Gündem Bir röportaj ile ortaya çıkan gerçekler; Neden rahatsız oldular?



ID:49341
Yayınlanma:
13 Kas 19

Ehlibeyt Dergahı Dedesi Seyyid Sinan Boztepe ile yaptığımız söyleşi dizisi gündemi sarsarken, bize yönelik bir takım iddia ve eleştiriler de gelmeye başladı. Eleştirilerin en ilginç olanı ise, "Alevileri uyandırmak size mi düştü?" şeklindeki ifade oldu.

Geçtiğimiz hafta iki bölüm halinde yayınladığımız Seyyid Sinan Boztepe söyleşi Alevi toplumu arasında birçok açıdan gündem oldu. Bu söyleşi nedeniyle memnuniyetini bildirenler çok önemli bir sayıda olduğu, böyle bir memnuniyetin karşısında mahçubiyetimizi bildirirken, bize yönelik tepki, hakaret ve tarifi zor bir rahatsızlığın oluştuğunu da belirtelim.

Seyyid Sinan Boztepe'nin Dergah ile Cemevi arasındaki farkı ortaya koyan ifadeleri, Cemevleri projesi 1998'de dönemim hükümeti tarafından hayata geçirildiğini, Alevi geçmişinde Cemevlerinin olmadığını ileri sürmüştü. Boztepe'nin bu ifadesine karşın gelen eleştiriler şu şeklinde oldu;

"Asırlardır Alevilerin bir ibadethanesi yoktu, sürekli bir talep, bir tartışma ve hep bu taleplere karşı bir red vardı. 1998'de devlet bu soruna çözüm buldu ve Cemevlerinin yaptırılması kimi niye rahatsız etsin ki? Aleviler kendi ibadetlerini yaşamak için bir ortam sunulmuş, bunun adı Cemevi veya Dergah olması neyi değiştirir ki?"

Seyyid Sinan Boztepe'nin gündemi sarsan ifadeleri ile ilgili gelen mesajları kısa kısa siz değerli takipçilerimize aktaralım;

"Cemevleri bir devlet projesi ise ve bu projenin ucu FETÖ'ye uzanıyorsa neden darbe girişimi öncesinde gündeme getirilmedi? Yoksa devletin içinde örgütlenen bu terör örgütünün baskısı mı vardı da iddia sahibi Sinan ben korktu mu?"

"Cemevleri bir devlet projesi ise, Alevi STK'ları bunu fark etmedi? Şayet STK'lar bunu fark ettip buna karşı bir tedbir almaması ihanet değil mi? Ortada bir ihanet varsa bunun suçluları Dedeler değil mi?

"Aleviler kendi fıkhına göre ibadet eder diyen Boztepe, Aleviliğin bir din olduğunu mu iddia eder? Yok eğer Alevilik İslam'da mevcut diyorsa, farklı bir ibadet nasıl oluyor? Röportajda Alevilerin Caferi olduğunu idddia ediyor. Yüz yıllardır bu anlayışı red eden Alevilere yönelik bir algı oluşturmaya mı çalışıyor?

"Bunca kurumlar, Dedeler, Cemevlri, araştırmacılar, kaynaklar var ve bugüne kadar Sinan beyin tam tersini savundular. Söz konusu bu durum ortadayken Sinan beyin böyle bir çıkışı ne anlama geliyor? Kendisi kimin projesi? 

Söyleşinin her kısmıyla ilgili eleştirilerin geldiği bu eleştirilerin arasında, "Yüzyıllardır uyuyan, uyutulan Alevileri uyandırmak size mi düştü?" olan mesajdı.

Tepki ve hakaret içerikli mesajları yayınlamayı ahlaken doğru bulmadığımızı, söyleşi ile ilgili takdir ve teşekkür mesajlarının daha çok olması şevkimizi artırdığını belirtmek isteriz.

SEYYİD SİNAN BOZTEPE NE DEMİŞTİ?

Çerkezköy Ehlibeyt Dergahı Dedesi Seyyid Sinan Boztepe ile gerçekleştirdiğimiz iki bölümlük söyleşiyi kaçıranlar için tek bölüm halinde tekrar yayınlıyoruz.

İŞTE O SÖYLEŞİ:

BİRİNCİ BÖLÜM

Seyyid Sinan Boztepe: Cemevleri bir senaryo, Dergah ise bir realitedir

Röportaj/Söyleşi

 Asırlar boyu gündemin odağında Alevilerin inanç ve yaşam tarzları hep tartışma konusu olmuştur. Alevilik İslam dışı, İslam’ın bir parçası mı? Aleviler namaz kılar, oruç tutarlar mı? Cemevi ile ilgili bitmek bilmeyen tartışmaların bir algı operasyonu mu? Yurt dışında Alevilere yönelik planları neyi amaçlıyor? FETÖ terör örgütü neden Alevileri hedef aldı? 15 Temmuz darbe girişimi ve birçok konuyu son günlerde bazı kesimler tarafından hedef alınan Seyyid Sinan Boztepe ile konuştuk.

Türkiye gündemi birçok açıdan sürekli değişse de, asırlardır Alevilik hep gündemde kalan son derece önemli bir konudur. Alevilik hep konuşuldu, tartışıldı, ancak Aleviler bir türlü kendini tanıtamadı, daha doğrusu Alevi olmayanların Aleviliği konuşmaktan bir türlü sıra Alevilerin konuşmasına gelmedi. Sizinle bu anlamda bazı konuları konuşacağız, ama önce sizi tanıyalım; Seyyid Sinan Boztepe kimdir? 

Seyyid Sinan Boztepe: Kimdir sorusuna şöyle bir giriş yapalım bizde. Memleket olarak Malatyalıyım. Soy olarak Seyyidliğimiz İmam Musa-i Kazım’dan (a.s) gelmektedir. Yani 7. İmamın evladıyız. Tekirdağ Çerkezköy’de Ehlibeyt derneğinin başkanlığını ve aynı zamanda o derneğe bağlı dergâhında Alevi Dedeliği görevini yapmaktayız. Bu dergâhımız Trakya’da yaklaşık 10 yıllık bir maziye sahip. Bu 10 yıllık süre zarfında Trakya’da bayağı bir iş yaptık diyebiliriz.

7Sabah.com.tr: İnsanlar genelde büyük Şehirlere gidip İş dünyasına atılırken, Siz tam tersini yapıp Tekirdağ Çerkezköy bölgesine geldiniz. Ve belli bir süre sonra da bir bina inşa ettiniz. Bu yapım aşamasında hangi şartlarla karşılaştınız ve bu günlere nasıl geldiniz?

Bu binamızı 2010 yılının Ekim ayında temelini attık. Harcamaların tamamı halk tarafından karşılandı. Malumunuz bizler Diyanete bağlı değiliz, bu sebepten herhangi bir devlet kuruluşlarından yardım almadan binamızı tamamladık. Önceden de belirttiğim gibi yapımın tamami cemaatimizin katkılarıyla bu oldu. Tabi İstanbul değil de niye burası? Buraya gelmeden yaklaşık 4 sene önce İstanbul’daydım ve bulunduğumuz bölge İstanbul’a 1 saatlik mesafedeydi. Trakya’daki kardeşlerimizin daveti üzerine ben buraya geldim ve yine arkadaşlarımızla omuz omuza bugüne kadar hizmetlerimizi sürdürüyoruz.

Sorularıma Dergâh ile başladım, çünkü sürekli gündemde olan bir dergâh. Bu çalışmaları burada yaparken ne gibi yöntemle başladınız? Neden Cemevi değil de, Dergâh?

Bölgemizde çok önemli bir Alevi nüfuzu mevcuttur. İlk önce hali hazırdaki Alevi Kurumlarına dernek ile ilgili temaslarımız oldu. Derneğimizi kurduk ve hemen devamında Dergahımız ile ilgili çalışmalara başladık. Alevi yaşantısında, Alevi tarihinde ve Alevi inancında Cemevi diye bir şey yoktur. Bu yapı 90’lı yıllara kadar ismen dahi duyulmamıştır. Hiç bir Alevi köyünde 90’lı yıllara kadar Cemevi diye bir yapı bulunmamıştır. Gerek Selçuklu döneminde, gerek Osmanlı döneminde Alevilerin kendilerine ait dergahları ve tekkeleri vardı. Dönemin cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demire ve o dönem başbakan Sayın Mesut Yılmaz tarından Cemevi gündeme getirildi. Konuyla ilgili belgeler devletin arşivinde belgeler mevcuttur. Hükümet, Cemevlerinin yapılması için 1998 yılı bütçesinde 12 ayrı Alevi Kurumuna ödenek ayırmıştır. Cemevlerinin bir anda yapılması tabiri caizse Süleyman Demirel’in önderliğinde ve başbakan Mesut Yılmaz’ın bir adımı olarak tarihteki yerini almıştır. İlginç olan bu yapılanmanın temelinde İslam yer almamıştır. Oysa Selçuklular ve Osmanlılar döneminde yapılan Alevi dergâhları ve tekkeleri tamamıyla islamidir, gayri islami değildir. Yani bu dergâh ve tekkelerin mescidi ve mihrabı vardır. Yani, Aleviler namazsız değildir. 90'lı yıllarda yapılan Cemevlerinde maalesef İslami hassasiyetler bir kenara bırakılmıştır. Ve 90’lı yıllarda şehirleşme ile birlikte Cemevleri ile tanışan Aleviler, (ben de Alevi köyünde doğmuş büyümüş biriyim ) gözlerini Cemevlerinde açmaya başladılar ve kendilerine sunulan Aleviliği özümsemeye başladılar. Zaten bir kopuş yaşamıştılar. Özellikle Osmanlıda 2. Mahmut döneminde dergâhları ellerinden alınmıştı. Boşlukta kalan bu halk; Kendilerine sunulan Cemevi modeli ile yeni bir Aleviliğe adım atmış oldular. Ama aklı başında hiçbir insan mescidsiz bir Alevilik de olabilir diyemez. O yüzden bizde aslımıza ve inancımıza uygun olanını yaptık, dergâhımızı inşa ettik. Trakya’da yapmış olduğumuz bina aynı zamanda Türkiye için bir ilk niteliğinde oldu. Çünkü, Biz bu binaya mescid de koyduk ve Alevileri namaza davet ettik. Ama Nasıl bir namaza davet ettik? Kendi mezheplerine göre bir namaza ki; Alevilerin hepsinin mezhebi olarak Caferidir. Cafer-i Fıkhına uygun bir ibadethane, Cafer-i fıkhına uygun  bir abdest, Cafer-i Fıkhına göre bir namaza davet ettik. 

1998 yılında Devletin Aleviler ile ilgili yapmış olduğu çalışmaları nasıl değerlendiriliyorsunuz, yada biz bunu nasıl anlamalıyız?

90'lı yıllarda Devletin atmış olduğu bu adımın Fethullah Gülen’den habersiz atıldığına ben inanmıyorum. Gülen cemaatinin projesi devletin de tarafı ve desteği ile mazlum ve masum Alevilere sunulmuştur. Bunun aksini iddia edebilecek bir kardeşimiz var ise, uyursun 98 bütçesinden büyük meblağda ayrılan para niçin bir anda Alevilere teslim edildiğinin sorusunun cevabını bize versin. Ve en sonunda zaten Fetullah Gülen cemaati hareketinin Cemevlerinin dışında olmadığını yakın tarihte, yani 17-25 Aralık’tan hemen önce Ankara Tuzluçayır ‘da Camii Cemevi projesi ile de görmüş olduk. Buda onun ispatıdır.  Fetullah Gülen Hareketi Cemevlerinin icat edilmesi ve yapımında dışında değil! Tam merkezindeydi.

Yani buradan şunu anlayabiliriz. Fethullah Gülen’in toplumun nezdinde dindar bir cemaat olgusuyla hareket eden, “dinler arası diyalog” projesiyle tüm insanların kardeş olduğunu, yani batıya “ılımlı İslam” çabası sürdürürken, içerde de batının desteklediği ve kendi projesi dahilinde Aleviler üzerinde de girişimleri olmuştur. Özelikle Alevileri ele almıştır. Bunun bir “Sünnileştirme” projesidirdiyebilir miyiz?

Şöyle de diyebiliriz; bu proje ile Alevilerin diğer islam ülkelerindeki kendi mezhepdaşlarıyla, yani kendileri gibi 12 imamcı olan devletlerle ve insanlarla tanışmasının önüne büyük bir set çekilmiş oldu. Siz Anadolu’ya ait bir unsursunuz. Sizin dünyadaki diğer Ceferilerle asla bir benzerliğiniz yok demeye getirildi.

Alevi toplumunun dergâh kavramı değil de, Cemevi kavramını kabul etmesindeki etkenler nelerdir?

Şehirlere geldiklerinde Aleviler zaten memleketlerinde dergâh kavramını kaybetmişlerdi. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde ellerinde sadece Hacı Bektaş dergâhı kalmıştı. Oda 1924’de çıkarılan tekke ve zaviyeler kanunu ile en son kalan dergâhları da Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlanmış oldu. Ve Dergâh kültürü de bitirilmiş oldu. Halbuki Cemevi bir icattır. Dergâh ise, realitedir. 

Siz bu söylem ve girişimle bir anlamda bütün dengeleri bozdunuz. Haliyle birçok kesimin hedefine yerleştiniz? 

Özellikle bu süreçte görmüş olduk ki hedef seçilenlerin en başta şahsım ve Tekirdağ Çerkezköy’deki dergah gelmektedir. Ve bizimle birlikte, yazılarımda da isim isim verdiğim Çorum’daki İmam Ali camisindeki canlarımızdır. Erzincan’daki Seyyid Sefer Akkuş dostumuzdur. İsim olarak bunlar telafuz edilmeye başlandı ve hedef gösteriliyor. İllaki bu yazımızı dostlarımız okuyordur ve üzerimize gelenler de  takip edecektir!. Biz Ehlibeyt Dergâhlarının sayısını arttıracağız. Yani, görüşümüzü genele daha fazla yayacağız. Kendileri istese de istemese de. Bu olacak, bu mücadele nereye varır bunu da Allah bilir. Zaten biz kendimizi Allah’a adamışız.

Alevi toplumunun inandığı bazı şeyler var ve bunları da yıkmak bir anda kolay değildir Özellikle bazı isimler gündeme getiriliyor ve Alevi toplum tarafından tartışma yaratılıyor. En çok da söylemleriyle dikkat çeken isimler var. Siz bu yöntemleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Metot üzerinde durmak lazım. Nasıl bir metot ile derdimizi anlatmalıyız? Yumuşak bir metot ile olmalı.Yoksa bir anda herşey söylenmeli mi? Ben şu görüşten yanayım; Alevilerden gerçekler saklanmasın. Çünkü Zaman çabuk geçiyor. Dediğim gibi 1998 yıllarında yapılmaya başlanan bir Cemevi süreci ile maalesef Cemevlerinin bir kısmında cenaze namazı tamamen kaldırılmış durumda. Alevilere Hıristiyan muamelesi yapılıyor. Gerçekleri Alevilere söyleyelim. Tatlı bir şekilde Alevilere anlatılsın. İnanmak inanmamak kişiye kalmalı. 

Ehibeyt (a.s) değerlerine yaklaşımlarınız ve kutsal mekânlara düzenlemiş olduğunuz ziyaretler hususunda itirazlar oldu mu? 

Çok büyük itirazlar geliyor. Hatta bunları köşe yazılarına taşıyanlar bile oldu. Ama; ne hikmetse bunu ilk  dile getirenler yine dinsiz gruplanlardır. Alevilerin Kerbela’da ne işi var dediler? Biz de diyoruz ki, Aleviler Kerbela’ya gitmeyecek de Vatikan’a mı gidecek. Sizin derdiniz ne? Aleviler Erbaine gitmesinler yılda bir kere Hindistan’a gidip Öküzlere bağlılığını mı dile getirsinler? Erbaindeki insanların toplanmsından kim rahatsızlık duyar ki? Bu sorunun muhatabı tabi ki Emperyalistlerdir ve onların hedeflerini benimsemiş çevrelerdir. Biz Aleviler Müslümanız ve İslam’ın merkezi olan Ehlibeyt’e tabiyiz. Dolayısıyla bu yolda yürümeye devam edeceğiz…

İKİNC BÖLÜM

Seyyid Sinan Boztepe: Alevi Dedeleri Kendi Halkına İhanet Ediyor ve Alevileri Köklerinden Uzaklaştırıyor

Sayın Boztepe, önceki bölümde Cemevleri tanımı ve Aleviler üzerine oynanan oyunlardan bahsettiniz. Bu projelerin genelikle egemen odaklar tarafından yürütüldüğünü iddia ediyorsunuz. Ancak sizin söylem ve eylemlerinize yönelik istirazlar var. Özellikle Alevi dernekleri ve rahatsız olan Cemevleri var, bunların  sebepleri nelerdir?

Seyyid Sinan Boztepe: Çünkü Kurumsallaşan bir Cemevi var. Türkiye’de yaklaşık 340 faal Cemevi var ve bunların kendine ait kurumları, dernekleri, vakıfları ve fedarasyonları var. Yani Örgütsel bir yapı var. Bunların içerisinde hepsinin Kendine ait bir Alevilik tanımı da var. Biri Aleviliği İslam’ın içinde görüyor, biri Aleviliği İslam’ın dışında görüyor. Aleviliği İslam içinde görenler de Aleviliği, Türk kültürü, Türk geleneği olarak yaşatmaya çalışıyorlar. Bir tarafta Aleviliği İslam dışında görüyor. Onlar da bu sayede Aleviliği Hititlere, Sümerlere, Lubilere kadar taşımış oluyor. Yani İmam Ali'den de önce Alevilik vardı diyorlar. İmam Ali'den önce kimse Ali'ci olamaz ve bu arkadaşlarımız tamamıyla gayri samimidir. Bilerek bu projeyi de savunmaya çalışıyorlar. Alevilik İmam Ali'den önce de vardı diyerek, Aleviliği İslam’dan Kur'an'dan, Peygamber İnancından ve 12 İmam İtikadından koparmış oluyorlar, buda ayrıca bir proje. Bu projenin üzerinde ilk maya Almanya’da atıldı. Almanya devleti PKK'yi nasıl kendi ödenekleri ile Almanya'da barındırıyorsa, Alisiz Alevileri de devlet bütçesi ile Almanya'da barındıran ve palazlandıran yine Almanya hükümetidir. İlk Alisiz Alevilik Almanya'da kurulmuştur ve oradan dünyaya açılmıştır. 

Almanya devletinin projesi diyorsunuz, ancak bu proje Alevi dedeleri tarafından da destekleniyor gibi. Almanya’yı bu anlamda suçlarken, Alevi Dedelerinin tutumunu nereye koyacaksınız?

15 Temmuz hain darbe girişimi ile 13 tane Alevi derneği KHK ile kapatıldı. Ancak 50 civarında derneğin kapatılması gerekiyordu. Geçen Sosyal paylaşım sitesinde kendi sayfamda şuna benzer bir yazı yazmıştım. " KHK İle kapatılan, derneklerin dedeleri neredeler, tövbe edip inzivaya mı çekildiler? diye sormuştum. Hiç biri Cezaevinde değil! Hepsi de elini kolunu sallayarak, halkın arasında ve halen hepsi kurumlar içerisinde hizmetlerini devam ettiriyor. Sadece tabelaları indirilmiştir. Adresleri değişmiştir ama bu adreslerde yine işlerine devam etmektedirler. İşte bu Dedeler şimdi bizi hedef alıyorlar. FETÖ ve Almanya destekli bu figüranlar aynı çalışmalarını yürütüyorlar. Namaz kılan Alevileri hedef alıyorlar. Namaz kılanları Sünnicilikle suçluyorlar. Oysa biz Aleviler namazı Sünni fıkhına göre kılmıyoruz, kendi fıkhımıza uygun ibadet ediyoruz. İbadetlerimizi tamamıyla Ehlibeyt itikadına uygun hayata geçiriyoruz. Gülen'in meşhur bir sözü vardı, " Cennete giden yol İran'dan geçse zinhar geçmem. sorarım, başka bir yol var mıdır" diye… Direkt Aleviler içerisinde bizleri de itibarsızlaştırmak için Kripto Alevi yöneticileri ve dedeleri kullanılmaya başladılar. çünkü onların halkın üzerinde etkililer. Benim gariban Alevimin yanında şu söylemler yapılmaya başlandı; Bakın bunlar sizin gibi “DEDE” değil, bizim gibi düşünmüyorlar. Bakın bunlar bizim gibi de namaz kılmıyorlar. Bunlar ne yapıyorlar? Bunlar İran'cı gibiler ve bunlar İran Ajanı “ diyorlar. Biz de diyoruz öyle ise,Haydar Aliyev de Caferi Mezhebine göre namaz kılıyor, oda mıİrancı? Aliyev Caferidir çünkü. Niye Azerbeycan acemi demiyorsunuz. Da, Özellikle bizi İran'la ilişkilendirmeye çalışıyorsunuz? Bu tamamen Fethullah Gülen'in bir söylemi ve hareketidir.  Alevi dedeleri yeniden özlerine dönebilseler veya geçmişlerini araştırabilseler büyük oyun bozulur ve bu kurumlar içerisinde fitne olmayacaktır. Ama bunu yapamazlar, çünkü Kurumların belli bir yönetim kadrosu var. Bunlar Dedeleri Memur olarak oralara getirttiriyorlar. Orada Memur olan Alevi dedesi ise, sadece kurumun felsefesine, yani misyonuna uygun  hareket etmek zorundadır. Biz bu hareketimizi bir Cemevinin içerisinde harekete geçirebilir miydik?  Yani Alevileri kendi dini (İslam) inançlarıyla, kendi mezhebi ile buluştururabilir miydik?Zinhar Bu da olmazdı… İzin vermeyeceklerdi, ki vermediler de. Bir dönem öyle de mücadele etmeye çalıştık ama olmadı. Bu yüzden pek benim bu noktada umudum yok. Alevi Dedeleri kendilerini sorgularlar mı, biz ne idik nerden geldik, ne yapıyoruz diyecekler mi ben pek ümitvar değilim. 

Almanya merkezli bir saldırı ve Alevi Dedelerinin hedef alması devam ederken, bir kısım medya organları da konuya el attı. Son olarak Oda Tv sizi geniş bir açıdan ele aldı ve sizin Alevileri asimile etmekle suçladı. Sizin deyiminizle düğün değil, seyran değil Oda TV beni neden haber yaptı? Sizce neden?

Amerikan Sünniliğini dünyaya empoze eden Emperyalistler, İngiliz Şiiliği üzerinden de Müslümanların arasına nifak sokuyor. Türkiye’de ise Alevileri “Anadolu Aleviliği” tanımı ile aynı yola hizmet etmeye çalışan bir sistem var. Yani Aleviler de Emperyalizm içerisinde istenilen oyunlara etnrikalara alet edinilmek isteniyor. Biz diyoruz ki, Aleviliğin tanımını Alevilere bıraksınlar. Yani Bir Alevilik tanımını getirmek, Oda Tv'nin haddine değil! Çünkü o benim sinir ucumun neresi olduğunu bilecek çapta değil! Çünkü Oda Tv'nin Alevilikle alakası yoktur. Alakası olsa bile, Doktor olmayan bir şahsın hastalık teşhisi ne kadar saçma ise, Alevilik hakkında yorum yapacak kişinin de Alevilerin sinir uçlarını bilmesi lazım.  Neden bu işler yapıldı, ya da niye yapılıyor? Biz şunu söylüyoruz; Alevi demek, İmam Ali’nin (a.s) taraftarı demektir ve Arapça bir kelimedir. Bu da enteresan, bize diyorlar ki; Şii kelimesini kullanmayın. Biz Şii değiliz, yani Aleviler Şii değil! Şimdi Arapça Alevi kelimesine ses çıkarmayan grup, Şii kelimesini kullandığında bir anda ses çıkarmaya başlıyor. Bu bir oyundur, biz bu oyunun farkındayız. Burada Alevinin uyanması lazım. Bize namaz ve oruç üzerinden gelenler, aslında hiç bunun üzerinden gelmesinler, onlar da aslında biliyorlar ve ben de çok iyi biliyorum. Benim ve Oda Tv’nin veya başka gruplar arasındaki mesele. Alevilerin namaz kılıp veya kılmaması değil! Mesele tamamıyla şu; Alevilerin özüne dönüp dönmemeleridir.  Bu başta Türkiye içerisinde Meşhur Fethullah Hocalarını rahatsız ediyor. çünkü onların görevi buydu, bunu engellemekti,ancak başarısız oluyorlar. Rahatsız duymaya başladılar. Oda Tv'ye şunu demek lazım; gelin birbirimizi kandırmayalım. İşte bizim bu duruşumuz Fethullah Gülen harekatini, Emperyalistleri ve Siyonistlerleri rahatsız etti. Biz aslında onların sinir uçlarına dokunmaya başladık. Oda TV bunun üzerine bir yazı yazsaydı gam yemezdim. Ancak onlar gerçekten de rahatsız oldukları yerleri yazmışlar. Evet biz İçte Fethullah Gülen’in, dışta Siyonistlerin sinir uçlarına dokunduk. Eğer Alevi tanımı bizden isteyeceklerse, bellidir Alevi İmam Ali taraftarı demek, İmam Ali nerede doğdu? Kabe’de doğdu. İmam Ali nerede şehit oldu? Kufe mescidinde şehit oldu. Ne yapıyordu? Namaz kılıyordu. Alevi tanımını bunun üzerine yapmamız lazım. Alevilik Kâbe ve mihrab arasında bir itikattır, dışarıya çıkarılamaz. Aleviliği bunun dışında yapan bütün tanımlar ya cahillikten yapıyorlar veyahut da bilinçli olarak Aleviliği farklı kulvarlara sokmaktan çalışıyorlar. Biz bu ikisinden de yana değiliz. Ne cahilin söylemlerinden, ne de Alevileri farklı kulvarlara sokmalarından yanayız. Eğer bizi ajanlıkla suçlayacaklarsa, ki şuan onu da yapıyorlar. Falanca ülkenin ajanı mısınız? Diyorlar. Öyleyse biz de diyoruz ki; Türkiye'de mütemadiyen bir Sünni vatandaş namaz kılıyor, hacca gidiyor. O zaman bütün hepsi Suud ajanıdır. Buyursunlar pirincin taşını ayıklasınlar. 

Sizin bu söylediklerinizle “Alevileri özünden uzaklaştırmak projesi” söz konusuyken, Oda Tv'nin “ibadetsiz Alevilik” tezine sahip çıkması, Alevi Dedelerde bir rahatsızlık oluşturmaması ilginç değil mi?

Aslında adım adım geldiler. Hatta Uzun zaman önce bunu PKK ile ilintili haber sitelerinden yapmaya başladılar. Yani bizzat örgüt bu görevi devr almıştı. Niçin PKK üzerinden bizi vurmaya çalıştılar. Çünkü; Alevilerin büyük kısmı Kürt ve Zaza kökenlidir. Ben de o coğrafyadan gelmiş bir şahsiyetim. Alevilerin içerisinde Sosyalist görüşe sahip birkesim var, olanların sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Sol ve sosyalist. İlk önce Sol ve sosyalist çizgide olan haber siteleri ve televizyonlarının üzerinden bize vurmaya başlamışlardı. Şimdi de Kendisini Kemalist, Atatürkçü, Ulusalcı gösteren gruplar üzerinden de vurmaya başladılar. Yani Tabiri caizse sopa bir eldeyken şu an sopa bir kaç ele daha geçmiş oldu. Kim nerden vurmak isterse oradan vurmaya çalışıyor. Türkiye'de bizi çalışamaz duruma getirmek için, Alevi toplumuyla bizi karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. Burada bizi hüzünlendiren, üzen ve bu saldıralara sessiz kalıp, onlarla hareket eden Alevi Dedeleridir. Bizden görünen insanların sessiz kalması daha da üzücü bir durum…