İran'daki "Benzin zammı protestoları" üzerine...



ID:49558
Yayınlanma:
20 Kas 19

İran'ı yıkmak mümkün mü?

Halkın, 40 yıldır yaptığı İslam İnkılabı sebebiyle Egemen Emperyal güçlerce ceza cenderesinde olduğunu biliyoruz. Gelişen teknoloji ve dönüşen sosyal iletişim biçimleri üzerinden artık hedef ülkelerde "4. Nesil Savaş Modeli" uygulandığı da ortada.

Bu işin bir tarafı.

Ancak şu da var ki, İran'da bir "sınıf sorunu" var. Bir hırsızlar, yalancılar, sahtekarlar kesimi var. Bunlar, Devrimci kesimin, kan, mal, can vererek ortaya çıkardığı kazanımları istismar ve israf ederek imtiyazlı yaşam elde ediyorlar.

İmam Hamanei'nin "Adalet yılı" ilan edişi, gençliğin basiretli olması gerektiğine dikkat çekmesi, ülkede ABD ile temasa teşne kesime uyarı üstüne uyarı yapması boşuna değil.

İran halkı fedakar bir halktır. Bunu defalarca ispat etmiştir. Acılar çekmiştir, yokluklar yaşamıştır. Hâlâ da yaşıyor. Bu halkın haklarını, malını, haysiyetini çalanlar "sınıf" elbisesinde oluşturdukları zırh ile dokunulmazlık, denetimsizlik oluşturma peşindedirler. Bu, halkı yaralıyor. İmam Hamanei'yi, Devrim Muhafızlarını, Besici yaralıyor. Hatta bazen çaresizleştiriyor.

Kısacası Dostlar; İnanın bana, İnkılabın da Sıffin'i yaşanıyor. Muaviyeler tutmuş dört bir yanı. Cemel var orada. Nehrevan var... Buradan 1400 yıl önceki Sıffin'e karşı konumlanacak yeri bilmek maharet değil; tarih, işaret levhaları oluşturmuş zaten. Önemli olan bugün bu savaşları yaratanların / dayatanların, bununla mal / makam elde etmek isteyenlerin karşısında olmak.

Halk zaman zaman bunun için sahnede! Düşman da arasına girmeye çalışıyor elbet..

******

İran'ı yıkmak Mümkün mü? Veya bunu için Türklere bel bağlayan FETÖ karakterli oluşumların hevesleri gerçekleşir mi?

Öncelikle konuyu özetlemek gerekiyor: 

İran, Küresel Ekonomik Kriz sürecinin en çok etkilediği ülkelerin başında geliyor. Zira mahiyeti değişse bile 40 yıllık uzun bir süredir ambargo altında. Sebebi, gerçekleştirdiği İslam İnkılabı. 

Bir şirketler topluluğu olan ve refahını, sömürdüğü ülkelerin zenginliklerine borçlu olan ABD ve yedeğindeki ülkeler, İran'ı hizaya getirmek için yapıyorlar bunu. Onların ekonomik ve teknolojik gücü ile İran'ın medeniyeti ve direnci 40 yıldır bilek güreşinde!

İmam Seyyid Ali Hamanei'nin dile getirdiği "Direniş Ekonomisi" hem dünya genelinde yaşanan ekonomik krizden, hem de ülkenin ambargolardan sıyrılmasına yönelik köktenci politikalar içeriyor. "Yaşam alışkanlıklarının değişimi, sübvansiyonların azaltılması, üretim kapsayıcılığını artırma" başlıkları, devletin uzunca bir süredir üzerinde çalıştığı konular...

İnkılap, ateşli silah sahalarının dışında da, hem kendi sınırları içerisine hem de değişik coğrafyalara egemen sulta sistemlerin uygulamalarına alternatif sunma uğraşını sürdürerek geldi bu güne. 

Kültür-Sanat sahasında ABD hegemonyasını kırdı. Yaptığı filmler Holywood'a kafa tuttu. Sağlık sektöründe ABD merkezli ilaç sektöründen kopuşu sağlayan alternatif tıbbı geliştirdi. Finans sektöründe doları devre dışı bırakan "ikili ülke para birimi modeli" onun eseri. Yani İnkılap, Küresel Emperyalizmle kavgada; midesine, kafasına çalıştı. Boşa giden yumruklar değildi attığı...

Son olaylarda 650 bin kilometre karelik ve 80 milyona sahip bir ülkede internetin hızlı bir şeklide kesilmesinin başarıyla sağlanmasına Batı şu yorumu getirdi: "Şaşkınlık yaratan yanıyla internet kesintisi kompleksti. Hem uluslararası hem de ulusal bağlantıları kapsayan bir kesinti oldu.Teknik karmaşıklık sözkonusuydu. Bir ülkedeki internetin kesilmesi o ülkedeki alt yapının ne şekilde kurulduğuyla yakından ilgili. Siber uzmanlar, protestolardan çok, İran'ın bu özgün yapılanmasının peşindeler."

Sosyal Medya'nın halklara komut vermede dost elinde yarar, düşman elinde zarar olduğunu taa ilk başlarda analiz eden İran düşünce dinamikleri, sunulan bu ikramı ileride vücuda zarar verebileceğini tahmin ettikleri dikkatle inceleyip içine kendi bildikleri katkıyı yaparak aldılar. Ve şimdi düşmana "Sobee!" diyebiliyorlar.

Direniş Ekonomisi uygulamalarının, yap-boz'a meydan verilmemesi için alanında uzman kesimlerce ve geniş kurullarda siyasi- ekonomik- sosyal boyutlarıyla ele alındığı biliniyor. Ki, son şekli Yürütme, Yargı ve Yasama erkleri başkanlığınca verildikten sonra Önderliğin bilgisine sunuluyor. Yani alınan kararlar ortak aklın ve geniş ölçekli bir değerlendirmenin ürünü.

Son akaryakıt zammı da böyle gelişti. Oluşan gelir, sosyal adalet çerçevesinde 18 milyon aileye aktarılmak üzere çalışılan bir uygulama...

İran milleti, dinamik halklardan oluşuyor. Sokak, her zaman sözünü sakınmayan, oluşturulan politikalar karşısında duruşu olan bir pozisyondadır. Bir de yönünü değiştirme amaçlı provokasyonlara karşı refleksi çok güçlüdür. Yeşil Fitne dönemi ve İmam Humeyni'nin torunu Hasan Humeyni'ye yönelik tutumlarında çok net görülmüştü bu..

Zamma itiraz edişini pusuda bekleyen ABD, "4. Nesil Savaşları" diye bir metodu Lübnan ve Irak'tan sonra İran'da da uygulamaya çalıştı. Dışişleri Bakanlığı vasıtasıyla içerideki hücrelerine mesaj gönderdi. FETÖ ile Türkiye'ye yapmaya çalıştığını, Türkiye'de hâlâ FETÖ diliyle var olduklarını gördüğümüz bir takım haber siteleri, cemaat kurucuları, sosyal medya trolleri ile beraber yaptı İran'a... ABD'den neredeyse daha öne atladı bizdekiler. Suriye, kuyruk acısıydı! 

Slogan : "Yıkın İran'ı!" idi...

İran yıkılmadı tabi... Esasen gösterilerin ana omurgası da yıkmaktan ziyade, yapmak üzereydi. Maalesef cazgırın sesi çok çıktı. Benzini dökenler, fotoğraf çekenlerdi.

Dün özellikle Zencan ve Tebriz'de kitlesel şekilde "yakıp-yıkma eylemleri"ni tel'in eden gösteriler düzenlendi. Bunun manası önemliydi, zira yukarıda bahsettiğim ABD ve bölgede onun adına çalışan kesimler, Türklere çok yalvarır haldeydiler. "Bu işi ancak Türkler yapabilir" şeklinde özetleyebileceğimiz bir fikir yürütüyorlardı. Şiilere sövüyorlardı ama oradaki Türklerin Şiiliğini unutarak... Ki, bundan da önemlisi; Şiilerin "Vatan Haini" olduklarına dair yeryüzünde örneğin olmadığını da bilmiyorlardı herhalde.

Uzamasın diye bir çok tespiti sinemde tutarak son noktayı koyarsak eğer: Her toplumun ve her ülkenin olduğu kadar İran'ın da belki ileri de konuşacağımız bir sürü sorunu elbet var. Ama bu işe ABD / Avrupa /İsrail'e bel bağlamış hiç kimseyi karıştırmaz İran... Hele hele FETÖ olma yolunda yürüyenleri... 

Verdiği 40 yıllık mücadele onu, düşmanlarından koruyacak basiret zırhına büründürmüş.
Bu sahnenin de kapanış perdesi, düşmanın kulaklarında yine şu cümlelerle kaldı:

"Azerbaycan uyaxtı, İnqılaba dayaxtı!"