FETÖ'nin "Şİİ" Kompası



ID:49582
Yayınlanma:
21 Kas 19

"Kaç gün önce Iran'da hayat pahalılığı üzerinden yaşanan hadiselerden dolayı bir takım eller "Kahrolsun Şiiler, Yıkılsın İran" kötülüğünü tekrar hortlatıyorlardı ya!"

FETÖ, Hükümete kumpas kurmak için kurban olarak bizim halkı seçmişti.

Uyduruk bir rapor oluşturmuş, içine insanın hafsalasının alamayacağı yalan-yanlış bir yığın kötülük doldurmuştu.

Her yıl milyonlarca Şii'nin ziyaret ettiği İmam Rıza(as)'nın şehri Meşhed'den dönen bıyığı terlememiş çocuklarımızı "terör eğitimi almışlar" gerekçesiyle tutmuş, gazetelere manşet etmişti.

Önüne gelenin telefonunu dinlemiş, kendince mana yüklediği konuşmalardan örgüt(!) imal etmeye koyulmuştu.

Okunan ezanımıza, kıldığımız namaza, tuttuğumuz oruca bir "başka ülkenin nüfuz etkisi" diyerek, incitebildiği kadar incitmişti.

Iğdır Barosu'na haksızlık etmezsek eğer, biraz da garip bırakılmıştık.

Herkes, bir tuhaflık olduğunu, bunun, Türkiye Cumhuriyeti geleneği olmadığını biliyor ama ne olduğunu da anlamlandıramıyordu.

Hiç unutmuyorum; o dönem halk hem kızgın hem de şaşkındı. Herkes ne yapılabileceğini soruyordu birbirine. Iğdır'daki Azerbaycan Türkü halkım, o güne değin hiç devleti protesto etmediği için bunun nasıl olacağını da bilmiyordu. Ne yapacağını bilmiyor, bir şey deme ihtiyacı da hissediyordu. Zira yakıştırma o kadar alçakçaydı ki. Vatan haini muamelesi yapılmıştı. 

Şuraya baksana; "Vatan haini!" 

Oysa bunun tek bir örneği dahi yok geçmişimizde. Bizinnillah gelecekte de olmayacak! Bizi nereden vuruyorlar, nasıl bir kötülük bu! Hani derler ya, Allah iftiradan korusun. Bir gecede, bir anda bir toplum iftiranın en alçağını bulmuştu kucağında.

FETÖ'nün akibetinde, halkımın ahının da olduğuna inanıyorum.

Derken o güne değin meydanlarda olmayan bir kalabalıkla o raporu yazanlara yönelik bir protesto yapıldı. Şehrin değişik bölgelerinden yola çıkanlar şehir meydanında buluştu ve o düzmece raporu yazanlara "Raporu da al git!" diyerek Devlet adına yapılan kötülüğün sahibiyle devleti ayırdı birbirinden. İncinmişti ama yine de incitmedi devleti. 

Sonrası malum... 15 Temmuz, kimin hain, kimin vatanperver olduğunu çıkardı ortaya. Selam-Tevhid davası ile yukarıyla hesabı olanlar, meğer aşağılardan da kurban seçmişlermiş. Rabbimiz gizlileri aşikar etti.

Daha da önemlisi, bizzat Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 15 Temmuz gecesi hava sahasını kapatan, Türkiye ile alakalı tüm tehdit unsurlarına karşı teyakkuza geçen İran'la ilgili şu açıklamayı yapmıştı: 
O gece Sevgili kardeşim Dışişleri Bakanı Cevad Zarif'de sabaha kadar uyumadı. Hep irtibat halinde olduk. Her türlü desteğe hazır vaziyette olduklarını belirtti bize. Kendisine teşekkür ediyorum.

Yani onun üzerinden "hain" ilan edilmek istendiğimiz devlet de dostluğunu esirgememişti.

Hakikat, hakkı eda etmişti.

Peki, ben durup dururken bunu niye yazdım?

Kaç gün önce Iran'da hayat pahalılığı üzerinden yaşanan hadiselerden dolayı bir takım eller "Kahrolsun Şiiler, Yıkılsın İran" kötülüğünü tekrar hortlatıyorlardı ya!

Kimi hatırlattıklarını, hatırlamanız için.