah Hareketi’nin örgütsel tabanını oluşturan Zeydi cemaatine ait camilere silahlı saldırılar düzenler miydi, Allah bilir. Nitekim ABD’de istihbarat raporu şeklinde hazırlanmış bir çalışmada, Ensarullah’ın daha radikal bir hareket haline gelmesinde o dönem, Selefilerin Sada’da bir Zeydi camiine düzenlemiş olduğu silahlı saldırının oldukça kritik bir rol oynadığı belirtiliyor. (Nader Uskowi; Temperature Rising: Iran’s Revolutionary Guards and Wars in the Middle East).

Yemen’i arka bahçesi olarak gören, asla Yemen’de dört başı mamur bir yönetimin iş başına gelmesine ve istikrar içinde güçlü bir Yemen’in oluşmasına izin vermeyen S. Arabistan, 80’li yılların başından itibaren yönetim üzerindeki siyasi nüfuzuyla yetinmeyip ideolojik etki oluşturmak amacıyla propaganda çalışmalarını yoğunlaştırmış ve bölgeye Vehhabi ulemayı salmıştı. 90’ların başlarına denk gelen camii saldırısının böyle bir arka planı var.

Sosyolojik bir olgudur; toplumun yapısıyla uyuşmayan ve onun dünya görüşüne, tarihi ve kültürel mirasına yabancı bir anlayış, propaganda ya da başka yöntemlerle yukarıdan aşağı empoze edildiğinde mevcut toplumsal yapı çok farklı tepkiler verebilir. Şayet propaganda ya da empoze faaliyetine maruz kalanlar, aynı zamanda siyasi yapıyla kriz ilişkisi yaşıyor ve ihmal edilmiş bir grupsa mevcut çatışma halinin tahmin edilemeyecek boyutlara ulaşması mümkündür. Nitekim Zeydi toplumu, on yıllardır Yemen’de ihmal edilmiş ve kimliği tanınmayan bir gruptu. Mevcut rejimle sürtüşmeler yavaş yavaş ivme kazanıyor ve çatışma potansiyeli giderek artıyordu. Vehhabi propagandasının bu etkiyi giderek hızlandırdığı, Zeydi toplumun camilerine yönelik silahlı saldırının ise bardağı taşıran son damla olduğu söylenebilir.

Ensarullah Hareketi’nin İran İslam Devrimi’nden sonra Caferi ya da İsna Aşeri mezhebine geçtiği iddia edilse de şu ana kadar yapmış oldukları birçok açıklamada bunun doğru olmadığını, Zeydilik’in geleneksel yapısını küçük birtakım değişiklikler haricinde büyük ölçüde koruduklarını ifade ediyorlar. İran etkisine ilişkin ortaya atılan iddialar, haklılıktan yoksun değil; sahadaki askeri, lojistik iş birliği de bunun en temel kanıtı. Ancak etkinin itikadî düzlemden çok siyasi düzlemde olduğunu unutmamalı. Zira Zeydilikle ilgili bağların koparılması ya da zayıflatılması anlamına gelebilecek bu tür bir adım, ulema ve Zeydi toplumuyla ilişkilerin bozulmasını beraberinde getirebilirdi ki örgütün bunu topluma anlatması son derece güçleşirdi. Tabii hareketin Lübnan Hizbullahı’nı kendine model aldığı ve İran Devrim Muhafızları’nın harekete silahlı eğitim verdiği de hareketi yakından tanıyanların doğruladığı bir gerçek.

Ensarullah’ın karizmatik lideri Hüseyin Bedreddin el Husi.

Ensarullah’ın manevi lideri ve kurucusu Hüseyin Bedreddin el Husi ve örgütün halihazırdaki lideri kardeşi Abdülmelik’in İran’a gidip orada dini ve siyasi eğitim aldığı biliniyor. Ancak dini eğitim aldıkları yer sadece İran değil. Hareketin karizmatik lideri ve komutanı Hüseyin Bedreddin el Husi, 1989’da Sudan’a giderek Omdurman Üniversitesi Şeriat bölümünde bir doktora tezi yazıyor. Döndükten sonra yaptığı konuşmalara bakıldığında On İki İmamcı/Caferilik merkezli bir düşünceden ziyade Kuran eksenli bir yaklaşımın ağırlık kazandığını görüyoruz. Hüseyin, Zeydi toplumunun siyasi ve toplumsal bir örgütlenmeye duyduğu ihtiyacın, toplumun parçalı yapısının rehabilite edilmesi durumunda sahip olduğu potansiyelinin farkındaydı. Bu ihtiyacı karşılayacak olan şey, ona göre esnekliğini ve bu çağa hitap etme yeteneğini yitirmiş olan usulü fıkıh, hadis vs. gibi geleneksel ilimler değil, siyasi perspektifi ve altyapısını sağlam bir şekilde inşa etmesine imkân tanıyan Kuran merkezli bir düşünceyle güçlendirilmiş politik bir öğretiydi. Bu yüzden de vaaz ve sohbetlerinin büyük bölümündeki atıfların geleneksel kaynaklara değil de doğrudan Kuran’a ve bazen de hadislere yapılmasının nedeni de buydu.

Zeydilik, amelde Hanefilik’e itikatta ise Mutezile’ye yakın olmakla birlikte İslam’ın ilk dönemlerinde yaşanan siyasal çatışmada Hz. Ali’den yana olması nedeniyle geniş Şia çatısı altında tasnif edilmekte. Buna karşın Zeydilik’in, birbiriyle anlaşmazlık yaşayan İslami grupların düşünce haritasının tam ortasında konumlandığını, bu anlamda bir itidal ve denge unsuru olarak kabul edildiğini görüyoruz. Bir başka önemli anekdot; Sünni kaynakların oldukça itibar ettiği Zeydi ulemanın kelam alanındakiler hariç ürettiği kaynakların önemli bir bölümünün Sünniliğin asli kaynakları olarak da kabul edilmesi. İmam Şevkani ve hadis usulü konusunda kaleme alınmış önemli eseri Neylu’l Evtar bu örneklerden sadece biri. Zeydi imamların bir dönem Mekke’ye hâkim oldukları ve Abbasilerin son dönemlerinde kutsal beldeleri yönettikleri de biliniyor.

Siyasal aktivizm boyutuna yeniden dönersek, hareket ilk örgütlenme deneyimini, Muhammed Azzan ve Muhammed Bedreddin el-Husi tarafından Şebabu’l Mümin (İmanlı Genç) Forumu adlı bir gençlik grubu ve kültürel forum olarak yaşıyor. Kuzey ve Güney Yemen’in birleşmesinin ardından ülkede farklı grupların siyasal sisteme katılmasının istendiği yeni dönemde hareket, 1993 yılında partileşme sürecine giriyor. Ancak bu dönem fazla uzun sürmüyor ve Hizbul Hak (Hak Partisi)’ni kuran Hüseyin Bedreddin el Husi, yolsuzlukçu bir hükümetin ülkenin zenginliklerini yağmalamasına meşruiyet kazandırmamak için parlamentodan istifa ediyor.

2000-2008 yılları, Ensarullah’ın Yemen’de Ali Abdullah Salih yönetimine karşı silahlı mücadele aşamasına geçtikleri dönem. 2004’teki savaşta karizmatik Hüseyin Bedreddin el Husi’nin rejim güçlerince oyuna getirilerek öldürülmesiyle birlikte liderini kaybeden hareket, ilk kurşunu kendilerinin attığını asla kabul etmiyor, rejim güçlerinin kendilerine saldırdıklarını ifade ediyorlar. S. Arabistan tarafından ciddi bir destek alan rejim, Ensarullah’a karşı başlattığı saldırılarda hareketin liderini ortadan kaldırmasına rağmen bir türlü istediği sonuca ulaşamıyor. Hareket yetkililerinin açıkladığına göre ABD’nin Irak ve Afganistan işgallerine karşı direnişe geçme ve işgale karşı mücadele eden kesimlere destek vermek de örgütün silahlı mücadele başlatmasında önemli bir motivasyon kaynağı oluyor.

Arap Baharı’ndan sonra yeniden kaotik bir döneme giren Yemen’de, geçmişte rejime karşı iş birliği yapmış ve birlikte mücadele vermiş Müslüman Kardeşler’in Yemen kolu Islah Partisi ile Ensarullah Hareketi arasındaki çatışmaları tetikliyor. Hava Kuvvetleri içerisindeki bir birliği ele geçiren Islah Partisi’nin Sada kentine yaptığı hava saldırıları, hareket için önemli fırsatlar doğuruyor. Ensarullah, karşı atağa geçerek 2014 yılında hareketin kalesi Sada’ya oldukça yakın Amran kentini ele geçiriyor. Yaklaşık bir gün süren uzun yürüyüşün ardından, yüzbinlerce Yemenlinin Allahu Ekber nidalarıyla kendilerini beklediği başkent Sana’yı tek kurşun atmadan ele geçiriyor. Mansur Hadi’nin önce Aden’e sonra da Riyad’a kaçmasıyla başlayan yeni siyasi süreçte, Ensarullah hareketi, Yemen’in kuzeyindeki tek örgütlü güç haline geliyor.

Bin Salih rejimi içerisinde aktif olan ve Zeydi aidiyeti bulunan üst düzey yetkililerin tamamı, 2017 yılında hayatını kaybeden ve o dönem gücünü yitirmekte olan Ali Abdullah Salih’tense giderek güçlenmekte olan ve siyasi geleceği daha parlak gördükleri Ensarullah Hareketi’nin yanında yer almayı tercih ediyorlar. Böylece Ensarullah, Yemen ordusunun büyük bir bölümünün desteğini kazanmayı başarıyor. Hareket şu anda, ülkenin parçalanma sürecine girdiği bu eşikte, Yemen’i yöneten en etkili güç konumunda.

Kuruluşundan beri çatışmasız bir gün dahi geçirmeyen Ensarullah Hareketi’nin öyle görünüyor ki daha uzun yıllar savaşacak enerjisi var. Zira kuruşulundan bugüne sürekli saldırılara maruz kalmış bir hareket için savaş, bir yaşam tarzı haline gelmiş durumda.İslam Özkan/DuvaR